KATARAKT ve TEDAVİSİ – KLASİK YÖNTEM / FAKO YÖNTEMİ


Karaman Özel Selçuklu Hastanesi Göz Hastalıkları

Okunma 12 Ağustos 2014, 11:39

Görme, gözümüzdeki kornea (saat camı gibi olan saydam ön tabaka), lens (göz merceği) ve sinir hücresi tabakasının (retina) birbirine uygun konumda bulunmaları ve sağlıklı olmaları ile mümkün olur. İlk iki tabaka görüntüleri, şekillerini bozmadan orantılı olarak küçültür ve sinir hücreleri tabakasının üzerine düşürür. Sinir hücreleri tabakası da ışık olarak gelen görüntüleri kimyasal işlemlerle elektrik uyarımına çevirerek beyindeki görme merkezine gönderir. Görme merkezinde ve yollarda da sorun yoksa görme gerçekleşir.
Katarakt denilen hastalık lensin (göz merceğinin) bulanıklaşıp ışığı iyi geçirmez hale gelmesi nedeniyle görmenin bozulmasıdır. Genellikle yaşlanmayla birlikte ortaya çıkar ancak, değişik nedenlerle, her yaşta görülebilir. Yeni doğan bebekte veya oyun çocuğunda bile görülebilir. Şeker hastalığı gibi bazı hastalıklarda ve darbe durumlarında beklenilenden erken ortaya çıkabilir. Küçüklerdeki tedavi edilmeyen kataraktlar körlük derecesinde ağır göz tembelliğine yol açabilir. Tedavisinde gecikilen kataraktlar zaman zaman da göz içi iltihaplara ve şiddetli göz tansiyonu yükselmelerine yol açabilirler. Kataraktın tedavisi, kişinin kendi doğal lensinin ameliyatla gözden alınıp yerine yapay lens yerleştirilmesidir. Çocuklarda ve kendini bilemeyecek kadar yaşlılarda narkoz ile ameliyat gerekirken bilinci yerinde olan normal yetişkinlerde ameliyat narkozsuz yapılır. 
Bu maksatla halen yapılan ameliyatlardan birisi olan EKKE ameliyatında (dikişli katarakt ameliyatı) üst ve alt göz kapaklarının üzerinden gözü sıyıracak şekilde göz arkasına doğru 1,5-3 cm derinliğinde iğne ile girerek uyuşturucu madde verilir. Göze basınç uygulanarak verilen ilacın dağılması sağlanır. Göz uyuşunca saydam tabaka ve beyaz tabaka (sklera) sınırından genişçe bir kesi yapılarak lensin doğurtulacağı kadar bir açıklık oluşturulur ve bu açıklıktan kişinin lensi doğurtulur. Bu işlem sırasında yalnızca lens doğurtulur; lens zarı (kapsül) yerinde bırakılır. Sonra aynı açıklıktan sert-katlanamayan yapay lens sokularak zar içine veya zar önüne yerleştirilir ve açılan yer gerektiği kadar sayıda dikişle dikilerek kapatılır. Dikiş konulması gözde yüksek astigmat ortaya çıkmasına yol açabilmekte ve bu da görmenin düzelmesini geciktirebilmektedir. Bu nedenle dikişin ameliyattan 3 ay kadar sonra alınması gerekir. Astigmat olmasın veya az olsun diye devamlı teğel dikiş atılıp dikişlerin yerinde bırakıldığı, alınmadığı durumlar da olabilir. Ancak bu durumda da bir yıl iki yıl geçse bile sonunda yer yer çürüyüp batmaya başlayan dikişlerin verdiği rahatsızlıklar nedeniyle hastalar çok sıkıntı çekebilmektedirler. Çürüme başladıktan sonra alınmaya kalkışılırsa da bazen bu dikişlerin bir seferde alınmaları mümkün olamayabilmekte ve birkaç kez hekime gitmek gerekebilmektedir. Kesinin büyük olması aynı zamanda yara iyileşmesini uzatmakta, kişinin normal iş-gücüne başlamasını ve yüz-vücut temizliğini geciktirmekte ibadetlerini kısıtlamaktadır. Bu nedenlerle EKKE ameliyatı bazı özel durumlar dışında artık terk edilmeye başlanılmıştır.
Günümüzde revaçta olan ameliyat yöntemi ise halk arasında laser olarak bilinen FAKO (dikişsiz katarakt ameliyatı) yöntemidir. Bu yöntemde genellikle göz kapağından girilerek gözün arkasına doğru derin uyuşturucu verilen uyuşturma yöntemi kullanılmaz. Göz damlalarla veya beyaz kısmı örten dış göz zarı içerisine çok az uyuşturucu ilaç vermek suretiyle uyuşturulur. Lensin doğurtulması için geniş bir kesi yapılmaz ve lens doğurtulmaz. Saydam tabakada veya saydam tabaka-beyaz tabaka sınırında cihazın ucunun gireceği kadar tünel biçimli küçük bir giriş yeri oluşturulur ve bu giriş yerinden girilip lensin ön kapsülü uygun biçimde açılır. Sonra tünelden sokulan ve devamlı bir şekilde titreşen uç ile ön kapsülde açılan kısımdan lens sürekli biçimde parçalanıp aynı anda emilerek yerinde yenilir, yok edilir. Daha sonra küçük tünelden sığabilecek biçimde kendi üzerine katlanabilen yapay lens katlanıp gözün içine sokulur. İçerde lensin katlantısı açılır ve boşaltılmış olan doğal lens yuvasına (kapsül içine) yerleştirilir. Dikiş konulmaz veya nadiren riskli kişilerde tek dikiş konulmak suretiyle ameliyat tamamlanır.
Katarakt ameliyatından sonra hastaların büyük çoğunluğu sinir hücreleri tabakalarında (retina) sorun yoksa iyi bir görme elde ederler. Ancak uygulanan tekniğe ve hastanın önceki gözlük ihtiyacına bağlı olarak bu birkaç gün de zaman alabilir birkaç ay da. İşe dönme süresi de aynı şekilde bir miktar değişiklikler göstermektedir. Bu süreler FAKO ameliyatında daha kısa olmaktadır.
FAKO ameliyatından sonra ilk birkaç gün göze kirpik kaçmış gibi bir rahatsızlık hissedilebilir. Bu önemli değildir, geçicidir. Ameliyattan sonra hastalar gözlerini ovuşturmamalı ve birkaç gün gözlerine su kaçırmamalıdırlar. Yüzlerine su çarpmadan ıslak elleri ile yüzlerini silmek suretiyle abdest alabilirler. Uyurken gözlerini ovuşturma endişesi olan insanlar bir süre yatacaklarında gözlerini steril göz kapama rondelleri ile kapatabilirler. Yine birkaç gün banyo yapılmaması ve daha sonra banyo yapılırken de göze su kaçırılmaması önerilir. Hastalar doktorun davet ettiği günde kontrole gitmeli ancak fazla ağrı, aşırı kızarıklık ve ani görme azalması gibi olağandışı bir durum ortaya çıkarsa kontrol gününü beklemeden hemen müracaat etmelidirler.

Op. Dr. Metin BİLGİN / Opr. Dr. Harun Reşit ÇELEBİOĞLU

Karaman Özel Selçuklu Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.