Türkiye’de Ar-ge İşletmelerinde 4 Bin Proje Üzerinde Çalışılıyor

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ramazan Yıldırım, “Ülkemizde halihazırda 180 işletmeye Ar-Ge Merkezi belgesi verilmişken, bu işletmelerin sadece 1’i Malatya’da yer almaktadır. Ar-Ge merkezleri ülkemizde nitelikli...

Türkiye’de Ar-ge İşletmelerinde 4 Bin Proje Üzerinde Çalışılıyor

banner390
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ramazan Yıldırım, “Ülkemizde halihazırda 180 işletmeye Ar-Ge Merkezi belgesi verilmişken, bu işletmelerin sadece 1’i Malatya’da yer almaktadır. Ar-Ge merkezleri ülkemizde nitelikli istihdamı artırmıştır. Buralarda halen 21 bine yakın nitelikli personel çalışmaktadır. Bu çok önemli bir katkıdır. Ayrıca buralarda yürütülen proje sayısı 4 bine, alınan patent sayısı bine yaklaşmıştır” dedi.

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (TSO) düzenlenen toplantıda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ramazan Yıldırım, sanayici ve kuruluşların temsilcilerine Ar-Ge yatırımları konusunda bilgilendirmede bulundu.

“2013’TE AR-GE YATIRIMLARI 60 MİLYAR DOLAR OLACAK”

Yıldırım, açıklamalarına şöyle devam etti: “Ülkemiz; Cumhuriyetimizin 100. yılında üretim gücü daha yüksek bir Türkiye ideali ile sanayimizin daha rekabetçi bir yapıya kavuşturulması, bilim, teknoloji, Ar-Ge, yenilikçilik ve girişimcilik temelli ekonomik ve toplumsal dönüşümün sağlanması, daha modem, rekabetçi, kendi teknolojisini geliştiren, üreten ve 500 milyar dolar ihracat yapan dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedeflemektedir. 2023’te milli gelirin 2 trilyon dolar olmasını, bunun içindeki toplam Ar-Ge harcamasının ise 60 milyar dolara çıkması hedeflenmektedir. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde toplumun her kesimi üstüne düşen görevleri yapmakla mükelleftir. Kamu dünyada eğilimleri göz önünde tutan, sektörün ve diğer paydaşların önünü açacak, uluslararası mevzuat ile çelişmeyecek ve uygulanabilir bir mevzuat alt yapısı oluşturup etkin uygulanmasını sağlamak, ayrıca üst dokümanların hazırlanmasını sağlayarak, sonuçlarının etki değerlendirmelerini yapmakla sorumludur. Üniversite, belgelerin hazırlanmasında etkin rol almak, belgelerin hazırlık ve uygulama aşamasında yaşamsal önemi olan nitelikli insan kaynağını oluşturmak, ürüne dönük çalışmalarda ve proje çalışmalarında başat rol almak durumundadır. Sektör ise ürün döngüsündeki her aşamada diğer paydaşlar ile kol kola yürüyerek, çalışmalarını, tasarımlarını, üretimlerini, ihracat ve ithalat hedeflerini, insan kaynaklarını uluslararası ve ulusal hedefleri gözetecek şekilde tasarlamak ve hayata geçirmekle sorumludur. Özetle, ülke olarak belirlediğimiz hedeflere ulaşmada kamu, üniversite ve sanayinin birbiri ile bir bütün içinde entegrasyonu sağlanmış, birbirini tamamlayan ve birbirini anlayan, tıpkı bir makinenin dişlileri gibi birlikte çalışması gerekmektedir.”

“AR-GE İŞLETMELERİNDE 4 BİN PROJE BULUNUYOR, BİN PATENT ALINDI”

"İki yıldır üzerinde durduğumuz KÜSİ faaliyetleri ile tarafları birbirine yaklaştırdık" diyen Yıldırım, "Artık enerjimizi üniversitelerimiz ile yakınlaşan ve aynı dili konuşmaya başlayan sanayimizin teknoloji düzeyini artırmak, yüksek teknoloji ürünlerinin yerli imkanlarla üretilmesini sağlamak ve ithal ara malı girdisini azaltmak için harcamalıyız. Bütün bu ifade edilenleri yapabilmek; küresel rekabete uygun üretim yapısına sahip olmak, yüksek teknolojili ve katma değeri yüksek ürünler üretmek, teknoloji tabanlı işletmeleri çoğaltmak ile mümkün olacaktır. Bakanlık olarak, bir ürünün Ar-Ge sürecinden itibaren pazarlanmasına kadar her aşamada verdiğimiz destekler ile sanayimizin teknolojik gelişmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bunun yanında TÜBİTAK ve KOSGEB olarak da proje bazlı hibe destekleri vermeye devam ediyoruz. Türkiye’de yaklaşık 20’ye yakın kamu kurum ve kuruluşu kendi alanlarına özgü Ar-Ge destekleri vermektedir. Kamu olarak temel gayemiz sanayimizin Ar-Ge ve teknoloji tabanlı üretime geçerek, teknoloji düzeyini üst seviyelere çıkarmaktır. Bakanlığımız bünyesinde verilen Ar-Ge merkezi belgesi ile işletmelere kurumlar vergisi desteği, gelir vergisi stopaj desteği, sigorta prim işveren hissesinin yarısının devlet tarafından karşılanması, damga vergisi istisnası ve KDV istisnası gibi önemli avantajlar sağlıyoruz. Orta ölçekli KOBİ’lerimiz ve KOBİ üstü işletmelerimiz 30 tam zamanlı Ar-Ge personeli istihdam etmek kaydıyla Ar-Ge merkezi kurabiliyor. Biliyorsunuz bu rakam daha önce 50 araştırmacıydı, bu rakamı bu sene 30’a indirdik. Kamu olarak biz sektörün önünü açmak adına adımlar atmaya devam ediyoruz, artık sektörden de bu adımlara karşılık daha fazla ilgi dolayısıyla daha fazla müracaat bekliyoruz. Ülkemizde halihazırda 180 işletmeye Ar-Ge Merkezi belgesi verilmişken, bu işletmelerin sadece 1’i Malatya’da yer almaktadır. Ar-Ge merkezleri ülkemizde nitelikli istihdamı artırmıştır. Buralarda halen 21 bine yakın nitelikli personel çalışmaktadır. Bu çok önemli bir katkıdır. Ayrıca buralarda yürütülen proje sayısı 4 bine, alınan patent sayısı bine yaklaşmıştır.”

“AR-GE MERKEZLERİNDE 33 YABANCI ORTAK BULUNUYOR”

Yıldırım, şunları kaydetti: “Ar-Ge merkezlerinde yabancı-yabancı ortaklı firma sayısı 33’e ulaşmıştır. Çok kısa bir uygulama geçmişi olan Ar-Ge merkezlerine verilen desteklerin Ar-Ge’ye ve nitelikli istihdama dönüştüğünü görmekten son derece memnun olmaktayız. Bakanlık olarak, Ar-Ge merkezlerimizde yürütülen çalışmaları yakından takip ediyor, bu merkezlerde yürütülen projelerin ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, Ar-Ge merkezlerini hem nicelik hem de nitelik olarak geliştirmeye devam edeceğiz. Biz Ar-Ge merkezlerimizin özellikle üniversitelerimizle daha yakın ilişkiler kurmalarının son derece faydalı olacağına inanıyoruz. Ar-Ge merkezimizde yapılan Ar-Ge çalışmalarıyla, Türkiye’nin klasik üretim ve montajdan ziyade teknoloji, Ar-Ge ve tasarım konularında bir merkeze dönüşmesini istiyoruz. Biz Ar-Ge merkezlerine sağladığımız desteklerin üretime, Ar-Ge’ye veya nitelikli istihdama dönüştüğünü görmekten son derece memnun olmaktayız. Yalnız Ar-Ge merkezi sayımızın daha da artırılması için biz kamu olarak gerekli adımları attık, atmaya da devam ediyoruz. Artık sanayicilerimizin de bu konuda biraz daha istekli ve iştahlı olması gerekiyor. Bu, Bakanlık olarak üzerinde durmamız gereken bir konu. Sanayimizi belge almaya, daha açık ifadeyle Ar-Ge yapmaya teşvik etmemiz gerekiyor. Diğer yandan orta - yüksek ve yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren fakat yeterli büyüklükte olmayan firmalarımız için de farklı destek mekanizmalarını hayata geçiriyoruz. Ülkemizde bir ilk olma özelliği taşıyan teknoyatırım destek programı ile öncelikli teknoloji alanlarında yer alan, Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri sonucu ortaya çıkan yeni ürün-ürünlerin ticarileştirilmesi, ülke ekonomisine katma değer oluşturulması, uluslararası pazarlarda yer alarak teknolojik ürün ihracatına öncülük edilmesi ve özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere geleceğe dönük Ar-Ge kültürünün benimsetilmesini amaçlıyoruz. Bu programımız ile küçük ve orta ölçekli işletmelere 10 milyona kadar, büyük ölçekli işletmelerimize ise 2 milyona kadar geri ödemesiz destek veriyoruz. Çağrısı geçtiğimiz günlerde sonlanan bu programımıza Malatya’dan henüz bir başvuru olmamış. İlk çağrı olması nedeniyle bu durumu makul görebilir, fakat bundan sonra Malatya’da yeterli sayıda başvuru bekliyoruz.”

“KAYISIYI DALINDAN TOPLADIĞIN GİBİ SATMA DÖNEMİNİ BİTİRELİM”

Konuşması esnasında Malatya’daki ekonomik ve sanayi durumu hakkında da açıklamalarda bulunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ramazan Yıldırım, “Malatya olarak artık kayısıyı dalından topladığın gibi satma dönemini bitirelim. Kaysıya biraz teknoloji, biraz yenilik, biraz tasarım katalım ve daha yüksek fiyatlara daha farklı pazarlara satalım. Neden ilaç sanayine, kozmetik sanayine veya gıda sanayine daha farklı şekillerde girmesini düşünmüyoruz. Kamu olarak bizler size destek olmaya hazırız. Burada şunu da ifade etmek isterim, kayısı dedik diye sadece kayısı işine ağırlık verelim demiyoruz elbette. Malatya sanayisi son yıllarda başta tekstil ve konfeksiyon ağırlıklı olarak hızlı bir gelişim sergilemektedir. Birlikten güç, bu güçten de başarı doğar anlayışı içinde bir araya gelme birlikte iş yapabilme kabiliyetimizi artırmalıyız. Bir araya gelerek kümelenmeliyiz. Firmalar ve paydaşları için gelişmenin anahtarı olarak görülen kümelenme, özellikle aynı faaliyet alanında hem rekabet içinde olan hem de birbirleriyle işbirliği yapan şirketlerin, belli bir alanda uzmanlaşmış tedarikçilerin, hizmet sağlayıcıların, ilgili sektörlerdeki firmaların ve ilgili kurumların coğrafi yoğunlaşması olarak tanımlanmaktadır. Kümelenmede değer zinciri yaklaşımı ile tamamlayıcılık esastır. Eksik olan her bir değer zinciri halkasının tamamlanması rekabet gücünü artırır. Kümelenme, belirli bir iş alanında çalışan, birbirine girdi veren ve girdi alan, iş sürecinin ileriye ve geriye bağlantılarını gözlemleyerek bir süreç haritası üzerinde uzlaşan, süreci sürekli sorgulayan, sonuçlarla ilgili sapmaları gözlemleyen, sapmaları düzelterek ilerleyen iş yapma tarzıdır. Malatya için hangi sektörlerde kümelenme projelerinin yapılması gerekliliği yerel paydaşlarca belirlenmiştir. Bu kapsamda, bölgede ve sektörde katma değeri artıracak kayısı kümelenme projesi çalışmaları devam etmektedir. Kümelenme yereldeki aktörlerin katma değer oluşturucu faaliyetleri sahiplenmesi ile başarıya ulaşmaktadır. Bu yüzden, yukarıdan aşağıya bir yaklaşımla kümelenme faaliyetleri gerçekleştirilecek sektörü Malatya için belirlemek yerel sahiplenmeyi azaltmaktadır” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.