Başbakan Davutoğlu: (1)

- "Yasaklı bir Türkiye'yi savunan kim varsa AK Parti'de olmayacak. Kim yaparsa yapsın yolsuzluklara müsamaha gösteren hiç kimse AK Parti'de olmayacak. Hepimiz bununla ortak mücadele edeceğiz. AK Parti'nin temel meselesi yoksullukla mücadelece olacak. Elimizden geleni yaptık, yapmaya devam edeceğiz" - "Ben Türkiye'ye bakarken yüreğim yanarak veya coşkuyla, aşkla 'bu ülkeye bir şey olmasın' diye titreyerek bakıyorum, onlar ise ağır bir ifade kullanmak istemem ama günü kurtarıp siyaset yapmaya çalışıyorlar kendileri için" -"Hamdolsun bir çok olaya, provokasyona rağmen yarından sonra seçime gidiyoruz. Bu da bu hükümetin kararlılıkla sağladığı bir imkan. Ben 7 Haziran'dan bu yana yaptığımız her muhasebeye ve kim yaparsa yapsın eleştiriye hazırım ama bu ülkeyi yönetimsiz bırakmadık"

Başbakan Davutoğlu: (1)

banner390

KONYA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yasaklı bir Türkiye'yi savunan kim varsa AK Parti'de olmayacak. Kim yaparsa yapsın yolsuzluklara müsamaha gösteren hiç kimse AK Parti'de olmayacak. Hepimiz bununla ortak mücadele edeceğiz. AK Parti'nin temel meselesi yoksullukla mücadelece olacak. Elimizden geleni yaptık, yapmaya devam edeceğiz" dedi. 

Davutoğlu, Konya'dan katıldığı TRT'nin canlı yayınında gündeme dair soruları yanıtladı. 

Başbakan Davutoğlu, 7 Haziran'daki seçimin sonuçlarından AK Parti'nin gerekli mesajları aldığını, o gün yaptığı konuşmada "Biz sizin mesajınızı aldık, AK Parti'nin kendini yenilemeye ihtiyacı var. Bize verdiğiniz mesajla bilin ki bu parti yoluna kararlı bir şekilde devam edecek ama aynı zamanda yenilenme ve kendini gözden geçirmesi gereken hususlar varsa da gözden geçirecek" sözlerini dile getirdiğini anımsattı.

Milletin 7 Haziran seçimlerinde AK Parti'ye tek başına iktidar olma yetkisini vermediğini ama en büyük sorumluluğu vererek "Bu ülkeyi hükümetsiz bırakmama ve bu meseleyi çözme görevini yine sana veriyorum" dediğini ifade eden Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Dedim ki o gün akşam, 'koalisyon görüşmeleri için kapım herkese hazır, herkesle konuşacağım, samimi şekilde hükümet kurmaya çalışacağım. Madem ki bu sorumluluğu bize yüklediniz, bu ülkeyi bir dakika dahi hükümetsiz bırakmayacağım' çünkü o sırada bazı kanaatler vardı. Bazı arkadaşlar haklı bir psikolojiyle 'madem ki bizim iktidar olmamız istenmedi, kenara çekilelim. 3 ay, 4 ay, 1 sene gösterelim AK Partisiz ülke nasıl olur, madem ki birileri illa AK Parti gitsin diye siyaset yapıyor, bırakalım ne yapacaklar' dedi. Bu siyaseten doğru olurdu ama ülke için doğru olmazdı. Bizimle diğerleri arasındaki fark bu. Benim ile Kılıçdaroğlu, Bahçeli, Demirtaş arasındaki fark bu. Ben Türkiye'ye bakarken yüreğim yanarak veya coşkuyla, aşkla 'bu ülkeye bir şey olmasın' diye titreyerek bakıyorum, onlar ise ağır bir ifade kullanmak istemem ama günü kurtarıp siyaset yapmaya çalışıyorlar kendileri için."

-"7 Haziran'da iktidar olmamış olmanın psikolojisi aşıldı"

Başbakan Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında üzerlerine düşen ödevleri yaptıklarını, AK Parti'nin üzerindeki psikolojik baskıyı, bezginliği attıklarını ve miting meydanlarındaki coşkunun bunun göstergesi olduğunu dile getirerek "Her yerde AK Parti'nin kitlesi ve heyecanı var. 7 Haziran'da iktidar olmamış olmanın o psikolojisi aşıldı. AK Parti'nin kendisine çeki düzen vermesi için gerekeni yaptım mı? Yaptım, her türlü araştırmayı yaptık, her yerde yaptık" dedi. 

Riskli bir karar olmasına rağmen seçimden önce kongreye gitme kararı aldığını, "Yenilenerek, tazelenerek ama ilk günkü aşkla aynı ilkeler etrafında yola devam ediyoruz" mesajı verdiklerini belirten Davutoğlu, parti kadrolarında bir takım yeni adımlar attıklarını, yeni genel başkan yardımcılıklarıyla "Siyasi Erdem" ve "Etik Kurulu" oluşturduklarını kaydetti. 

Davutoğlu, millete her zaman "sakın ola bir güç zehirlenmesine yol açılmasın" ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 14 Ağustos 2001 tarihinde AK Parti Genel Başkanı olarak yaptığı konuşmada söz ettiği "temel ilkelere dönme" mesajını ilettiklerini vurgulayarak, "AK Parti, 14 Ağustos 2001'de çıktığı ilkeler etrafında kendini yenileyecek. Nedir bu ilkeler? Ortak akıl, bir kişinin, üç kişinin, beş kişinin değil, AK Parti'nin ortak aklının harekete geçirildiği bir büyük siyasi hareket olma niteliğinin korunması. İstişare, ortak akıl, tevazu" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, AK Parti Genel Başkanlığı döneminde "3Y" olarak ifade ettiği, "yolsuzluklara, yoksulluğa ve yasaklara" savaş ilkesinden de taviz verilmediğini, verilmeyeceğini dile getiren Davutoğlu, "Yasaklı bir Türkiye'yi savunan kim varsa AK Parti'de olmayacak. Kim yaparsa yapsın yolsuzluklara müsamaha gösteren hiç kimse AK Parti'de olmayacak. Hepimiz bununla ortak mücadele edeceğiz. AK Parti'nin temel meselesi, yoksullukla mücadelece olacak. Elimizden geleni yaptık, yapmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. 

Davutoğlu, AK Parti'nin Diyarbakır, Malatya, İzmir, Antalya, Şanlıurfa, Adana, Samsun ve Trabzon gibi Türkiye'nin her bölgesinden şehirlerde mitingler düzenlediğine işaret ederek, "Öyle seçtik ki illeri her bir bölgeden var, temsil kabiliyeti yüksek. Bu, Sayın Bahçeli'nin yapacağı bir şey değil. Sayın Bahçeli, bu illerin önemli bir kısmında, Türkiye'nin en az üçte birinde mevcudiyeti olmayan bir partinin genel başkanı, varsa da tabela şeklinde. Kılıçdaroğlu aynı şekilde bir çok şehirde yüzde 1 ile 3-5 almış. Demirtaş'ı zaten saymıyorum, 'Türkiyeleşmek'ten bahsediyor ama Türkiye'nin çoğunda ziyaret yapabilecek popülariteye, inandırıcılığa sahip değil. Biz, her yerde siyaset yapıyoruz. AK Parti'nin Türkiye'nin en önemli sigortasıdır" ifadelerini kullandı. 

Seçimlerin ardından koalisyon için samimi gayret sarf ettiklerini, çok zor şartlarda, son 30 yılın en zor kararlarını, "geçici hükümet" olarak kabul edilen bir hükümetle almak durumunda kaldıklarını anlatan Davutoğlu, "Siyasi risklerin en büyüğünü, 23 Temmuz günü üç terör örgütüne aynı anda yurtiçinde ve yurtdışında huzur ve demokrasi operasyonu yapma kararıyla aldık. Başbakanlık direktifiyle doğrudan Genelkurmayı, İçişleri Bakanlığını ve MİT Müsteşarı'nı görevlendirmeyle bu kararı aldık. Şimdi ahkam kesmek çok kolay, terörle mücadele bağlamında, Sayın Bahçeli için veya Demirtaş için tam tersi bir takım provokasyonlar yapmak kolay" dedi.

-"Devlet adamının tereddüdü ülkenin mahfına sebebiyet verir"

Türkiye'nin 20 Temmuz ile 23 Temmuz arasında DAEŞ, DHKP-C ve PKK tarafından eş zamanlı saldırıya muhatap olduğunu hatırlatan Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suruç, Ceylanpınar, Adıyaman, Diyarbakır saldırıları. Geçici hükümet olarak 'ben geçiciyim' diyebilirdim. Başbakan olarak nihai sorumluluk bende, bu terörle mücadele konusunda bir gün herhangi bir hukuki hesap sorma meselesi olursa sorumluluk bende. Silahlı Kuvvetlere talimatı ben verdim. Diyebilirdim ki 'bekleyeyim, 1 Kasım geçsin. O zaman tam 1 Kasım oluşmadı ama 'bir hükümet kurulsun, koalisyon hükümeti, onunla birlikte paylaşalım bu sorumluluğu ya da bekleyeyim seçim olacaksa neticeyi görelim'. Öyle demedik. Eğer orada tereddüt etseydik, bir devlet adamının en zor anda tereddüt etmesi bir ülkenin mahfına sebebiyet verir. Tereddüt etmedik, kararı aldık. 30 yıllık terörle mücadelede ilk defa tek bir terör örgütüyle mücadele başlamadı. Daha önce 80'li yıllarda, 90'lı yıllarda, 2000'li yıllarda, biz iktidarken de 2007 sonrası Dağlıca baskını, 2011 Silvan baskını sonrasında başlayan mücadeleler PKK'ya odaklı bir şeydi. Şimdi ise DEAŞ, PKK, DHKP-C ile aynı anda mücadele etmek zorunda kaldık."

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin ilk defa sadece Irak'tan değil Suriye sınır boylarındaki belirsizlikten kaynaklı tehditle karşı karşıya kaldığına işaret ederek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biz çok ciddi bir meydan okumayla bu sınırları kontrol ettik. İlk defa bir seçim sonrasında mücadele başladı ama önümüzde bir seçim daha vardı, belirsizlik vardı. MHP'ye, CHP'ye, HDP'ye oy veren vatandaşlarıma sesleniyorum, Allah aşkına vicdanlarına sorsunlar o günden bugüne benim ağzımdan herhangi bir kesimi dışlayan, ötekileştiren bir söz çıktı mı? O günden bu güne terörle mücadele yaparken Kürt vatandaşımızı, Alevi vatandaşımızı, Sünni vatandaşımızı, bunları özellikle zikrediyorum çünkü Kürt vatandaşlarımızı istismar eden PKK, Alevi vatandaşlarımızı istismar eden DHKP-C, Sünni vatandaşlarımızı istismar eden DEAŞ var. Hiçbir vatandaşımızı rencide etmeden üçüne birden kararlı bir mücadele gösterdik. Yine herkes vicdanına sorsun, bir an dahi bu ülkede geçici bir hükümet var diye bir belirsizliğe izin verdik mi, bir an dahi bu ülkede bir yönetim boşluğunun oluşmasına izin verdik mi? Hayır." 

Tüm bu yaşananların yanında 23 Ağustos 2015 tarihinden sonra bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim kararı almasıyla Türkiye'yi seçime götürme misyonunu da üstlendiklerini anlatan Davutoğlu, "Hamdolsun bir çok olaya, provokasyona rağmen yarından sonra seçime gidiyoruz. Bu da bu hükümetin kararlılıkla sağladığı bir imkan. Ben 7 Haziran'dan bu yana yaptığımız her muhasebeye ve kim yaparsa yapsın eleştiriye hazırım ama bu ülkeyi yönetimsiz bırakmadık" ifadesini kullandı. 

(Sürecek) 


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.