Başbakan Davutoğlu canlı yayında

- Davutoğlu: (4) - "Başbakan olduğumda ben 'Çözüm Süreci millidir, yerlidir' dedim. Çünkü aktörler burada. Ama orada fark ettik ki bu paralel yapı, dış istihbarat örgütleri Oslo görüşmelerini eski tabirle söylüyorum faş ettiler, ifşa ettiler yani. Bunların hepsi, o belgeler doğru mu? Değil. Nihai olarak doğru belgeler hafızası kuvvetli devletin arşivindedir" - "Türkiye'de hukuk devletinin dışına çıkılmasına kesinlikle izin vermeyiz. Bizim devlet dili değil, biz halk dili kullandığımız için şu anda Türkiye'nin her yerindeki halkımızdan oy alabiliyoruz. Peki HDP, PKK'nın dilini terk edebildi mi? Terör dilini terk edebildi mi? Çıkıp da 'Silahları bırakın' diye bir cesurca şey yapılabildi mi, hayır. 'İşte biz PKK ile irtibatlı değiliz, organiğiz de'. Organik-inorganik ilişkiniz konusunda net tutumlar takınmalısınız" - "Eline o belgeleri verenler geçmişte devletin adına yürütülen müzakereleri faş edip, devlete ihanet eden birtakım çevrelerin verdiği belgeler bunlar. Dolayısıyla biz bunlardan çekinip de devletin ve milletin geleceğini onların takdirlerine bırakacak değiliz. Onlar da açıklasınlar. Kılıçdaroğlu'nu nasıl olsa açıklama merakı sarmış açıklasınlar bakalım görürüz ne olup ne bittiğini"

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

banner390

ŞANLIURFA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Başbakan olduğumda ben 'Çözüm Süreci millidir, yerlidir' dedim. Çünkü aktörler burada. Ama orada fark ettik ki bu paralel yapı, dış istihbarat örgütleri Oslo görüşmelerini eski tabirle söylüyorum faş ettiler, ifşa ettiler yani. Bunların hepsi o belgeler doğru mu? Değil. Nihai olarak doğru belgeler, hafızası kuvvetli devletin arşivindedir" dedi.

Davutoğlu, aralarında Kon TV, Kanal Fırat, Çay TV, Kanal Urfa, Aksu TV, TV 1, Kanal 100, Kanal 68, TV 6, Vuslat TV, Kanal 3, Kocaeli TV ve Adana TV'nin de bulunduğu 48 yerel kanalda canlı yayınlanan "Anadolu Soruyor" adlı programda, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

HDP'lilerin, "AK Parti'nin dili devletleşti, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin gözaltına alınması da bu devletleşmenin devamı" iddiasını ortaya attıklarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Devlet dediğimiz şey hepimizin içinde olduğu bir kamu otoritesini temsil eder. Kimse, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan milletvekilleri de aslında devletin yasama organının parçasıdırlar. Yani devlet dediğimiz bizim dışımızda bir şey yok. Ne zaman vardı, eskiden vardı. 90'lı yıllarda bir görünen devlet vardı bir de görünmeyen 'derin devlet' diye anılan devlet vardı. Çünkü görünen devlet, fonksiyonlarını icra edemiyordu ve apoletleri böyle gösterilerek işaretlerle konuşuluyordu; Ergenekon'du, JİTEM'di... Ama şimdi böyle değil ki biz halkın huzurundayız. Hesap makamındayız, herkes bize hesap sorabilir. Şu anki devletin böyle görünmeyen bir yüzü yok." 

- Şırnak'ta teröristin cenazesinin araca bağlanarak sürüklenmesi

"Dillerinin devletleşmesi" diye bir şeyin söz konusu olmadığını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bugün dahi burada dedim ki 'Devlet adına kim size bir yanlış yaparsa karşısında bizi bulur' devlet adına. O devletin itibarını da yine yok eder. Yine burada dedim ki 'Hepimiz sizin emrinizdeyiz'. Millet amirdir, devlet memurdur. Mesela Şırnak'ta hatırlayacaksınız bir cenaze sürüklendi bir arabanın arkasında. Hemen araştırma talimatı verdim. Gerekli soruşturmalar yapıldı ve açığa alındıkları gibi hukuki işlem de yapılacak. Evet o bir teröristti, hiç şüphe yok bunda. Güvenlik kuvvetlerine bomba atarken öldürülüyor. Ama öldürüldükten sonra artık hukukun gereği yapılır. Daha ötesi yapılmaz.

Biz bunu güvenlik zirvesinde konuştuğumuzda üst düzey kuvvet komutanlarımız şunu söylediler: 'Efendim bu tür eylemi yapan kim olursa olsun hepsine hukuki işlem yapmak. Çünkü yürüttüğümüz terörle mücadeleye gölge düşürüyorlar. Biz Tunceli'de dağda bir hafta önce 5 teröristi öldürdük. Orada bırakabilirdik ama helikopterle taşıyıp Elazığ'da adli tıpta şeylerini yapıp sonra ailelerine teslim ettik'. Düşünün, 'Dağda bırakabilirdik'. Bunu yapabilirlerdi, bizim askerimiz de polisimiz de hukuk devleti kuralları içinde davranıyor. Kimse bunun dışına çıkamaz."

PKK ve diğer terör örgütlerinin hukuk tanımadıklarının altını çizen Davutoğlu, "Bu anlamda Türkiye'de hukuk devletinin dışına çıkılmasına kesinlikle izin vermeyiz. Devlet dili değil, biz halk dili kullandığımız için şu anda Türkiye'nin her yerindeki halkımızdan oy alabiliyoruz. Peki HDP, PKK'nın dilini terk edebildi mi? Terör dilini terk edebildi mi? Çıkıp da 'Silahları bırakın' diye bir cesurca şey yapılabildi mi, hayır. 'İşte biz PKK ile irtibatlı değiliz, organiğiz de'. Organik-inorganik ilişkiniz konusunda net tutumlar takınmalısınız. İlişkiniz var ve bunu hepimiz biliyoruz. Dönüp onlara bir şey söylemek yerine onların dilini niye halka karşı kullanıyorsunuz? Defakto yönetim hukukta olur mu? Defakto, böyle emrivaki şeklinde uygulama. Biz bu anlamda devletin milleti ile arasındaki bağları yeniden tahkim ettik. Dolayısıyla böyle bir şey söz konusu değil" diye konuştu. 

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ile ilgili yürüyen adli sürece ilişkin olarak da Davutoğlu, "Bizim tutumuz açıktır. PKK bir terör örgütüdür, Türkiye'de de bir terör örgütüdür, Avrupa'da da dünyada da bir terör örgütüdür. Birisi farklı bir kanaate sahipse hukuki süreç neyse onun gereği yapılır" ifadesini kullandı.

- "Devlet mahremiyeti içinde bir görüşme yaptık onu da bir şantaj unsuru olarak kullandı"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Oslo ve İmralı'daki tutanaklar ile baş başa yaptıkları görüşmenin açıklanmasını istemesine ilişkin sözlerinin sorulması üzerine Davutoğlu, şu karşılığı verdi:

"Açık ve samimi olmak lazım. Devlet gereği herkesle görüşmek zorunda kalınabilir ve görüşülür de. Aslında 7 Haziran'dan sonra en olumlu gelişmenin... AK Parti-CHP arasında yürüyen istikşafi görüşmeler ve bizim aramızda oluşan belli bir güven ilişkisine karşılıklı olarak konuşulma zemininde bir nezaket ortamı doğmuştu. Bu nezaket ortamı ve ciddiyet içinde bu sefer ben görüşme yapan iki lider olarak değil, AK Parti ve CHP Genel Başkanları olarak değil, bu vechiyle ile onların almadıkları sorumluluğu almak zorunda kalmış bir anayasal hükümetin başbakanı olarak, AK Parti başbakanı olarak değil anayasal hükümetin başbakanı olarak, onlar kaçtığı için biz bu görevi almak zorunda kaldık. Eğer kaçmasalardı, Kılıçdaroğlu başbakan yardımcısı olarak ya kendisi ya da herhangi bir arkadaşı orada görev yapıyor olsaydı zaten bütün bu devlet sırlarına onlar da vakıf olacaktı. Saklayacak değiliz." 

Kılıçdaroğlu'na "Ne biliyorsa açıklasın" çağrısında bulunan Davutoğlu şöyle devam etti:

"Bütün güvenlik zirvelerine Tuğrul Bey, şimdi AK Parti'ye geçti ama geçmeden önce MHP'liyken de katılıyordu. Hiçbir ayırım yapmadım ben Tuğrul Türkeş ile Numan Kurtulmuş ya da Yalçın Akdoğan ya da Cevdet Yılmaz arasında, hepsi başbakan yardımcısı. Parti olarak farklı bir yere gideriz, ayrı. Ama eskiden de ilk günlerde de farklı bir tutum takınmadım. Hem hükümete bakan vermedi, sonra da gelip onunla devlet mahremiyeti içinde bir görüşme yaptık onu da bir şantaj unsuru olarak kullandı. Şimdi ben söylüyorum tekrar, ne biliyorsa açıklasın. Ben zor durumda kalmam kendisi zor durumda kalır. Devlet ile ilgili bir daha hiçbir şeyin paylaşılamayacağı güvensiz bir muhatabımız olduğunu anladık biz bu sözle.

Bilmiyorum da neyi kastediyor. Ama bazı bilgileri verirken o bilgilerin bir kısmı şimdi gerçi zaten savcılık açıklamasıyla ortaya da çıktı. Gizli saklı şeyler değil, öyle çok herkesten gizli şeyler değil. Bir kısmı kimliklerle ilgili. O gün gelen soruşturmanın o aşamasında daha kamuoyunun bilmediği bazı şeyleri paylaşmıştık. Bunların bir kısmı da zaten şimdi biliniyor. Ama ne ise o bu açıklasın. Ben düşündüğümde hiçbir zaman hayatta sonra pişman olacağım bir sözü ağzımdan çıkarmamaya çalışırım." 

- "Bir kere sokulduğumuz yerden bir daha sokulmayız"

O an için sır olan bir konuyla ilgili verdiği bilgilere karşılık Kılıçdaroğlu'nun "Merak etmeyin tabii bunlar aramızda kalacak" dediğini açıklayan Davutoğlu, "Ne dedi acaba, Davutoğlu da zor durumda kaldı. Açıklasın. Tekrar tekrar söylüyorum açıklasın. Sayın Kılıçdaroğlu açıkla. Bunu söyledikten sonra bir daha görüşür müyüz? Biz siyaset yapıyoruz, tabii gerek olur, görüşürüz. Ama bir daha bu kadar açık yüreklilikle konuşur muyum? O zaman da demin söylediğim gibi bir kere sokulduğumuz yerden bir daha sokulmayız. Devlet sırrını paylaşır mıyım? O da devlet sırrının içindeyse paylaşırım yani şu hükümetin içinde olmuş olsaydı şu anayasal hükümetin, değilse paylaşmam. Devletin menfaati, milletin menfaati bizim kişisel ilişkilerimizden daha önemlidir" ifadelerini kullandı. 

Başbakan Davutoğlu, "Biz sırla ilgili daha da mahrem şeyleri konuşsak, eğer 13 yılda bizim devlet adına bildiğimiz konuların Kılıçdaroğlu yüzde birini bilseydi demek ki şimdiye kadar nelerle karşılaşacaktık. Bu ciddiyet ister, Kılıçdaroğlu bu ciddiyeti gösteremeyeceğini ortaya koydu" dedi. 

- "Oslo görüşmelerini paralel yapı faş etti"

Oslo görüşmelerinin içeriğini, Kılıçdaroğlu'na o dönem o görüşmeler içinde de bulunduğu varsayılan veya o görüşmeleri dışarıdan takip eden paralel unsurların verdiği bazı sufleler olduğunu dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Oslo görüşmelerini kim sızdırdı dışarıya? Devletin içindeki şeylerdir. Çok ilginç, bakın, çok ilginç. Kimin eli kimin cebinde? Oslo görüşmeleri denilen görüşmeler devletin istihbarat örgütüyle -ki istihbarat örgütünün görevidir bana bağlı istihbarat örgüttür- o zaman da Sayın Cumhurbaşkanımıza bağlıydı. Ben yarın da bu görevi verebilirim istihbarat örgütüne. Git şu şu konuları şunlarla konuş diyebilirim. Dünyanın en gizli odaklarıyla görüşebilir istihbarat örgütleri, görevi o zaten. Bunu yapmazsa suçtur, herkesle görüşür. Bu paralel yapı bu görüşmelerden rahatsızdı. Yani Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi o anda yürüyordu, rahatsızdılar ve bu sebeple onlar ve dışarıdaki bazı istihbarat örgütleri... Onlar da bizde mahfuzdur. Yani niye biz Çözüm Süreci'ni dışarıda artık yapmaktan vazgeçtik, Oslo'ydu, Brüksel'di vesaireydi. Çünkü o tecrübelerden sonra 'Ne olacaksa memleket içinde olsun' dedik. Başbakan olduğumda ben 'Çözüm Süreci millidir, yerlidir' dedim. Çünkü aktörler burada. Ama orada fark ettik ki bu paralel yapı, dış istihbarat örgütleri Oslo görüşmelerini eski tabirle söylüyorum faş ettiler, ifşa ettiler yani. Bunların hepsi o belgeler doğru mu? Değil. Nihai olarak doğru belgeler hafızası kuvvetli devletin arşivindedir."

Davutoğlu, aynı paralel yapının, bu sefer terörle mücadele sürerken,  söz konusu yapılarla beraber davrandığına dikkati çekerek, "7 Haziran'da yayınladıkları, el altından verdikleri bilgilerle 'Bulunduğunuz yerde HDP'ye destek verin' diye destek beyanında bulundular" ifadesini kullandı. 

- "Paralel yapı doğrudan PKK ile görüşüyor"

Başbakan Davutoğlu şöyle devam etti:

"Bu paralel yapının Kuzey Irak'ta nerede PKK ile görüştüğünü, o görüşmeler neticesinde Diyarbakır'da yapılan bazı görüşmelerin biz nereye uzandığını, biz bunları biliyoruz. Biz biliyoruz dediğimiz bir şey, yani 'Biz biliyoruz' demişsek Kılıçdaroğlu gibi 'Biliyoruz' demeyiz, kulaktan dolma değil. Biliriz. Bu paralel yapı Kılıçdaroğlu'na tekrar -hani müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış- Oslo görüşmelerini tekrar karıştır, iş çıkar Oslo görüşmelerinden. Tamam çıkarsınlar ne söz verilmiş, oralarda o görüşmelerde. Bir de istihbarat örgütü karşı tarafı çözmek için o düşünceleri anlayabilmek için birçok farklı teknik uygular. Bunun için Sayın Kılıçdaroğlu'na soracak değilim. O zaman öyle bir sürecin başarılı olmasından rahatsız olan paralel yapı ve dış bazı istihbarat unsurları Türklerle Kürtler Türkiye'de ve bölgede birlikte davranırlarsa menfaati rahatsız olacak bazı dış istihbarat yapılarıyla bazı ilişkili, ilintili gruplar bunu faş etti.

Aynı paralel yapı bu sefer terör uygulayan, bakın terör uygulayan, o zaman Türkiye ile anlaşmak için görüşmeler yapan doğrudan PKK da değil, eskiden Türkiye Büyük Millet Meclisinde de bulunmuş bazı DEP milletvekilleri vesaireyle yürütülen görüşmelerdi bunlar, Oslo. Onlar PKK'yla, doğrudan terör örgütüyle konuşuyorlar. Kılıçdaroğlu da bunların sözcülüğünü yapıyor, hayırlı mübarek olsun. Kılavuzu karga olan derler ya... Eline o belgeleri verenler geçmişte devletin adına yürütülen müzakereleri faş edip, devlete ihanet eden birtakım çevrelerin verdiği belgeler bunlar. Dolayısıyla biz bunlardan çekinip de devletin ve milletin geleceğini onların takdirlerine bırakacak değiliz. Onlar da açıklasınlar. Kılıçdaroğlu'nu nasıl olsa açıklama merakı sarmış, açıklasınlar bakalım, görürüz ne olup ne bittiğini."

(Sürecek)


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.