Kızgın İnsanlar Kansere Daha Kolay Yakalanıyor !

Beslenme Danışmanı Dr. Gönül Ateşsaçan, bedende oluşan pek çok hastalığı aslında kendimizin çağırdığını, o yüzden hastalıkların tedavisinde sadece fiziksel olarak değil, zihinsel, duygusal ve ruhsal olarak da temizlenmemiz gerektiğini...

Kızgın İnsanlar Kansere Daha Kolay Yakalanıyor !

banner390
Beslenme Danışmanı Dr. Gönül Ateşsaçan, bedende oluşan pek çok hastalığı aslında kendimizin çağırdığını, o yüzden hastalıkların tedavisinde sadece fiziksel olarak değil, zihinsel, duygusal ve ruhsal olarak da temizlenmemiz gerektiğini belirtti.

Ateşsaçan, “Neden Açım Neden Şişmanım kitabında da belirttiği gibi, kendisini kurban olarak görenlerin tiroide, kızgınlık duyanların kansere, karşı cinse karşı biriktirilmiş öfkeleri olanların selülite, gelecek kaygısı taşıyanların beyin hastalıklarına yatkın olduğunu söylüyor. Ve bazı meslek gruplarının ise bazı hastalıkları çağırdığını anlatıyor. Mesela avukatlar müzmin mutsuz oluyor ve pek çok hastalığa erkenden yakalanıyor, gazetecilerde daha çok panik atak ve kalp hastalıkları, ekran önündekilerde ise sıklıkla şeker ve alkolizm görülüyor. Bir şeyden çok korkuyorsak, yanlış düşünmeye ve başımıza kötü olayların gelmesini planlamaya başlıyoruz. Ve bir süre sonra onlar bizim fiziğimizi şekillendirmeye başlıyor. Çünkü hücre çeperinin elektriksel akımı her şeyden etkilenir. Kısacası; Kanser kızgınlıktır. Kızgınlıklarını dışa vuran insanlar, kansere daha az yakalanır. Bazı kanserler tedaviyle iyileştiği halde yine oluşur, çünkü kişi deneyimini değerlendirmez, halbuki hastalıklar en iyi öğretmenlerdir. Selülit, kadınların erkeklere öfkesidir. Serotonin düşünce, testestoron ve libodo düşer, östrojen artar, selülit oluşur. Egzama ve alerjiler, istemediği şeylere reaksiyon gösteremeyen insanlarda oluşur. Kalp hastalıkları sevgi eksikliğiyle ilgilidir. Sevgi alsa bile kalp çakrası kapalı olan kişi, ne kadar şımartsanız da o sevgiyi alamaz. Pek çok araştırmada kalp hastalarının hep koltuğun ucuna oturduğu saptanmış. Bu onların yaşama tam olarak yerleşmedikleri anlamına gelir, yaşama ilişiyorlar. Tiroid ve romatizmal hastalıklar, hep haksızlığa uğradığını düşünen insanlarda oluşur. Sigara bağımlılığında sigara, genellikle anne yerine konur. O yüzden sigarayı bırakmak, anneyi terk etmek gibi zor bir şeydir. Alkolizm, değersizlik ve hiçlik hissiyle paralel gelişir. Görme bozuklukları, aslında görmeyi istememekle ilgilidir. Yakını görememek, yakındaki olan şeyleri artık fark etmeyi istenmezse oluşur ve fiziksele de yansır. Sağırlık da duymak istememeyle ilgilidir. Böbrek hastalıkları, insanlarla iletişim bozukluklarından kaynaklanır. Ve atadan da devralınır. Omurga hastalıkları ve bel ağrıları bütün ailenin yükünü üstüne alan, üstelik destek alamayan insanlarda daha çok görülür. Akciğer hastalıkları yaşamı reddeden insanların muzdarip olduğu bir durumdur. Soluk alırken iyiyi alıp kötüyü veririz ya, akciğer hastaları bunu yapmaz, o yüzden akciğer kanseri çok hızlı ilerler. Meme kanseri sağda ve solda ayrı nedenlerle oluşur. Sağ memede oluşan kanser gelecek kaygısından, sol memede oluşan kanser geçmiş kaygısından ileri gelir. Kadın hastalıkları, rahim kanseri, saç dökülmeleri sıklıkla kadınlığı reddeden kadınların sorunudur. Beyindeki bütün hastalıklar, geçmiş ve gelecekle hesaplaşılamadığı durumlarda olur. Uyluklardaki ve kalçalardaki yağlanma, çocukluktan kalma bastırılmış öfkedir. Diyabet hastalığı, sevgiyi alamamaktır. Çikolata ve şekeri her gün yemek istiyorsanız, yaşamınızda sevgi eksikliği vardır.” diye konuştu.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.