YÖK Başkanı Saraç:

- "Bilginin yoğun olarak artması kadar yarı ömrünün de gerçekten çok kısalmış olması, eğitim dengelerini de sıkça gözden geçirmemizi zorunlu kılıyor" - "Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın yükseköğretim kurumu olarak hedefimiz, amacımız, toplumun sağlığını koruyan, hastalandığında onlara iyi bakan, memleketini iyi tanıyan yetenekli hekimler yetiştirmektir"

YÖK Başkanı Saraç:

banner390

ESKİŞEHİR (AA) - Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, "Bilginin yoğun olarak artması kadar yarı ömrünün de gerçekten çok kısalmış olması eğitim dengelerini de sıkça gözden geçirmemizi zorunlu kılıyor" dedi.

Saraç, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Üniversite Hastaneler Birliği 18. Toplantısı"nın açılışında, üniversite hastanelerinin, sağlık sorunlarının çözümünde üst düzey rol aldığını, tıp eğitimi verdiğini, uzman ve akademisyen yetiştirdiğini, üçüncü basamak diye tanımlanan sağlık hizmeti sağladığını söyledi.

Bütün dünyada üniversite hastanelerinden beklenen en önemli işlevlerin başında, akademik mükemmeliyet geldiğini ifade eden Saraç, "2015 verilerine göre dünyada 2 bin 420 civarında tıp fakültesi var. Çin, Hindistan, ABD ve Brezilya'da ve diğer bazı ülkelerde tıp fakültesi sayıları 150'nin üzerinde. Dünyanın 7 milyar nüfusuna oranla, 2 bin 420 tıp fakültesinden yılda ortalama 389 bin hekim mezun oluyor. Diğer taraftan 2015'te 36 ülkede hala hiç tıp fakültesi yok. Sahra Afrikası'nda 26 ülkede 1 veya 2 tıp fakültesi mevcut" diye konuştu.

Saraç, Dünya Tıp Eğitimi Federasyonunun, bütün ülkelerde hekimler ve sağlık çalışanlarının, güçlü mobilize bilgiyle donatılmış çekirdek eğitim programıyla eğitilmesini, eleştirel düşünce anlayışına sahip olmasını ve en önemlisi etik değerler ile kavramları iyi öğrenmesini önerdiğini anlattı.

Tıp eğitimine bakıldığında, 20. yüzyılda üç ciddi eğitim reformu görüldüğünü belirten Saraç, şunları kaydetti:

"20. yüzyılın başlarında science-based (bilim-temelli) müfredatlı eğitim yürütülmüş, 20. yüzyılın ortalarında probleme dayalı eğitim gündeme taşınmış ve son olarak şimdi 21. yüzyılın başlarında 3. nesil tıp eğitimini ve sağlık hizmetlerini, profesyonel yetkinlik ve global bilgiye dayalı performans temelli yaklaşım yürütmektedir. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın yükseköğretim kurumu olarak hedefimiz, amacımız toplumun sağlığını koruyan, hastalandığında onlara iyi bakan, memleketini iyi tanıyan yetenekli hekimler yetiştirmektir."

Saraç, yetiştirdikleri genç hekimlerden, hizmet sunmayı esirgememelerini, karar verici olmalarını, tüm dünyayı ama özellikle hizmet verdikleri toplumu iyi tanımalarını beklediklerini vurguladı.

- "21. yüzyılda bilgi hızla arttı"

Genç hekimlerin Türkiye'nin sağlık sorunlarını bilmesi ve mezuniyetten hemen sonra bunların üstesinden gelebilecek bilgi, beceri ve tutumlarla donanmış olmaları gerektiğini ifade eden Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tıp eğitimini verirken eğitim-araştırma ve eğitim-hizmet dengesini korumamız gerekiyor. Biliyoruz ki 21. yüzyılda bilgi hızla arttı, özellikle detaylı uzmanlaşma kavramı öne çıktı. Bilginin yoğun olarak artması kadar yarı ömrünün de gerçekten çok kısalmış olması, eğitim dengelerini de sıkça gözden geçirmemizi zorunlu kılıyor. Bazı bilimsel yayınlara göre, 1950'li yıllarda bilginin yarı ömrü 50 yıl olarak verilmekteydi. Bu rakam, 80'li yıllarda 7 yıla, 2010'da 3,5 yıla düşmüş. 2020'de ise bilginin yarı ömrü 73 gün olarak hesaplanıyor. Birden kulağa hoş gelse de her alanda ama özellikle tıpta bu kavramların getireceği problemleri de eğitim süresince göz önüne almamız gerekiyor."

Saraç, "Yüksek teknolojinin hızla ve en sık kullanıldığı alan olan tıp bilimi, toplum için pahalı bir biyomedikal yol açmaktadır. Dolayısıyla insanı insan yapan değerler ve kavramlar sanki değer yitirmekte. Klasik tıp mesleği anlayışının içine kazanç kavramının girmesi birtakım yozlaşmaların yanı sıra eşitsizlikleri beraberinde getirmiyor mu acaba? Söylemek istediğim, değerlerin farklılaştığı bir ortam var. Buna uyumlu yüksek etik değerler ve yüksek kaliteyle bir hekimi nasıl yetiştireceğiz, özenle çalışmamız gereken bir konu bu" görüşünü paylaştı.

Yekta Saraç, üniversite hastanelerinin ana amacının eğitim ve araştırma olduğunu, hizmet sunumunun da görevleri arasında yer aldığını dile getirdi.

Üniversite hastanelerinin finansal sorunlarının temelinde, "gelirlerin giderleri karşılayamaması, hizmet sundukça artan oranda zarar eden ve borçlanan bilançoya sahip olunmasının yer aldığının" akademik çalışmalarla gösterildiğini anlatan Saraç, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bu durum, sadece son 5 yılda 2,7 misli bir artışla, toplamda üniversite hastaneleri için tedarikçilere borçların 1,4 milyar liradan 3,8 milyar liraya sıçramasına yol açmıştır. Bu ekonomik değerlendirmelerin sadece parayla ölçülen tespitler şeklinde algılanmamasını dilemekteyim. Ülkemiz sağlık sisteminin geleceğindeki muhtemel riskleri vurgulamak ve eğitim kalitesinde olumsuzluklar doğurmadan bu konulara hep birlikte ve ivedilikle çözüm bulabileceğimizi ifade etmek istiyorum. Üniversite hastanelerinin sorunları ve çözüm önerileri, bu günlere gelinceye kadar, Ekonomi Koordinasyon Kurulunu oluşturan bakanlarımız ve bürokratlarının katılımlarıyla gerçekleştirilen toplantılarda defalarca tartışılmış, bazılarına yönelik çözümler de uygulamaya geçirilmiştir. Bu bağlamda olmak üzere, Sağlık Bakanımız Müezzinoğlu ile bakanlıkta ve kendilerinin bizzat YÖK'ü ziyaretlerinde, üniversite hastanelerimizin özellikle finansal sorunları konusundaki ciddi ve samimi görüşmeler devam ediyor. Bunların sonuçlarının reform paketine yansıyacağını umut ediyorum. Bu olumlu çalışmaların devamı hepimizi rahatlatacak."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.