Bağdat Kırına Yürüdüler

Eskilerin Philedelphia yenilerin Bağdat Kırı Karaman'a yaklaşık 80 km. uzaklıktaki bu ilginç bölgeyi ziyaret ettiler

Bağdat Kırına Yürüdüler

banner390

Bağdat Kırına Yürüdüler

Eskilerin Philedelphia yenilerin Bağdat Kırı Karaman'a yaklaşık 80 km. uzaklıktaki bu ilginç bölgeyi ziyaret ettiler. Kardof Yönetim’i yapılan faaliyetle ilgili açıklama yaptı.

 

Kardof Yönetiminden yapılan açıklamada ‘’Soğuk bir pazara uyanmanın biraz huzursuzluğu içinde kalktım, gitmekle gitmemek arasında kararsızdım, penceremi açtım ve gökyüzü gri siyah bulutlarla kaplıydı. geceden çantamı hazırlamış hiç görmediğim antik bir kenti görme yolunda Kardof etkinliğine gitmeye karar vermiştim. pazar günü bu etkinliğe katılmasam muhtemelen 11 civarlarında uyanıp saat 12-13 e kadar evden çıkmayacak ve evde kahvaltı yapacaktım, sonunda bir iki arkadaşımı arayıp ya araba ile bir kaç tur atacaktık yada bir kafede bir kaç saat lak laklayacaktık. soğuk bir sabahı içime çeke çeke Kardof binasına doğru yola koyuldum. Ne yalan söyleyeyim ceplerimin içindeki ellerim üşümüştü. Kulübe vardığımda oradaki insanları pek de tanımadığımdan selam verip içeri girdim, gayet samimi ve güler yüzlü insanlar önceden birbirlerini tanıdıkları için neşeli bir sohbetin içindeydiler. çok geçmeden saatimiz 7.30 u bulmuştu son anda hava soğukluğu nedeni ile gelmeyen bir kaç kişiye telefon açıldı muhtemelen geçerli mazeretleri vardı, 14 kişi yola koyulduk yaklaşık 2 saat sürecek yolculuğumuzdan önce son alışveriş için Aktekke civarı markette durup son ihtiyaçlarımızı temin ettik. Sabah esprileri ve uyanmanın yanı sıra yeni yapılan yolun güzelliği ile Karaman dan yavaşça uzaklaştık yani şehrin gürültüsünden siyah ve gri bulutlardan belki de şehrin hengamesinden uzaklaştık ya da bana öyle geliyordu. Bıçakçı köprüsü dedikleri yerde ( Bucakkışlada) hava oldukça temiz ve berraktı ancak yine de soğuktu. burada anı fotoğraflarımızı çekinirken Grubun lideri Fedai hoca köprünün eski güzelliğinden baraj yapılan yerin eski durumu hakkında bilgiler veriyordu, bu haliyle bile çok güzel dediğim buralar acaba daha önce ne kadar güzel olabilir ki diye düşünmeden edemedim. ben hariç neredeyse Tüm grup bu köprüyü daha önceki haliyle hatırlıyor ve onun hakkında konuşuyordu. Doğa harikaydı güzel ve kıvrıla kıvrıla giden hafif bozuk bir asfalttan Bayır denilen köye varıldı. çok güzel  her yerden tepeleri ve vadiye hakim konumuyla muhteşem bir yer, Karşısında Ada Kalaba ve Akçaalan köyleri ile harika bir selamlaşma. Burada hafif bir molanın ardından Akçaalan köyüne vardık. Önceden planlaştığımız Salih Aslan ın aracına binerek O antik kentin yolunu tuttuk. Salih abi de grubumuz gibi neşeli ve esprili birisi buralar da doğmuş büyümüş her yeri karış karış biliyor. Gelen kişilere yol gösteriyor. Fedai hoca ile uzun uzun tanıdık ortak kişilerden konuştular. Asfalt olmayan bir yoldan Bağdat kırına doğru yükselerek araç içinde devam ettik doğa muhteşem sessizlik ve sükunet harika insanlar neşeli daha güzel bir pazarı böyle düşünmemiştim. eski dönemlerden kalma ki buralar Hristiyanlığın ilk dönemlerine ait izler taşıyan yerler oldukça fazla tahrip edilmiş, maalesef yetkililerin sahiplenememesi mi yada ne ile açıklayacağımı bilmediğim bir olayla buralar hazine yağmacılarının talanına uğramış. 1. derece sit alanı yerler. tepelerden ağaçların aralarından soğuk havaya aldırmadan ilerledik toprak patika çamur yollardan eski medeniyetin izleri üstünde fotoğraf kareleri aldık, bölgenin en hakim tepesine çıkarak öğle yemeği vaktimiz gelmişti karınlarımız herkesin yanında getirdiği güzel yiyeceklerle doyurduk. yemeğimi paylaşmanın 15 insanın oradaki paylaşımının doğanın içinde cömertçe güzelliğini her kes yaşamalı bence. Devasa ardıçlar devasa meşe ağaçları soğuk havaya ve bazen atıştıran kara ve bizi yalnız bırakmayan soğuk sise rağmen kimseyi yormadı. Salih abi ve Fedai Hoca tüm güzelliği ile bize bu diyarı gezdiriyor ve kısa bilgilerle bizi aydınlatıyorlardı. Topluca fotoğraf kareleri aldık. Geri dönüş yolumuzda Taş çeşmeye İçi boş meşeye ve aslanlı mevkiine uğrayıp köye geri döndük. Salih abinin evinde çaylarımızı içtik. Bu soğuk havadan sonra en güzel olay Salih abinin misafirperverliğiydi. Teşekkürler Salih abi. Çaylarımızı içip herkesle vedalaşıp geri dönüş için köyden ayrıldık. Sisler içinde geçti geri dönüş yolculuğumuz. İyi ki varsınız Kardof iyi ki sizi tanımışım. Yeniden Salih abiye faaliyeti düzenleyen ve faaliyete Katılan herkese teşekkür ediyorum’’ denildi.

Genç Doğasever de geziyle ilgili bir yazı yazdı.

Faaliyet yazısı için genç doğasever e faaliyete katılan tüm üyelerimize ve takipçilerimize Teşekkür ederiz. Eskilerin Philedelphia yenilerin Bağdat Kırı dedikleri, Karaman'a yaklaşık 80 km. uzaklıktaki bu ilginç bölgeyi ziyaret ettik.

İlk duyunca şaşırıyor insan, "Philedelphia nere Karaman nere" diyesi geliyor. İşin aslını öğrenip 2 bin yıllık tarihiyle Bizans'tan Osmanlı'ya, Karamanoığlullarına kadar pek çok kültüre ev sahipliği yapan toprakları ve yüzyıllar içinde yaşanan değişimi paçamızdan cehalet akarken gözlemledik. Evet, yanlış okumuyorsunuz, Türkiye'de de Philedelphia diye bir yer var. Hemde Karaman'da. Üstelik 1682'de William Penn tarafından ABD'de kurulandan dahi eski. Penn'in 329 yıl önce 'kardeşçe sevgi, dinsel hoşgörü ve ibadet özgürlüğü'nün yaşanacağı bir kent olacağı vaadiyle kurduğu Philedelphia da ilhamını İncil'den alıyordu zaten. Tıpkı şimdi Karaman sınırları içindeki Philedelphia'da olduğu gibi. Bu yazıya bir masala başlarmış gibi başlayıp uzun uzadıya anlatmak mümkün olsada en güzeli efsanelere ve muazzam bir kültüre ev sahipliği yapmış bu yerleşim yerini yerinde görmek o havayı teneffüs etmek. Yinede dilimiz döndüğünce birkaç bilgi paylaşalım.

KLEOPATRA'YA DÜĞÜN HEDİYESİ

Roma İmparatoru Sezar ölünce yerine geçen Antonius'un malı mülkü hor kullanıp, Taşleli ve bu bölgeyi Mısır kraliçesi Kolepartara'ya düğün hediyesi olarak verdiğini duyunca erkekler hiç değişmemiş diyesim geldi. Antonius Torosların bakir ormanlarının kerestelerini Akdeniz de ki Tersanelerine taşıyarak ömür tüketince MÖ 31 yılında yerine geçen İmparator Oktavius dağlık Kilikya'yı Kleopatra'dan geri alarak Roma imparatorluğuna bağlar.

Hz. İsa'nın peygamberliğiyle beraber taşlık Kilikya denen bugünkü Taşeli bölgesi Havarilerin uğrak yeri olmaya başlar. Zira burayı yöneten Roma imparatorluğu 1. derecede tebligata muhatap bir konumdaydılar. O yıllarda dünyanın oldukça tenha olduğunu düşünürsek, bu bölge potansiyel taraftar toplanabilecek bir insan kalabalığına sahiptir. Bu gün bu bölgede görülen tüm yer üstü ve yer altı eserleri MS 395'te yıkılan ve yerini  Kahpe Bizans’a bırakan Romalılar zamanındaki Hıristiyan müminlerin eserleridir diyebiliriz. Hıristiyanlığın ilk yıllarında İsa'nın on iki Havarisinden Aziz Barnabas birkaç yareniyle birlikte Konya'da bulunan Sille ve Kilistra'da bir çay içip sonra Karaman'a yani Aladağ dediğimiz Akçaalan köyünde bulunan Philedelphia’ ya gelmişler.

İNCİL'DE KARAMAN

Bu konuda İncil’in Resullerin İşleri bölümünün 13. Babından itibaren aşağıda ki ibareler yer almaktadır;  “Barnabas Seul ile beraber Ruhulkudüs tarafından görevlendirildikten sonra Kilistra'ya vardılar. Buradan Likaonya/Karaman’ın Listra/Yollarbaşı ve Derbe (Kerti Höyük-Ekinözü köyü-Karaman) kentlerine ulaştılar. Vardıkları her yerde Yahudilerin eziyetleriyle karşılaşıyorlardı.

-Tabi bu günkü gibi dünyanın başına bela olan yahudiler o dönemdede pislik yapmaya devam ediyorlardı-

İki Havari Likaonya’dan(Karaman) Kilikya’ya yola çıktılar, Yahudilerden bir gurup peşlerinden hiç ayrılmıyor ve “sakın bu delilere inanmayın” diyorlardı. Philadelphia (Karaman/Akçaalan köyü) ve Gavurini/Tolbunar (Güneyyurt) da bulunan müminlere takviye için günlerce vazettiler. Domitiopolis (Yukarıçağlar civarı)e geldiklerinde çevrede ki kentçiklerden İmanlılar büyük bir kalabalık oluşturdular ve hazırladıkları boğaları kurban etmek istediler. Barnabas ve Pavlus elbiselerini yırtarak halkın arasına atılıp karşı çıkarak “kurban ancak Allah’a olur” diye mani oldular. Konya’dan gelen takipçi Yahudilerin baskısıyla buradan da ayrılarak Pisidya (Seydişehir,göller bölgesi) üzerinden Pamfilya’ya geçtiler.” Aynen böyle denilmektedir İncil'de.

Romalı dedelerimizden kalan bu mirası yetkililerden önce definecilerin keşfetmiş olması da işin bir başka yönü. Tarih ve özellikle Dinler Tarihi konularına hakim defineci dostlarımızı kutluyor onların tahribatından geriye kalanları görmenizi tavsiye ediyorum.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.
Avatar
yavuz çelik - 2 yıl önce
bütün ögretmenlerin ögretmenler gününü kutluyorum görevlerin de başarılar diliyorum nice yıllara.........................................................................saygılar