Sürdürülebilir Kalkınmanın Yolu Kooperatiflerden Geçiyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sağlayan kooperatiflere yeterince önem verilmediğini bildirerek, “işbirliği ve dayanışmanın simgesi olan kooperatifler...

Sürdürülebilir Kalkınmanın Yolu Kooperatiflerden Geçiyor

banner390
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sağlayan kooperatiflere yeterince önem verilmediğini bildirerek, “işbirliği ve dayanışmanın simgesi olan kooperatifler mahalli düzeyde direncin, küresel düzeyde ise gücün temsilcileridir” dedi.

Bayraktar, 21 Aralık Dünya Kooperatifler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, geniş kesimleri bünyesinde barındıran ortaklık modeli olması bakımından kooperatiflerin her geçen gün yeni bir başarıya imza attığını vurguladı. Kooperatifçiliği en iyi ‘birlikten kuvvet doğar’ sözünün açıkladığını belirten Bayraktar, kooperatiflerde temel amacın kar değil, işbirliği ve dayanışma olduğunu bildirdi.

“Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2014 yılı Kooperatifler Günü’nün temasının ‘Kooperatif İşletmeler Herkes İçin Sürdürülebilir Kalkınma Sağlar’ olarak belirlendiğini belirten Bayraktar, “Yaşamını sürdürme, devam ettirme veya dayanma kapasitesi olarak tanımladığımızda, kooperatifler, sürdürülebilirliğin en önemli paydaşlarından biridir. Başta tarımsal faaliyetler olmak üzere sağlık ve eğitim gibi sosyal, bankacılık ve sigorta gibi finansal konular başta olmak üzere pek çok sektörde faaliyette bulunan kooperatifler, sürdürülebilir kalkınmayı başarmada önemli görevler üstlenmektedir” dedi. Bayraktar, ülkemizde, kooperatifçiliğin 150 yıllık geçmişi olmasına ve sayıca yeterli kooperatif bulunmasına rağmen, kendinden beklenen gelişmeyi gösterdiğini vurguladı.

“TÜRKİYE’DE KOOPERATİFÇİLİK AZ ORTAKLI YAPIDA”

Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde kooperatifçilik az ortaklı bir yapıya sahiptir. Bu nedenle kooperatifçiliğin esas amacı olan; ölçek ekonomisi, işbirliği ve sinerji etkisi bakımından ülkemiz, az ortaklı kooperatif yapısıyla dünya uygulamalarının oldukça gerisindedir. Kooperatiflerin kendilerinden beklenen görevleri yerine getirecek yönetim anlayışına, idari kapasiteye ve teknik bilgiye sahip olmaması, egemen pazar güçlerinin kooperatifleri özel sektörün rakibi olarak görme ve göstermeleri kooperatifçiliğin önündeki başlıca engeller olarak durmaktadır. Küçük işletmelerin çok yoğun olduğu bu tarımsal yapıda ekonomik örgütlenme yetersiz kalmış, tarımsal örgütler arasında yeterli koordinasyon sağlanamamıştır. Ülkemizde daha güçlü kooperatiflere gereksinim vardır. Ortaklarının ve toplumun gereksinimlerini karşılamak için daha güçlü yapıda olması ve profesyonelce yönetilmeleri şarttır. Kooperatifler gıda güvenliğine katkıda bulunmalıdır. İstihdam oluşturma rollerini sürdürmeleri önemlidir.”

Ortaya koydukları faaliyet sonuçları bakımından Avrupa’da kooperatiflerin pazar paylarının oldukça yüksek olduğunu açıklayan Bayraktar, “Hollanda’da kooperatiflerin tarım pazarındaki payı yüzde 90’ı buluyor. Yeni Zelanda’da süt ve süt ihracat piyasasının yüzde 95’i, et piyasasının yüzde 70’i, tarımsal üretimin yüzde 50’si, gübre piyasasının yüzde 70’i kooperatiflerin elinde. Norveç’te süt kooperatifleri süt ürünleri üretiminin yüzde 99’unu karşılıyor. Buna karşın, Türkiye’de kooperatiflerin uzun süreli geçmişine rağmen payı yüzde 2’lerde seyrediyor” dedi.

BM rakamlarına göre küresel düzeyde 2,6 milyon kooperatif bulunduğunu ve bu kooperatiflerin 1 milyar ortağı bünyesinde barındırdığını belirten Bayraktar, “Kooperatifler, tam ve geçici statüde 250 milyon istihdam sağlıyor. Bunun 223,6 milyonu tarımsal kooperatifler tarafından kendi hesabına çalışan kooperatif ortakları. 26,4 milyon kişi de kooperatif ofislerinde istihdam ediliyor. Dünyada çalışan nüfusunun yüzde 12’sine istihdam sağlayan kooperatifler, yıllık 3 trilyon dolarlık iş hacmini oluşturuyor” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.