Mersin’de Suriyeli Sığınmacılar Sorunu Masaya Yatırıldı

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Berra Besler, ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’nin çeşitli kentlerine yerleşen Suriyelilerin, giderek daha da ağırlaşan sorunların kaynağı haline geldiğini belirterek, “Ülke...

Mersin’de Suriyeli Sığınmacılar Sorunu Masaya Yatırıldı

banner390
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Berra Besler, ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’nin çeşitli kentlerine yerleşen Suriyelilerin, giderek daha da ağırlaşan sorunların kaynağı haline geldiğini belirterek, “Ülke nüfusuna 2 milyon yabancının katılması demek, ülkenin demografik yapısının ciddi ölçüde etkilenmesi riskini peşinen kabul etmek demektir” dedi.

TBB Başkan Yardımcısı Berra Besler, Mersin Barosu’nun, Adana, Gaziantep, Hatay ve Osmaniye Baroları ile birlikte düzenlediği, “Suriyeli Sığınmacıların Hukuki Statüleri ve Türkiye’de Yaşadığı Hukuki Sorunlar” konulu panele katıldı. Mersin Barosu’nun Gökdelen Hizmet Birimi’nde gerçekleştirilen ve Türkiye’nin çeşitli illerine sığınan Suriyeliler ile birlikte ortaya çıkan sorunların çok yönlü olarak masaya yatırıldığı panelin açış konuşmasını Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen yaptı. Antmen, Suriye ve Irak’ta yaşanan kanlı savaş nedeniyle Türkiye’nin 2011 Mart ayından bu yana çok büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Çeşitli ulusal ve uluslararası kurumların raporlarında Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteci sayılarının farklılıklar içerdiğine işaret eden Antmen, son olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Türkiye Temsilcisi Carol Batchelor’un, Eylül 2014’te yaptığı açıklamada, toplam sığınmacı sayısının 1 milyon 700 bin kişi civarında olduğunu belirttiğini aktardı. Sığınmacıların kayıtlarının doğru olarak tutulmadığını ve Türkiye’nin dört bir tarafına kontrolsüz olarak dağıldıklarını dile getiren Antmen, yetkili makamların sığınmacıları hukuk literatüründe olmayan ‘misafir’ olarak değerlendirdiklerini, acil olarak yapılması gereken hukuki düzenlemelerin ise 3 yıl sonraya kaldığı kaydetti. Antmen, “Gelen sığınmacılar bir anda yüksek kiralar ve ucuz çalıştırmadan, fuhuş ve yasa dışı işlerde kullanmaya kadar sömürülürken, diğer yandan kayıtsız iş yeri açmaları, prim borcu olan vatandaş tedavi edilmezken, sığınmacıya tercüman ve sağlık hizmeti sağlanması ayrımcılık söylemlerini yükseltmiştir. Sığınmacıların yüzde 75’inin kadın ve çocuklardan oluşması ve yarısının 18 yaşın altında olması gerçeği, öncelikli korunması gereken sığınmacı sayısının büyüklüğünü göstermektedir. Suriyeli misafirlerin biran önce kayıt altına alınması, yabancı plakalı araçların trafikten men edilmesi ve Suriye’de devam eden kirli iç savaşın sona erdirilmesi için gerekli her türlü çabanın gösterilerek, Suriyelilerin güven içinde ülkelerine dönmelerinin sağlanması büyük önem taşımaktadır” dedi.

“10 MİLYON SURİYELİ İÇ SAVAŞTAN DOĞRUDAN ETKİLENDİ”

TBB Başkan Yardımcısı Besler de Nisan 2014’te Suriye’de 150 bin insanın hayatını kaybettiğinin açıklandığını, bu sayının bugün çok daha fazla olduğunu ifade ederek, nüfusu 23 milyon olan Suriye’de 10 milyon Suriyelinin, ülkede yaşanan iç savaştan doğrudan etkilendiğini, güvenli bölgelere göç etmek zorunda kalan 3 milyon Suriyeliye de Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Irak gibi komşu ülkelerin ev sahipliği yaptığını vurguladı. İç savaş öncesinde Türkiye-Suriye İlişkilerine değinen Besler, “Kısa bir süre öncesine kadar son derece yoğun olan Türkiye-Suriye ilişkilerine ‘Dostum Esad’ söylemi hakimdi, vizeler kaldırıldı, ortak Bakanlar Kurulu toplantısı bile yapıldı. Bu olumlu gelişmeler memnuniyet vericiydi. Ne var ki, ABD başta olmak üzere İsrail ve batılı ülkelerin destekledikleri sözde ‘Arap Baharı’ son olarak Suriye’ye sıçradı. Daha fazla demokrasi ve özgürlük isteyen Suriye halkı, ÖSO, NUSRA, IŞİD, El Kaide gibi kanlı, sapkın terör grupları tarafından korkunç bir iç savaşın içine çekildi. Ne yazık ki bu süreçte adeta bir üs gibi kullanılmaya ve teröre karıştırılmaya çalışılan Türkiye, ağır eleştirilerin muhatabı oldu. Varılan son noktada ise izlenen yanlış politikalarla 900 kilometreyi bulan Suriye sınırında savaşın eşiğine getirilmiş bir Türkiye var. Bir de BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında bu bölgede sınırların değişeceğini yıllar önce söyleyen bir üst akıl var. Bu arada, ‘Dostum Esad’ın yerini alan ‘Düşman Eset’ de var” diye konuştu.

“TÜRKİYE’YE FATURASI AĞIR”

Daha önce Irak ve Libya’da yaşanan senaryoların bugün Suriye’de de tekrarlandığına dikkat çeken Besler, Türkiye’nin izlediği Suriye politikasını eleştirerek, “Ulusal çıkarlarının gerektirdiği hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın Suriye’nin iç işlerine doğrudan karışarak Esad’ı düşürme ısrarını sürdüren ve bu amaçla Esad’a karşı olan tüm örgüt ve girişimleri aktif desteklediği iddia ve ifade edilen bir Türkiye görüntüsü var. Batılı kimi ülkelerce de desteklenen bu yanlış politika sonucu iç savaş girdabında çırpınan bir komşu Suriye olgusu var. Türkiye-Suriye sınırında Özerk Kürt Bölgesi ilan edilebilen PKK’nın yan kuruluşu PYD var ve son olarak IŞİD’in Türkiye sınırına dayanması nedeniyle Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınan 2 milyon kadar savaş kaçkını Suriyeli gerçeği var. İzlenen bu yanlış politikanın Türkiye’ye de ağır bir faturası var” ifadelerini kullandı.

“2 MİLYON SURİYELİ SORUNLARIN KAYNAĞI HALİNE GELDİ”

Hükümet tarafından Suriyeli mülteciler için harcanan paranın 10 milyar 350 milyon lira olduğunun açıklandığı bilgisini veren Besler, bu maliyete, savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen ve sayıları 2 milyonu bulan Suriyelinin de eklendiğini söyledi. Yaklaşık 230 bin Suriyelinin kamplara yerleştirildiğini, küçük aile gruplarının da farklı kentlere yerleştiğini aktaran Besler, şöyle devam etti: “Geri kalan büyük çoğunluğun nerede, ne yaptıkları ise maalesef meçhuldür. Birçok büyük şehrin varoşlarında şimdiden Suriyeli gettoları oluşmuştur. Bu tür merkezlerde asayiş sorunları har safhadadır. 2 milyon Suriyeli, giderek daha da ağırlaşan sorunların kaynağı haline gelmiştir. Ancak ufukta herhangi bir çözüm de görünmemektedir.”

Türkiye’deki Suriyelilerin 1951 tarihli ‘BM Mültecilerin Hukuki Statüsü’ne tabi olmadıkları için hukuki statülerinin de belirsiz olduğuna dikkat çeken Besler, “Mevcut durumda Suriyeliler, sadece insan olmaları bakımından bazı hakları talep edebilme imkanına sahip olabilirler, ancak daha fazlası, bu istekleri kabul edecek olan devletin takdirine kalmış durumda” ifadesini kullandı.

“SURİYELİLERE TC VATANDAŞLIĞI KAZANDIRILMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Türkiye’deki Suriyelilere mevcut yasal mevzuata göre, Türkiye Cumhuriyeti (TC) vatandaşlığı kazandırılmasının mümkün olmadığının altını çizen Besler, şunları söyledi: “TC vatandaşlığı şartlarını hiçbir Suriyeli taşımamaktadır. Bu kişilere TC vatandaşlığının sağlanması için yeni yasal düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç vardır. Böyle bir düzenlemeyi haklı kılacak hiçbir neden yoktur. Ülkemizde bulunan Suriyeliler için ‘misafir’ sıfatı kullanılmaktadır. Bu sıfatın ise hiçbir hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. Ülke nüfusuna 2 milyon yabancının katılması demek, ülkenin demografik yapısının ciddi ölçüde etkilenmesi riskini peşinen kabul etmek demektir. Bu kişilerin büyük bir bölümünün geri dönmeyecekleri gerçeğinden hareketle konunun, yabancılar hukuku açısından, ekonomik, sosyal, kültürel ve en önemlisi eğitim, sağlık, güvenlik gibi konular ele alınarak değerlendirilmesi ve uygun politikaların süratle yürürlüğe konulması zarureti vardır. Ancak böyle bir hazırlık henüz yoktur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu kişilere çalışma izni verileceğine dair yaptığı açıklama ise ülkemiz insanı bakımından işsizliğin dayanılmaz boyutlara ulaştığı bu dönemde çok iyi düşünülmesi gereken bir husustur. Böylesi bir uygulamanın gerçekleşmesi halinde, toplumumuzda, yeni ve ağır gerginliklerin, hatta çatışmaların dahi olabileceği göz ardı edilmemelidir.”

Besler, konuşmaların ardından, Mersin Barosu Başkanı Antmen’e günün anısına bir plaket verdi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.