Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ:

- "(Rus savaş uçağının düşürülmesi​​​​) Türkiye burada yüzde 100 haklı. Hiç tartışılacak bir şey yok. Angajman kuralları belli. Açıklamışsınız, deklare etmişsiniz. Hukuken hakkınızı kullanıyorsunuz. Burada hiçbir tereddüt yok" - "(İstanbul Boğazı'ndan geçen Rus savaş gemisinde bir askerin omzunda füzeyle görüntülenmesi) O gemi üzerindeki askerin davranışı tabi ki çirkin. Zaten provokatif, bilinçli bir eylem olarak gözüküyor. Ancak Montrö Antlaşmasının boğazlardan geçişle ilgili barış şartlarına baktığınız zaman bunun bir yaptırımını göremiyorsunuz. Savaş durumunda var"

Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ:

banner390

KIRIKKALE (AA) - Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesi​​​​ne ilişkin, "Türkiye burada yüzde 100 haklı. Hiç tartışılacak bir şey yok. Angajman kuralları belli. Açıklamışsınız, deklare etmişsiniz. Hukuken hakkınızı kullanıyorsunuz. Burada hiçbir tereddüt yok" dedi.

Başbuğ, Atatürkçü Düşünce Topluluğu tarafından, Kırıkkale Üniversite Mavi Salon'da düzenlenen "20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal Atatürk" adlı konferansta yaptığı konuşmada, Atatürk'ün dış politikada uyguladığı siyaset hakkında bilgi verdi.

Atatürk'ün dış politikada milli siyasetin öne çıkmasını, uygulanmasını hem savunan hem de uygulayan bir lider olduğunu ifade eden Başbuğ, Lozan Antlaşması'nın ilelebet yaşayacağını ve bir süresinin söz konusu olmadığını vurguladı.

Lozan Antlaşması'nın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tapusu olduğuna dikkati çeken Başbuğ, "Bu tapu ve sınırlar savaşla, kanla alınmıştır, kazanılmıştır. Dolayısıyla bu sınırların ve Lozan Antlaşmasındaki hakların herhangi bir şekilde değişikliğe uğraması bile söz konusu değil. Montrö Antlaşmasında süre var. Lozan da öyle bir süre yok" diye konuştu.

Başbuğ, konferansın ardından öğrencilerin yazılı olarak ilettikleri soruları yanıtladı.

Hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesine ilişkin, şu anda Türkiye ve Rusya arasında siyasi bir krizin olduğunu dile getiren Başbuğ, bu krizin bir savaşa, çatışma ortamına dönüşeceğini kesinlikle düşünmediğini söyledi.

Savaş ortamının oluşmamasının gerçekçi bir yaklaşım olacağını dile getiren Başbuğ, şöyle devam etti:

"İki ülke arasında halihazırda bir kriz var. Bu krizin uzun sürmemesini temenni ederiz. Özellikle iki ülkenin arasında kalıcı sorunlar bırakmamasını arzu ederiz. Ümit ederiz ki bu sorun, ciddi boyutlara ulaşmadan kısa bir süre içerisinde çözüme ulaşır. Ortada da bir sorun olduğunu kabul etmek mecburiyetindeyiz. Türkiye burada yüzde 100 haklı. Hiç tartışılacak bir şey yok. Angajman kuralları belli. Açıklamışsınız, deklare etmişsiniz. Hukuken hakkınızı kullanıyorsunuz. Burada hiçbir tereddüt yok. Ancak şu anda oluşan durumda, konjonktürde Suriye'deki oluşumlara etkinliğimiz kısıtlandı. Uçak olayı olmadan evvel oradaki oluşumlara daha rahat etkileyebilecek durumdayken, bugün maalesef etkileme şansımız, kabiliyetimiz daha sınırlandı."

- Provakatif bir eylem

Başbuğ, İstanbul Boğazı'ndan geçen Rus savaş gemisinde bir askerin omzunda füzeyle görüntülenmesine ilişkin, Montrö Antlaşması'nın 1936 yılında imzalandığını ve şu anda barış durumunda olduklarını belirtti.

Montrö Antlaşmasının barış ve savaş şartlarının farklı olduğunu aktaran Başbuğ, "Barış şartlarında Karadeniz’e sahildar olan ülkelerin ticaret ve askeri gemileriyle ilgili hiçbir sınırlama yok. Yalnız belirli bir zaman önce deklare edilmesi lazım. O gemi üzerindeki askerin davranışı tabi ki çirkin. Zaten provokatif, bilinçli bir eylem olarak gözüküyor. Ancak Montrö Antlaşması'nın boğazlardan geçişle ilgili barış şartlarına baktığınız zaman bunun bir yaptırımını göremiyorsunuz. Savaş durumunda var. Savaş durumunda olduğu zaman orada saldırgan bir durum gösterilmesi, antlaşmanın bir noktada ihlali gibi yorumlanabiliyor" ifadelerini kullandı.

Başbuğ, dış politikalarda önemli olanın komşu devletlerin siyasi ve toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesi ve o devletlerin yönetilebilir devlet olarak görevlerine devam edebilmesi olduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Irak'ta yaşadık, hala yaşıyoruz. Aynı durumu şimdi Suriye ile yaşama durumu ile karşı karşıyayız. O halde devlet olarak benim için önemli olan Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi bütünlüğü muhafaza edilsin, korunsun. Bu 2,5 milyon mülteci ne olacak? Bu rakam burada kalacak mı? Bu rakam ileride Türkiye açısından ciddi güvenlik sorunları yaratacak mı? Mülteci olayı elbette çok ciddi bir konu. Şu andaki siyasi iktidarın da mülteci konusundaki ciddiyeti çok iyi idrak ettiğini, işin temelinde de bu mülteci konusunun yattığını biliyoruz. Irak'ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti oluşumu söz konusu. Tarihsel olarak bakarsanız bu bölgede bağımsız bir Kürt devletinin oluşumu, ihtimal olarak 1919'lardan daha fazla yukarılarda. Bunu önleyecek bölgede iki devlet var. Türkiye ve İran. Bu iki ülke Irak'ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devletine yeşil ışık yaksınlar yarın, ertesi gün hemen orada bir devlet görürsünüz."

Konuşmanın ardından Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Yıldız, Başbuğ'a plaket taktim etti.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.