KMÜ’de Ötekileşme ve Uluslar Arası Göçler Konuşuldu

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde (KMÜ) Sosyoloji Öğrenci Topluluğu tarafından ‘Uluslararası Göçler Bağlamında Öteki İle İlişki Kurmak’ konulu konferans düzenlendi.

KMÜ’de Ötekileşme ve Uluslar Arası Göçler Konuşuldu

banner390
KMÜ’de Ötekileşme ve Uluslar Arası Göçler Konuşuldu
İlgili Galeriye Git

Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cevdet Yılmaz’ın verdiği konferansa KMÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Zeki Ünal, üniversite personeli ve öğrenciler katıldı.
 
“Günümüzde mekânsal göçler fazlalaşıyor ve artık göçler kalıcı olmaya başladı”
Doç. Dr. Cevdet Yılmaz, sosyal bilimcilerin bazı kavramlar üzerinde çok fazla durduğunu ve ötekileşme kavramının da bunlardan birisi olduğunu belirterek, “Ötekileşme modernleşme çağının bize hediye ettiği kavramlardan birisidir. Öteki; bizim dışımızda olan, farklılaşma, diğeri gibi olmama demektir. Ötekileştirme ise kendine benzemeyeni öteki olarak tanımlama ve grup dışında bırakma süreçleri olarak tanımlanabilir.” dedi.
 
Doç. Dr. Cevdet Yılmaz, ötekileşme kavramıyla birlikte uluslar arası göçler hakkında da bilgiler vererek uluslararası göçlerin dört bileşeni olduğunu belirtti. Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu dört bileşeni ‘İnsanların kendi doğdukları ya da yurttaşı oldukları ülke dışında başka ülkeye yaptıkları göç’, ‘yurtdışında kaldıktan sonra insanların yurtlarına geri dönmesi’, ‘yurttaşların kendi anayurtları içerisinde farklı bölgelere yaptıkları göç’ ve ‘daha önceden göç etmiş oldukları yabancı bir ülkedeki yabancıların bu ülkeden başka bir ülkeye göç etmesi’ şeklinde sıralayabiliriz. Yasalarla düzenlenmiş göç sürecinin dışında kalan göç akımları en geniş anlamda düzensiz göç kavramı ile tanımlanmaktadır. Düzensiz göç; mültecileri, sığınmacıları, yasadışı göçü ve göçmen kaçakçılığını da içine alacak şekilde kapsayıcı bir kavramdır. Göç, kişilerin kendileri ve aileleri için daha iyi yaşam arayışından kaynaklanabileceği gibi silahlı çatışmalar, insan hakları ihlalleri, çevresel sorunlar ya da ağır ekonomik koşullar nedeniyle zorunluluktan da kaynaklanabilir. Günümüzde mekânsal göçler fazlalaşıyor ve artık göçler kalıcı olmaya başladı. Yaşanan göçlerin çoğu trajik bir hal almış durumda.”
 
“Dil ve kültür anlamında toplumsal sorunlar yaşanacaktır”
Türkiye’de de neredeyse nüfusun yüzde 2’lik bir kısmına tekabül edecek sayıda Suriyeli mülteci olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yılmaz, İçişleri Bakanlığının Ağustos 2014’te açıklamış olduğu rakamları paylaşarak, “Türkiye’deki Suriyeli sayısı 1 milyon 385 bindir. Yine Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin 2014 raporuna göre Türkiye’de bulunan mülteci sayısı 1,6 milyon civarındadır. 2015 yılı Eylül ayındaki rapora göre ise dünya üzerindeki Suriyeli sığınmacı sayısının ülkelere göre dağılımında Türkiye 2 milyon 72 bin 290 sığınmacı ile ilk sırada yer alıyor. Bu sayı 2016 yılı itibari ile 2 milyon 541 bine ulaşmış durumda.” dedi.
 
Suriye’de vatandaşlık kavramının kalmadığını dile getiren Doç. Dr. Cevdet Yılmaz, Suriyelilerin gerçekleştirmiş olduğu göçler sonucunda ülkemizde de toplumsal anlamda sorunlar yaşanacağını ve bu sorunların başında dil ve kültürün geldiğini belirtti. Yaşanan göçlerin kötü bir durum olduğunu fakat sosyoloji bilimi ve sosyologlar için göçlerin bir fırsat oluşturduğunu sözlerine ekleyen Doç. Dr. Yılmaz, sosyologları yoğun bir gündemin beklediğini söyledi.
 
Söyleşi, Doç. Dr. Cevdet Yılmaz’ın soruları yanıtlaması ve plaket takdimiyle sona erdi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.