Sağlık-sen Genel Başkanı Metin Memiş: "sorumlu Sendikacılık Yapıyoruz"

Balıkesir Sağlık-Sen Şubesi, İl Divan Toplantısını gerçekleştirdi.Balkonuk Center’da düzenlenen, sendika üye ve yöneticilerinin büyük ilgi gösterdiği toplantıya, Altıeylül Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, Balıkesir İl Sağlık Müdürü...

Sağlık-sen Genel Başkanı Metin Memiş:

banner390
Balıkesir Sağlık-Sen Şubesi, İl Divan Toplantısını gerçekleştirdi.

Balkonuk Center’da düzenlenen, sendika üye ve yöneticilerinin büyük ilgi gösterdiği toplantıya, Altıeylül Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, Balıkesir İl Sağlık Müdürü Servet Kocaöz, Sağlık-Sen Genel Başkan Metin Memiş, Genel Başkan Yardımcıları Semih Durmuş, Kemal Çırak, Abdülaziz Aslan ve Mustafa Örnek de katıldı. Açılış konuşmasını yapan Balıkesir Sağlık-Sen Şube Başkanı Ömer Seyfettin Çelebi, Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş’e yönetimiyle birlikte destek ve her zaman yanlarında olacaklarını söyledi. Ardından konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş ise şube seçimlerinde Türkiye’de olduğu gibi Balıkesir’de de bir demokrasi şöleni yaşandığını ifade etti. Memiş, "Üyelerimizin neredeyse tamamının kendisi yönetecek ekibi seçmek için delege seçimlerinde oy kullanmış olması katılımcı demokrasi bakımından önemliydi. Delege seçim sürecinin olgun bir şekilde gerçekleşmesinden dolayı tüm temsilci ve yönetici arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi.

"NE İŞİNİZ VAR DARBECİLERLE, BAŞÖRTÜSÜ MESELESİYLE DEDİLER"

Demokrasinin toplumun olmazsa olmazı olduğunu söyleyen Memiş, "Evet, bizler kendi içimizdeki demokrasiyi işletirken bu ülkenin demokrasisi ile mücadele edenlere karşı da bir sendikacılık ortaya koyduk. Belki zaman zaman bizim yapmış olduğumuz sendikacılığı birileri eleştirdi. Belki çoğu zaman ’Kardeşim siz memurun hakkı dururken ne işiniz var sizin çözüm süreciyle, ne işiniz var darbecilere karşı mücadeleyle, başörtüsü meselesiyle’ demiş olabilirler. Ama Allah’a hamd olsun Memur Sen Genel Merkezi olarak almış olduğumuz kararların, sahada aynı şekilde uygulanması ve saha ile genel merkezin aynı dili kullanması ile birlikte bugünlere geldik. Niçin böyle olmalıydı. Yaşadığımız ülkede yarın sabah uyandığımız zaman ne ile karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Darbe mi olacak, şehit cenazesi mi gelecek, terör olayları mı olacak yoksa ekonomik kriz mi yaşanacak. Acaba sabah kalktığımız zaman neyle karşılaşacağız dediğimiz bir ülke mi yaşamak isteriz, yoksa başınızı yastığa koyduğumuz zaman yarınımızdan umutlu çocuklarımızın geleceğinden umutlu bir Türkiye hayali ile mi uyumak istiyoruz. Evet biz güçlü bir Türkiye hayali ile uyumak için bütün bedenimizi bu ülkenin geleceği için taşın altına koyduk. Memur sendikacılığına yeni bir anlayış getirerek ülkesini, milletini, geleceğini düşünen bir sendikal anlayışı ortaya koyduk. Bizim davamız bu ülkenin, milletin iradesine sahip çıkma ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkma davası. Bizim davamız dünya mazlumlarının dini, dili, ırkı ne olursa olsun sesi olma davası. Bizim davamız kamu çalışanlarının geleceğini koruma davası" dedi.

"DARBECİLERE KARŞI OLDUK"

Metin Memiş, birilerinin darbe planları yaparken, Sağlık-Sen’in o darbecilere karşı ortak akıl mitingleriyle meydanları doldurduğunu söyleyerek, "Bu ülkede referandum sürecinde evet diyerek, bu ülkenin tarihi dönüm noktasını yani milletin iradesine sahip çıkan bir tavır sergiledik. Ve 30 yıldır devam eden 40 bin cana mal olan 400 milyar dolarımızı harcadığımız terör belasının kaldırılması noktasında siyasi iradenin almış olduğu inisiyatife de biz çözüm süresince destek vereceğiz dedik. Elimizi değil gövdemizi taşın altına koyduk. Tabi bu süreçte eğer Türkiye’de çözüm süreci gerçekleşirse, Türkiye eğer bölgesindeki ülkeler gibi parçalanmazsa sıkıntı olur denildi. Küresel güçler ve onun işbirlikçileri düğmeye bastı. Gezi eylemleri ile başlayan süreçle beraber Türkiye’de darbe hayali kuranlar darbe yapmak istediler. 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarıyla yargı darbesini gerçekleştirmek istediler. Ama artık iş işten geçmişti. Bu millet iradesine sahip çıkacaktı, bu millet geleceğine sahip çıkacaktı ve artık oyunlar bozulacaktı. Çözüm sürecine destek vererek kötü mü yaptık. Belki o süreçte birileri bizi ihanetle suçladı. Ama şunu açık ve net şekilde ifade etmeliyiz ki, bu ülkede birlik ve beraberliğin sağlanmasını istemeyenler asıl bu ülkeye ihanet edenlerdi. Onun için biz çözüm sürecini desteklerken şu sloganla desteğimizi verdik, ’Analar ağlamasın, göz yaşı akmasın, şehit cenazeleri gelmesin, teröre aktarılan kaynaklar ekonomiye oradan da milli gelire yansısın, bu ülkede kardeşlik hukuku yeniden geliştirilsin, Çanakkale ruhu yeniden canlansın, bu ülke hem bölgesinde hem de dünyada lider bir ülke olsun’ Peki bunun meyvelerini gördük mü? Öncelikle 2 seneyi aşkın bir süredir şehit cenazelerinin gelmemiş olması çok önemliydi. O bölgelerde görev yapmak için giden memur arkadaşlarımızın gönül rahatlığıyla görev yapması, oraya asker gönderen ailelerin gönül rahatlığıyla çocuğunun askerden geleceği dönemi beklemesi noktasında bu çok önemli. Ama her şeyden önemli çözüm süreciyle beraber gerçekleşen en önemli olaylardan birisi şudur. Hatırlarsanız bundan 6-7 yıl önce ’Cumartesi anneleri’ diye bir takım kadınları çıkardılar basının önüne. ’Katil devlet çocuğumuzu elimizden aldın, çocuğumuzu ver’ diye slogan attırıp devletle bir bölge halkını düşman etmişlerdi. Ama hamd olsun bu çözüm süreci ile beraber artık Diyarbakır Belediyesi’nin önünde anneler var. Ve o anneler şöyle haykırıyorlar. ’Katil PKK çocuğumuzu bize geri ver. Çocuğumuz silah değil kalem tutsun. Çocuğumuz terörist değil öğrenci olsun’ Eğer bugün bu noktaya gelindiyse, eğer o bölge halkı çözüm sürecine sahip çıkıyorsa, bu ülkemizin geleceği adına önemli bir adımdır. Tabi bu süreci sabote etmek isteyenler var. Özellikle Kobani olayları ile beraber Türkiye’yi allak bullak etmek isteyenler oldu. Ama şunu iyi hesap etmek lazım. Sabote etmek istemelerini gayet doğal karşılıyoruz. Ama bize düşen görev de bu sürecin tamamlanması olmalı. Peki kırmızı çizgimiz ne olacak. Tek vatan, tek bayrak, tek devlet olacak. Şehitlerimizin kemikleri sızlatılmayacak, gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın canı acıtılmayacak. Ve kamu güvenliğini sağlanmak amacıyla çözüm süreci mutlaka devam ettirilmeli diye düşünüyorum. Önümüzdeki yıl Çanakkale Savaşlarının 100. yılını kutlayacağız. İşte bu süreci ben 100 yılın intikamı olarak görüyorum. Yani 100 yıl önce nasıl Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla Çanakkale’den düşmanı bu ülkeye sokmadıysak, aynı kararlılıkla, aynı birlik ve beraberlikle bu ülkenin bölünmesine müsaade etmememiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE PARÇALANIRSA İSLAM DÜNYASI TOPARLANAMAZ"

Ortadoğu’da kan ve gözyaşı olduğunu söyleyen Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, "Çocuklar öldürülüyor. Irak paramparça edildi. Suriye’de yıllardan beri kardeş kanı akıtılıyor. Artık oradaki savaş bize bile normal gelmeye başladı. Filistin’de, Gazze’de katil İsrail canı sıkıldığı zaman sudan bahanelerle oradaki çocukları öldürüyor dünyanın gözleri önünde. Arakan’da, Doğu Türkistan’da insanlık yok ediliyor ama dünya sessiz kalıyor. Bakın bir kez daha ifade ediyorum. Şu an dünya mazlumlarının gözü bu ülkenin üzerinde, şu an küresel güçlerin gözü de bu ülkenin üzerinde. Eğer Türkiye düşürülürse, eğer Türkiye bölünürse, parçalanırsa İslam dünyasının daha toparlanması neredeyse mümkün olmayacaktır. Onun için Memur-Sen ailesi olarak rahmetli Akif İnan abimizin çizmiş olduğu misyonu doğrultusunda ülkesine milleti adına hizmet eden bir sendikal anlayışla hizmet ediyoruz. Ve 11 Ağustos sabahı yeni bir Türkiye ile uyandık. İşte bu yeni Türkiye’ye uyanırken sizlerin sahada vermiş olduğu emeğin karşılığında sizlerin milletin iradesine sahip çıkmanız karşısında artık bundan sonra ’darbe dönemleri bitti, vesayet dönemleri bitti, bundan sonra milletin iradesine ipotek koyma dönemleri bitti’ sloganları ile yeni Türkiye söylemleri başladı. Ama bu sadece söylemle kalmamalı. Nedir yeni Türkiye’nin öncelikli olması gereken icraatı. Yeni Anayasa’nın bir an önce mutlaka ve mutlaka yapılması gerekiyor. Türkiye’de yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede başörtüsü yasağı gibi bir ayıbı ortadan kaldırılması noktasında Memur-Sen olarak inisiyatif aldık ve 12 milyon 300 bin imza ile birlikte bu ayıbın tarihin karanlıklara gömülmesini hep beraber sağladık. Bundan sonra ne olması gerekiyor. Bireysel hak ve özgürlüklerin önünün açılması noktasındaki adımların aynı kararlılıkla devam ettirilmesi gerekiyor" diye konuştu.

"SORUMLU SENDİKACILIK YAPIYORUZ"

Yeni Türkiye’de sağlık çalışanlarının ve sosyal hizmet çalışanlarının hak ettiği ücreti alabildiği ve hak ettiği emeğin karşılığını alabildiği yeni bir dönemin başlaması gerektiğine inandıklarını ifade eden Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, "Bizim neler yaptığımız açıkçası ortada. Sorunlardan nemalanan bir anlayış değil, sorunlu sendikacılık değil, sorumlu sendikacılık anlayışıyla birlikte bu kazanımları elde ettik. Eylem yapılması gerektiğinde eylem yapılır. Meydanlara inilmesi gerektiği zaman meydanlara inilir. Ama eğer siz sadece çalışanlarınızın sorunlarını ortaya koyuyorsanız, bunun çözümünü ideolojik nedenler dolayısıyla ortaya koymadan çalışanların sorunları üzerinden nemalanıyorsanız, nasıl ki 7 yıllık yetki döneminizde hiçbir şey alamadıysanız, amacınızın çalışanların hakkı olmadığı da ortaya çıkıyor. İşte 2009 yılından sonra Sağlık-Sen yetki aldıktan sonra sağlık çalışanlarımızın birçok sorunu gündeme taşındı. Ve birçok sorun da çözüme kavuştu. Önemli olan neyi nerede ne zaman nasıl istemeniz gerektiğidir. Eğer sorunları masaya yatırıp çözümlerini arar, çözüm önerilerini ortaya koyar ve bunu da ilgili yerlere kanunun bize vermiş olduğu haklar çerçevesinde taşırsanız bunlar çözülüyor" dedi.

"SAĞLIKTA MEMNUNİYET ARTTI"

Sağlıkta vatandaşın memnuniyetinin arttığını dile getiren Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş "2002 yılından sonra sağlıkta dönüşüm sürecinin başlaması ile birlikte hasta memnuniyetinin 39’lardan 76’lara çıktığından bahsediliyor. Vatandaşın sağlığa erişiminin 2.8’den 9’lara çıktığından bahsediliyor. Vatandaşın sağlık hizmetlerinden memnuniyetinden bahsediliyor. Ama sağlık çalışanlarına sadece teşekkür ediliyor. Oysa ki memnuniyet arttı, sağlıkta şiddet de arttı. Mobbing var, iş yükü var. Her şeyden öte 5 kat iş yükü arttı. İstihdam noktasında yetersizlikler var. Adaletsiz bir döner sermaye sistemi var. Bu sistem zaten çalışma motivasyonunu bozuyor. Bakın yapmış olduğumuz bir araştırmada sağlık çalışanlarının yüzde 60’dan fazlası ’fırsatım olsaydı mesleğimi değiştirirdim’ diyor. Çok irdelenmesi gereken ve araştırılması gereken bir konu. Bu raporu Bakanlığa ilettik. Sağlık çalışanlarının tükenmişlik oranları polislerden sonra 23.96 puanla 2. sırada. Ve sağlık çalışanlarına sizi en çok kızdıran şey nedir diye sorduğumuzda ’adaletsiz yöneticiler’ cevabı veriliyor. Yani hem iş yükü var, hem adaletsiz döner sermaye dağılımı var, şiddet var. Hem de bu hizmeti az sayıda çalışanla sunarken idarecilerimiz tarafından mobbinge uğradığımız noktasında bir tespit var. O zaman biz bu yeni dönemde öncelikle yeni istihdam politikalarının belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu ülkede 136 bin hemşire ile sağlık hizmeti sunuluyor. 400 bin hemşireye ihtiyaç var. Sağlık liselerimiz, yüksek okullarımız mezun veriyor. O yıl 40 bin, 50 bin öğretmen alınarak 5 bin ya da en fazla 10 bin sağlık çalışanı alıyor ki biz de farklı meslekteki arkadaşlarımız da alındığı zaman neredeyse yıllık emekli olan hemşehri sayısı kadar ancak istihdam yapılıyor. O zaman eğer Türkiye’de sağlıkta dönüşümün aynı hızda devam etmesini istiyorsanız, bu başarının katlanarak gitmesini istiyorsanız yeni politikaları mutlaka ortaya koymak zorunluluğu var" dedi.

"SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ŞİDDET UYGULAYANA HAPİS CEZASI"

2009 yılından bu yana şiddet konusunda çok mücadele verdiklerini ifade eden Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, "Şiddetin önlenmesi konusunda önemli adımlar attık. Ve en son 2011 yılında Bakanlıkta ortak bir sempozyum yaptık. ’Emeğe saygı, şiddete sıfır tolerans’ kampanyası ile beraber. Arkasından bir dizi tedbirler aldık. Ve arkasından da yine TBMM Sağlıkta Şiddeti Araştırma Komisyonu kuruldu. Oraya sunmuş olduğumuz bir öneri de yasalaştı. ’Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanlar tutukluluk süresi içerisinde yargılanacak’ diye önemli bir karar çıktı. Ama şiddet hız kesmedi, hala devam ediyor. Ben şunu isterim eğer bir yerde şiddet olduysa, Bakanlığın en üst bürokratı bakan da dahil olmak üzere mutlaka oraya gidip sağlık çalışanına orada sahip çıkmalı. Çalışanının arkasında durduğunu göstermeli ve kararlı bir şekilde şiddet uygulayanlara bu çıkan kanun maddesini uygulanması konusunda bakanlığın hukukçuları da bu konuyu takip etmeli. Geçtiğimiz günlerde Kamu personeli danışma kurulu toplantısında şunu önerdik. Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanlar 6 ay boyunca SGK’tan faydalanmasın. Sağlık giderlerini cebinden ödesin. Bu da önemli bir yaptırım olur caydırıcılık olur. Bunu notlarına aldılar önemsediler. İnşallah böyle bir uygulamanın çıkması da artık sağlıktaki şiddetin sıfır tolerans aşamasına gelmesini sağlayacak" dedi.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YIPRANMA PAYI

Dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 13 Mayıs Hemşireler Günü programında bir araya geldiklerini dile getiren Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, "Orada kürsüden şunu ifade ettik. Sayın Başbakanım Türkiye’de sağlıkta dönüşümün mimarları sağlık çalışanlarıdır. Ama sağlık çalışanları tükeniyor, sağlık çalışanları yıpranıyor. Sağlık çalışanları mağdur duruma düşüyor. Biz bu süreçte sağlık çalışanlarına yıpranma payı istiyoruz dedik. Başbakanımız da ’Evet sağlık çalışanları yıpranıyor, ben de buradan talimat veriyorum. 5 yılda bir yıpranma payı verilmesi talimatı veriyorum’ dedi. İşte talebin nerede yapılacağını bilmek lazım. Peki bu söylemde mi kaldı. Hayır söylemde kalmadı. Şu anda bu çalışma Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı arasında yürütülüyor. Bize de hani diyorlar ya ’Sağlık Sen eylem yapmıyor, meydanlara inmiyor’ diye. Oysa ki biz 15 gün önce meydandaydık. Yani Ankara’da bir salonda yıpranma payı çalıştayı yapıyorduk. Orada Çalışma Bakanlığından ve Sağlık Bakanlığından yetkililer vardı, akademisyenler vardı. Ve sahada arkadaşlarımız vardı. Sağlık çalışanları vardı. İşte bizim sendikal anlayışımız bu. Biz sorunların somut nedenlerine ortaya çıkararak bunu yapıyoruz. Ve o toplantıda güzel bir çalıştay gerçekleşti" diye konuştu.

Sağlık çalışanlarına yıpranma payının bilim bazlı verilmesi gerektiğini ifade eden Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, "Sağlık hizmeti bir ekip işi. O zaman bu hizmeti sunan bütün sağlık çalışanlarının yıpranma payı alması gerekiyor değil mi. Ameliyathanede görev yapan bir ekip var. Şimdi orada hekim ve hemşireye yıpranma payı verip sağlık çalışanı diye hizmetliye vermemek olur mu, olmaz. Peki hastanede dahiliye servisinde nöbet tutan arkadaşımızla 1.basamakta masa başında oturan bir hemşire arkadaşımıza aynı yıpranmayı vermek olur mu olmaz. Hakkaniyetle gitmek zorundayız. O yüzden bilim bazlı bir yıpranma payı çalışması hedefliyoruz. Bir diğer konumuzda aile hekimleri ile ilgili. Aile hekimlerinin görevi koruyucu sağlık hizmeti verme görevidir. Sağlık Bakanlığı hastalık bakanlığı değil. Sağlık Bakanlığı koruyucu önleyici hizmetler bakanlığı olmalı. O zaman aile hekimliği sistemini aile hekimlerine nöbet tutturarak baltalamayın. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz. Aile hekimlerimize nöbet tutturma inadından vazgeçin. Aile hekimlerimiz koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesi konusunda ne istiyorsanız yapmaya hazır ama dediğim gibi bunu bir inat meselesine dönüştürüp bir sistemin geri gitmesine müsaade etmeyin. Biz buna müsaade etmeyeceğiz" dedi.

Son dönemlerde Memur-Sen üzerinde karalama kampanyası olduğunu dile getiren Memiş, "Bu kampanya taban aylık zammı nedeniyle yapılmaya başlandı. Ne oldu da bir anda Memur-Sen’in almış olduğu bu kazanım yok sayılmaya çalışıldı. Bakın biz ne dedik. Bu ülkeye bu millete ihanet eden babamız da olsa karşı dururuz dedik, paralel yapıya da karşı durduk. Sağlık-Sen’in kazanımını manşetine taşıyanlar 17 ve 25 Aralık operasyonları nedeniyle bu ülkenin ekonomisini alt üst ettiler. Enflasyonunun çıkmasına neden oldular. Bugün de Kamu-Sen’le KESK’le birleşerek Memur-Sen’in toplu sözleşme kazanımını heba etmek istiyorlar. Buna müsaade etmeyelim" dedi. Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş’in konuşmasının ardından toplantı sona erdi. Toplantı sonunda katılımcılara Sındırgı Balıkesir Sağlık-Sen’e emeği geçenlere plaket verildi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.