Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Fahri Profesörlük Unvanı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yaptığı saldırıyla ilgili, “İsrail yönetimi bu alçaklığı bu barbarlığı durdurmak zorundadır. Çünkü Mescid-i Aksa’ya karşı yapılan bu eylem, bu girişim asla affedilemez,...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Fahri Profesörlük Unvanı

banner390
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yaptığı saldırıyla ilgili, “İsrail yönetimi bu alçaklığı bu barbarlığı durdurmak zorundadır. Çünkü Mescid-i Aksa’ya karşı yapılan bu eylem, bu girişim asla affedilemez, asla bağışlanamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkmenistan’ın Aşkabat kentinde Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde düzenlenen törenle fahri profesörlük unvanı verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, İsrail’in Mescid-i Aksa saldırısına değinerek, “İsrail yönetimi bu alçaklığı bu barbarlığı durdurmak zorundadır. Çünkü Mescid-i Aksa’ya karşı yapılan bu eylem, bu girişim asla affedilemez, asla bağışlanamaz. Suriye’de Esed hiçbir ayrım yapmadan kimyasal silahlarla, konvansiyonel silahlarla, varil bombalarıyla her gün çocuk katlediyor, insan katlediyor. Aynı şekilde İsrail yaptıklarından dolayı hiçbir müeyyideyle karşılaşmadığı için cinayetlerini bir adım öteye taşıyıp bütün Müslümanlar hatta Hıristiyan ve Museviler için mukaddes olan işte bu mabedimizi ne yazık ki saygısızca içine girip tüm Kuran’ı Kerim’leri yerlerde ve mihrabı, minberi yakıp yıkmaya çalışıyor. Bakın burada şunu açıkça söylemek zorundayım. Mescid-i Aksa’ya doğrudan girmek Müslümanların inancına, kutsalına saldırmaktır. Mescid-i Aksa’ya postalla girmek tüm Müslümanların mahremine girmektir. Mescid-i Aksa’ya el uzatmak hiç abartmadan söylüyorum Kabe-i Muazzama’ya el uzatmak kadar canicedir, alçakçadır, bir o kadar da canicedir. Eğer dünya eğer BM, çocuklara camilere, ibadet yerlerine saldıran canileri durdurmayacaksa o zaman niye var? AB çocukların hayat hakkını ibadethaneleri savunmayacaksa niye var? Acaba bu şımarıklık ve vurdumduymazlık daha ne kadar devam edecek?” dedi.

“MESCİD-İ AKSA YAKILIYOR, KUTSAL KİTABIMIZ YERLERDE SÜRÜLÜYOR”

“Uluslararası organizasyon hiçbir ülke İsrail’in çocuk katletme politikasına karşı çıkmıyor” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Çocukların ölümünün önüne geçecek hiçbir tedbir almıyor şu anda Mescid-i Aksa yakılıyor. Mescid-i Aksa’nın içinde mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim yerlerde sürülüyor. Mihrap, minber kırılıyor, kapılar kırılıyor Mescid-i Aksa sadece Filistinlilerin mabedi değil. Mescid-i Aksa tüm dünya Müslümanlarının kıblesidir, mabedidir. Bu gidiş doğru bir gidiş değil. Acaba Sinagoglara karşı böyle bir barbarlık yapılsa, böyle bir alçaklık yapılsa buna BM ne der. Biz kendi ülkemizde böyle şeylere bugüne kadar hiçbir zaman fırsat vermedik. Zaman zaman istenilmeyen olaylar olmuştur, her zaman karşısında dik durdur. Bugünde olsa dik dururuz yarın da olsa dik dururuz. Neden? Çünkü bizim medeniyetimizin, dini değerlerimizin gereği budur da onun için. Bizim İsrail halkına karşı bir tavrımız yok. Bizim tavrımız İsrail yönetimine karşı.”

“ZULME RIZA GÖSTERMEK ZALİME GÖZ YUMMAK AKAN KANA ORTAK OLMAKTIR”

Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da ya da dünyanın her neresinde olursa olsun zulme rızanın zulüm olduğunu belirten Erdoğan, “Zulme rıza göstermek zalime göz yummak akan kana ortak olmaktır. Bizler işte Yunus Emre’den Mahdup Kuru’dan, Ahmet Yesevi’den Mevlana’dan aldığımız ilhamla dış politikamızı böyle bir eksenin üzerine inşa ettik ve böyle bir yol üzerinde kararlılıkla yürüyoruz. Bölgemizdeki ve dünyadaki hiçbir meseleye çıkar odaklı bakmıyoruz. Etnik köken, din, inanç odaklı asla bakmıyoruz. Filistin’de, Suriye’de Irak’ta bizi sadece ve sadece adaletin yanındayız. Zalime sırf mensup olduğu dininden dolayı arka çıkmak insani değildir. Adil değildir hele hele İslami, imanı değildir. Çocuk katillerine sırf mensubu olduğu cemiyetin mezhebinden dolayı göz yummak aynı şekilde vicdani değildir. Aynı durum terör örgütleri için söz konusudur. Türkiye yaklaşık 30 yıldır bölücü ve eli kanlı bir terör örgütüyle her sahada mücadele ediyor. Üzülerek söylüyorum bazı ülkeler bazı çevreler sırf Türkiye’ye zarar verdiği için bu terör örgütüne göz yummak, müsamaha gösterdiler faaliyetlerine izin gösterdiler. Kendilerine yönelik bir terör saldırısını ya da terörist faaliyeti zararlı görenler başkalarına saldırtan terör örgütlerini adeta faydalı gördüler. Şu anda da buna benzer çok ama çok vahim bir hata yapılıyor” diye konuştu.

“KATİLLER ARASINDA, CANİLER ARASINDA AYRIM YAPMAK, TARAF TUTMAK TÜM BU KATLİAMLARIN, CİNAYETLERİN ORTAĞI OLMAKTIR”

Erdoğan açıklamasında, “Terör örgütleri arasında seküler terör örgütü, seküler olmayan terör örgütü gibi son derece yanlış son derece sinsice ayrımların yapıldığını görüyoruz. Yani iki terör örgütü karşı karşıya geldiğinde her ikisine de karşı çıkmak yerine seküler olanla seküler olmadığını iddia eden arasında korkunç bir seçim yapılıyor hatta seküler olana destek veriliyor. Şu anda hem Türkiye’de hem bazı uluslararası medya kuruluşları nezdinde bu vahim hatanın korkunç tercihi yapıldığını görüyoruz. Evimdeyim daha açık konuşacağım. PKK, bölücü terör örgütüyle DAEŞ denilen terör örgütü şu anda Ayn El Arab eski adıyla Kobani’de karşı karşıya geldiler. Ve çok ağır çatışmalar yaşadılar. DAEŞ terör örgütüne son derece tabi bir biçimde, son derece ilkeli bir biçimde biz de karşı çıkıyoruz, bütün dünya da karşı çıkıyor” şeklinde konuştu.

DEAŞ hakkında da konuşan Erdoğan, “Ancak enteresan olan şu: DAEŞ karşısındaki PKK terör örgütüne de tabi biçimde, ilkeli biçimde karşı çıkması gerekenler, bu örgüt seküler olduğu iddia ettiği için taraf tutabiliyorlar. Katil katildir. Katiller arasında, caniler arasında ayrım yapmak, taraf tutmak tüm bu katliamların, cinayetlerin ortağı olmaktır. PKK terör örgütüne seküler olduğu iddiasıyla sempati duyanlar, hatta destek verenler yetmiyor Türkiye’yi de DAEŞ terör örgütüne destek veriyor gibi gösterip ayrı bir canilik yapıyor. Herkes bilsin ki cinayetlerini hangi dine, mezhebe, ideolojiye dayandırırsa dayandırsın bütün terör örgütleri bizim nezdimizde aynıdır, aynı derecede katildir, aynı derecede canidir. Bakın ben IŞİD demiyorum, ben DAEŞ dedim. Niye? Çünkü Irak burası çok önemli Şam İslam Devleti. Hayır. İçinde İslam kelimesi olan böyle bir kelimeyi terörle yan yana koyamayız. DAEŞ de demiyorum. Niye? Çünkü orada da yine Irak Şam İslam Devleti ifadesi var. Onun için ne diyorum Irak Şam Devleti. Çünkü İslam terörü ne yapmak asla kabul etmez. Çünkü İslam kelimesi Arapça Sin kelimesinden türemektedir. Yani barış Manası barış olan bizim dinimiz İslam teröre müsaade eder mi? Bir insanın ölümünü veya bir insanı öldürmeyi tüm insanlığı öldürmek olarak tanımlayan bir din teröre müsaade eder mi? İşte şu anda maalesef Türkiye’de PKK terör örgütünün 40 bini aşken maalesef terörle öldürdüğü insan var. Şurada 40 kişiyi maalesef öldürdüler. Yaktılar, yıktılar. Kürtlük uğruna 40 vatandaşlarımın araçlarını yakıyor” dedi.

“TÜRKMENİSTAN’IN DA DAHİL OLDUĞUNU BU BÖLGENİN ENERJİ KORİDORLARIYLA BİRBİRİNE BAĞLANMASI TEMEL STRATEJİK

“Devletin tüm binalarını aynı şekilde bölgede, devletin otobüslerini aynı şekilde yaktılar, yıktılar bunların barışla özgürlükle yakından uzaktan alakası yok” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şu 10-12 yıllık iktidar dönemlerinde hiçbir dönemde görülmemiş yatırımlar özellikle o bölgelere yapıldı. Havalimanından tutunuz yollara varıncaya kadar, hastanelere okullara varıncaya kadar. Okul yakıyorlar, hastane yakıyorlar. Böyle bir şeyi akılla izah etmek mümkün mü? Bizi, Türkiye’yi herhangi bir terör örgütüne destek vermekle itham eden o gazeteler, o televizyonlar aslında bunu yaparak bize zarar veremiyor. Ama bazı terör örgütlerine oksijen sağlıyor. Bunların hepsi algı operasyonudur ama Türkiye bu algı operasyonlarıyla istikametini değiştirmez. Türkiye’ye yönelik bu saldırılara karşı tüm dost ve kardeşlerimizin bizimle olduklarını da biliyoruz. Başta Türkmenistan olmak üzere o köklü çınarın kardeş dallarını bizimle olduklarını biliyor ve bunun emniyeti ve huzuru içinde geleceğe kararlılıkla yürüyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde küresel enerji görünümünde de büyük çaplı değişimler meydana geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Türkiye enerji güvenliği bakımından önem taşıyan üç havzanın da ortasında stratejik bir konumda. Türkmenistan’ın da dahil olduğunu bu bölgenin enerji koridorlarıyla birbirine bağlanması temel stratejik önceliğimiz. Bu süreçte Türkiye’nin sadece enerji geçiş ülkesi değil, bir doğalgaz, petrol dağıtımın herkesi haline dönüştürülmesi için uzun vadeli planlar uyguluyoruz.

Bu çerçevede Türkmen doğalgazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya sevki gerek Türkiye’nin ve Avrupa’nın enerji arz güvenliği gerek Türkmenistan’ın enerji talep güvenliği bakımından da büyük önem taşıyor. Kardeş ülke Azerbaycan ile imzaladığımız TANAP, mevcut enerji politikamızın çerçevesinde büyük önemi aittir. TANAP Azeri gazı için olduğu kadar Türkmen gazının da önümüzdeki dönemde Batı’ya güvenilir yollarla sevk edilmesi için çok önemli bir imkan sunuyor. Tarihi İpek Yolu’nun modern ulaşım ağlarıyla yeniden canlandırılması için çok büyük projeler gerçekleştiriyoruz. İstanbul’da Avrupa ve Asya yakalarını boğazın altından demiryolu ile birleştiren Marmaray’ı tamamladık, hizmete açtık. Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun önümüzdeki tamamlanmasıyla birlikte modern İpek Yolu’nun Türkmenistan’ın da üzerinde yer aldığı bu topraklarda yeniden ihya edeceğiz. Doğu- Batı koridorundaki ulaştırma ağlarının 21. yüzyılın ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanmasında Türkmenistan’la birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Önümüzde çok önemli fırsatlarımız var. Bu fırsatları birlikte gerçekleştirmek için tarihi birikimimiz var. Türkmenistan’la daha yakın çalışarak, daha yoğun bir işbirliği içinde olarak bölgenin çehresini değiştireceğimize, bölgemize daha fazla refah ve emniyet taşıyacağımıza ben yürekten inanıyorum. Değerli kardeşim Berdimuhamedov’da bu iradeyi görmek beni daha da umutlandırıyor.”

“ÇOCUKLARIN ÖLÜMÜNE GÖZ YUMAN BİR DÜNYA SİSTEMİ AHLAKİ, VİCDANİ DEĞERLERDEN SOYUTLANMIŞ SİSTEMDİR”

“Şu anda da Türk dünyası ve Türkiye’nin dış politikası bu tarihi ilkeye mirasa dayanıyor” diyen Erdoğan, “Dünyanın neresinde olursa olsun bizim için insan etnik kökeninden, dininden mezhebinden önce insandır, önce candır. Bakın Suriye’de son 4 yılda 300 binden fazla insan hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden 300 binden fazla insanın resmi rakamlara göre yaklaşık 10 bini gayri resmi rakamlara göre 50 bini çocuk. İsrail’in Gazze’ye yaptığı son saldırıda 2 bin 104 Filistinli hayatını kaybetti. Bunların 4’te biri yani 495’i çocuktu. Şu anda Irak’ta çocuklar ölüyor. Afganistan’da çocuklar ölüyor. Somali başta olmak üzere Afrika’nın bazı ülkelerinde yoksulluk ve çatışmalar nedeniyle çatışmalar ölüyor. Kadınlar ölüyor. Allah aşkına hangi insani duygu çocukların kadınların ölmesini öldürülmesini meşrulaştırır? Çocukların siyasi görüşleri yok. Onların tarafları yok. Çocukların etnik kökenlerinden dinlerinden mezheplerinden bahsedilemez. Çocuk dünyanın neresinde olursa olsun hangi anne babaya ait olursa olsun masumdur ve hiçbir şekilde çocukların ölümü meşru gösterilemez. Çocukların katledildiği hem de böyle yüzlercesinin binlercesinin on binlercesinin katledildiği dünyada hiç kimse masum olduğunu iddia edemez. Neresinden bakarsanız bakın çocukları öldüren ya da çocukların ölümüne göz yuman bir dünya sistemi ne yazık ki ahlaki değerlerden, vicdani değerlerden soyutlanmış bir sistemdir. BM Suriye krizinde hiçbir adım atmıyor, atamıyor. Neden BM Güvenlik Konseyi siyasi ya da iktisadi çıkarlar uğruna çocukların ölümüne göz yumuyor, çocukların ölümünü seyrediyor. Burada çok önemli bir noktaya değinmem lazım. Şu anda Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde konuşuyoruz. Hocalarımız, öğrenciler var. Şu anda BM Güvenlik Konseyi’nin yapısı bir defa kesinlikle reforme edilmelidir, değişmelidir. Bakın BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri diye ifade edilen 5 ülke değişmiyor. 1 tanesi hayır dese siz oradan karar çıkaramazsınız” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.