Suriye koordinasyon toplantısı

- Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: - "(Suriyeli sığınmacılara yapılan yardımlar) Biz, başkasının parasını hesap ederek, başkasının cüzdanındaki parayla bu yardımları sürdüren bir ülke değiliz. Uluslararası camianın 7 milyar 158 milyon dolarlık büyük faturaya tabi destek olması onların vazifesidir. Türkiye'ye karşı bir hibede bulunacaklar, lütufkar davranacaklar gibi bir tabloyu asla kabul etmeyiz" - "Bu desteği yaparlarsa zengin ülkeler ellerini taşın altına koymuş olduklarını gösterecekler. Bu, bütün insanlığa karşı yapılmış bir yardımdır. Bu, Türkiye'ye karşı yapılan lütuf manasında değildir. Hepsini bekliyoruz, geç bile kaldılar. Bu kriz Suriye'deki savaş bitse de sona erecek bir kriz değildir" - "Biz, 2 milyon 200 bin kişiyi rahatlıkla alırken bin, 800, 900 mülteci almayı kendilerine yediren çok zengin ülke var. Uluslararası camianın verdiği destek olumlu olur, ama bu Türkiye'ye bir lütuf olmaz, kendilerinin insanlık yanında yer aldığını gösteren çok küçük bir adım olur"

Suriye koordinasyon toplantısı

banner390

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin Suriyeli sığınmacılara yönelik yardımlarını başkasının parasını hesap ederek yapmadığını belirterek, "Uluslararası camianın 7 milyar 158 milyon dolarlık büyük faturaya tabi destek olması onların vazifesidir. Türkiye'ye karşı bir hibede bulunacaklar, lütufkar davranacaklar gibi bir tabloyu asla kabul etmeyiz" dedi. ƒ

Kurtulmuş, Başbakanlık Merkez Bina'da düzenlenen Suriye koordinasyon toplantısı öncesindeki konuşmasında, toplantının amacının Türkiye olarak meseleye ilişkin atılması gereken adımları müzakere etmek olduğunu söyledi. 

Türkiye'nin Suriyeli sığınmacılar konusunu Nisan 2011'den beri göğüslemeye çalıştığını, meselenin insani, maddi, siyasi ve Türkiye'de ortaya çıkmaya başlayan sosyal yükünü de göğüsleyerek üzerine düşeni insanlık, akrabalık, komşuluk vazifesi olarak gördüğünü ifade eden Kurtulmuş, uluslararası camiadan, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Avrupa Birliği ve farklı uluslararası camianın temsilcilerinden Türkiye'nin yürüttüğü politika ve çalışmaların çok sayıda övgü aldığını belirtti. 

Bir dost ülkenin başbakanının, "Biz, Erdoğan'a sürekli ayinler yaparak Suriyeli mülteciler konusunda gösterdiği tavır nedeniyle her gün dua etmeliyiz" dediğini aktaran Kurtulmuş, Türkiye'nin gösterdiği duyarlılığın bütün dünya tarafından da gösterilmesi gerektiğini bildirdi.  Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, son zamanlarda Türkiye'nin karasularında görünen hareketliliğin artık başta Avrupa olmak üzere bütün dünyayı ilgilendiren bir göçmen sorunu olarak kabul edilmesi gerektiğini kaydetti. 

Numan Kurtulmuş, "Mesele sadece Suriye'deki durumun sonuçlarını ortadan kaldırmakla sınırlı bir mesele değildir. Suriye'de kalıcı bir siyasi çözümün bulunması, göçmen meselesini çözerken sadece AB ülkelerini güvenliğini ilgilendiren değil, Türkiye'nin yaptığı gibi insani diplomasinin parçası gibi göçmen meselesini görmesi ve meseleyi bu şekilde çözecek politikalarının geliştirilmesinin şart olduğun kanaatindeyiz" diye konuştu. 

- Türkiye'de kayıtlı 2 milyon 225 bin 147 Suriyeli var

Kurtulmuş, Türkiye'nin bugün itibarıyla çadır ve konteyner kentlerde 258 bin 977 kişiyi barındırdığını, 2 milyona yakın Suriyeli sığınmacının da İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere şehirlerde barındığını anlattı. Toplamda 2 milyon 225 bin 147 kayıtlı Suriyelinin Türkiye'de bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu sürede Suriyeli sığınmacılara 7,6 milyar dolar seviyesinde para harcandığını, bu miktarın sadece 418 milyon dolarının uluslararası yardım kuruluşları, zengin dost ve müttefik ülkelerden geldiğini belirtti. 

AFAD'ın kontrolündeki kamplarda kalan 258 bin kişiye sağlıktan eğitime kadar her türlü desteğin sağlandığını ifade eden Kurtulmuş, "Sıfır noktasında Suriye'nin içerisindeki insanlara yaptığımız yardımlar da var. Suriye'nin içerisinde de mülteciler vardı, bunların bir kısmı kendi ülkelerinde mülteci durumundadır, bunlara da yardım yapmaya gayret ediyoruz" dedi. 

- "Çok hazin tablolar"

Kurtulmuş, Avrupa ülkelerine sığınma başvurusunda bulunanların sayısının 428 bin 735, başvurusu kabul edilenlerin de 150 bin kişi civarında olduğunu belirterek, Akdeniz yoluyla Avrupa'ya geçişlerde çok hazin tablolar oluştuğunu, Ege'de kıyıya vuran Aylan bebeğin fotoğrafının sembol olduğunu, her gün Akdeniz'de batan ya da batırılmış bir botun fotoğrafının görüldüğünü söyledi. "Burada Aylan bebeğin fotoğrafı bütün dünyanın zihnine, vicdanı olanların vicdanına kazındığı için o fotoğrafı göstermiyorum" diyen Kurtulmuş, Akdeniz'i bebeği ile geçmeye çalışan bir babanın fotoğrafını göstererek, aynı tablonun her gün yaşandığını, şu an itibarıyla bile yaşanıyor olabileceğine dikkati çekti. 

Akdeniz'in Türk karasularında, sahil güvenlik botlarının 53 bin 228 göçmeni kurtardığını, ancak birçok Avrupalı ülkenin güvenlik güçlerinin göçmenlerden bir vebalı gibi kaçtığını anlatan Kurtulmuş, sahil güvenlik güçlerine de gösterdikleri hassasiyet dolayısıyla teşekkür etti. Kurtulmuş, 2015'te 274 göçmenin de Türk karasularında vefat ettiğini, Akdeniz'de hayatını kaybeden göçmen sayısının da 5 bin 950 kişi olduğunu belirterek, Avrupa'ya geçen toplam göçmen sayısının da 380 bin kişi olduğunu ifade etti.

Kurtulmuş, İstanbul, Edirne ve TEM otoyolunda son günlerde yaşanan tabloya da müdahale edildiğini, bunun sebebinin de sosyal medyada "Avrupa ülkeleri, şu saate kadar Avrupa'ya gidenleri kabul edecek" şeklindeki yalan propaganda yapılması olduğunu söyledi. Yollara düşen Suriyeli göçmenlerin geldikleri şehirlere ya da kamplara dönmeleri için ikna edilmeye çalışıldığını belirten Kurtulmuş, şu an 2 bin 300 Suriyelinin Edirne'de sınır kapısında ve İstanbul'da otogarlarda bulunduğunu bildirdi. Kurtulmuş, buralardaki sığınmacıların da her türlü ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli birimlere talimat verildiğini aktardı. 

-"Yaşananlar Avrupa'nın Suriye politikalarının da iflas ettiğinin ilanıdır"

"Avrupa'nın karşılaşmış olduğu göçmen krizi, uluslararası camianın göçmen politikalarının iflas ettiğinin açık bir ilanıdır" diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bu yaşanan Avrupa'nın sadece göçmen politikaları değil, Suriye politikalarının da iflas ettiğinin ilanıdır. Suriye'de bir barış ortamı sağlanmadan, bu insanlar kendi memleketlerine, ata yurtlarına güvenli şekilde dönmeden Suriye kaynaklı göçmen meselesinin çözülmesi mümkün değil. Türkiye'nin başından beri ileri sürdüğü tezlerde ne kadar haklı olduğu da ortaya çıkıyor. Güvenli bölgenin ihdas edilmesi, Suriye'de kendi topraklarında mülteci duruma düşenlerin, kendi topraklarında ikametinin sağlanması konusunda ne kadar tutarlı, gerçekçi, haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmış bulunuyor.

Biz, Suriye mültecileri sorunu özelinde, ama genel olarak dünyadaki mülteciler sorununu sadece sonuçları ortadan kaldırarak çözülemeyeceği kanaatindeyiz. Nedenleri ortadan kaldırmalıyız. Suriye'de insanların güvenli şekilde kendi memleketlerinde kalması, en azından barış sağlanana kadar Suriye'de güvenli bölgelerde ikamet etmeleri kaçınılmaz bir gerçektir. Uluslararası kamuoyunun buraya gelmesini ümit ediyoruz, bekliyoruz. Göçmen politikaların sömürgeciliğin iflas etmiş yüzünü gösteriyor. Afrika'yı, Asya'yı, Latin Amerika'yı sadece kaynaklarını sömürmek için dikkate alanlar, bu ülkenin insanlarını aynen Batı ülkelerindeki insanlar gibi özgür, onurlu birey olduğunu unutarak bunları yeni kolonyalizm döneminde, yeni metotlarla baskı altında tutmaya çalışanların politikalarının iflasıdır. Afrika'da kölelik ve yeni sömürü politikaları terörün kullanılmasıyla, Afrika halkının eğitimsiz, cahil ve aç bırakılmasıyla süren bir süreçtir."

- "Darüsselam, esenlik yurdu olan Anadolu toprakları"

Kurtulmuş, dünyanın neresinde bir insan yoksulluktan ölüyorsa, baskıdan, terörden, çaresizlikten kaçıyorsa bunun sorumluluğunun dünyanın tümünde olduğunu belirterek, "Kim bu topraklara sığınırsa, kim bu topraklara gelirse ev sahibi olarak darüsselam olarak, esenlik yurdu olan Anadolu topraklarının sahibi olarak evimizi, kucağımızı açarız. Ama aynı şekilde bunu bütün dünyadan da bekleriz" diye konuştu.

Avrupa'ya giden mültecilerin yaşadıkları olumsuzlukları yansıtan fotoğraflardan bazılarını bir elinde, Türkiye'nin mültecilere yaptığı insani ve maddi yardımlara ilişkin fotoğrafları da diğer elinde tutarak gösteren Kurtulmuş, "Bütün dünyayı samimi olmaya davet ediyoruz. Bu meselenin çözümü sadece Türkiye'nin omuzlarına bırakılmayacak kadar ağır bir meseledir. Bütün dünyaya diyoruz ki gelin bu sorunu kökten çözmek için hangi politikalar yürütülecekse yürütelim. Bu özellikle zengin ülkelerin ortak sorumluluğudur" değerlendirmesinde bulundu. 

Numan Kurtulmuş, bir gazetecinin sorusu üzerine, güvenli bölge meselesini temelden karşı çıkan bazı ülkelerin, bu konuya olumlu yaklaşmaya başladığını belirterek, "Ümit ederiz ki en kısa zamanda bu güvenli bölge sağlanmış olur. Suriye'deki savaş giderek daha kirli, karışık bir hal alıyor, maalesef yakın planda Suriye'de barışı sağlamak mümkün görünmüyor. Hama, Halep, İdlip gibi şehirlerde oluşacak yeni bir denge değişiminin Türkiye'ye karşı yüz binlerce yeni mülteci akımını başlatacağı çok açık. Bunun için yeni bir mülteci akımının önlenebilmesi için güvenli bölge kurulsun diyoruz" dedi.

- "Türkiye'ye karşı bir hibede bulunacaklar, lütufkar davranacaklar gibi bir tabloyu asla kabul etmeyiz"

Bir gazetecinin, sığınmacılar konusunda Avrupa ülkelerinden Türkiye'ye maddi destek gelip gelmediği sorusuna da Kurtulmuş, şöyle yanıt verdi:

"7 milyar 158 bin küsur şimdiye kadar Suriyelilere yapmış olduğumuz destek. Bunda uluslararası kuruluşların bağışları 328 bin küsur ABD doları. Avrupa ülkelerindeki STK, yabancı Kızılhaç ve federasyonların yaptığı yardım da 89 milyon dolar, yaklaşık 418 milyon dolar. Bazı liderlerden demeçler geliyor; 'Türkiye bunlara baksın, biz gerekli yardımı yapalım' diye. Bir kuruş yardım etmeseler dahi Türkiye bu desteği sürdürmeye devam edecek. Biz, başkasının parasını hesap ederek, başkasının cüzdanındaki parayla bu yardımları sürdüren bir ülke değiliz. Uluslararası camianın 7 milyar 158 milyon dolarlık büyük faturaya tabi destek olması onların vazifesidir. Türkiye'ye karşı bir hibede bulunacaklar, lütufkar davranacaklar gibi bir tabloyu asla kabul etmeyiz. 

Bu desteği verseler de bu yardımları yapacağız, vermeseler de yapacağız. Bu desteği yaparlarsa zengin ülkeler ellerini taşın altına koymuş olduklarını gösterecekler. Bu bütün insanlığa karşı yapılmış bir yardımdır. Bu Türkiye'ye karşı yapılan lütuf manasında değildir. Hepsini bekliyoruz, geç bile kaldılar. Bu kriz Suriye'deki savaş bitse de sona erecek bir kriz değildir. Dünyadaki bu gelir dağılımı adaletsizliği zengin Kuzey, yoksul Güney ayrımı sürdürdükçe, aradaki uçurum arttıkça mülteci sorunu devam edecek. Biz, 2 milyon 200 bin kişiyi rahatlıkla alırken, bin, 800, 900 mülteci almayı kendilerine yediren çok zengin ülke var. Uluslararası camianın verdiği destek olumlu olur, ama bu Türkiye'ye bir lütuf olmaz, kendilerinin insanlık yanında yer aldığını gösteren çok küçük bir adım olur."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.