Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, sadece batı değerleriyle yüksek öğretimi dizayn ettiklerini kaydederek, “Çocuklarımızı bu değerlere göre eğitim ve öğretime tabi tutuyoruz. Bu da geleceğimizin pek parlak...

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:

banner390
Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, sadece batı değerleriyle yüksek öğretimi dizayn ettiklerini kaydederek, “Çocuklarımızı bu değerlere göre eğitim ve öğretime tabi tutuyoruz. Bu da geleceğimizin pek parlak olmadığını gösterir” dedi.

Türkmeneli TV’ de yayınlanan ‘Coğrafyamıza Akademik Bakış’ isimli programı hazırlayan Azizoğlu’nun bu haftaki konuğu, Çorum Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan oldu. Azizoğlu, Alkan ile birlikte yüksek öğretimin uluslararasılaşması, globalleşen yüksek öğretimde Türkiye’nin coğrafyamızdaki diğer ülkelerle nasıl paydaş olabileceği ve etkin rol alabileceği konusunu ele aldı.

Yüksek öğretimde bizim coğrafyamızdaki kararları genelde batı toplumlarının aldığını belirten Azizoğlu, “Bize uygulamak kalıyor. Müfredatımızı bile onların öngörüsü ve hoşgörüsüne göre dizayn etmeye çalışıyoruz. Oysa ki bu coğrafyada yüzyıllar boyunca tüm dünyaya önderlik, rehberlik yapmış, fikri, ilmi, bilimi ile çok değerli bilim insanları, entelektüeller ve yazarlar olmuştur. Aynı zamanda yapılan akademik çalışmaların yuvası olmuş ‘medrese’ diye tabir ettiğimiz, yüksek öğretimde dünyaya öncülük etmiş üniversitelerimiz olmuştur. Osmanlı gittiği her yere bilim yaymıştır. Osmanlı’da vakıf kültürü dediğimiz medrese kültürü, İslam coğrafyasıyla birlikte bugün uluslararasılaşma ve küreselleşme dediğimiz yapılanmayı yüzyıllar boyunca tüm dünyaya yaymıştır. Fakat bugün biz sadece batı değerleri ile yüksek öğretimimizi dizayn ediyoruz. Çocuklarımızı bu değerlere göre eğitim ve öğretime tabi tutuyoruz, bu da geleceğimizin pek parlak olmadığını gösterir” dedi.

Bu coğrafyayı yalnız toprakları ile değil, kültürü, inancı, geleneği, değer ve kavramları ile bir bütün olarak ele almak gerektiğinin altını çizen Azizoğlu, “Bu gelenek, değer, kavram, inanç ve kültürler coğrafyamızın toprak parçasıyla birlikte bize ve geleceğe emanettir. Hani hep deriz ya atalarımızdan bize miras diye, miras bireye aittir. Onu dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz. Fakat değer, kültür, kavram ve inançlarımız çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız emanetlerdir. Onları istediğiniz gibi harcayamaz, hor kullanamazsınız. Yüksek öğretimle birlikte maalesef bizim değerlerimizden uzak müfredatlar dizayn ettiler. Uluslararasılaşmayı çok önemsiyoruz lakin bunu değer, kültür, inanç ve geleneklerimizi kaybetmeden, muhafaza ederek yapmayı düşünüyoruz” dedi.

Türkiye’nin insan odaklı yaşantısına ve aile kavramına batılıların sosyal aktivitelerle ulaşmaya çalıştığını kaydeden Orhan Hikmet Azizoğlu, “Biz uluslararasılaşırken aile kavramlarımızı, değer ve inançlarımızı korumalıyız. Maalesef bizim ülkemizde de bu değerler gittikçe azalıyor. Müfredatımızın içinde mutlaka aile kavramı, inanç, kültür ve değerlerimiz yer almalı. Batı ülkelerine çocuklarını gönderen coğrafyamız içindeki insanlara sesleniyorum, değer, kavram ve kültürleri benzer olan Türkiye’ye göndersinler ki daha az asimile olsunlar" dedi.

Azizoğlu, üniversite ve sanayi işbirliği için bölgenin kanaat önderlerinin bir araya gelip çalışmalar yapabileceklerini dile getirirken, aslında üniversitelerin akademisyenleri ve öğrenci sayıları ile küçük bir kent olduğunu ve bu topluluğun bilgili, eğitimli olmasının kentle etkileşiminin, kültürel ve kentsel yaşama katkılarının önemli olduğunu söyledi. Azizoğlu, İslam dininin her ülkede aynı yaşandığını, fakat bu ülkelerin kültürlerinin ayrı olabileceğini, kentlerde de ayrı kültür, inanç ve mezhepler olabileceğini, üniversitelerin bu anlamda da birleştirici rol alması gerektiğini kaydetti.

“Biz bizi biz yapan değerlere uzak kaldık. Batılı olmayı farklı algıladık. Aslında her batıya giden asimile olmayabilir” diyen Alkan ise “Ülkemiz ve coğrafyamız her türlü kaynak açısından zengindir. Birlikte kullanıldıklarında başarı ve güç kaçınılmazdır. Üniversitelerin kendi büyüklükleri, bilgi ve AR-GE çalışmalarına göre kentle iletişimi olmalıdır. Üniversitelerin büyük olması için büyük bir kentte olmasına gerek yok. Örneğin Oxford 200 bin nüfuslu bir kentte kuruldu. Üniversitelerin kuruluş amacı öğrenci sayılarının çokluğu değil, bulundukları illere farklı bakış açıları, farklı değer katmalarıdır. Üniversite üst yönetimleri niyet ederse, özellikle devlet üniversitelerine devlet her kaynağı sunuyor” dedi.

Azizoğlu’nun 3.5 yıllık rektörlüğü süresince Hitit Üniversitesi’ne yaptığı katkılarla ilgili sorularını cevaplandıran Rektör Prof. Dr. Reha Metin Alkan, “Eğitimin uluslararasılaşması, globalleşmesi, ben bu iki kavramı farklı anlamlarda kullanıyorum. Globalleşme beraberinde kapitalizmi de getirir, pratik kullanımı hep böyle olmuştur. Bu nedenle uluslararasılaşmayı kullanmak daha doğru olur. Üniversite evren demektir, üniversitenin kelime karşılığı evrendir. Adını evrenden alan üniversitelerin de evrende ne varsa sahip olması demektir. Üniversiteler 21. yüzyılda şöyle bir misyona sahip oldular. İçinde bulundukları topluma katkıda bulunmak, etkileşim halinde olmak durumundalar. Ulaşımın kolaylaşması, iletişim dünyasının her tarafı kavraması sonucunda üniversiteler de artık dünyanın herhangi bir ülke ile işbirliği içinde olma durumundalar. Amerika’daki bir üniversitenin buluşu veya Japonya’daki bir üniversitedeki gelişme, bizim için önemli değil diyemeyiz. Sizin de dediğiniz gibi, müfredatımızı başkaları belirlerken ya oyunun kurallarını belirleyen ya da oyuncu olursunuz. Amerika veya başka batılı ülkeler ekonomik güçlerinden dolayı oyunu belirleyen oluyor. Bilimin üretildiği ülkelerin başında Amerika geliyor. Fakat bilimi üretenler Amerikalılar değil, çoğunlukla başta Hint ve Çinliler olmak üzere bizim coğrafyamızdan giden insanlar. Bunların maddi katkıları çok yüksek. Bizim ülkemizde de bu düzeni kurabiliriz. Coğrafyamızdaki pek çok ortak bağımız olan bu insanları kendi ülkemize ve coğrafyamızdaki başka ülkelere çekebiliriz. Eğitimin uluslararasılaşması çok önemli, ortak paydamız olan dinimizi kullanarak bunu yapabiliriz. Başka ülkelerle entegre olmalıyız ve sizin kurumunuz IUC bu konuda çok iyi işler yapmakta. Bizim dinimiz ‘ilim Çin’de de olsa gidin’ diyor. Medrese eğitimi almış pek çok bilim adamı dünyaya yayılmıştır. Türk ve Müslüman bilim adamlarının hiçbiri doğduğu topraklarda ölmemiştir, ilim yaymışlardır” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.