AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki:

- "Anayasa değişikliğinde, haliyle yanımıza bir partinin alınması, onunla anlaşılması, bir ortaklık içerisinde anayasayı milletin önüne götürmek daha doğru olarak gözüküyor" - "Ruslar gelip orada savaşmayı kendilerine hak görüyorlar, Türkiye'nin sınırlarına girmeyi kendilerine hak görüyorlar, 'Sınırlarımız namusumuzdur, kim girerse vururuz' diyen Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı da ne yazık ki bizim muhalefet bizi suçluyor, Putin ağzıyla konuşuyorlar"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki:

banner390

KAYSERİ (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, "Anayasa değişikliğinde, haliyle yanımıza bir partinin alınması, onunla anlaşılması, bir ortaklık içerisinde anayasayı milletin önüne götürmek daha doğru olarak gözüküyor" dedi.

Özhaseki, partisinin Melikgazi Belediyesi Tiyatro Salonu'nda düzenlenen Melikgazi İlçe Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 7 Haziran ve 1 Kasım milletvekili genel seçimlerini değerlendirdi. 

Hükümetin önünde ilk etapta 100 günlük bir program olduğunu ve kanuni düzenleme gerektirmeyen tüm vaatlerini yerine getireceğini anımsatan Özhaseki, şöyle devam etti:

"Anaya değişikliğinde, haliyle yanımıza bir partinin alınması, onunla anlaşılması, bir ortaklık içerisinde anayasayı milletin önüne götürmek daha doğru olarak gözüküyor. Tabii ki ilk etapta yapılacak işler bizim kendi gücümüzle olacak işler. Daha sonra bakanlıkların yapacağı icraatlar yine hükümetin gücüyle olacak işler ama anayasa değişikliğinde, referanduma götürmek gerekse bile, 330 kişiye ihtiyaç olduğundan bir partiyle anlaşmak icap ediyor. Yeni bir anayasa, çağdaş normlarda, insanımıza hitap eden doğru bir anayasa hususu da herkesin gündemine girmek durumunda. Onun zeminini de hazırlamaya çalışıyoruz."

- Başkanlık sistemi 

Özhaseki, yeni anayasanın içerisinde yer alacak bir başlığın da "başkanlık meselesi" olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bugün için elbette ki bu hareketin doğal lideri Cumhurbaşkanı ve onun işaret ettiği, hepimizin de tasvip ettiği, benimsediği, sonuna kadar desteklediğimiz, sevdiğimiz, genel başkanımız, başbakanımız Ahmet Davutoğlu var. İkisi arasında bir muhabbet var, dava kardeşliği var, anlaşıyorlar. Allah aralarına fitne sokmak isteyenlere fırsat vermesin. Bu anlaşmayla her iş çözülür, kolay. Fakat Türkiye'de her zaman cumhurbaşkanı ve başbakanın aynı zihniyette insanlar olması, aynı mantıkla hareket etmesi, aynı dava kardeşliğine, arkadaşlığına ve vefakarlığına sahip olabilmesi ihtimali beklenemez. Farklı olduğunda ne olacak? Ahmet Necdet Sezer gibi birisi cumhurbaşkanı, Ahmet Davutoğlu da başbakan. Ne yapacaksınız?" 

"Herkes parlamenter sistemle idare edildiğimizi söylüyor ama parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanı ve başbakanın seçimlerde halkın oyu ile iş başına geldiği çok gözükmüyor" diyen Özhaseki, "Her ikisinin de seçimle iş başına geldiği sistemler biraz farklı sistemler. İşte ilerde doğabilecek bu tehlikelere ve buna benzer birçok sıkıntılara karşı konunun bir an önce çözüme kavuşturulması gerekiyor. Bizim önümüzdeki günlerde takip edeceğimiz işlerden biri de bu olacak" ifadelerini kullandı.

- Paris'teki terör saldırıları

Paris'teki terör saldırılarına da değinen Özhaseki, masum, günahsız insanların katledilmesi kadar canice bir olay olamayacağını söyledi. 

Özhaseki, insan olan herkesin bu saldırıları lanetlemesi gerektiğine vurgu yaparak, "Biz öyle yaptık, doğru bir tavır içinde olduk. Türkiye'de terör olayları olduğunda da bunun kime karşı yapıldığını da izah ettik, niye yapıldığını da izah ettik, bu işten nemalanan grupların da kimler olduğunu izah etmeye, anlatmaya çalıştık. Fransa'da patlama olduğunda da aynı şekilde tavrımızı koyduk" dedi.

Paris'teki terör saldırısında Fransız basının tavrına dikkati çeken Özhaseki, şöyle devam etti:

"Hiç kimse hükümeti suçlamadı, muhalif partiler, cumhurbaşkanı istemeyenler, ona düşman gibi bakanlar bile 'Katil cumhurbaşkanı' demedi. 'Bu işin sorumlusu hükümet' diyen de olmadı. Haddi aşan bir tek kem söz dahi söylenmedi. Fakat bizdeki muhalefete bakın. Ankara'daki olaydan 7 dakika sonra Selahattin efendi (Demirtaş) olay yerine gitti 'Katil devlet' dedi, onun yandaşları, tutmaları tüm sosyal medyada Beştepe'yi işaret ederek, Sayın Cumhurbaşkanını işaret ederek 'Katil orada' demeye başladılar. Hükümeti katil ilan ettiler, devletin güvenlik güçlerini katil ilan ettiler. Bizdeki basın da buna çanak tuttu ne yazık ki."

- Hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesi

Özhaseki, hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesine ilişkin de şunları kaydetti:

"Ruslar gelip orada savaşmayı kendilerine hak görüyorlar, Türkiye'nin sınırlarına girmeyi kendilerine hak görüyorlar, 'Sınırlarımız namusumuzdur, kim girerse vururuz' diyen Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı da ne yazık ki bizim muhalefet bizi suçluyor, Putin ağzıyla konuşuyorlar. Dört gün evvel aynı adamlar 'PKK'lıları niye vuruyorsunuz, Güneydoğu'da niye masumları öldürüyorsunuz, hadi erkekseniz Rusları vurun bakalım' diyorlardı, tweet atıyorlardı. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz, bunların altından kalkarız. Rusya'ya da eyvallahımız yok, kimseye de eyvallahımız yok. Sınırımızı da koruruz. Bu sınır bizim namusumuzdur, gelen herkesi de vururuz.

Bugün namus gördüğümüz sınırımızı korurken, yaptığımız bu dik duruştan dolayı, büyük millet olmanın gereğini yerine getirdiğimiz için ne yazık ki muhalefetteki büyük bir bölüm bizi suçlamaya devam ediyor ama burada bir ayrımcılık yapmak, doğruyu söylemek lazım, Devlet Bahçeli'ye teşekkür etmek lazım. Parantez içerisinde diyor ki 'AK Parti'ye bizim muhalefetimiz olabilir ama burada yüzde 100 haklılar ve doğruyu yapıyorlar, biz onlara destek veriyoruz.' Biz de teşekkür ediyoruz, doğruya doğru, eğriye eğri."

- "DAEŞ büyük bir projenin parçası"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki, DAEŞ'in İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, taşeron bir terör örgütü olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Bunlar bir proje. İslamcı gibi görünüp, İslam'a en büyük zararı veriyorlar. Büyük bir projenin parçası oldukları o kadar belli ki. Bakın batı dünyasında özellikle kiliseye olan ilgiliyi artırmak, papazları ön plana çıkarabilmek adına büyük projeler yapılıyor. Papazları doktoralı, eli yüzü düzgün adamlardan seçiyorlar. Diksiyonu düzgün, ikna kabiliyeti olan insanlardan seçiyorlar. Bu seçilmiş papazları tarihi yapılarda, kiliselerde konuşlandırıyorlar. Orglarla klasik müzik eşliğinde çocuklara ilahiler söyletip, insanları ruhani bir havaya sokmaya çalışıyorlar. Bu nezih ortamlarda insanlar gelip, kiliseye bağlılığını devam ettirsin istiyorlar. Batıdaki hükümetlerden destek alıyorlar. Fakat kiliseye gidenlerin sayısı azalıyor, kiliseler turistik bir mekana dönüşüyor, alay konusu olmaya başladılar. Kur'an-ı Kerim'i okuyan herkes de yavaş yavaş İslamiyet'e doğru gelmeye başlıyor.

Bu nedenle belirli mihraklar DAEŞ, Taliban, Boko Haram gibi teşkilatları üreterek, vahşet işletiyorlar. İnsanları dinden uzaklaştırıyorlar, İslam'dan soğutuyorlar, korkutmaya çalışıyorlar. Sade vatandaşı, İslam'ı televizyonlarda gördüğü kafa kesen cellatlardan ibaret sandığı için Müslümanlığa karşı ilgi duymaz hale getiriyorlar. DAEŞ vasıtasıyla oradaki İslam'a yönelişin önünü kesmeye çalışıyorlar. En büyük projelerin başında da bu geliyor."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.