2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Sene Sonu Mesajları

2011-2012 Eğitim öğretim Yılı Sene Sonu Mesajları

2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Sene Sonu Mesajları

banner390
Vali KAHRAMAN'ın 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Yıl Sonu Mesajı; 
     

Valimiz Süleyman KAHRAMAN 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılının 08 Haziran 2012 Cuma günü sona ermesi nedeniyle bir mesaj yayınladı.

İlimizi ve Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak olan kurumların en önemlisinin okullar olduğuna dikkat çeken, öğrencilerin ve öğretmenlerin gayretinin bu anlamda büyük önem taşıdığını belirten Vali KAHRAMAN mesajında şu ifadelere yer verdi. 

" Okul tertemiz bir dünyanın, modern bir ülkenin inşasında hiç kuşkusuz en önemli yapıdır. Ülkemiz köklü bir geleneğin ve medeniyetin sahibidir. Ve böylesine mazisi olan bir ülkenin elbette ki istikbale dair büyük hedefleri ve hayalleri olacaktır. Bu yolda ilerleyen ülkemiz için eğitim-öğretim önemli bir unsur, önemli bir kaynaktır.

Nitelikli, özgüveni yüksek, duygu ve düşüncesi sağlam temeller üzerine atılmış, sosyal açıdan, bilgi açısından donanımlı bireyler yetiştirilmesinde okullarımız büyük bir rol üstlenmektedir. Böylesine anlamlı ve önemli bir yol elbette ki büyük bir gayret, yoğun ve yorucu bir emek gerektirmektedir.

Bugün bu gayretin, bu emeğin karşılık bulduğu gündür, bugün okullarımızda büyük bir heyecan yaşanmaktadır. İlimiz, ülkemiz ve medeniyetimizin geleceği için umut olan çocuklarımız ve gençlerimiz bugün bir eğitim-öğretim yılını daha tamamladılar. Tüm öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi kutluyor, huzur içinde bir tatil geçirmelerini temenni ediyorum."dedi.

2011-2012 Eğitim öğretim yılının sona ermesi nedeniyle bir mesaj yayımlayan İl Milli Eğitim Müdürü Bekir AKSOY mesajında;
“Başarılı bir Eğitim-Öğretim yılını daha huzur ve güven içerisinde sona erdirmenin mutluluğunu hep beraber yaşıyoruz. Her eğitim öğretim yılında olduğu gibi bu sene de bütün okul müdürlerimiz, öğretmenlerimiz, anne-babalar, çocuklarımızın yarınlara daha iyi, daha bilgili, daha donanımlı hazırlanmaları için ellerinden gelen gayret ve fedakârlığı gösterdiler. Tüm okul müdürlerimize, çok değerli öğretmenlerimize, anne-babalara, okul aile birliği yönetici ve üyelerine, Karaman’ın eğitimde yükselen ivmesine verdikleri özverili katkıdan dolayı teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.
Değerli anne-babalar,

Gelecekteki ümidiniz ve canınızdan çok sevdiğiniz çocuklarınız 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılını bugün itibariyle tamamlamış bulunmaktalar. Yoğun ve yorucu bir dönemin ardından, çocuklarınızın okuldaki başarı ve başarısızlık durumlarının değerlendirildiği karneleri bugün sizlere ulaştırılacaktır. Çocuklarınızın karnelerini değerlendirirken; karnenin çocuğunuzun okuldaki derslerde yaptığı çalışmaların notlarla ifade edildiği bir belge olduğunu ve hiçbir zaman çocuğunuzdan daha önemli olmadığını unutmayarak bir değerlendirme yapmalısınız. Çocuğunuzun başarısından duyduğunuz mutluluk kadar, başarısızlığında da sorumluluğunuzun ve payınızın bulunduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.

Başarılı öğrenciler, sevinci ve gururunu ailesi ve yakınları ile paylaşmanın gururunu yaşarken, düşük notlarla eve dönen öğrencilerin yaşadığı tedirginliği iyi anlamalı ve asla onların kendini yetersiz hisseden, umutsuzluğa kapılan, ailesinden azar işiteceği ve zarar göreceği endişesini taşıyan, özgüven duyguları incinmiş, duygusal yönden yıkılmış birer çocuk olmadıklarını göstermelisiniz.

Sevgili Öğrenciler,

2011-2012 Eğitim- öğretim yılını geride bıraktığımız bugün, koca bir yılın  yorgunluğunu üzerinizden atmak için dinlenmek, eğlenmek en doğal hakkınız. 

Tatilinizde dinlenmekle ilgili planlarınızı yaparken, yıl boyu yoğun emekler vererek öğretilen ve öğrendiğiniz bilgilerin unutulmaması, eksik bilgilerinizi tamamlamanız, tekrarlar yaparak kalıcı hale getirerek, toplumun bilgili, kültürlü ve aydın bireylerine dönüşebilmeniz için tatil etkinlikleri arasında kendi tercihlerinize uygun kitaplar okumayı da ihmal etmeyiniz.

Değerli meslektaşlarım,

Eğitim-Öğretim faaliyetlerinin yürütülmesinde, ilimizin eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve başarı seviyesinin artırılmasında göstermiş olduğunuz gayret ve özverili çalışmalarınızdan dolayı sizleri bir kez daha kutlarken, kendinize ve sevdiklerinize vakit ayırabileceğiniz bu zaman dilimini sağlıklı ve mutlu bir şekilde geçirmenizi dilerim,''dedi

Eğitim Bir Sen Karaman Şubesinin yıl sonu mesajı:
2011-2012 Yılı Eğitim Camiası Adına Kötü Bir Anı Olarak Geride Kalmıştır 
2011-2012 eğitim-öğretim yılı, eğitim camiası açısından sıkıntılı geçmiş, siyasilerin öğretmenleri yaralayan sözlerinin gölgesinde kalmış ve eğitimcilerin dimağında kalıcı bir yara izi bırakarak, geride kalmıştır. 
Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimde dönüşüm, yeni paradigma arayışları, vesayeti deşifre etme, sivilleşme, Milli Güvenlik Dersi’ni kaldırma, 4+4+4 kesintili eğitim gibi, 28 Şubat döneminin dayattığı jakoben, devletçi, bürokratik oligarşinin emrinden milleti kurtarıp Milli Eğitim Şura kararlarını hayata geçirmesi, önem verdiğimiz ve desteklediğimiz çalışmalar olmuştur. Ancak, gerek Bakan Ömer Dinçer’in gerekse Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde öğretmenlerle ilgili söylem ve tavırları, şimdiye kadar yapılan bütün güzel çalışmaları gölgelemiş ve eğitim camiasını derinden üzmüştür. 
Yapılan açıklamalar, eğitim camiasının itibarsızlaştırılmasına, daha verimli olabilmesi için sorunlarından arındırılmış bir şekilde işinin başına gitmesi gereken öğretmenlerin moral ve motivasyonunu bozmaktan başka bir işe yaramamıştır. 
Toplu sözleşme sürecine de gölgesini düşüren bu yaklaşım karşısında eğitim camiası, Sayın Başbakan’dan öncelikle öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenin hakkını teslim edecek bir açıklama beklemektedir. Üzülerek ifade edilmelidir ki, Sayın Başbakan’ın bu söyleminin arkasında Milli Eğitim Bakanı’nın, öğretmenleri çalışmadan maaş alan bankamatik memurları olarak gören zihniyetinin izleri sezilmektedir. Bakan’ın öğretmenler hakkındaki olumsuz kanaat ve söyleminin Başbakan’da yansıma bulması, diğer süreçlerde olduğu gibi toplu sözleşme sürecinde de öğretmenlerin kendi bakanı ve bakanlığı tarafından desteksiz ve sahipsiz bırakılmasına neden olmuştur. Atama ve yer değiştirme işlemleri, ek ödeme vb. pek çok konuda olduğu gibi, toplu sözleşme süresinde de öğretmenler bakanlarını yanlarında görememişlerdir. 
‘Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum’, ‘Ya öğrenen ol ya öğreten ol ya da bunları seven ol; dördüncüsü olma, helak olursun’ düsturları önümüzde dururken, bu ülkenin en önemli sorunu eğitim olmasına rağmen, sorunun çözümünde lokomotifin öğretmen olduğu ve öğretmenine sahip çıkmayan bir toplumun asla ayakta duramayacağı gerçeğinin görülememesi, akıl tutulmasından başka bir şey değildir. 
Eğitim yönetiminin görevi ve eğitime yapılan yatırımların amacı; öğretmenin önündeki engelleri ve ortaya çıkan problemleri kaldırmak, işi kolaylaştırmak ve verilen eğitiminin niteliğini artıracak adımları ortaya koymaktır. Eğitimin kalitesi, öğretmenin moral ve değeri kadardır. Ömrünü, kötülüklerin anası olan cehaletle mücadeleye adayan, işi ‘insan’ olan eğitimin temel unsuru öğretmenlerimize yapılan haksızlıklara sessiz kalmamız mümkün değildir. 
‘Öğretmenlik kutsal meslektir, fedakârlık işidir’ söyleminin ötesine geçmeyen bakış değişmeli; Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında gelen eğitimin temel unsuru geleceğimizin mimarı öğretmenlere hak ettikleri ücretin verilmesi gerektiği gerçeğinin farkına artık herkes varmalıdır. 
 
666 sayılı KHK Sonrası Ortaya Çıkan Ücret Adaletsizliği 
Öğretmenlik mesleğinin tatmin edici ücret seviyelerinde bulunmaması nedeniyle artık tercih edilmediği, mesleğin gereği gibi bir hayat tarzı sağlamaktan uzak düşük ücretler nedeniyle öğretmenlerin toplumsal statülerinin düşük olduğu, öğretmenlerin var olan ekonomik sıkıntılardan dolayı kendilerini mesleki gelişimlerine veremedikleri aşikârdır. 
1924 yılında hükümetin çağrısı ile Türkiye’ye gelen Amerikalı eğitimci Dewey, öğretmen maaşlarını “Türk maarifinin merkezî meselesi” görmüş ve ısrarla öğretmenlerin refaha kavuşturulmasını tavsiye etmiştir. Dewey, raporunda, mesleğine çok düşkün öğretmenlerin bile bütün fikirlerini ve kalplerini okula veremediklerini, ailelerini geçindirmek ve borçlarını ödemekle çok meşgul olduklarını, bu nedenle de eğitimin sorunlarına karşı ilgi duymak, kendi meslekî seviyelerini yükseltmek gibi çabaların ikinci plânda kaldığını belirtmiştir. 1925’te Türkiye’ye gelen Alman eğitimci Kühne de, öğretmen maaşlarının az olmasını “büyük bir tehlike” olarak görmüş, yaşam koşulları ile öğretmen ücretleri arasında denge kurulmasını önermiştir. O tarihlerden bugüne, bu sorunların, kısmen iyileştirmeler sağlanmış olsa da, halen devam ettiği rahatlıkla söylenebilir. Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne kadar öğretmen ücretlerinin iyileştirilmesi gerektiğine ilişkin birçok vaatte bulunulmuş, buna karşın öğretmen ücretlerinde beklenen gelişme sağlanamamıştır. Öğretmenlerin her yıl alım gücünün düştüğü görülmektedir. 
666 sayılı KHK’da öğretmenlerin ek ödeme oranlarında artış öngörülmemesinin, ücretlerinde herhangi bir artış sağlanamamasının yanı sıra, Bakanlık içinde hiyerarşik dengenin ücretler noktasında öğretmenler aleyhine bozulmasını beraberinde getirmiştir. Öğretmen maaşlarında yapılan artışlar genel artış seviyesinin altında kalmış; öğretmenler ile öğretim üyeleri hariç, hemen her kesime verilen ek ödeme artışları gibi, sair ödemelerle hiyerarşik denge bozulmuştur. Daire/grup başkanı ve daha üst unvanlı yönetim kademelerinde görev yapan Milli Eğitim Bakanlığı personelinin ücretlerinde ek ödeme oranında yapılan değişikliğe bağlı olarak gerçekleşen artış dikkate alındığında, öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev yapan kamu görevlileri arasında 666 sayılı KHK ile ne kadar mağdur edildiği daha net şekilde ortaya çıkmaktadır. Sadece bu emsalden hareketle kurum içi ücret dengesinin bozulduğu ve bunun da öğretmenlik mesleğine bağlılık ve mesleki gelişimi engelleyeceği, üniversite mezunu eğitimli insanların öğretmenlik mesleğini tercih etmekten soğutacağı açıktır. 
Bu noktada ortaya çıkan ücret dengesizliği ve adaletsizliğin kısmen dahi olsa giderilebilmesi babında ek ders usul ve esasları yeniden düzenlenmeli, ek ders konusundaki adaletsizlikler giderilerek ek ders ücretlerinin tatminkâr bir seviyeye çıkarılması sağlanmalıdır. 
 
4+4+4 Eğitim Sistemi Değişikliği 
6287 sayılı Kanun’la getirilen 4+4+4 eğitim sistemi, kanunda, 6-14 olan zorunlu ilköğretim çağı, 6-13 yaş olarak değiştirilmiştir. İlköğretime başlangıç yaşıyla ilgili bir değişiklik yapılmamış olmakla birlikte Bakanlık tarafından yayınlanan genelgeden hareketle 60-66 ay arası çocukların velilerinin talepleri üzerine 66 ayını tamamlamış çocukların ise zorunlu olarak ilkokulların birinci sınıflarına kaydının yapılacağı anlaşılmıştır. Ancak, bu çağdaki çocukların eğitimlerine yönelik olarak mevcut birinci sınıf müfredatının uygulanması mümkün olmayıp bu husus Bakanlıkça da dile getirilmesine rağmen bu zamana kadar kamuoyunun bilgisine sunulmuş bir müfredat değişikliği mevcut değildir. Bu konuda bir çalışma varsa, eğitim sisteminin en önemli bileşenleri olan sendikaların bu sürecin dışında tutulmasının izahı da mümkün değildir. Aynı şekilde, ilkokul birinci sınıflarında eğitime başlayacak bu çocuklarımıza verilecek eğitimin mevcut müfredat kapsamında verilemeyeceği açık olmasına karşın, yeni müfredat hazırlanmadığı gibi, bu yıl ilkokul birinci sınıflarını okutacak sınıf öğretmenlerinin bu konuda meslek içi eğitime tabi tutulmalarını gerektireceği açıktır. Buna rağmen bu konuda bir eğitim takviminin açıklanmamış olması, bu öğretmenlerin yaz tatilleri devam ederken ya da okulların açılmasına kısa bir süre kala alelacele hizmetiçi eğitime alınmaları ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. 
Yine ilköğretim okullarının ilkokul ve ortaokul olarak ayrılması öngörülmekle birlikte bu konuda herhangi bir hazırlık/planlama yapılmış olsa bile, sendikaların görüş ve önerileri alınmadığı gibi, okulların ayrılıp ayrılmayacağı, ayrılacaksa hangi esaslara göre nasıl bir ayrıştırma yapılacağı da hala meçhuldür. Bu durum, özellikle kayıt zamanına denk gelmesi nedeniyle, okula kayıtları olumsuz etkilemiş, çocukları okula kayıt çağına erişmiş veliler hangi okullara kayıt yaptıracaklarını bilemez hale gelmiştir. 
Yeni sistemle birlikte bağımsız ilkokul veya ortaokula dönüştürülecek olan ilköğretim kurumlarında halen yöneticilik yapanların kazanılmış hakları korunmalıdır. Bu sistem kapsamında, ilkokul ve ortaokulların birlikte olduğu okullarda ilkokul ve ortaokul,  ortaokul ve lisenin birlikte olduğu okullarda ortaokul ve lise için ayrı eğitim kurumu yöneticileri atanmalıdır. Eğitim kurumu yöneticilerinin 6 saat derse girme zorunluluğu kaldırılmalı, ‘6 saate kadar derse girme’ yükümlülüğü öngörülmelidir. 
Eğitim kurumu yöneticilerinin, okul çevresi ve özellikle de öğrenci velileriyle karşı karşıya kalmasına neden olan bağış ve aidat gibi uygulamaları sona erdirecek şekilde, bütün eğitim kurumlarına, giderleriyle ilgili ödenek aktarılmalı; kayıt dönemlerinde bağış alınmasını yasaklayan Bakanlık genelgesinin eğitim denetçileri ve denetmenlerince amaç dışı kullanılması engellenmelidir. 
 
Atama ve Yer Değiştirme Hakları 
Özür grubuna bağlı yer değiştirmeleri düzenleyen Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri Danıştay tarafından verilen kararlar doğrultusunda şekillenmiş olup, gerek anayasa gerekse yargı kararları ile nihai halini almış ve genel yarar ilkesinden hareketle gerek eğitim-öğretim hizmeti sunucularının gerekse bu hizmeti alanların ortak yarar ve haklarını dengelemek suretiyle 652 sayılı KHK’ya kadar uygulanagelmiştir. 652 sayılı KHK sonrası ortaya çıkan mevcut durumda öğretmenler atama ve yer değiştirme işlemlerine yönelik talepleri ile aile ve özel hayatına ilişkin planları arasında KHK hükümleri doğrultusunda denge kurmakta zorlanmakta ve evlilik planlarından eğitimlerine devam etmeye kadar hayatlarındaki pek çok olayı bu hükümlere göre gerçekleştirmektedir. 
Eş durumu özrüne bağlı yer değiştirmelerin yılın sadece tek bir dönemine münhasır kılınması, kişilerin evliliklerini bir yıl süresince ertelemelerine ya da parçalanmış ailelerin varlığına neden olacaktır. Bu durumun öğretmenlerin mesleki gelişim ve performanslarına yapacağı olumsuz etki izahtan varestedir. 
Sağlık durumu özrüne bağlı yer değiştirmelerin yılın sadece tek bir dönemi ile sınırlandırılması, sağlık durumu sebebiyle tedavi olmak için görev yaptığı ilin dışına sık sık çıkması gereken ya da sürekli olarak tedavisinin yapılacağı ilde ikamet etme zorunluluğu getiren hallerde kişileri, sağlık sebebiyle işleri/meslekleri ile sağlıkları arasında bir tercih yapmaya, nihayetinde tedavi zorunluluğu nedeniyle kişinin işinden ayrılmak zorunda kalmasına sebebiyet verecektir. 
Yine genel ve özel hayatı etkileyen nedenlere bağlı yer değiştirmelerin yılın sadece bir döneminde yapılması, kişisel güvenliği tehdit altında olan veya vücut bütünlüğü ya da malvarlığı tehdit altında olan kişilerin güvenlikleri ile işleri/meslekleri arasında tercih yapmaya zorlanmalarına yol açacak, sonuçta telafisi imkânsız zararlar doğacaktır. 
Ekim 2010 tarihli Kurum İdari Kurulu’nda alınan, “Öğretmenlerin, özür durumuna bağlı atama ve yer değiştirmelerinde il emri uygulamasının yapılabilmesi için Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde gerekli değişiklik çalışmalarının başlatılması” kararı hayata geçirilmelidir. 
657 sayılı Kanun’un 73. maddesinde yer alan karşılıklı yer değiştirme hakkı, Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde bu yönde bir hüküm yer alamadığı gerekçesi ile kamu çalışanlarının mahrum bırakılması, bu hüküm ile bertaraf edilmektedir. 
Bu itibarla, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde özür durumuna bağlı yer değişikliği başvurularında, atamaya esas hizmet süresinin hesaplanmasında 30 Eylül tarihi baz alınmalı; yönetmelik hükümleri çerçevesinde özür durumuna bağlı yer değişikliklerinde, eş durumu ve öğrenim durumu nedeniyle özür grubu yer değiştirmeleri, Şubat ve Ağustos aylarında olmak üzere, yılda en az iki kez; sağlık durumu, genel ve özel hayatı etkileyen sebepler nedeniyle özür grubu yer değiştirmeleri ise süre şartına bağlanmaksızın gerçekleştirilebilmeli; özür grubuna bağlı yer değiştirme suretiyle talep ettikleri eğitim kurumlarına atamaları yapılamayan öğretmenler, istekleri dikkate alınarak yer değiştirme suretiyle atanmak istedikleri il emrine atanabilmeli ve öğretmenler başta olmak üzere aynı koşulları ve hizmet niteliklerini taşıyan aynı sınıfa mensup çalışanlardan başka yerlerde bulunanlar, karşılıklı olarak yer değiştirmek suretiyle atanmalarını isteyebilmelidir. 
 
Öğretmenlerin İl İçi ve İl Dışı Yer Değişikliği Sıkıntıları 
2012 yılı isteğe bağlı il içi ve iller arası yer değiştirme duyurularının yönetmelik hükümlerine göre en geç 15-25 Mayıs 2012 tarihine kadar Bakanlığın internet sayfasında yayınlanması, il içinde yer değiştirme isteğinde bulunacak öğretmenlerin başvurularının da Mayıs ayı içinde alınması gerekirken, şu ana kadar il içi ve iller arası yer değiştirmelerle ilgili herhangi bir açıklama, duyuru veya atama takvimi yayınlanmamıştır. 
Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümlerine rağmen yaşanan bu belirsizlik, il içi ve il dışı yer değiştirmek isteyen öğretmenleri tedirgin etmiştir. Bugüne kadar Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlerin özür durumuna bağlı yer değişikliği hususundaki duyarsızlığı ve yaşattığı mağduriyetler ortadayken, yeni mağduriyetlere sebebiyet vermemek için il içi ve il dışı yer değiştirme işlemlerinin bir an evvel tamamlanması gerekmektedir. 
 
Memur ve Hizmetlilerin Atama ve Yer Değişikliği İşlemleri İçin Düzenleme 
Milli Eğitim Bakanlığı Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Taslağı konusunda çalışmalar tamamlanmış olmasına rağmen söz konusu hukuki düzenleme bugüne kadar yürürlüğe konulamamıştır. Bu durum, öğretmen dışındaki Bakanlık personelinin atama ve yer değiştirme işlemlerinin objektif kriterlerden uzak, suistimallere, adaletsizliklere ve hak kayıplarına neden olacak şekilde gerçekleştirilmesine yol açmaktadır. Söz konusu düzenleme ivedilikle hayata geçirilmelidir. 
 
Unvan Değişikliği Sınavı 
14 Ağustos 2011’de yapılacağı açıklanan ‘Unvan Değişikliği Sınavı’nın, Milli Eğitim Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nde yeni bir düzenleme yapılması gerektiğinden ve başvuru tarihi itibarı ile son sınıf öğrencisi olup başvuruda bulunamayanların da mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlandığından, ileri bir tarihe ertelendiği belirtildiği halde akabinde sınav iptal edilmiştir. İki yıldan uzun bir süredir zaten yapılamayan sınavın önce ertelenmesi, akabinde iptali, Bakanlığın personel yönetiminde ve personelle ilgili işlem sürecinde yetersizliklerinin had safhaya ulaştığını ortaya koymaktadır. Mesleki gelişme ve kariyer imkânları, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının işlevsiz hale getirilmesiyle hakkı elinden alınan personelden verim beklemek bir yana, yetenekli personeli diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gitmenin yollarını aramaya iteceği de şüphesizdir. 
 
Öğretmen İhtiyacı ve Ücretli Öğretmenlik 
Bakanlık, öğretmen atama konusunu nihai çözüme kavuşturacak kısa, orta ve uzun vadeli bir planlama silsilesi yaparak, kamuoyuna deklare etmeli; bu suretle hem atama bekleyen yaklaşık 300 bin öğretmeni hem de üniversite tercihinde bulunacak ve halen eğitim ve fen-edebiyat fakültelerinde okuyan öğretmen adaylarının gelecek endişelerini gidermelidir. 
Yaklaşık 150 bin öğretmen açığı mevcutken, bu açığı kapacak kadro tahsisi yapılmamakta, öğretmen açığı ücretli/vekil öğretmenlerle giderilmeye çalışılmaktadır. Ataması yapılmayan öğretmenlerin kadrolu atanma taleplerine duyarsız kalınmamalı ve yeni öğretmen alımı için bir an önce takvim ilan edilmeli ve derslikler, ücretli öğretmenler yerine ataması yapılmayan öğretmenlerle buluşturulmalıdır. 
 
Yaz Tatilini Verimli Değerlendirmek İçin 
Veliler, öğrenci başarısını sadece karne notları ile ölçme hatasına düşmemelidir. Öğrencilerin yaz tatillerini verimli geçirmeleri, tüm vakitlerini bilgisayar oyunları ve internet başında geçirmekten kaçınmaları, Kur’an kursları ve yaz spor okulları gibi ruhsal ve fiziksel olgunluğa erişmelerini saplayıcı eğlenceli etkinliklerle vakitlerini geçirmeleri konusunda ebeveynlere büyük görevler düşmektedir.''dendi.

 


Türk Eğitim-Sen Karaman Şube Başkanı Mehmet Serinîn mesajı;
''Kıymetli Meslektaşlarım, Sevgili Öğrenciler,


2011–2012 Eğitim-Öğretim yılının ikinci yarısını da huzur ve sağlıkla tamamlamış bulunuyoruz. Bilindiği gibi 08 Haziran 2012 Cuma genelinde yurt genelinde ilk ve orta dereceli okullar 3 ay sürecek olan yaz tatiline girecekler. Harcadığınız kutsi ve takdire şayan emeklerinizden dolayı hepinize teşekkür ederim.

Saygıdeğer Veliler,

İnsanların diğer insanlarla ve çevreleriyle etkileşimlerinin maddi ve manevi ürünlerine kültür, insanların diğer insanları belli bir maksatla öğrenime tabi tutmaları sürecine ise “eğitim” denilmektedir. Bir başka ifadeyle bireyin davranışında, kendi yaşantısı yoluyla ve eğitimin amaçlarına uygun değişme meydana getirme sürecine de eğitim denilir. Aslında eğitim bir süreçtir. Eğitim sürecinde, bireyin davranışlarının istenilen yönde değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Eğitim sürecinde bireyin kendi yaşantıları esastır. Dolayısı ile eğitim sürecinde etkilenme kişiden kişiye fark edebilir.

Eğer çocuğunuz başarısızsa, sonuç ne olursa olsun sevginizi vurgulayın. Çocuğun karnesi anne baba içinde eksikleri gösteren bilgidir. Öncelikle çocuğunuzun başarısızlık nedenlerini tespit edin. Daha sonra da aileler olarak gelecek eğitim-öğretim yılında çocuğumuzun başarısını nasıl artırırız diye çözüm yolları üzerinde düşünmeliyiz. Gözbebeğimiz, değerli yavrularımız bir yıl boyunca yaptıkları çalışmalarının karşılığı olan karnelerini almak üzereler. Sayın veliler, çocuklarınızla konuşurken onları yargılamamanız çok önemlidir. “Çocuğunuzun karne almasıyla ilgili verebileceğiniz en önemli mesaj, onu koşulsuz sevdiğiniz ve kabul ettiğinizdir. Karnede gördüğünüz eksikliklerle ilgili onunla konuşun, ama yargılamayın. Ona güvendiğinizi tekrarlayın. Ona karnedeki zayıf notlarla ilgili fikrini sorun. Gördüğünüz eksiklikleri uygun bir dille aktarın destek olacağınızı anlatın. Öğrencilerimizin karnelerinde düşük ya da yüksek olan notlar karşısında siz velilere büyük bir görev düşmektedir. Karnenin eğitimde bir amaç değil araç olduğunu unutmamanızı ve çocuklarınızı cezalandırmamanızı ya da abartılı ödüllere boğmamanızı sizlerden rica ediyorum. Karnesinde kırık not olan çocuğunuza asla kızmayın, suçlamayın. Onu tehdit etmeyin, bağırma, dövme ve cezalandırma gibi onur kırıcı davranışlardan kesinlikle uzak durun,

Başarı ve başarısızlık durumunda heyecanınızı fazla dışa vurmayın,

Öncelikle karnede gördüğünüz iyi notlar üzerinde durup ve memnuniyetinizi dile getirin. Kırık notlara ilişkin ifadelerinizde çocuklarımızı incitip üzecek sözlerden kaçınalım,

Kesinlikle kıyaslama yapmayın. Arkadaşının karnesinin daha başarılı olduğunu söyleyip arkadaşıyla kıyaslama yapmak son derece yanlıştır. Bunun yerine bir sonraki dönem düzeltme fırsatı olduğunu söyleyin,

Çocuğunuzu tatilde ders çalışması için zorlamayın, fakat kesinlikle ilgisiz de kalmayın. Birlikte yapabileceğiniz etkinlikleri planlayıp uygulayın,

Çocuk ilköğretim 1. sınıfa gidiyorsa okuma-yazma, matematik gibi yeni öğrenmeye başladığı konuları ara verildiğinde unutabilir. Zaman zaman bunların tekrar edilmesinde fayda vardır,

Çocuğunuzun televizyonu çok izlemesine, bilgisayarda saatlerce oynamasına ve internette sürekli vakit geçirmesine izin vermeyin. Yerine alternatif etkinlikler bulun.

Kıymetli Meslektaşlarım,

Ülkemizin ve Cumhuriyetimizin geleceğini emanet edeceğimiz çocuklarımız sizlerin eseri olacaktır. Öğrencilerinize tatili dinlenerek, ders ve ödev etkinliklerinin dışında okuma, ailesi ile birlikte sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak zaman geçirmelerini tavsiye edin. Öğretmenler olarak yaptıklarımızı, yapmak isteyip de yapamadıklarımızı, varsa hatalarımızı, bunların ışığında gelecek öğretim döneminde nasıl daha faydalı olabileceğinizi bir kez daha gözden geçirin. Ülkemizin çağdaşlaşması yolunda en önemli hedefimiz eğitim-öğretimde kaliteyi yakalamak olmalıdır. Bu nedenle en değerli varlıklarımız ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirme görevi biz eğitimcilere düşmektedir. Çağdaş bir toplum, gelişmiş bir insan olmanın, dünya milletleri içerisinde saygın bir konuma sahip olmanın, güçlü, kudretli olmanın, yine büyük önder Atatürk'ün hedef olarak koyduğu muasır medeniyet seviyesine çıkmanın tek ve vazgeçilmez yolu eğitimdir. Geleceğimizin mimarları olacak gençlerimizi, çocuklarımızı çok iyi yetiştirmeliyiz. Onları çağdaş bilim, teknoloji ve diğer gerekli olan donanımlarla hayata hazırlamalıyız. Yarınki güçlü, kalkınmış, mutlu bir Türkiye'nin yapıcıları ancak bu hedefin sonunda sizler sayesinde ortaya çıkacaktır.

Sevgili Öğrenciler,

Binlerce şehit vererek, sıkıntı ve yokluklar içinde büyük özverilerle kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Yakın bir gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak ve Türkiye Cumhuriyetini omuzlarınızda sizler yükselteceksiniz.

İlköğretim başarı puanınızın geleceğinizi etkileyeceğini dikkate aldığımızda bu tatil sizleri kesinlikle rehavete düşürmemeli. Unutmayın tembel öğrenci yoktur, okumanın bilincinde olmayan çalışmayan öğrenci vardır. Sizlere bol kitap okumanızı öneriyorum, okuma sevgisini kazandıktan sonra okumayı alışkanlık haline getirdiğinizde, çalışma konusunda bütün engelleri aşarsınız. Sonuçta hedefinize ulaşırsınız. Ülkemizin güvencesi ve geleceği olan sizlerle her zaman gurur duymakta olduğumuzu sakın unutmayın. Kendinize güvenin ve gayretlerinizi en iyi yetişmeniz hususunda gösterin. Atatürk'ün çizmiş olduğu çizgiden sapmadan, çağdaş ve bilgi toplumunu oluşturma yolunda sizlere büyük görevler düşmektedir. Bunu başaracağınıza inanıyor ve sizlere güveniyoruz.

Bu vesile 09-10 Haziran 2012 tarihlerinde PYBS ve SBS sınavlarına girecek ilköğretim öğrencisi kardeşlerime ve yine haziran ayı içerisinde yapılacak 2012-LYS sınavlarına girecek bütün öğrencilerimize sağlık ve başarılar diliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinize sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir tatil geçirmenizi diliyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.''dedi


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.