ERMENEK'TEKİ “FACİANIN“ AYRINTILARI ORTAYA ÇIKTI

Karaman'ın Ermenek ilçesinde kömür ocağında meydana gelen su baskını sonrası 18 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili hazırlanan iddianamede, kazadan kurtulanların ifadeleri, "facia" öncesi ve sonrasını gösteriyor.

ERMENEK'TEKİ “FACİANIN“ AYRINTILARI ORTAYA ÇIKTI

banner390

Karaman'ın Ermenek ilçesinde kömür ocağında meydana gelen su baskını sonrası 18 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili hazırlanan iddianamede, kazadan kurtulanların ifadeleri, "facia" öncesi ve sonrasını gösteriyor.

Kömür ocağındaki kaza ile ilgili kusurlu oldukları tespit edilen şüpheliler hakkında, "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma" suçundan dava açıldı. İddianamede 16 şüphelinin yanı sıra 62 mağdur bulunuyor. İddianame mahkemece kabul edildiğinde sanıkların yargılanmasına başlanılacak.

Hazırlanan iddianamede olaydan kurtulanların ifadeleri, facianın ayrıntılarını da gözler önüne seriyor. Maden ocağında pasacı olarak çalışan tanık Mesut Öner'in savcılıkta verdiği ifadesi, çarpıcı cümlelerle dolu.

Olay günü başyukarıların olduğu tarafta 4. desandreden ıslak kömürün bir anda göçerek aşağı doğru geldiğini fark ettiğini belirten Öner, bunun üzerine panikle "hazırlık bacası" denilen tarafa doğru hareket ettiğini, oradaki Hasan Tuncer, Ahmet Karaca, Ömer Cansu'nun yanına gittiğini ifade etti.

"RÜZGAR SESİNDEN KULAKLARIM PATLAYACAK GİBİ OLDU"

Onlara "Ağabey bilginiz olsun 4. desandredeki baca göçüyor" dediğini dile getiren Öner, "Hasan Tuncer,  'ben 754. kottaki düz hazırlık bacasının bitiminde çalışan arkadaşlara haber vereyim' diyerek yanımızdan ayrıldı. Ben ve Ahmet Karaca çıkışa doğru koşmaya başladık. Arkamızdan ayak bileklerimize kadar kaplayan su geliyordu.  Ben daha hızlı koşarak Ahmet Karaca'nın önüne geçtim. Girişe göre 1. Desandreden sonraki kanca dibinden sonra başlayan düzlükte kaçarken arkamdan çok şiddetli bir rüzgar geldi. Kulaklarım patlayacak gibi oldu, kaçmaya devam ettim" diye konuştu.

Öner, arkalarından su akıntısı gelmeye devam ettiğini, çıkışa yaklaştığı noktada yoğun gaz kokusu nedeniyle nefes alamamaya başladığını aktardı.

 "İŞÇİLER MAHSUR KALMASAYDI KİMSEYE HABER DAHİ VERİLMEZDİ"

O sırada kopan elektrik kablolarının birbirine çarparak şase yaptığını gördüğünü anlatan Öner, şöyle devam etti:

"Koşmaya devam ettim. Ancak yoğun gazdan dolayı nefes alamamaya başladım. Bir an bayılacak gibi oldum. Bacanın çıkışını fark edince son bir gayretle kendimi dışarıya attım. Dışarıya çıkınca ısrarla orada bulunan arkadaşlara olayın çok büyük çaplı olduğunu, acilen yardım istemelerini söylediysem de ocakta puantör olarak çalıştığını zannettiğim kişi bizlere 'sakın hiç kimseye haber vermeyin, bekleyin. Ben önce Saffet Uyar'ı arayacağım, ondan sonra bakarız' dedi. Ocaktan çıkışımla ilk ambulansın olay yerine geliş anına kadar 45-50 dakika geçti. 'Olay çok büyümesin, resmi kurumlara intikal edip başları ağrımasın' diye olayı çok geç haber verdiklerini zannediyorum. Zaten içeride işçiler mahsur kalmasaydı, zannediyorum haber dahi vermezlerdi."

"KÖMÜR ISLAK GELİYORDU"

"Çalıştığımız 18-20 gün boyunca kömür sürekli ıslak geliyordu" diyen Öner, şunları ifade etti:

"Yukarıdan da hafif bir su sızıntısı geliyordu. Birkaç kişinin konuyu maden mühendislerine söylediğini duydum ancak ben herhangi bir şey söylemedim. Bununla ilgili herhangi bir tedbir alındığını da görmedim. Bu ocakta çalıştığım dönem boyunca hiçbir şekilde, çalışmadan önce sondajlama yapıldığına şahit olmadım."

Öner, herhangi bir şekilde su, gaz veya başka bir şey için sondaj çalışması yapılmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Önceki vardiyada çalışan arkadaşlarla olaydan sonra konuştuk. Arkadaşım, maden mühendisi Cemile Karaca'ya, 'bu ocakta daha önceki çalıştığımız galerilerden eski ocakların galerilerine çıktığımız olmuştu, şu anda çalıştığımız 778 kottaki 4. başyukarıdan da yine eski bir ocağın galerisine mi çıkacağız' dediğini, 'Yok şu anda eski ocağın bulunduğu kottan çok uzaktayız endişe etme' cevabı aldığını söyledi."

Karaman'ın Ermenek ilçesindeki kömür ocağında meydana gelen su baskını sonrası 18 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili hazırlanan iddianamede, tanık Abdülazim Yaman, "Madende puantör olarak çalışan Mustafa A, 112 aranmak istendiğinde 'Durun şu anda aramayın, önce ben ağalarla bir görüşeyim, daha sonra bakarız' dedi. O anda kimsenin 112'yi aramasına müsaade etmedi" iddiasında bulundu.

Madende pasacı olarak çalışan Yaman, iddianameye yansıyan ifadesinde, dışarıda yemek yerken Mesut Öner'in nefes nefese ocak içerisinden koşarak çıktığını, "patlama oldu" dediğini belirtti.

Olaydan 45-50 dakika sonra ambulansın olay yerine geldiğini anlatan Yaman, "Olayın ilk olduğu anda hepimiz '112'yi arayın, acil ambulans isteyin' dediysek de madende puantör olarak çalışan Mustafa A, 112 aranmak istendiğinde 'Durun şu anda aramayın, önce ben ağalarla bir görüşeyim, daha sonra bakarız' dedi. O anda kimsenin 112'yi aramasına müsaade etmedi" ifadesini kullandı.

İş arkadaşı Salih Ünlü'nün olaydan sonra kendisine, ocakta daha önce çalışılmış ve sonra kapatılmış eski bir ocağın önlerine çıktığını, bu nedenle söz konusu desandreyi kapatarak, giriş kısmını ilk yardım odası olarak kullandıklarını söylediğini belirten Yaman, şunları kaydetti:

"Müfettişler denetim için geldiklerinde bana ve bir kısım işçi arkadaşlara 'Biz çağırana kadar ocağa gelmeyin, müfettişler sizi görmesin' deniliyordu. Her defasında bir hafta kadar bu nedenle ocağa gelemiyorduk. O günlerin parasını da vermiyorlardı. Bildiğim kadarıyla müfettişlere ocağın sadece bir kısmını gösteriyorlardı. 'Göze batmasın' diye işçi sayısı az gösteriliyordu. Müfettişlerin gözü önünde olmamızı istemiyorlardı. Denetim dönemlerinde ocakta olmadığım için ocağın belli bir bölümlerinin barajlamayla kapatıldığını görmedim. Ama arkadaşlarımdan duyuyordum."

"ARKADAŞLAR ZEHİRLİ GAZ VAR, KAÇIN"

Çavuş olarak çalışan tanık Mustafa Elibol, olay günü yemek yerken önce çok şiddetli bir rüzgar ve pis bir kokunun geldiğini bildirdi.

Elindeki gaz ölçüm cihazının alarm vermeye başladığını dile getiren Elibol, panikle "Arkadaşlar zehirli gaz var, kaçın" dediğini belirtti.

Tam o sırada 3. ve 4. başyukarının olduğu taraftan çok şiddetli bir suyun aşağıya doğru geldiğini, dolu vagonu önüne katarak havaya doğru hızlıca fırlattığını gördüğünü söyleyen Elibol, ifadesinde şunları anlattı:

"Son bir hamle ile geriye doğru dönerek, nefeslik çıkışına doğru kaçmaya başladım. Biz kaçarken kilolu olan arkadaşımız Naci Özsoy'u su kütlesi iki defa çarparak yere düşürdü. Naci'yi ikisinde de kollarından sürükleyerek sudan çıkardık. Çıkınca bağırarak, 'Ambulansa ve yardım için yakındaki maden ocağına haber verin' dedim. O sırada işletmede puantörlük yapan kişi, 'önce Cenne Kömür İşletmesi'e haber vereceğim' dedi."

 "SUDA BİR KOKU VAR" DEMİŞ

"Çavuş Salih Yirik ile vardiya bitiminde şef Recep'in yanına gittik. Orada Salih, Recep'e 'Yanımda, 4. başyukarıda tavandan akan suda bir koku var, eski ocakta biriken su olmasından endişe ediyorum, haberiniz olsun' dedi" ifadesini kullanan Elibol, şöyle devam etti:

"Bunun üzerine Recep, müdürümüz olan mühendis Yavuz Özsoy'u cep telefonundan arayarak durumu aktardı. Müdür Yavuz 'Çalışmasınlar, ben gelip bir bakacağım' demiş. Daha sonra evlerimize gittik. Bildiğim kadarıyla o noktada çalışma bir hafta durduruldu. Ondan sonra 4. başyukarıda da çalışmaya devam edildi. Ocakta kazanın olduğu vardiyada hiçbir mühendis ocak içerisinde bulunmadı. Normalde vardiyalarda genelde bir maden mühendisi bulunuyor, ocak içerisine girip kontrol yapıyordu."

Elibol, çalıştığı dönemde 2 defa ocağın teftiş gördüğünü anlatarak, şunları ifade etti:

"Müfettişler ocağı denetlemeye geleceklerinde talimatla galerinin giriş kısmını tahta çakarak ve üstünü çamurla sıvayarak barajladım. Denetim biter bitmez tekrar şefin talimatıyla burayı açtım. Barajladığım bu noktanın arkasında çalışmaya, kömür çıkartmaya devam ediyorduk. Bir kez de müfettişler denetime geldiklerinde işveren beni ve bir kısım arkadaşı üç gün ücretsiz izne gönderdi. Duyduğum kadarıyla, ocağın belli kısımları barajlanıp kapatılarak, müfettişlerin gezmesi engellenmiş. Her denetim döneminde işçilerin bir kısmı ücretsiz izne gönderiliyordu. Bundaki amaç, müfettişlerin işçi sayısını görerek ocağın büyüklüğünü anlamamalarıydı."

ÖNCEKİ PATLAMADA SU 15-20 GÜNDE BOŞALTILMIŞ

Olay günü puantörlük yapan ve 2009 yılından bu yana Has Şekerler Maden Ocağı'nda çalışan Mustafa A, geçmiş yıllarda da ocakta su patlaması olduğunu, 15-20 günde suyun ancak boşaltılabildiğini söyledi.

İfadesinde, son kaza olduğunda şirket yetkililerini bilgilendirdiğini, jandarma, 112 Acil Servis ve diğer ilgili kurumları ise aramadığını anlatan Mustafa A, "Aramama nedenim olayın resmi kurumlara intikalini engellemek değildi. Sadece olayın şokuyla aramak aklıma gelmedi. Ben Mesut Öner'e, 'Kimseye haber vermeyin, patronlara haber vereceğiz' dediğimi hatırlamıyorum. Mesut'un bana 'ambulans çağıralım' dediğini de hatırlamıyorum" dedi.

Karaman'ın Ermenek ilçesindeki kömür ocağında su baskınında 18 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili hazırlanan iddianamede, ocakta usta olarak çalışan tanık Abdullah Deveci, ifadesinde, çalıştığı bölgede "sürekli kayma ve nemli kömür olduğu" uyarısıyla, matkabın ucundaki nemden ileride su olup olmadığını anlamasının istendiğini belirtti.

Deveci, ifadesinde, baca kazarak yan taraftan gelen dördüncü başyukarı ile kazılan bacayı birleştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Bacanın sol tarafından sürekli kayma olduğunu, kömürün nemli olarak kendiliğinden sökülüp, kayarak geldiğine dikkati çeken Deveci, ancak her defasında bağ atmak istediğinde kömürün yeniden nemli şekilde kaydığından dolayı bir türlü o tarafa bağ atamadıklarını ifade etti.

"Bacada çalışma yaparken yanıma gelen şef Recep ile mühendis Cemile'ye, bacanın sol tarafındaki belirgin kaymayı ve nemli kömürü gösterdim" diyen Deveci, "Şef Recep bana 'ne olursa olsun, bu bacaya devam edeceğimizi, bunun formülünün, çözümünün olduğunu, bacanın sürekli kaymanın olduğu sol tarafına önce bağ atmamı, sonra buraya domuz damı yapmamı, bu sayede kaymayı engelleyeceğimizi' söyledi" şeklinde konuştu.

"MATKABIN UCUNDAKİ NEMDEN SU OLUP OLMADIĞINI ANLA"

3. başyukarıda çalışma yaparken şef Recep'in "Usta, buralarda elindeki üç metrelik matkapla mutlaka sondaj çalışması yap. Çünkü buranın arkasında eski kapatılmış bir ocakta büyük su kütlesi var. Aman çok dikkatli ol" dediğini aktaran Deveci, şöyle devam etti:

"Recep'e 'şefim üç metre kalasıya kadar su kömürü patlatmaz değil mi?' dedim. Bana 'öyle değil oğlum, su olduktan sonra 10 metreden bile kömürü patlatır. Ancak sen bu matkapla ucundaki nemden ileride su olup olmadığını anlarsın. Ona göre tedbirli ol, matkapla sondaj yap' dedi. Bu nedenle ben 3. başyukarının sonuna kadar matkapla sondaj yapmaya devam ettim. Ancak başyukarının tepesinde sağa ve sola baca açarken matkapla sondaj çalışması yapmadım. Her defasında bacanın sol tarafından kayma oluyordu. Ben de o tarafı toparlamaya çalışıyordum. Olaydan bir gün önce aynı yerde 3. başyukarının tepesindeki bacada çalıştım. Bacanın sol tarafındaki kayan nemli kömürleri temizledim. Ancak, sürekli kaymadan dolayı bir türlü bağ atamadım. Olay günü  00.00-08.00 vardiyasında yine aynı yerde 3. başyukarının tepesindeki bacada çalıştım. Ancak yine çok uğraştıysam da bu tarafa bir türlü bağ atamadım."

"BU İŞ SADECE BİR FORMALİTE"

Deveci, vardiyanın sonunda evine gittiğini, daha sonra olaydan haberdar olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Su basması olayının, önceki vardiyalarda çalıştığım 3. başyukarının tepesinde sürekli kaymanın olduğu sol tarafta kömürün arkasındaki eski ocakta biriken su kütlesinin bir anda kömürü patlatarak tüm ocağı istila etmesi şeklinde gerçekleştiğini tahmin ediyorum. Bu ocakta çalıştığımız dönemde matkapla üç metrelik sondaj çalışması haricinde uzun mesafeli sondaj çalışması yapıldığını görmedim.  Ocakta kazanın olduğu vardiyadan bir önceki vardiya olan benim çalıştığım 00.00 - 08.00 vardiyasında ocak içerisinde herhangi bir maden mühendisi görmedim."

"Müfettişler denetlemeye geldiğinde, haritada dördüncü baraj olarak işaretli düz yolun kapatılması talimatını vermişler ve bu yönde rapor tutmuşlar. Şef Recep bana 'ne olursa olsun, bu bacaya devam edeceğimizi, bunun formülünün, çözümünün olduğunu, bacanın sürekli kaymanın olduğu sol tarafına önce bağ atmamı, sonra buraya domuz damı yapmamı, bu sayede kaymayı engelleyeceğimizi' söyledi" diyen Deveci, şöyle devam etti:

"Duvarı örünce mühendis Cemile bana 'Bu iş sadece bir formalite. Bu şekilde birkaç fotoğraf çekip müfettişlere göndereceğim' dedi. Fotoğrafları çekti ve aynı anda bana 'duvarı tekrar açmamı, burayı eski haline getirmemi söyledi. Ben de aldığım talimat gereği çamurdan duvarı yıkarak, orayı açtım."

ASIL ÇALIŞMA ALANLARI MÜFETTİŞLERDEN GİZLENMİŞ

Deveci, vardiyasına denk gelen üç teftiş döneminde müfettişler denetim için ocağa girmeden önce asıl kısmın giriş yerlerinin kapatıldığına işaret ederek, "Müfettişler asıl çalışılan ocak kısmına girmiyorlardı. İşveren ve yetkililerin bu şekilde hareket etmesindeki amaç, çalışma şartları açısından çok sıkıntılı olan alanları müfettişlerin görmemelerini sağlamaktı" diye konuştu.

Ermenek'te kömür ocağında 28 Ekim'de meydana gelen su baskını nedeniyle 18 işçi mahsur kalmış, 38 gün süren arama kurtarma çalışmalarında işçilerin cansız bedenine ulaşılmıştı. Soruşturma kapsamında maden ocağının sahibi Saffet Uyar ile maden sahasının ruhsat sahibi Abdullah Özbey'in de aralarında bulunduğu 5 kişi tutuklanmıştı.

AA


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.