Eğitim-Bir-Sen Genişletilmiş İl Divan Toplantısını yaptı

Toplantıya Genel Başkan Yardımcısı Murat Biglin ve Genç Memur Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan da katıldı

Eğitim-Bir-Sen Genişletilmiş İl Divan Toplantısını yaptı

banner390
Karaman Eğitimbirsen Genişletilmiş İl Divan Toplan
İlgili Galeriye Git
Memur Sen Karaman Eğitim Bir Sen Şubesi Genişletilmiş İl Divan Toplantısını Genel Başkan Yardımcısı Murat Bilgin ve Genç Memur Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan’ın katılımıyla gerçekleştirdi. Kale Tesislerinde gerçekleştirilen Toplantı İlçe ve Üniversite Yönetimlerinin, işyeri temsilcilerinin ve divan kurulu üyelerinin katılımıyla coşkulu bir şekilde, yoğun katılımlı olarak icra edildi. Gecede bir selamlama konuşması yapan Memur Sen  ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Yunus Özdemir; kılık kıyafet yönetmeliğini yok sayarak başlattıkları sivil itaatsizlikle “idraklerine giydirilmiş deli gömleklerini” çıkarıp attıklarını, insan onuruna yakışmayan bu tarz belirlemeci, kişilik haklarını yok sayıcı ve tepeden inmeci anlayışları yok saydıklarını, bu zihniyetin değişmesi için mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi. Daha sonra yine bir selamlama konuşması yapan Genç Memur Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan; kuruluş amaçlarının bütün kesimdeki ortak idealler ve hedefler besleyen gençleri Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olan Memur Sen çatısı altında toplamak ve bu hedefleri gerçekleştirme, medeniyetimizin temel unsurlarını diri tutma noktasında ‘Asımın Nesli’ni yetiştirme gayreti içerisinde olduklarını, Karaman’da da bu nüvenin fazlasıyla var olduğunu, burada da teşkilatlanmalarını tamamlayarak faaliyetlere başlamak istediklerini  dile getirdi. Daha sonra konuşmalarını yapmak üzere söz alan Genel Başkan Yardımcısı Murat Bilgin;
 
“Yasaklarda Keramet Arayanlar, Yasakçıların Mirasçılarıdır
 
Türkiye, 30 yıldır Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafet Yönetmeliği’nden kaynaklanan sorunlarla uğraşmaktadır. 12 Eylül Milli Güvenlik Konseyi dayatması olan yönetmelik, anayasal meşruiyeti olmayan bir yönetmeliktir. Kamu çalışanlarının ense tıraşı, favori ve bıyığı ile uğraşan, giyeceği kazağın yakası ve pantolonunun kumaşına kadar karışan, ayakkabı topuk boyunu ölçmeyi emreden, kadın kamu çalışanlarına kamuda çalışmak için başının açık olması şartı dayatan ucube yönetmeliğin kaldırılması için sivil itaatsizlik eylemimiz her geçen gün yayılarak devam etmektedir.


Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen ailesi olarak, kamuda kılık-kıyafet özgürlüğü talebiyle yürüttüğümüz “Özgürlük İçin 10 Milyon İmza” kampanyasında topladığımız 12 milyon 300 bin imzayı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hükümeti temsilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik’e teslim etmiş ve çözüm istemiştik. Çözüm konusunda herhangi bir adımın atılmaması üzerine 12 milyon 300 bin imzanın arkasında durmak ve kararlılığımızı ifade etmek için 18 Mart’tan itibaren kamu kurum ve kuruluşlarına serbest kıyafetle gitme kararı alıp sivil itaatsizlik eylemi başlattık. İstiyoruz ki, temel hak ve hürriyetlerle çelişen, kamu çalışanlarına ‘devlet refakat etmezse ne giyeceklerini bile bilemeyen zihinsel özürlü’ muamelesi yapan 12 Eylül bakiyesi yönetmelik kaldırılsın, kamuda/çalışma hayatında ne giyeceğimize darbeciler ve onların sivil uzantıları karar vermesin.


Eylemimiz, halkı mağdur ve mahrum etmeden, çalışma tempomuzu düşürmeden devam eden demokratik bir eylemdir. Kamuda çalışmak için kadınlara başı açık olmayı dayatmanın din ve vicdan özgürlüğü ve Anayasa ile çeliştiğini, mevcut yönetmeliğin Anayasa’nın vermediği yetkiyi hoyratça kullandığını haykırmaya çalışıyoruz. Eylemimiz büyük bir demokratik olgunluk içerisinde devam etmektedir. Kendini sıkıyönetim komutanı olarak gören, adı sivil ama beyni üniformalı olan sözde özgürlükçü bazı kesimler kadınlara başörtüsü serbestisi anlamına da gelen eylemimize şiddetle karşı çıkmakta ve 28 Şubat’ın Batı Çalışma Grubu gibi tavırlar sergilemektedir. Yeri geldiğinde özgürlük kelimesini ağızlarından düşürmeyen, eşitlikçi tavırlar sergileyen bu fosiller, 12 Eylül askeri yönetiminin mirasçılığına soyunmuşlardır. 12 Eylül’ü sermaye yapıp, acılar ve 12 Eylül’e olan karşıtlık üzerinden hayata ve birbirlerine tutunanlar, zihniyet olarak 12 Eylülcülerle aynı safta olduklarını göstermektedir. Yasakta diretenler ile yasağı dayatanlar aynı yolun yolcuları ve yasaklarda keramet arayanlar 12 Eylül’ün mirasçılarıdır.

Örgütlü gücümüzle çağdışı yönetmeliği kaldırtmak için elimizden gelen hiçbir gayreti esirgemeyeceğiz. Hükümetten beklentimiz, temel hak ve hürriyetlerle çelişen ucube yönetmeliği, darbecilerle birlikte ait oldukları yere göndermesi ve bir an önce 12 milyon 300 bin imzanın gereğini yapmasıdır.
 
Türkiye Prangalarından Kurtulmalıdır

Türkiye yıllardır etnik temel üzerinden ayrıştırılmaya ve kendi içerisinden yıkılmaya çalışılmaktadır. Gerek dış uzantılar gerekse içimizdeki İrlandalılar vasıtasıyla asırlarca ümmet çatısı altında dil, din, ırk, renk ayrımı yapmaksızın yaşamış olan insanlar birbirlerine karşı kışkırtılmakta ve terör kıskacında ayrıştırılmaya çalışılmaktadır. Cihanşümul bir devlet anlayışından uzak, inkâr ve asimilasyon politikaları ile ulusalcılık hastalığı gereği etnik ayrımcılık körüklenmektedir. Binlerce Mehmetçiğin şehit olmasına, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan terör dış mihraklarca beslenmekte, asırlarca et ve tırnak gibi yaşamış insanımızın arasına sokulan nifak tohumlarının yeşermesi için gayret gösterilmektedir. Ülke ekonomisinin, yatırımların ve büyümenin belini kıran, can yakan terörün bitmesi için başlatılan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nin sonuca ulaşmasını istiyoruz. Kandan ve gözyaşından beslenenlerin adının Türk ya da Kürt olması sonucu değiştirmemektedir. Sonucu değiştirecek olan, teröre son verdirilerek kardeşlik hukukunu yeniden tesis edip eşitlik, adalet ve özgürlüğün herkesin ortak malı olduğu bilinciyle, hiç kimsenin ötekileştirilmediği zemini yakalamaktır. Türkiye’nin ayak bağlarından kurtulmasını, prangalarını kırmasını arzu ediyor, Milli Birlik ve Kardeşlik projesi kapsamında ortaya konulan olumlu çabaları destekliyoruz.
 
Sorunları Zamana Yayan Bakanlık Değil, Zamanında Çözen Bakanlık İstiyoruz
Milli Eğitim Bakanlığı’nda raflarda tutulup ötelenen sorunların çözüm zamanı geldi diye düşünüyoruz.  Öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliği başta olmak üzere, görevde yükselme ve unvan değişikliği yönetmeliğinin bir an önce değiştirilmesini; şube müdürü, şef ve memurluğa yükselmek için görevde yükselme sınavının yapılmasını; mühendis, tekniker ve teknisyenliğe geçiş için unvan değişikliği sınavlarının açılmasını istiyoruz. Genel idare hizmetleri, teknik hizmetler ve yardımcı hizmetler sınıfı çalışanları için, öğretmenlerde olduğu gibi, atama ve yer değiştirme yönetmeliği çıkarılarak yer değişikliklerinde yaşadıkları keyfiliğin acilen ortadan kaldırılmasını bekliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki çift başlı rehberlik ve denetim sisteminin birleştirilip rehberlik ve denetim mekanizmasının güçlendirilmesini, yeni yayımlandığı halde yönetici atama değil, yönetici atamama yönetmeliği olarak adlandırılan yönetmeliğin acilen revize edilmesini bekliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, teşkilat yasası ve 4+4+4 yeni eğitim sistemi ile yaptığı köklü değişiklikler sonrası yapması gerekenleri, mevzuat güncellemelerini bir türlü yapamamıştır. Ortaya çıkan belirsizlikler, eğitim çalışanlarını zihnen yormakla kalmayıp aynı zamanda onların mağduriyetine de neden olmaktadır. Eğitim çalışanları, sorunlarının unutturulması adına zamana yayılmasını değil, zamanında çözülmesini beklemektedir. “ dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.