Müsiad’dan Küresel Ekonomi Değerlendirmesi

MÜSİAD Gaziantep Şube Başkanı Kurt Ali KIlçık, ülkemizde hedefin oldukça üzerinde seyreden enflasyonun önümüzdeki aylarda petrol fiyatlarındaki düşüş ve baz etkisine bağlı olarak gerileyeceği tahmin edildiğini söyledi.Kılçık, küresel...

Müsiad’dan Küresel Ekonomi Değerlendirmesi

banner390
MÜSİAD Gaziantep Şube Başkanı Kurt Ali KIlçık, ülkemizde hedefin oldukça üzerinde seyreden enflasyonun önümüzdeki aylarda petrol fiyatlarındaki düşüş ve baz etkisine bağlı olarak gerileyeceği tahmin edildiğini söyledi.

Kılçık, küresel ekonomilerin ülkemize olan etkilerini değerlendirirken, "Küresel ekonomik aktivite tedrici bir şekilde toparlanmaya devam etmekle birlikte ivme kaybetmektedir. Ülkelerin ekonomik büyüme performansları belirgin bir şekilde birbirinden farklılık göstermektedir. Küresel ticaret hacmindeki artışın istenilen seviyelerde olmamasıyla birlikte küresel talebin zayıf seyrini devam ettirmesi küresel ekonominin potansiyel büyüme seviyesini düşürmektedir" dedi.

Kılçık şunları söyledi:

"Hem gelişmiş ekonomilerin hem de gelişmekte olan ekonomilerin ekonomik performansları birbirinden farklılaşmaktadır. ABD’de tarım dışı istihdam Ekim ayında beklentinin altında gerçekleşmiş olsa da, ABD ekonomisi pozitif ekonomik görünümüyle diğer gelişmiş ekonomilerden ayrışmakta, Avro Bölgesindeki zayıf ekonomik görünüm, küresel ekonomiye ilişkin bir risk unsuru olarak varlığını devam ettirmektedir.

G-20 Liderler Zirvesi 15-16 Kasım 2014 tarihlerinde Avustralya’nın Brisbane kentinde yapılmıştır. OECD’nin yayınladığı G-20 Öncesi Ekonomik Görünüm Raporunda küresel ekonomik büyümenin yavaşladığı ve ülkeler arasında farklılaştığı; risklerin aşağı yönlü olduğu ABD para politikasının gelişmekte olan ülkelerin sermaye hareketlerini etkileyebileceği, Avro Bölgesinde büyüme ve enflasyonun endişe verici şekilde düşük olduğu ve hatta durgunluk riski bulunduğu ifade edilmiştir.ABD Merkez Bankası (FED), 29 Ekim 2014 tarihinde yapılan para politikası toplantısında ilk kez 14 Eylül 2012 tarihinde başladığı üçüncü niceliksel genişleme programını sonlandırma kararı almıştır.Japonya ekonomisi, 2014 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 1,6 oranında daralmıştır. Üçüncü çeyrekte yüzde 2,1 oranında büyümesi beklenen ekonominin, sürpriz bir şekilde üst üste iki çeyrek daralması sonucunda Japonya durgunluğa girmiştir. Japonya’da enflasyonun son altı ayın en düşük seviyesine gerilemesi, Japonya Merkez Bankası BOJ’un ek parasal genişleme önlemi almasına neden olmuştur. BOJ 31 Ekim 2014 tarihinde aldığı bir kararla ilave parasal genişlemeye gideceğini açıklamıştır.Avrupa Komisyonunun yayınladığı Sonbahar 2014 Tahminleri Raporunda, Avro Bölgesi büyüme tahmini 2014 yılı için yüzde 1’den yüzde 0,4’e, 2015 yılı büyüme tahmini ise yüzdesel olarak gerileyecektir. Avro Bölgesinde düşük ekonomik aktivite, deflasyon riski ve yüksek işsizlik sorun alanları olmaya devam etmektedir.Avrupa Merkez Bankası (ECB) 6 Kasım 2014 tarihli PPK toplantısında yüzde 0,05 seviyesindeki politika faiz oranını değiştirmemiştir. ECB, destekleyici politika çerçevesine ek olarak varlığa dayalı menkul kıymet ve tahvil alımını iki yıl süreyle devam ettireceğini açıklamıştır. ECB’nin 130 banka ile yaptığı stres testinde 25 banka sermaye yeterliliği kıstasını yerine getirememiştir. Stres testi sonuçlarına göre Avro Bölgesi bankalarının toplam sermaye açığı 25 milyar avro olarak hesaplanmıştır. Çin’de yılın üçüncü çeyreğinde son 5 yılın en düşük çeyreklik büyümesi kaydedilmiştir. Yılın ikinci çeyreğinde yüzde 7,5 oranında büyüyen Çin ekonomisi, konut sektörüne yönelik düzenlemelerin büyüme üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle üçüncü çeyrekte yüzde 7,3 oranında büyüyerek yüzde 7,2 olan piyasa beklentisinin bir miktar üzerinde büyümüştür."

Öngörülerin üzerinde gerçekleşen büyümeye karşın konut sektöründe alınan önlemlerin, iç tüketim ve ihracat artışı ile telafi edilememesi neticesinde Çin ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde küresel kriz sonrası dönemdeki en kötü büyüme performansını gösterdiğin kaydeden Kılçık, "Brezilya Merkez Bankası 29 Ekim 2014 tarihinde aldığı karar ile politika faiz oranını 25 baz puan artırarak yüzde 11,25 seviyesine yükseltmiştir. Politika faiz oranı 2014 yılı Nisan ayından bu yana ilk kez yükseltilerek son üç yılın en yüksek düzeyine çıkmıştır. Rusya Merkez Bankası 31 Ekim 2014 tarihinde gösterge faiz oranını yüzde 8’den yüzde 9,5 seviyesine yükseltmiştir. Karara gerekçe olarak Ukrayna krizi, kriz sonrası ülkeden gerçekleşen sermaye çıkışları ve petrol fiyatlarının gerilemesi sonucunda rublede yaşanan değer kaybını önlemek gösterilmiştir. Rusya Merkez Bankası 10 Kasım 2014 tarihinde rublenin işlem gördüğü dalgalı koridor kur rejiminin iptal edildiğini; bu tarihten itibaren rublenin serbest kur rejimi çerçevesinde işlem göreceğini açıklamıştır.Petrol fiyatlarındaki düşüş devam etmektedir. Brent petrolün fiyatı 19 Ocak itibarıyla 55 dolar seviyesine gerilemiştir" diye konuştu.

Başkan Kılçık, küresel ekonominin ılımlı bir şekilde toparlanmaya devam ettiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak ülkelerin ekonomik performansları birbirinden farklılaşmaktadır.Küresel ticaret hacmindeki artışın istenilen seviyelerde olmamasıyla birlikte küresel talebin zayıf seyrini devam ettirmesi küresel ekonominin potansiyel büyüme seviyesini düşürmektedir. Bunlara ek olarak bölgesel siyasi gerilimlerin de etkisiyle küresel finans piyasalarında dalgalanma artmakta, finans piyasalarına ilişkin riskler artmaktadır. Hem gelişmiş ekonomilerin hem de gelişmekte olan ekonomilerin ekonomik performansları birbirinden farklılaşmaktadır. ABD ekonomisi pozitif ekonomik görünümüyle diğer gelişmiş ekonomilerden ayrışmakta, Avro Bölgesindeki zayıf ekonomik görünüm küresel ekonomiye ilişkin bir risk unsuru olarak varlığını devam ettirmektedir. Gelişmiş ekonomilerin parasal politikaları arasındaki farklılaşma gelişmekte olan ekonomilerin finans piyasalarında dalgalanmalara neden olmaktadır."

TÜRK EKONOMİSİNİN DURUMU:

MÜSİAD Gaziantep Şube Başkanı Kılçık, Türk Ekonomisinin genel görünümünü ise şöyle özetledi:

"Türkiye, rekabet kurallarının işlediği, özel sektörün ekonomide öncü, kamunun ise düzenleyici rol oynadığı, liberal dış ticaret politikasının uygulandığı, mal ve hizmetlerin bireyler ve kurumlar arasında engelsiz olarak el değiştirebildiği bir serbest piyasa ekonomisidir. Türkiye’de son yıllarda ekonomideki yapısal reformlara büyük önem verilmektedir. Geçtiğimiz dönemde özelleştirme süreci hızlandırılmış, kamu maliyesine düzen getirilmiş, ayrıca mali piyasalardan başlamak üzere tarım, sosyal güvenlik, enerji ve iletişim sektörlerinde önemli reformlar gerçekleştirilmiştir. Reformlar sayesinde ekonomik kurumların altyapısı güçlendirilmiş, özerk kurumlar oluşturulması suretiyle uluslararası piyasalarda meydana gelebilecek dalgalanmalara karşı ekonomi daha dayanıklı hale getirilmiştir. Sermaye piyasaları modern çağın anlayışına uygun şekilde yeniden düzenlenmiş, çoğu bürokratik engel ya kaldırılmış, ya da asgari ölçülere getirilmiştir. Son 12 yılda Türkiye ekonomisi, Avrupa Birliğine üyelik sürecinin de etkisiyle büyük bir dönüşüm gerçekleştirmiş ve pek çok alanda yapısal reformlar hayata geçirilmiştir. Türkiye’nin önemli ihraç pazarlarındaki sorunlara rağmen ihracat artışının korunmasının ve iç talepte beklenen canlanmanın henüz gerçekleşmemiş olmasının ithalatı baskılaması paralelinde cari açıktaki iyileşmenin devam ettiği görülmektedir. Önümüzdeki dönemde de iç talepte beklenen nispi canlanmanın cari açık üzerinde yaratabileceği baskının, petrol fiyatlarındaki düşüş ile dengelenebileceği düşünülmektedir. Hedefin oldukça üzerinde seyreden enflasyonun da önümüzdeki aylarda petrol fiyatlarındaki düşüş ve baz etkisine bağlı olarak gerileyeceği tahmin edilmektedir."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.