KMÜ'de Okçuluk Anlatıldı

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Arama Kurtarma ve Doğa Sporları Topluluğu (KARDOS) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) işbirliğiyle “Geleneksel Türk Okçuluğu” konulu bir eğitim semineri düzenledi.

KMÜ'de Okçuluk Anlatıldı

banner390

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Arama Kurtarma ve Doğa Sporları Topluluğu (KARDOS) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) işbirliğiyle “Geleneksel Türk Okçuluğu” konulu bir eğitim semineri düzenledi.

 

İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Yunus Emre Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminere Dr. Murat Özveri konuşmacı olarak katıldı. Semineri KMÜ idari ve akademik personeli ile çok sayıda öğrenci takip etti.

 

Dr. Murat Özveri konuşmasına okçuluğun tarihini anlatarak başladı. İnsanlığın 15 bin yıldır ok kullandığını anlatan Dr. Özveri, bu birlikteliğin sanatsal ve kültürel yansımalarının da bulunduğunu kaydetti.  Dr. Özveri, “Yunan mitolojisinden Rönesans mitolojisine de taşınan Eros ve Kupido tiplemesi buna örnek olarak verilebilir” dedi.

 

Dr. Özveri okçuluğun kaynağının Doğu dünyası olduğunu belirtti. Eski Yunan ve Roma’nın genellikle ağır piyadeye dayandığını, savaş enstrümanları olarak da mızrak ve kılıç gibi aletleri yaygın olarak kullandıklarını ifade eden Dr. Özveri, “19. yüzyıl başlarına kadar Kırım Tatarları, 18. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Kapıkulu Ordusu’nda padişahı koruyan elit bir birlik olan Solaklar tarafından ok kullanıyordu” dedi. 

 

Dr. Özveri ateşli silahların gelişmesi sonucunda okçuluğun talim ve spor işlevi görmeye başladığını ifade ederek, “Özellikle menzil atışlarında Osmanlı okçuları halen kırılamamış rekorlar elde ediyorlar. Bilinen en uzun mesafe atışı Tozkoparan İskender’e ait 845,5 metrelik atıştır” dedi.

 

Sultan II. Mahmut’un da ünlü bir menzil atıcısı olduğunu belirten Dr. Özveri, “Onun zamanı spor okçuluğunun en son altın çağını yaşadığı dönemdir. II. Mahmut zamanında Okmeydanı ve Atıcılar Tekkesi son bir kez ihya oluyor. Kendisi de ünlü bir rekortmen olan II. Mahmut’un çok sayıda menzil taşı vardır. Bu taşları halen İstanbul’da Okmeydanı semtinde görebilirsiniz” dedi.

 

Dr. Özveri ok’un eski Türklerde siyasal, sembolik anlamlar yanı sıra kültürel ve dini anlamlar da içerdiğini şu örneklerle anlattı: “Örneğin Hakaslar yeni doğan erkek çocuğunun beşiğine oyuncak yay ve kız çocuklarının beşiğine ok koyarlar. Moğollar bir yakınları hastalandığında gökyüzüne ok atarlar. Bunun sebebinin şu olabileceği söylenir: Ok, Türk ve Türkî toplumlarda bir çağrı aracı olarak işlev görür. Dolayısıyla ok atarak iyi ruhları çağırdıklarını düşünüyor olabilirler” dedi.

 

Dr. Özveri konuşmasını şöyle noktaladı: “Günümüzde bu kültürel arka planın izlerini halen görebiliriz. Ben “okuluk” kelimesini Denizli’de duymuştum. Orada okuluk davet etme amacıyla gönderilmekte. Mesela Denizli’de okuluk olarak havlu, başka bazı yöreler de kuruyemiş vs gönderiliyor. Kahramanmaraş ve başka yörelerde ise bu geleneğin adı okuntu olarak ifade ediliyor. Bu iki kelimedeki ok kavramının etimolojik kökeni budur.”

 

Seminerin sonunda KMÜ BESYO öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Selahattin Akpınar Dr. Murat Özveri’ye katkılarından dolayı plaket takdim etti.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.