Adsan’dan Maden Kazaları İle İlgili Açıklama

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Leyla Adsan, son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında meydana gelen ve çok sayıda işçinin hayatına mal olan maden kazalarının peş peşe yaşanmasının tesadüf...

Adsan’dan Maden Kazaları İle İlgili Açıklama

banner390
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Leyla Adsan, son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında meydana gelen ve çok sayıda işçinin hayatına mal olan maden kazalarının peş peşe yaşanmasının tesadüf olmadığını söyledi.

Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi’nce, maden ve mevsimlik işçilere ilişkin basın açıklaması yapıldı. Eğitim-Sen binasında yapılan açıklamada konuşan Şube Eşbaşkanı Leyla Adsan, Türkiye’de iş cinayetleri konusunda sözün bittiği yerde olunduğu belirterek, Soma’nın hesabı ortada duruyorken ve Ermenek’te işçilere halen ulaşılamamışken, insanlık dışı çalışkanın son hedefinin mevsimlik işçiler olduğuna dikkat çekti. Isparta’nın Yalvaç İlçesi yakınlarında elma toplayan, çoğunluğu kadın işçileri taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 17 işçinin öldüğünü, 28’inin ise yaralandığını anımsatan Adsan, "Hükümet yetkileri tarafından bir ‘trafik kazası’ olarak görülen bu facianın, günümüzün en güvencesiz çalışma biçimlerinden biri olan ve yoğunluklu olarak kadın ve çocukların çalıştırıldığı mevsimlik tarım işçiliğinde meydana gelmesi ne tesadüf, ne de kazadır. İşçileri taşıyan 27 kişi kapasiteli aracın 45 kişi taşıması ve aracın devrildiği anda bin 200 kilogram yük fazlasına ulaşılması, en ucuz ve güvencesiz işgücünün bulunduğu tarım alanında işçilere verilen değeri ortaya koymaktadır" dedi.

"TARIM İŞÇİLERİ EN KÖTÜ DURUMDAKİ İŞÇİLERDİR"

Hiçbir sosyal güvenceleri olmaksızın, çok düşük ücretlerle ve uzun sürelerle çalışmaya zorlanan, çoğu zaman kentlere bile sokulmayarak en kötü koşullarda barındırılan, büyük bir çoğunluğunu kadınların ve çocukların oluşturduğu tarım alanında yaşanan iş cinayetlerinin sayısının yıllarda giderek arttığına dikkat çeken Adsan, şunları kaydetti:

"Son derece ilkel barınma koşullarında hem gündelik ev işlerinde, hem de tarım işinde çalışan genç ve yetişkin kadınlar, aşırı çalışma nedeniyle sağlıklarını en çok yitiren, iş kazalarına en çok uğrayan ve sosyalleşme olanakları bakımından en kötü durumdaki işçilerdir. Mevsimlik tarım işçisi kadınlar, göç yollarında ve gittikleri bölgelerde taciz, tecavüz, kadın cinayetlerine maruz kalmakta, ücretleri erkek işçilere göre düşük tutulmaktadır. Yaşanan tüm iş cinayetlerine rağmen sömürü çarkının devamını sağlamayı ilke edinen bu düzende yaratılan ve taşeron çalışmadan bile daha vahşi sömürüye dayanan tarım alanında iş cinayetleri kaçınılmazdır. Türkiye’de işçiler, 19. yüzyıl kölelik koşullarında çalıştırılmanın sonuçlarını en acı şekilde yaşamaya devam etmektedir. Karaman Ermenek’te madende yaşanan ‘su baskını’ nedeniyle 18 işçi mahsur kalmış, olayın üzerinden günler geçmesine rağmen madendeki işçilere hala ulaşılamamıştır."

"İŞÇİLERİN ÖLÜME GÖNDERİLMESİ DİKKAT ÇEKİCİDİR"

Son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında meydana gelen ve çok sayıda işçinin hayatına mal olan maden kazalarının peş peşe yaşanmasının tesadüf olmadığını savunan Adsan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Madenlerdeki çalışma koşulları işçilerin can güvenliğini tehdit eder boyutlara ulaşmış olmasına rağmen, işçilerin göz göre göre ölüme gönderiliyor olması dikkat çekicidir. Soma’da yaşanan ve resmi kayıtlara göre 301 işçinin hayatına mal olan maden faciasının ardından, Karaman’da yaşananlar, yasal yükümlülüklerini yerine getirmemekte direnen maden sahiplerinin, en temel işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda atılması gereken adımları atmadığını göstermektedir. Türkiye’de özellikle son yıllarda yaşanan ve her yıl ortalama binden fazla işçinin hayatını kaybetmesine, on binlercesinin iş göremez derecede yaralanmasına yol açan karanlık tabloyu ‘iş kazası’ kavramı ile açıklamak artık mümkün değildir. Madenlerde kazaların yaşanmaması için alınması gereken önleyici tedbirlerin maliyet olarak görülmesi can kayıplarının yaşanmasının temel nedenidir. İşçilerin kanından beslenen mevcut sömürü düzeni, işçilerin çalışma koşullarını tam bir cehenneme çevirmekte, bu durum inşaatlarda, madenlerde yeni iş cinayetlerine zemin hazırlamaktadır. Öte yandan işçilerin kanından beslenen taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma başta olmak üzere çalışma yaşamını gittikçe daha güvencesiz hale getiren sistem sürdükçe iş cinayetlerinin devam edeceği açıktır. Bu nedenle KESK, Eğitim-Sen olarak tüm emek örgütlerini çalışanları 19’uncu yüzyıl koşullarına iten koşullara karşı mücadeleyi yükseltmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.