Davutoğlu STK temsilcileri ile bir araya geldi

- Başbakan Davutoğlu: (1) - "Şu anda dünya kriz içindeyken, bütün dünyada büyük sorunlar yaşanırken, Türkiye başı dik bir şekilde yoluna yürüyor" - "7 Haziran seçimleri gösterdi ki; kazanımlarımız kısa bir sürede birileri tarafından geri aldırılmak istenebilir. Elde ettiğimiz büyük başarıların üzerine gölge düşürülebilir. Onun için eskisinden çok daha büyük bir aşkla, daha büyük bir hızla yola devam etmenin vaktidir" - "Nasıl o şehitlerin aziz ruhları aynı şekilde aynı büyük şefaat gücüne ulaşmışlarsa, onların geride bıraktığı yakınları arasına, 'Bu Türk'tür, bu Kürt'tür' diye de nifak sokulamayacak. Bizim aramıza da sokulamayacak"

Davutoğlu STK temsilcileri ile bir araya geldi

banner390

ERZURUM (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Şu anda dünya kriz içindeyken, bütün dünyada büyük sorunlar yaşanırken, Türkiye başı dik bir şekilde yoluna yürüyor" dedi. 

Davutoğlu, bir otelde, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve  şehit yakınlarıyla yemekte bir araya geldi. 

Başbakan Davutoğlu, konuşmasında, Erzurum'u her andığında Erzurum için birçok güzel ismin aklından geçtiğini, ancak buraya geldiğinde zikrettiğinin "kale şehir" olduğunu anımsattı.

"Anadolu'nun kalesisiniz" diyen Davutoğlu, "Erzurum, inancımızın, örfümüzün, arımızın, namusumuzun kalesi. Allah, Erzurum'u muhafaza eylesin, Erzurumluları muhafaza eylesin" diye konuştu. 

Siyasi ve tarihi gelişmeler kritik bir aşamaya geldiğinde, aynen Erzurum Kongresi'nde olduğu gibi Anadolu tehlikeye düştüğünde ve Anadolu'ya doğru gür bir sesin harekete geçmesi, semaya doğru yükselmesi gerektiğinde, herkesin aklına önce Erzurum'un geldiğini ifade eden Davutoğlu, "O yolu, o istiklal aşkını Erzurum'da tutuşturmak için Erzurum'a yöneliriz" dedi.

7 Haziran seçimlerinde ilk mitingini Erzurum'da yaptığını, yine bu seçimlerde de ilk mitinglerden birini bu şehirde gerçekleştirdiğini aktaran Davutoğlu, "Erzurum'dan ses verdik, gönül verdik, yürek verdik" diye konuştu.

Erzurum'un siyasi hareketlerin, tarihi yürüyüşlerin başlangıç noktası ve bu topraklara yönelik tarihi emellerin de bittiği yer olduğuna işaret eden Davutoğlu, bu şehrin "vatan bölünmez, bir bütündür" nidasının yükseldiği Erzurum Kongresi'nin merkezi olduğunu vurguladı. 

 "2002'de de 'Manda ve himaye kabul edilemez' dedik"

Erzurum'un "Manda, himaye kabul edilemez" denilen mekan olduğunun altını çizen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O zaman manda ve himayeyi işgal orduları dikte etmeye çalışmışlardı. Şimdi ise bizden önce 2002'de bir başka manda, bir başka himaye düzeni IMF kontrolündeki ekonomiyle milli savunmamızın en kilit, en önemli ihtiyaçları yabancı ülkelerden hibe alımlarıyla sağlanmaya çalışılmıştı. Şimdi biz AK Parti olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2002'de yola çıktığımızda önce bunu söyledik: 'Manda ve himaye kabul edilemez'. Öyle bir ülke kuracağız ki o ülke hiçbir namerde el açmayacak, o ülke kendi savunması için hiç kimseye muhtaç olmayacak. 13 yıl geçti, hamdolsun, sizler de şahitsiniz ki şu anda dünya kriz içindeyken, bütün dünyada büyük sorunlar yaşanırken, Türkiye başı dik bir şekilde yoluna yürüyor. 

Yine siz şahitsiniz ki; şu anda tankımızı, topumuzu, helikopterimizi, uçağımızı, savaş gemimizi yapabilir haldeyiz. Tehlikeler bitti mi? Hayır. Yolun sonu geldi mi? Hayır. Biz bütün bu başarıların üzerinde rehavete kapılabilir miyiz? Hayır. Aksine 7 Haziran seçimleri gösterdi ki; kazanımlarımız kısa bir sürede birileri tarafından geri aldırılmak istenebilir. Elde ettiğimiz büyük başarıların üzerine gölge düşürülebilir. Onun için eskisinden çok daha büyük bir aşkla, daha büyük bir hızla yola devam etmenin vaktidir. En iyi bunu siz Erzurumlular anlarsınız. Her şeyin bittiği zannedildiği yerde, anda bir sesin yükseldiği Erzurum'da."

- "Zannettiler ki biz bunlar karşısında sessiz kalacağız"

Başbakan Davutoğlu, birilerinin 7 Haziran Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından Türkiye'yi kaosa, krize sürüklemek, 13 yıllık istikrarın getirdiği güzel kazanımları, ekonomik kalkınmayı, siyasi istikrarı yok etmek için harekete geçtiklerini belirtti. 

Kendilerinin 7 Haziran'dan itibaren "birlik, uzlaşma" derken, birilerinin "blok" dediğini, birilerinin getirilen her teklife "hayır" dediğini, birilerinin de "Sırtımızı teröre dayadık" dediğini aktaran Davutoğlu, "Bütün bunlar karşısında biz hep milli birlik dedik, kardeşlik, huzur, istikrar dedik ve eğer bize biri meydan okursa onlara karşı da hodri meydan dedik" ifadesini kullandı. 

7 Haziran'dan sonraki o puslu havalarda milli birlik ve kardeşliğe yönelik olarak ihanet şebekelerinin harekete geçtiklerini, 20 Temmuz'dan itibaren bir terör sarmalını Türkiye'nin önüne bir engel olarak çıkarmak istediklerini vurgulayan Davutoğlu, "Zannettiler ki biz, bunlar karşısında sessiz kalacağız. Zannettiler ki tek parti hükümeti olmamanın getirdiği bir zaafla sadece geçici tedbirler alacağız. Fakat biz bu yola milletin huzuru ve bekası için çıktığımızdan bir an bile tereddüt etmedik. Acaba ne olur, acaba sonuçları ne şekilde cereyan eder diye düşünmeksizin o bizi tehdit eden DEAŞ, DHKP-C, PKK terör örgütlerine karşı çok kararlı şekilde yola çıktık" şeklinde konuştu.

- "Millete, Erzurumlulara yakışan bir vakar"

Şehit aileleriyle beraber az önce aynı sofrada oturduklarını ve hepsinin millete yakışan, Erzurumlulara yakışan bir vakar içinde, "vatan sağ olsun'" dediklerini, masadan "Vatan sağ olsun, Allah devlete-millete zeval vermesin" seslerinin yükseldiğini aktaran Başbakan Davutoğlu, "Allah sizden razı olsun" dedi. 

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bakın aynı masa etrafında Kürt-Türk şehitlerimiz vardı. Şehit ailesi olmak bakımından da bu sofrada beraberdiler, hayatta da beraberdiler. O şehitlerimiz de bizim için cennette de beraber, Allah'ın huzuruna da o yaralı, kanlı bedenleriyle Kürt-Türk demeden birlikte çıkacaklar ve birbirlerinden ayrılmayacaklar. Nasıl onlar birbirinden ayrılmazlar ise nasıl o şehitlerin aziz ruhları aynı şekilde aynı büyük şefaat gücüne ulaşmışlarsa, onların geride bıraktığı yakınları arasına, 'Bu Türk'tür, bu Kürt'tür' diye de nifak sokulamayacak. Bizim aramıza da sokulamayacak. 'Erzurum'un şu ilçeleri, bu ilçeleri' diye ayrım yapılmayacak. Allah aşkına 93 Harbi'nde düşman kapıya dayandığında Aziziye Tabyası'nda, Mecidiye Tabyası'nda Kürt-Türk diye bir ayırım var mıydı? Sarıkamış faciasını yaşadığımızda, o karda, o zemheride Allahuekber Dağları'na doğru yürüyenler Kürt-Türk diye ayrılmışlar mıydı? Şimdi bu barbarlara, bu terörist zalimlere karşı omuz omuza şehit düşen kardeşlerimizde bir ayırım olabilir mi? Onun için Erzurum'un ruhu bugünlerde gerçekten aradığımız ruhtur. Erzurum Kongresi'ne, Kürt, Türk, Sünni, Alevi, birçok temsilci bir araya geldiğinde bu topraklarda işgal orduları vardı, ümit yok olmuştu, yeis vardı. Onları bir araya getiren şey ortak iman, ortak kıble, ortak kültür, ortak inanç, ortak vatan, ortak bayrak, ortak kader duygusuydu. Bu duygularımızı zayıflatamayacaklar."

- "Ebediyen birlikte bu terör örgütüne karşı omuz omuza duracaktır"

Kurban Bayramı namazını Diyarbakır Ulucami'de kıldığını, daha sonra barbarların şehit ettiği iki Kürt kardeşinin ailelerini ziyaret ettiğini anlatan Davutoğlu, "Onlarla sabah kahvaltısı yaptık. Bayram kahvaltısını biz de hepimiz ailelerle yaparız. Bilinsin ki o aileler, bizim ailemiz kadar bize yakındır. Sivil vatandaşlarımızın aileleri, şehit aileleri artık kardeştir" diye konuştu.

Dağlıca şehitlerinin olduğu ve silah arkadaşlarının bulunduğu Yüksekova'ya da gittiğini anımsatan Davutoğlu, "Diyarbakır Ulucami'nde beni kucaklayan Diyarbakırlı kardeşimle, bugün çarşıda, Taş Mağazalar'da bizi kucaklayan bütün yol boyunca muhabbet gösteren Erzurumlu kardeşim ebediyen bir aradadır, birliktedir ve ebediyen birlikte bu terör örgütüne karşı omuz omuza duracaktır" ifadesini kullandı. 

(Sürecek)


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.