Hanefi Bostan Türkiye Kamu-sen Sonuç Bildirgesini Açıkladı

Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan Türkiye Kamu-Sen Genişletilmiş İstişare Toplantısında kamu görevlilerinin ekonomik ve sosyal durumları ve 2015 yılında yapılacak toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin...

Hanefi Bostan Türkiye Kamu-sen Sonuç Bildirgesini Açıkladı

banner390
Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan Türkiye Kamu-Sen Genişletilmiş İstişare Toplantısında kamu görevlilerinin ekonomik ve sosyal durumları ve 2015 yılında yapılacak toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin konular ele alındığını açıkladı.

Türkiye Kamu-Sen Genişletilmiş İstişare Toplantısı Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların Genel Başkanları, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, il temsilcileri ve şube başkanlarının katılımı ile 6-9 Kasım 2014 tarihlerinde “Türkiye Buluşması” teması adı altında Antalya’da gerçekleştirildi. Yapılan istişare toplantısının sonuç bildirgesi Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan tarafından açıklandı. Bostan, “İstişare Toplantısı’nda ülkemiz gündeminde yer alan konular ile kamu görevlilerimizin ekonomik ve sosyal durumları ve 2015 yılında yapılacak toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin konular ele alınmıştır” dedi.

“Toplumsal ve ekonomik gelişmeler ışığında Türkiye Kamu-Sen Genişletilmiş İstişare Toplantısı’nda alınan kararlar ve toplantı sonuç bildirgesi şu şekildedir” diyen Bostan, “1- Son günlerde terör olayları yeniden tırmanışa geçmiştir. Ne yazık ki yıllar boyunca canlarımızı feda ederek bugünlere getirdiğimiz Devletimiz, adına açılım denen ihanet sürecine kurban edilmekte, akıbeti meçhul bu süreç bahane edilerek, ülkemizin bir bölümünde paralel bir devlet kurulmasına sessiz kalınmakta, bebek katillerine rezidanslar inşa edilmekte, sekretarya oluşturulmaktadır. Verilen tavizlerle iyiden iyiye azan terör örgütü, şehirlerimizde de şiddet olaylarını artırmakta, ülkemizin bir çatışma ortamına çekilmek istendiği görülmektedir. Dış ilişkilerde, özellikle Irak, Suriye gibi çevre ülkelerimizle ilgili konularda izlenen yanlış politikalar, ülke güvenliğimizi tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Bu noktada huzurumuza ve birlikteliğimize darbe vurmaya yönelik her türlü eylemi şiddetle kınıyor, terör olaylarında hayatlarını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, şehit ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz.

Vatandaşlarımıza ve güvenlik görevlilerimize karşı yapılan alçakça saldırılara kardeş kavgaları çıkaran, sokakları savaş alanına çeviren; kan dökerek, can alarak ülkemizi bölmeyi amaçlayan hainlerin yakalanıp en ağır cezalara çarptırılması talebimizi bir kez daha yineliyoruz.

Sözde kardeşlik ve barışın tesis edileceği aldatmacasıyla her türlü ihanete sessiz kalan, terör örgütü ile pazarlık masasına oturulmasını, şehirlerde teröristlerin kimlik kontrolü yapmasını, vergi toplamasını, adeta bir korsan devlet gibi hareket etmesini sineye çeken; bebek katiline itibar ve inisiyatif kazandıran, teröristlerle kol kola giren ve bunları destekleyen kişi ve kurumları, verdikleri tavizlerin ülkeyi getirdiği durumu görerek, bir an önce yaptıkları yanlıştan dönmeye davet ediyoruz.

2- Bilindiği üzere 2014 ve 2015 yıllarında memur ve emekli maaşlarında yapılacak artışların belirlendiği toplu sözleşme görüşmeleri 2013 yılının Ağustos ayında gerçekleştirilmiştir. Kanuna göre 30 gün sürmesi gereken pazarlıklar, türlü hile ve desiselerle en çok üye kaydederek yetkili hale getirilmiş olan konfederasyon tarafından sadece 2 görüşme sonucunda mutabakatla tamamlanmıştır. Görüşmelerin, olması gerekenden 23 gün önce tamamlanması nedeniyle kamu görevlilerinin sorunları yeterince tartışılamamış ve acil çözüm bekleyen birçok husus sumen altı edilmiştir. Sağlanan sözde mutabakat sonucunda 2014 yılında memur maaşlarına net 123 TL, emekli aylıklarına net 140 lira; 2015 yılında ise memur ve emeklilere altışar aylık dilimler halinde yüzde3+yüzde3 zam yapılması kararlaştırılmış, 2014 yılı için kamu görevlilerinin enflasyon farkı hakkı gasp edilmiştir.

2014 yılında yapılan 123 liralık artışın ortalama memur maaşlarına yansımasının yüzde 5,2 olduğu görülmektedir. Buna karşın, yılın 10 aylık diliminde enflasyon yüzde8,45 olarak gerçekleşmiş, doğalgaza, elektriğe, suya yapılan yüzde 9 artışın yanında gıda fiyatları yüzde12, et ve ekmek yüzde11, ulaşım yüzde 20, meyve yüzde 27 zamlanmıştır. Ailenin zorunlu harcamaları 10 ay içinde tam 410 lira yükselmiştir. Bu gelişmeler karşısında 2014 yılı enflasyon hedefi yüzde 5,3’den yüzde 9,4’e çıkarılırken, bir anlamda yüzde 5,3 enflasyon hedefine göre maaş zammı verilen memurlar, en iyimser yaklaşımla yüzde 9,4 enflasyona mahkûm edilmişlerdir.

Bu gerçekler ışığında memurların 2014 ve 2015 yılları heba edilmiş, yandaş sendika marifetiyle toplu sözleşme görüşmeleri memurlar adına bir handikaba dönüştürülmüştür. Yapılan hesaplamalara göre kamu görevlilerinin yalnızca 2014 zararı yüzde 12 olmuştur.

Türkiye Kamu-Sen olarak, eriyen maaşların telafisi; artmayan nöbet ücretleri, fazla mesai ödemeleri, ek ders ücretleri, ek ödemeler, özel hizmet tazminatları, sosyal yardımlar nedeniyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesi; 4/C’lilere, yardımcı hizmetlilere verilen sözlerin tutulması; belli kesimlere verilen maaş zammının bütün memurları kapsayacak şekilde genişletilmesi ve 2014-2015 yıllarının ekonomik açıdan kayıp yıl olmaktan kurtarılması amacıyla kamu görevlilerinin ve emeklilerinin maaşlarına YÜZDE 12 EK ZAM yapılmasının zorunlu hale geldiğini kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz.

3- Kamu Personeli Danışma Kurulu, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu hükümlerine göre oluşturulmuştur. 2012 yılında gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinin ardından memurlarımızın yıllardır karşı karşıya kaldıkları açmazdan kurtarılması için gerekli uygulamaları içeren talepler Kamu Görevlileri Danışma Kurulu’nda ele alınmış ve birçok konunun hayata geçirilmesi için mutabakat sağlanmıştır. Aradan geçen iki yıllık süreye rağmen alınan kararlar bir türlü uygulamaya konulmamıştır. Bu bakımdan söz konusu toplantılarda kabul edilen, 2005 yılından sonra göreve başlayan personele bir derece verilmesi, disiplin cezalarının affı, Yardımcı Hizmetler Sınıfına dâhil kadro unvanlarında görev yapan personele de ek gösterge verilmesi, devlet memurlarının özel sektörde geçen hizmet sürelerinin tamamının kazanılmış hak aylığıyla değerlendirilmesi gibi Kamu Görevlileri Danışma Kurulu’nda gündeme taşınan ve üzerinde anlaşılan konuların bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.

4- Ülkemizin uluslar arası alanda stratejik önemini arttıran, hem oluşturduğu katma değerle hem de sağladığı istihdamla ülke ekonomisini ayakta tutan büyük ve önemli kuruluşların bazı iç ve dış kaynaklı sermaye sahiplerine kapalı kapılar ardında pazarlandığını; limanlarımızın, tersanelerimizin bir bir elden çıkarıldığını kaygıyla takip etmekteyiz. Milletimizin ödediği vergilerle kurulan ve bizatihi milletin malı olan kuruluşların yangından mal kaçırırcasına birkaç yıllık kârı karşılığında peşkeş çekilmesine, söz konusu işletmelerde çalışanların kıyıma uğratılmasına Türkiye Kamu-Sen olarak seyirci kalmamız mümkün değildir. Ülkemizde kurulu işletmeleri ele geçirerek ülkemizde yatırım yapılıyor izlenimi yaratılmasına karşıyız. Bu uygulamalar yatırım değil, talandır, işgaldir. Türkiye Kamu-Sen şeffaflık ilkesini ön planda tuttuklarını söyleyen yetkililerden, bugüne kadar yapılan özelleştirmelerden gelen gelirin, bu kuruluşların yaptığı üretimin, istihdamın, kârın-zararın, ödedikleri vergilerin ve ülkemize olan ekonomik katkılarının açıklanması beklemektedir.

Anayasa hükümlerinde kamu mallarının kullanımı, kamu yararı ön planda tutularak düzenlenmiştir. Bugüne kadar yapılan özelleştirmelerde kamu yararı ilkesi göz ardı edilmiş, devletimizin kaynakları heba edilmiş, çalışanlarımız mağdur olmuştur. Bu süreçte özelleştirmeler yoluyla 200 bine yakın kamu çalışanı işini kaybetmiş, dondurulmuş ücretlerle farklı kurumlara gönderilmiş, aileler parçalanmış, devlet hizmeti taşeron şirketler eliyle gördürülmeye başlanmıştır. Bu nedenle özelleştirme uygulamalarından bir an önce vazgeçilmelidir.

5- Her gün ülkemizin çeşitli yerlerinde onlarca çalışanımız iş kazası nedeniyle hayatlarını kaybetmektedir. İş kazalarının özelleştirme ve taşeronlaşmanın yaygın olduğu sektörlerde daha fazla olduğu göze çarpmaktadır. Taşeronlaşma, daha düşük maliyetli işgücü temininin bir yolu olarak alabildiğine yaygınlaşmaktadır. Başta Soma ve Ermenek olmak üzere ülkemizin dört bir yanında hemen her gün yaşanan ve millet olarak hepimizi derinden yaralayan facialar, taşeronlaşmanın, tedbirsizliğin ve bireyselleşmenin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemlerin alınması durumunda bu faciaların gerçekleşmeyeceğini söylemek mümkündür. Bu bakımdan insan hayatının hiçe sayıldığı, emek üzerinden kâr elde eden üçüncü, dördüncü şahısların türediği bir ortamda örgütlenme daha da anlam kazanmaktadır. Türkiye Kamu-Sen olarak yürüyen çarka çomak sokacak olanların ancak örgütlü gücün farkına varan kitleler olacağı gerçeğinden yola çıkarak, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması için örgütlü gücün önemine bir kez daha vurgu yapıyor, emeği sömüren, ucuz işgücünün bir yolu olarak görülen, güvencesiz ve kayıt dışı istihdama imkân sağlayan taşeronlaşma uygulamasına son verilmesi talebimizi yineliyoruz” dedi.

İş ve sağlığı ve güvenliğine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı sonuç bildirgesini açıklayan Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan, şunları kaydetti:

“6- İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile çalışanlarımızın daha sağlıklı ve güvenli ortamlarda hizmet üretmeleri sağlanmalı, bu çerçevede mutlak surette şiddete uğrayan kamu görevlilerinin güvenliği de dikkate alınmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği bir anlamda çalışanların fiziki ve ruhsal bakımdan güvenli ortamlarda çalışmaları demektir. Bu bakımdan kamu görevlilerimizin yaşadığı şiddet olaylarını engelleyecek tedbirler, iş sağlığı ve güvenliği çerçevesinde değerlendirilmeli, şiddet mağduru olan hemşire, ebe, doktor, postacı, öğretmen, polis, vergi müfettişi, zabıta gibi çalışanlarımızı bu şiddetten kurtaracak ve hizmet alanlarını çağdaş bir yapıya kavuşturacak adımlar atılmalıdır.

7- Konfederasyonumuzun yoğun çabaları ile geçtiğimiz dönemde sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, olumlu bir adım olmakla birlikte aile hekimliği, usta öğreticiler ve 4/C’li personel gibi kadro kapsamı dışında kalan personelin de derhal kadroya geçirilmesi ve sözleşmeli istihdamına son verilmesi bir gerekliliktir.

8- Kamu görevlilerinin atanmalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden vazgeçilmemesi; hak eden memurun hak ettiği göreve gelmesi; kamu kurum ve kuruluşlarında, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için en temel gerekliliktir.

Kamu görevlilerinin yandaş, yandaş olmayan; bizden, bizden olmayan gibi ifadelerle fişlenerek ayrıştırılmasının, kadrolaşmanın, adam kayırmanın, kıyımın, haksızlığın, hukuksuzluğun son bulmasının; kamuda bir takım siyasi çevrelere yakın olmanın çalışanın eğitim düzeyi, performansı ve kişiliğinin önüne geçmesinin önlenmesinin; kamu kurum ve kuruluşlarının idarelerinin tarafsızlığının sağlanmasının; adil bir sınav ve atama sistemi ile çağdaş bir yönetim anlayışının oluşturulmasından geçtiği bilinmeli, özellikle yönetici atamalarında yazılı sınava dayalı adil, şeffaf ve tarafsız bir sistem oluşturulmalıdır.

9- Kamuda istihdam sisteminde ana eksen aile bütünlüğünün korunması yolunda belirlenmeli ve üniversiteler dâhil olmak üzere her statüde istihdam edilen personelin, herhangi bir şart aranmaksızın eş durumu, sağlık ve öğrenim özrü gibi durumlarından dolayı tayin taleplerini gerçekleştirecek düzenlemeler yapılarak çerçeve yönetmelik yeniden düzenlenmeli, tayin ve atamalarda aile bütünlüğünün korunması sağlanmalıdır.

10-Türkiye Kamu-Sen, sadece kamu çalışanlarının değil tüm Türk milletinin sağduyusunun sesidir. Buradan yola çıkarak konfederasyonumuz, emeklilerin mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesi yolunda gayretlerini sürdürecek ve yapılacak her türlü eylemde yanlarında olacaktır.

11- Son yıllarda özellikle kadınlara karşı uygulanan şiddet de hat safhaya çıkmış, taciz, mobbing ve töre cinayetleri vakayı adliyeden sayılmaya başlamıştır. Bu durum, insan hakları ihlalinin geldiği ürkütücü boyutu ve yaşanan toplumsal travmanın, ülkemiz geleceğini tehdit ettiğini göstermektedir. Bu nedenle yetkililerin toplumumuzun kanayan yarası haline gelmiş konulara kalıcı ve etkili çözümler üretmesi en öncelikli konu olarak karşımızda durmaktadır” şeklinde konuştu.

Bostan tarafından açıklanan sonuç bildirgesi şu ifadelerle sona erdi “

12- Ülkemizde 30 yıl çalışan vasıfsız bir işçinin emekli maaşı ve emekli ikramiyesi; aynı sürede çalışmış bir memurun emekli maaşı ve emekli ikramiyesinin iki katı düzeyindedir. Norm ve standart birliği sağlamak iddiasıyla hazırlanan 5510 sayılı Kanunun bu adaletsizliği gidermemesi, kamu çalışanlarına yapılan büyük bir haksızlık olarak karşımızda durmaktadır. Bu nedenle 5510 sayılı kanunun 80. maddesinde yapılacak düzenleme ile şu anda görev yapmakta olan memurların prime esas kazanç tanımlarının değiştirilerek, tüm ödeneklerin emekli keseneğine dâhil edilmesi ile kamu görevlilerinin emeklilik haklarının ilerletilmesi ve kamu çalışanlarının emekli ikramiyelerinin işçilerle eşitlenmesi gerekmektedir.

13- Çalışanlarımız üzerindeki sendikal baskılar had safhaya ulaşmıştır. Memurlar, ikna odalarına alınarak yandaş sendikaya üye olmaya zorlanmakta, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri açıkça çiğnenmektedir. Bu dönemde binlerce memur, mahkemelerde hak aramak zorunda kalmıştır. Konu ile ilgili olarak muhalefet partilerinin TBMM’de sunduğu soru önergelerine Hükümet tarafından cevap dahi verilmemektedir. Türkiye Kamu-Sen, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücüyle ezilen ve haksızlığa uğrayan tüm kamu görevlilerinin yanında olacak, haksızlıklara karşı duracaktır.

14- Memur, Devletin asli ve sürekli görevlerini ifa eden, bu bakımdan da görevi itibarı ile Devleti temsil eden kamu görevlisidir. Son dönemlerde siyasetçilerin kamu görevlilerini küçümseyici yaklaşımları, belli meslek grubundaki memurları rencide edici tavır ve söylemleri kabul edilemez. Türkiye Kamu-Sen olarak tüm gücümüzle memurumuzun yanında olacağımızı ve itibarını zedeleyici ve ayrıştırıcı ifadelerle toplumumuzun diğer kesimleriyle arasının açılarak tasfiye edilmesine şiddetle karşı çıkacağımızı bir kere daha bildiriyoruz. Türlü oyunlarla, iftiralarla, memurumuzun Türk milleti nezdinde itibarsızlaştırılmaya çalışılmasına ve onuruyla oynanmasına müsaade etmeyeceğimizi tüm gücümüzle haykırıyoruz.

15- Yargı, kişi hak ve özgürlüklerini yönetime karşı korumak, hukuk devletini gerçekleştirmek ve Anayasa’nın üstünlüğünü sağlamakla yükümlü bir organdır. Bu denli önemli işlevi bulunan yargının mutlaka bağımsız ve tarafsız olması gerekir.

Bağımsız yargı demokrasinin gereği; hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin dayandığı nokta; temel hak ve özgürlüklerin garantisidir. Bağımsız yargı, adalete ve devlete güvenin yegâne aracıdır. Kuvvetler ayrılığı ise, iktidarın, çoğunluk diktatörlüğüne dönüşerek demokrasiye zarar vermemesi için sınırlandırılıp denetlenmesi ve bu yolla dengelenmesi esasını temel alır.

Hukuk devleti kavramı bu amaçla geliştirilmiştir. Hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan, idarenin tüm işlemlerini yargı denetimine tabi kılan düzeni anlatmaktadır. İktidar gücü, yargı yoluyla sınırlandırılmakta, denetime alınmakta ve dengelenmektedir. Bu nedenle yargının, yasama ve yürütmeden bağımsız olduğu ve güçler ayrılığı ilkesinin Anayasal güvence altında alındığı unutulmadan, yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğü ilkesine saygı gösterilmesi, Konfederasyonumuz İstişare Kurulunca Devletimizin varlığı ve bekası için vazgeçilmez bir unsur olarak görülmektedir.

16- Ülkemizin en önemli zenginliklerinden biri de sahip olduğu doğal güzellikler ve ormanlarıdır. Bu zenginliğimiz, bizlere gelecek nesillere aktarılmak üzere teslim edilmiş bir emanettir. Son yıllarda türlü gerekçelerle büyük bir çevre katliamı ve ağaç kıyımı yapıldığına üzülerek şahit olmaktayız. Türkiye Kamu-Sen olarak, ağaçlarımızın katledilmesine, çevremizin kirletilmesine şiddetle karşı çıktığımızı ifade ederken, gelecek nesillere daha yaşanılabilir, daha güzel, daha zengin bir vatan toprağı bırakabilmek için üzerimize düşen her türlü görevi yapmaya hazır olduğumuzu ilan ediyoruz.

17- Türkiye Kamu-Sen olarak bağlı sendikalarımızın genel başkanları, yönetim kurulu üyeleri, şube başkanları ve il temsilcileri ile yekvücut halinde; sendikaları kendisine köle isteyen iktidara, kraldan çok kralcılık yapan bürokratlara, makam ve mevkii zulüm ve baskı aracına dönüştürenlere, memuru tehditle, korku salarak üye yapanlara ve menfaatçilere rağmen onurlu mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ve başta kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz olmak üzere, tüm vatandaşlarımızın insanca yaşayabileceği bir gelire kavuşması, adil, hukuka saygılı ve şeffaf bir yönetim anlayışının yerleşmesi için kanunların tanıdığı sınırlar çerçevesinde her türlü eylemi gerçekleştirmekten geri durmayacağımızı bir kez daha yineliyoruz”.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.