Gimdes’ten L-sisteın Açıklaması

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi Büyüközer, Tüketiciler satın aldıkları ürünlerin içine konan bu maddeler hakkında daha fazla bilgi edinmek için sorgulama yapmaya...

Gimdes’ten L-sisteın Açıklaması

banner390
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi Büyüközer, Tüketiciler satın aldıkları ürünlerin içine konan bu maddeler hakkında daha fazla bilgi edinmek için sorgulama yapmaya başladıklarını belirtekerek E-kodlu maddelerden L-Sistein ile ilgili açıklamalarda bulundu. Büyüközer L-Sistein’in ne olduğunu, ne içerdiğini, nasıl üretildiğini helal biri yiyecek olup olmadığını açıkladı.

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi Büyüközer, Tüketiciler satın aldıkları ürünlerin içine konan bu maddeler hakkında daha fazla bilgi edinmek için sorgulama yapmaya başladıklarını belirtekerek E-kodlu maddelerden L-Sistein ile ilgili açıklamalarda bulundu. Büyüközer şunları söyledi: “Son günlerde çok sorgulanan MSG, GELATINE, SODİUMNITRITE, BHT, BHA, ASPARTAME gibi adeta Pandora’nın kutusundaki gizemli, gizli eşyalar gibi toplumumuzda çoğunluğun bilmediği her gün yediği içtiği ve çeşitli ürünlerinde tükettiği katkı maddelerini GİMDES olarak gündeme getirerek tükettiğimiz gıdaların gerçek içeriği hakkında bilgi vermeye çalışıyoruz.

Sanayileşmenin yoğun olduğu bir dönemde, stoklu çalışmak daha fazla ürün üretmek ve kazançlarını arttırmak için talepte bulunan üreticilerin,taleplerini karşılamak ve gıda sektörünü ellerinde tutmak için batı tarafından gıda, kozmetik veya ilaç maddelerine sağlıksız ve helallik sorunu olan yeni katkı maddeleri eklendi. Tüketiciler satın aldıkları ürünlerin içine konan bu maddeler hakkında daha fazla bilgi edinmek için sorgulama yapmaya başladılar. Bu sorgulamalar ve yapılan bilimsel araştırmalar neticesinde adeta Pandora’nın kutusundaki gibi toplumu zehirlemek üzere sunulan maddelere son yüzyılda bir de E- kodlu maddelerin eklendiğini görüyoruz. Bu katkılardan biride L-Sistein. Gıda paketleme etiketinde belirtildiğinde, L-Sistein kodu E910, E920 ve E921 olarak belirtilir. E numaralar gıda katkı kodları ve genellikle Avrupa Birliği (AB)’deki gıda etiketleri üzerinde bulunur. Numaralandırma düzeni Kodeks Alimentarius Komitesi tarafından belirlenen Uluslararası Numaralandırma Sistemidir.

Sistein, yirmi kadar doğal amino asitten oluşmuş içinde bir kükürt ihtiva eden, bir amino asit gurubudur. Bir tiyol (sülfidril) grubu içerir. Tiyol grupları oksitlenme ya da indirgeme reaksiyonlarına da girebilir. Oksitlendiğinde, sistein, bir disülfid bağı ile birleştirilmiş iki sistein tortusundan oluşan sistini oluşturabilirler. Bu geri dönüşümlü reaksiyonla disulfit bağının indirgeme reaksiyonu iki sistein molekülünü yeniden yapılandırır. Sisteinin disülfit bağları pek çok protein yapısının tanımlanması için önemlidir. Sistein ilk olarak 1899’da hayvan boynuzundan izole edildi, sonra diğer kaynaklar keşfedildi. (bir protein yapı taşı) Keratince zengin, tavuk veya ördek tüyü, domuz kılları, hayvan toynakları veya pençeleri ve insan saçı benzeri kaynaklardan elde edilmektedir (İnsan saçı alfa keratin açısından zengin olması, kolayca kullanılabilir ve ucuz kaynak olması sebebi ile halen en çok kullanılan hammaddedir).

Sistein şu anda gıda, ilaç ve kişisel bakım sanayiindeki uygulamalar için kullanılmaktadır. Gıda sanayilerinde, büyük uygulamalardan biri vejetaryen gıdalarda et lezzeti vermek için. L-Sistein, aynı zamanda, bir hamur geliştirici - un işlem maddesi, özellikle fırınlarda bir işlem yardımcısı olarak kullanılır. Hamuru yumuşatmak ve böylece daha esnek ve genişletilebilir hamur geliştirmeye, işleme süresini azaltmaya yardımcı olur.Aynı zamanda kişisel bakım alanlarında da kullanılır. Sistein ultraviyole ışınların etkilerine karşı güneşten cildi korur, antioksidan özelliklere sahiptir ve diğer uygulamalarla, cilt bakımı ürün yelpazesini içermektedir. Bu nedenle, sistein, deri üzerinde anti-yaşlanma etkiye sahiptir ve aynı zamanda kollajen üretimi için önemli olduğu gibi, cildin esnekliğini korur. L-Sistein ayrıca sağlıklı cilt, saç ve tırnak dokusunu ve esnekliğini desteklemek için kullanılır. İlaç endüstrisi içinde, ek olarak L-Sistein, premature bebeklerde, yaşlılarda ve emilim sendromundan mustarip bazı metabolik hastalığı olan insanlar için gerekli olabilir.

Vücudumuzun normal fizyolojik koşullar altında sistein sentezini edebileceği belirtilmiştir. L-Sisteinli besin kaynaklarına bakalım kümes hayvanları, buğday, brokoli, yumurta, kuşkonmaz, yanı sıra sarımsak, soğan, keçiboynuzu ve kırmızıbiber gibi birçok yüksek proteinli gıdalar bulunmaktadır. Bu nedenle, bu yüksek proteinli gıdaların günlük tüketimi vücudumuz için yeterli miktarda sisteini sağlayacaktır. Şehirlerdeki dengesiz yaşam ve dengesiz beslenme sonucunda bu maddeleri doğal yolla temin edemez hale gelince takviye ilaç isimli maddeler günlük hayatımıza girmekte ve kökenini takip edemeyeceğimiz katkı maddeleri olarak karşımıza çıkmaktadır.”

HELALLİK DURUMU

GİMDES Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi Büyüközer, L-Sistein’in helalilik durumu ile ilgili olarak da “Sistein hakkında, dikkat edilmesi gereken en önemli konu Helal statüsüdür. Sorunun esas kaynağı sisteinin üretildiği hammaddedir. İslami örgütler ve Helal sertifikasyon kurumları Şeriata göre “İslam, insan vücudunun herhangi bir kısmının gıda olarak kullanılmasına izin vermediğinden, insan saçından yapılmış sisteinin Helal olmayan olarak sınıflandırmak gerektiğini belirtiyorlar. Sisteinin diğer ham madde kökenlerinden olan tavuk veya ördek olması halinde de, bu hayvanların mutlaka Helal kesilmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Prof.Mariam Abdul Latiff Malaysia (JAKIM) tarafından sağlanan bir Helal kılavuzu dokümanında Sistein için; “Eğer L-Sisteinin kaynağı Helal ve Tayyib şartlarına sahip ise, Helal olacağını ifade etmektedir.”

Çin insan saçından ve domuz kılından hidroliz yoluyla sistein üreten en büyük üreticidir. Japonya ve Almanya sistein için diğer iki büyük üretici ülkedir, diğer taraftan bu ülkeler aynı zamanda, insan ve hayvan kökenli olmayan hammadde kullanan ülkelerdir. Belirtilmesi gereken önemli bir noktada şudur ki, sistein üretimi için alternatif kaynaklar vardır. Bir alman şirketi, örneğin mikrobiyal fermantasyon ile sadece bitkisel kaynaklı hammaddelerden sistein üretmektedir. Aynı şekilde Japonya ve Endonezya işbirliğinde kimyasal bitki kökenli sistein üretildiği bildirilmektedir.

Bu nedenle, tavuk ve ördek tüyünden üretilecek sisteinin de, Şeriata uygun olarak kesilen tavuk ve ördeklerden elde edilmesi halinde Helal olarak kabul edilebilir. Helal sığır jelatin örneğinde de bu kural geçerlidir. GİMDES Helal Sertifikalama çalışmalarında, bu şartlara uygun olarak GİMDES tarafından kabul görmüş bir Helal Sertifikalama kurumundan alınmış Helal belgesini sorgulamaktadır” açıklamalarında bulundu.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.