Türkiye İş Bankası’nın 91. kuruluş yıl dönümü

- Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Bali (2) - "İş Bankası, Atatürk'ün koyduğu vizyonla, bu kadar uzun yıldır omurgasını, kendi kültürel değerlerini, ekonomik misyonunu, iş yapma tarzını, istikrarlı iş anlayışını koruyarak buraya kadar geldi. 91. yılın bence süre olarak uzunluğundan ziyade içeriği önemli" - "Kolay konjonktürlerde, olumlu dönemlerde herkes eşitlenir, herkes olumludur. Ama önemli olan işlerin zora girdiği, yokuşa doğru, dalgaya doğru gideceği zaman kimin dalgakıran gibi hareket edeceğidir. Bizim kurumumuzun genetiği böyledir." - "Biz memleketimizin herhangi bir parçasında taahhüdümüzü hiçbir suretle geri çekmeyiz ve olağan politikalarımızı, hedeflerimizi yürütürüz. Aynı şey, bu bölge (Güneydoğu Anadolu) için de geçerlidir" - "Radarımızda potansiyel ifade eden, gelecek vaat eden ülkeler var. Ama şunu da ifade etmeliyim ki içinde bulunduğumuz konjonktür, bu konuda maalesef çok atak bir politika yürütmeyi gerçekçi olmaktan çıkardı"

Türkiye İş Bankası’nın 91. kuruluş yıl dönümü

banner390

İSTANBUL (AA) - MURAT BİRİNCİ / MÜCAHİD EKER - Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, "İş Bankası, Atatürk'ün koyduğu vizyonla, bu kadar uzun yıldır omurgasını, kendi kültürel değerlerini, ekonomik misyonunu, iş yapma tarzını, istikrarlı iş anlayışını koruyarak buraya kadar geldi. 91. yılın bence süre olarak uzunluğundan ziyade içeriği önemli" dedi.

Bankanın 91. kuruluş yıl dönümü kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Bali, İş Bankası’nın çok kısıtlı bir sermaye ile savaş yıllarından çıkmış ve o günkü en güzel ifadeyle fakr-u zaruret içindeki ülkede hem doğrudan hem de finansman yoluyla kalkınmayı belli bir seviyeye getirmek, refahı yaymak için bir misyon yüklendiğini, bunun gerçekten çok büyük bir başarı hikayesi olduğunu vurguladı.

Bugüne kadar bu sürdürülebilirliği sağlamanın büyük önem taşıdığının altını çizen Bali, İş Bankası’nın bilinen modellerde olduğu gibi bir sermayedarı bulunmadığını hatırlatarak, “Bizim sermayedarımız çalışanlarımız ve emeklilerimizden oluşan kendi sandığımız… Dolayısıyla kolektif bir sermaye modelinin, bu kadar uzun süre teknolojiden siyasete, ekonomiye, hatta siyasi rejimdeki birçok kesintiye, teknolojideki faz atlamalarına rağmen kendini koruyarak yeni döneme adapte olması ve bir yandan da öncülük yapmak suretiyle, iştirakçilikten bankacılığa kadar sorumluluk yüklenmesi son derece kıymetli…” şeklinde konuştu.

Bali, İş Bankası'nın Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Atatürk'ün koyduğu vizyonla, bu kadar uzun yıldır omurgasını, kendi kültürel değerlerini, ekonomik misyonunu, iş yapma tarzını, istikrarlı iş anlayışını koruyarak buraya kadar geldiğini, 91. yılın süre olarak uzunluğundan ziyade içeriğinin önemli olduğunu vurguladı.

 

- "İlk yarıda bütün kalemlerde belirlediğimiz hedefleri gerçekleştirdik"

 

Bankanın 91. yılda elde ettiği finansal sonuçları değerlendiren Bali, ülke açısından “çok enteresan” bir yıl yaşandığını, 2015 iş programını hazırlarken mevcut konjonktür ile bugünkü konjonktürün son derece farklılaştığını söyledi.

Buna rağmen, dinamik bir politika izleyerek iş programlarında özel bir revizyona gitmeksizin temel bütün kalemlerde, büyüme, karlılık, aktif kalitesinin korunması ve sermaye yönetimi açısından belirlemiş oldukları hedeflerle tutarlı sonuçlar elde ettiklerini belirten Bali, şöyle devam etti:

"Yani karlılık, aktif kalitesi ve sermaye yönetimi bence bu dönemin en önemli kilidi… Büyüme, eski dönemlerde olduğu kadar öncelikli bir parametre değil. Ben 2012’den bu yana Türkiye ekonomisinin ılımlı bir büyüme dönemine girdiğine dikkat çekerek ekonominin kabaca yüzde 3-4 arasında büyüdüğü bu dönemde kurum içindeki stratejilerimizi tartışırken de hep şunu ifade ederdim; ‘önümüzdeki dönem hızlı büyümenin değil, aktif kalitesini kimin daha iyi muhafaza ettiğinin ayrıştırıcı olacağı bir dönem olacak. Dolayısıyla biz stratejimizi bu çerçevede yürüttük. Bunun sonucunda hem karlılık hem aktif kalitesinin muhafazası, dolayısıyla özsermayenin güçlendirilmesi anlamındaki stratejilerimizin belirlediği bir büyüme oranı öngördük. Gördüğümüz de şu; bütün bu politikaların sonucunda, rakiplerimize 10 yılı aşkın süreden bu yana nakit sermaye konulmasına rağmen, İş Bankası, bu politikalarıyla kendi emeğiyle, kendi alın teriyle dışardan böyle bir nakit sermaye enjeksiyonu olmaksızın Türkiye’nin en büyük özkaynağına sahip kuruluşu olmaya devam etti. Bu, bence önemli… Özellikle 91. yıl bakımından da son derece kayda değerdir."

 

- "Kredi desteğinde nakış gibi işleyerek, ince eleyip sık dokuyarak çok önemli noktaya geldik"

 

İlk yarıda sektörde toplam kredilerin yüzde 12,8 büyüdüğünü anımsatan Bali, İş Bankası’nın kredilerdeki lider konumunu koruduğunu ve 175 milyar lira düzeyinde nakdi kredi büyüklüğüne ulaştığını, bunun 128 milyar TL’lik kısmının, yani yüzde 73’ünden fazlasının, nakdi ticari kredilerden oluştuğunu belirtti.

Bali, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu, öteden beri bizim bilançomuzdaki ticari kimliğimize, ticari hüviyetimize, İş Bankası’nın vizyonuna, misyonuna paralel bir anlayışın sonucu…  Bu yaklaşım, asla hane halkının finansman ihtiyacını ihmal eden bir yaklaşım değil. Nitekim 2015 yılında ilk 6 ayda sektör ortalamasının üzerinde pazar payımızı artırarak bireysel kredilerde büyüdük ve 46 milyar TL’lik bireysel kredi bakiyesine ulaştık. Ticari tarafta esnafa,  mikro işletmelere, KOBİ’lere, ticari ve kurumsal büyük ölçekli firmalara, büyük ölçekli yatırımlara kadar her türlü ticaret erbabına destek verdik. Adeta bir nakış gibi işleyerek yaygın mahiyette, ince eleyip sık dokuyarak çok önemli noktaya geldik. Biz çok kısa bir süre önce ‘3 basamaklı toplam kredi büyüklüğüne ulaşalım’ diyorduk. Şimdi 175 milyar liralık büyüklük, 128 milyar lira seviyesindeki nakdi ticari kredilerimiz, 43 milyar liranın üzerindeki KOBİ kredilerimiz ile bu alandaki misyonumuzu sağlıklı bir şekilde yürüttüğümüzü görüyoruz."

Adnan Bali, mevduat tarafına bakıldığında sektörde yüzde 11’in üzerinde bir büyüme görüldüğünü, TL mevduatta ise bir değişimin söz konusu olmadığını kaydederek, "Bankamızın mevduat hacmi, sektörün üzerinde yüzde 14 civarında  büyümeyle yaklaşık 152 milyar liraya ulaştı. Bu büyüklük ile özel bankalar arasındaki uzun zamandır sürdürdüğümüz liderliğimizi devam ettiriyoruz" dedi.

Bu yılın ilk 6 ayında Türkiye’de, sektörde ve İş Bankası’nda sektöre paralel olarak kredi mevduat rasyolarının ciddi oranda yükselmiş olması nedeniyle 2015 yılında bu alanda biraz daha farklı bir strateji izleme gereği hissettiklerinin altını çizen Bali, "Bunun sonucu olarak mevduatta kredilerin üzerinde bir artış oranımız var. Bu da bizim kredi mevduat oranımızı, rasyomuzu bir miktar iyileştirdi. Bu,tahvil ihraçlarıyla birlikte düşünülmeli, özellikle TL tahvil ihraçlarıyla… Bu oranı iyileştirecek bir şekilde gidiyoruz. Bir taraftan da mevduat dışı kaynaklara ağırlık vererek, yurt içi, yurt dışı tahvil ihraçları, sendikasyonlar, ikili anlaşmalar suretiyle elde ettiğimiz fonlar gibi  fonlama tarafında bu şekilde bir çeşitlendirmeyle gittik" şeklinde konuştu. 

 

- "Takipteki kredi rasyosu, özellikle zor konjonktürlerde çok önemli  gösterge"

 

Kur etkisinden arındırılmış olarak bakıldığında bankanın büyüme performanslarının hedefleri içinde olduğunu ifade eden Bali, 2015 yılının ilk yarısını karlılık anlamında da başarılı bir şekilde tamamladıklarını, aktif karlılığının yüzde 1,5 düzeyinde, özkaynak karlılığının ise yüzde 12,8 olduğu bilgisini verdi. 

Bu büyümelerin en önemli vasfının aktif kalitesi olduğunu belirten Bali, kredilerin takibe dönüşüm hızının, ekonomideki yavaşlamaya bağlı olarak sektörde bir miktar artmaya başladığını, ancak bunun sınırlı bir artış olduğunu kaydetti.  

Sınırlı artışa rağmen tahsilatta süregelen iyileşmeden dolayı İş Bankası’nın bu alandaki performansını koruduğunu vurgulayan Bali, sektörde yüzde 2,8 civarında olan takipteki krediler oranının İş Bankası’nda yüzde 1,6 olmasının önem taşıdığını söyledi.

Adnan Bali, "Türkiye’nin en büyük kreditörünün takipteki kredilerle, aktif kalitesi bakımından bu kadar olumlu ayrışması çok önemli. Bu sadece kendisi için önemli değil, bütün toplum, kredi kullandırdığı taraflar açısından da önemli. Bunu da iş yapma anlayışı ile birleştirdiğiniz zaman çok önemli ve çok taraflı kıymetinin olduğunu düşünüyorum" dedi.

KOBİ kredilerinde takipteki oranın sektörde yüzde 3,3, İş Bankası’nda ise yüzde 2,1 olduğunu belirten Bali, şöyle devam etti:

"Ekonominin en yaygın can damarı diyebileceğimiz KOBİ’ler; irili ufaklı, istihdama büyük katkı sağlayan, yani hane halkının refahıyla doğrudan ilişkili olan segmenttir. Burada bu performansı göstermemizin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Ben bunu bir ekonomik olgu olarak da görmüyorum. Takipteki kredi oranını da öyle görmem. Yani siz baktığınız zaman 2 - 2,5 gibi bir şey görürsünüz, o bir rakamdır. Bunun arkasında dağılan aileler, dramlar, sosyal boyutlar söz konusudur. Ben bu oranların düşürülmüş olmasını, bu tür faciaların engellenmesi anlamında değerlendiriyorum. Böyle düşünüldüğünde bu, bizim için bir finansal gösterge değil. O nedenle bu oran, bankacılığın özellikle zor konjonktürlerde çok önemli bir göstergesidir."

İş Bankası Genel Müdürü Bali, Haziran 2015 itibarıyla tüketici kredilerinde yüzde 2,8 olan takipteki kredi oranının İş Bankası’nda yüzde 1,5 olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu da çok yaygın, yine hane halkının finansmanını ifade ediyor. Gecikmeli kredilerin portföy içindeki paylarını da izliyoruz. Çünkü gecikmeye uğraması demek, yavaş yavaş intikal süreçlerine doğru gidebilecek bir potansiyel ifade etmesi anlamına geliyor. Öyle baktığımızda yine benzer bir tablo görüyoruz. Gecikmeli ihtiyaç kredileri bakiyesinin portföyler içindeki payı sektörde Mayıs 2015’te yüzde 10,9’muş, bizde yüzde 5,9… Yani biz şu anda çalışma çerçevemiz, risk yönetimi tekniklerini kullanma düzeyimiz itibarıyla bakıldığında, bu süreci genel ekonomik konjonktüre bağlı olarak en iyi şekilde yönetmeye çalışıyoruz. Tabii ki bir miktar bizde de bozulma, sınırlı artışlar olması muhtemeldir. Sektörde de sınırlı artışlar olmasını umut ederiz ve öyle de beklemekteyiz. Hatta şunu söyleyeyim; bu ekonomi 2012’den beri yüzde 3-4 bandında büyüyorsa ve bankacılık sektörünün takipteki kredileri halen ortalamada sektörde yüzde 2,8 oluyorsa, en büyük kreditörün de yüzde 1,6 seviyesinde oluyorsa, bu bence iyi bir gösterge, çok önemli, olumlu bir test… İyi tekniklerle, doğru zamanda, doğru kişiye, doğru miktarda kredilendirme yapmayı toplamda başarabildiğimizi, en büyük kreditörün de bunu çok daha büyük bir isabetle yapmış olduğunu ifade ediyor. Bunlar çok önemli."

 

-"İş Bankası’nın değeri, zorlaşan koşullarda daha iyi anlaşılır"

 

Bali, şube ve personel politikalarına ilişkin ise, bu konuda kısa dönemli konjonktürel değişikliklere bakarak değerlendirme yapmadıklarının altını çizdi ve şu görüşleri aktardı:

"Yolumuza devam ederiz. Çünkü biz, bunları, bu ülkeye yönelik uzun vadeli taahhütlerimizin karşılığı olarak görüyoruz. 2008’in son çeyreğinde global kriz her yeri vururken, çok ciddi şekilde istihdamı azaltma politikaları, biraz da sert yöntemlerle uygulanırken 1.000’inci şubemizi açıyorduk ve yılda 2.000 - 2.500 kişi civarında istihdam sağlamaya devam ediyorduk. Bu bizim uzun vadeli bakışımızın bir sonucu… Aslında bu rakamları belki kolay bir şekilde ifade ediyoruz, ama bunun hangi konjonktürde, nasıl elde edildiği bence çok kıymetli, kolay elde edilebilir değil."

İş Bankası’nın değerinin özellikle içinde bulunulan durum gibi, biraz zorlaşan koşullarda daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Bali, kendi fonksiyonlarının daha önemli, daha değerli hale geldiğini söyledi.

Çünkü kolay konjonktürlerde, olumlu dönemlerde herkesin eşitlendiğini, herkesin olumlu olduğunu ifade eden Bali, ama önemli olanın işlerin zora girdiği, yokuşa doğru, dalgaya doğru gideceği zaman kimin dalgakıran gibi hareket edeceği olduğuna dikkati çekti.

Bali, şöyle devam etti:

"Bizim kurumumuzun genetiği böyledir. Aramızda çok uzun tartışmalar yapmadan, bir refleks halinde böyle durumlarda hep ülke ekonomisinin istikrarı neyi gerektiriyorsa, kısa dönemli ticari kazançlar ya da fırsatçılıklar hiç gündemimize gelmeden, gereğini yaparız. Bugün de aynı fonksiyonu görebileceğimizi düşünüyorum. Önemli olan şu; kısa dönemli taktik stratejiler değil, uzun dönemli itibar ve değer oluşturmak… Bu anlayışla çalışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum ama bence çok daha önemli bir durum; İş Bankası’nın böyle sonuçlar alıp, hem likit, hem güçlü, mali yapı ve aktif kalitesi itibarıyla sağlam bir bilançoya sahip olması, bu iş anlayışına sahip olması, sadece kendisi için avantaj değil, böyle zor dönemlerde bu ülke için de önemli, bu ülkeye dair de bence çok kıymetli bir anlam ifade ediyor. Dolayısıyla biz aynı anlayışı sürdürerek, bu yılın ilk yarısında olduğu gibi, sonuçları bu felsefeye dayalı olarak çalışmaya devam ediyoruz, edeceğiz."

Artan terör olaylarının bankanın bölgedeki faaliyetlerini nasıl etkilediğine dair soru üzerine, kurum olarak hep söyleyegeldikleri "uzun dönemli taahhüt" ifadesi ile aslında zor dönemlerde taahhüdün ne kadar korunabildiğine işaret ettiklerini dile getiren Bali, memleketin herhangi bir parçasında taahhütlerini hiçbir suretle geri çekmediklerini ve olağan politikalarını, hedeflerini yürüttüklerini söyledi.

Adnan  Bali, "Aynı şey, bu bölge (Güneydoğu Anadolu) için de geçerlidir. İçinde bulunduğumuz koşullar, güvenlik sorunları bu anlayışımızın kısa dönemde karşılığını bulmasına izin vermeyebilir,  ama biz hedefimizi korumaya ve mümkün olduğu ilk andan itibaren kaldığımız yerden ne gerekiyorsa onu yapmaya devam ederiz. Bu, bir duraksama anlamına da gelmez" ifadelerini kullandı.

 

- "2015 sonu itibarıyla hedeflerimize erişebileceğimizi düşünüyorum"

 

Ekonominin büyüme hızında bir yavaşlama olduğunu, hatta bunun 2012’den bu yana devam ettiğini hatırlatan Bali, global anlamda da bakıldığında buna paralel veya bunu olumsuz etkileyen bazı faktörler bulunduğunu belirtti.

Bali, örneğin ABD’nin değişen para politikasının giderek netleşme eğiliminde olmakla birlikte, bunun bir faiz artırımına işaret etmesi nedeniyle gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını olumsuz etkileme riski ve Çin’deki yavaşlama gibi dış etkenlerin söz konusu olduğunu anlattı.

Bölgede yoğunlaşan ve siyasi anlamda da çok önemli boyutları olan jeopolitik sorunlara dikkat çeken Bali, şöyle devam etti:

"İçinde bulunduğumuz, kahrolduğumuz terör sorunu… Bunları düşündüğümüz zaman aslında hiç bu derecede sert olacağını ummadığımız bir son çeyreğe doğru gidiyoruz. Biz ekonomi için yüzde 3 civarında bir büyüme öngörüyorduk. Kendi büyüklüklerimizi de bu çerçevede belirlemeye çalıştık. Şu anda gördüğümüz bazı öncü göstergeler, açıklanan bazı veriler çerçevesinde, özellikle sanayi üretimi gibi, yüzde 3’e yakın bir büyümenin yine de gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Biz kendi büyümemiz açısından 2015 başında açıkladığımız, yatırımcılarla paylaştığımız hedeflerimizde bir revizyon yapmadık. 2015 sonu itibarıyla bunlara erişebileceğimizi düşünüyorum."

 

- "Radarımızda potansiyel ifade eden, gelecek vaat eden ülkeler var"

 

Bankanın yurt dışı faaliyetlerine ilişkin de bilgi veren Adnan Bali, Türkiye’nin ekonomik, ticari ve siyasi ilişkilerinin yoğunlaştığı ülke ve bölgelerde faaliyet içinde olduklarına değinerek, son dönemlerde bu konuda atak bir strateji izlediklerini belirtti.

Bugün 14 ülkede faaliyet gösterdiklerini hatırlatan Bali, İşbank Rusya’nın 10, İşbank Gürcistan’ın 2 şubeyle faaliyet gösterdiğini, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki şubelerle birlikte 17 şubesiyle İşbank AG’nin hizmet verdiğini aktardı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 16 şubeyle en fazla şubesi olan özel banka konumunda bulunduklarını vurgulayan Bali, İş Bankası’nın Londra, Bahreyn, Kosova ve Irak’ta şubeleri bulunduğunu, Mısır ve Çin’de temsilcilikler ile de oldukça yaygın bir ağa sahip olduklarını söyledi.

Bali, bu konudaki iş planlarına dair de şunları kaydetti: 

"Radarımızda da potansiyel ifade eden, gelecek vaat eden ülkeler var. Türk iş adamının gerek ticaret gerek üretim yoluyla daha derin ilişkiler tesis ettiği piyasalarda müşterilerimize hizmet etmek, o piyasaların ihtiyaçlarını karşılamak, müşterilerimizi izlemek ve müşterilerimize öncülük etmek istiyoruz. Azerbaycan çok uzun süredir radarımızda, oradaki çalışmalarımız sürüyor. Bunlar çok kısa dönemli çalışmalar olmak durumunda değil. Giriş bariyeri anlamında çok özel engelleri olmayan, biraz evvel saydığım kriterler çerçevesindeki piyasalar ilgi alanımızda. Çok esnek politikalarımız var ve bu esnek politikalar, o piyasanın da mevzuat dahil ticari gereklilikleri dikkate alınarak şube açılmasını gerektiriyorsa şube, bir satın alma fırsatı varsa banka satın alma şeklinde, hatta lisans başvurusunda bulunarak bu şekilde bir banka oluşturma, kurma şeklinde de olabiliyor. Ama şunu da ifade etmeliyim ki; içinde bulunduğumuz konjonktür, bu konuda maalesef arzuladığımız kadar atak bir politika yürütmeyi gerçekçi olmaktan çıkardı."

(Sürecek)

 


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.