Sosyal Medya Psikiyatristlerin İşini Kolaylaştırdı

İnsanların sürekli etkileşim içinde bulunduğu sosyal medyanın aslında insanları birbirlerinden uzaklaştırdığına dikkat çeken Psikiyatrist Prof.Dr. Nevzat Tarhan, “Sosyal medyadaki mesajlarına, kayıtlarına bakarak insanları daha kolay...

Sosyal Medya Psikiyatristlerin İşini Kolaylaştırdı

banner390
İnsanların sürekli etkileşim içinde bulunduğu sosyal medyanın aslında insanları birbirlerinden uzaklaştırdığına dikkat çeken Psikiyatrist Prof.Dr. Nevzat Tarhan, “Sosyal medyadaki mesajlarına, kayıtlarına bakarak insanları daha kolay tanır olduk, psikiyatristlerin de bu anlamda işi kolaylaştı" dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde önemli bir haberleşme ve sosyalleşme aracı olan sosyal medyanın insanın ruh sağlığına ayna tuttuğunu belirterek sanal dünyada verilen mesajların kişilerin ruh sağlıkları için de birer ipucu olduğunu söyledi.

Sanal medyanın artık psikoterapi seanslarının da bir parçası olduğunu ifade eden Prof.Dr. Nevzat Tarhan “Hastalarımızdan izin alarak, sosyal medyada onlar hakkındaki bilgileri araştırmamız, psikoterapi seansının bir parçası oldu. Sosyal medyadaki mesajlarına, kayıtlarına bakarak insanları daha kolay tanır olduk, psikiyatristlerin işi kolaylaştı. Bir insanın izlerine bakarak sosyal medya seanslarımızı kısalttı diyebiliriz” dedi.

SOSYAL MEDYA TERAPATİK MALZEME

Hastanın sosyal medya üzerinden neleri paylaştığının tedavinin bir parçası olduğuna dikkat çeken Tarhan, “Çünkü kişinin sosyal uyumu, aile uyumu terapinin bir parçasıdır. Yani sosyal medya da bizim için terapatik bir malzeme oldu. Bu resmi olarak dillendirilmese de hastayı anlamaya çalışan terapistler bu yöntemi de uyguluyor. Hasta tedavisi için uygulaması da gerekiyor zaten. Tabi ki ve en önemlisi mutlaka kişiye sormak ve izin almak şartıyla”

Bazı kişiler için sanal dünyanın vazgeçilmez olduğunu, bu kişilerin hayatlarının büyük bir bölümünü orada geçirdiklerine dikkat çeken Prof.Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi: “Yaşam dilimi onun için. Onu da terapide araştırmamız lazım. Kullandığı bir kelime belki tedavide bizi sonuca götürecek. O kişiye doğru yaşam rehberliği yaparken ona en doğru şekilde yardımcı olmamız gerekiyor. Biz kişi hakkında bilgi edinirken, üç şeye dikkat ediyoruz. İç uyumu yani kendisi ile ilgili uyumu, mesleki uyumu ve ailesi ile uyumu. Aile uyumu ve sosyal uyumu kadar günümüz koşullarına göre artık sosyal medyadaki uyumunu da araştırmak gerekiyor. Yani sosyal medyada ölçülü ve dengeli bir ilişki kurabiliyor mu? Sosyal medyada kendisinin sonradan pişman olacağı resimlerini koyuyor mu, sözler söylüyor mu? Herhangi bir şekilde sosyal medyada başı derde girdi mi? Yasal sorun yaşadı mı? Dostlarla ilişkisi bozuldu mu, aile ilişkisine yansıyor mu?”

EVDE KONUŞMUYOR, SOSYAL MEDYADA KONUŞUYOR

Çift terapisinde gördükleri bazı vakalarda, eşlerin kendi aralarında iletişimde olmadıkları ancak sosyal medya üzerinde çok daha fazla iletişimde olduklarını gördüklerini belirten Tarhan, “Eşlerin kendi aralarında normalde tepki göstereceği durumlara sosyal medya üzerinde karşılaştıklarında daha ılımlı yaklaştıklarını görüyoruz.Kişiler kendilerini sosyal medya üzerinde daha özgür hissedebiliyor. Bazen kimliğini değiştirerek bazen kendi kimliği ile. Sanal diye özgür hissedebiliyorlar. Ancak sosyal medyanın sanal bir yaşam olmadığını bilmeleri gerekiyor. Sosyal medya kişinin ruh sağlığını olumlu ya da olumsuz etkileme potansiyeli olan bir araç. Bunun için biz de psikoterapi seanslarında bu durumu da tedavinin bir parçası olarak ele alıyoruz” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.