Kayseri’de 9 Bin 523 Kişi Hakkında Tedbir Kararı Alındı

Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yürütülen ’Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi’nin Kayseri’deki toplantısında konuşan Vali Orhan Düzgün, "Kayseri’de 9 bin 523 kişi hakkında tedbir kararı alındı. Tedbir...

Kayseri’de 9 Bin 523 Kişi Hakkında Tedbir Kararı Alındı

banner390
Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yürütülen ’Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi’nin Kayseri’deki toplantısında konuşan Vali Orhan Düzgün, "Kayseri’de 9 bin 523 kişi hakkında tedbir kararı alındı. Tedbir kararlarını %95’lik bir oranda başarı sağlamakta kadının ve ailenin korunması yönünde de ciddi bir başarı elde edilmektedir" dedi.

Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yürütülen ’Kadına Yönelik Aile İçi İşddetin Önlenmesi Projesi’nin koordinasyon ve farkındalık yaratma seminerinin Kayseri ayağı Kayseri Valiliği, Cumhuriyet Başsavcıılğı, İl Jandarma Komutanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri, Sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Düzenlenen seminerde konuşan Kayseri Valisi Orhan Düzgün, "Aile içinde kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik bu toplantının aslında bugün çok daha anlamlı bir farklılığı var. Biliyorsunuz bugün ‘’Dünya İnsan Hakları Günü’’ Birleşmiş Milletler Tarafından İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ‘nin kabul edilişinin yıldönümü. Dolayısıyla insanların ırk, renk, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın din, dil ayrımı yapılmaksızın kanun önünde eşit olduğunun vurgulandığı bir gün. Bu nedenle aile içi şiddette de kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda da ilimizde bugün bu çalıştayın yapılacak olması ortak konuların konuyla ilgili sorunların tespit edilerek ortak akılda çözüme ulaşılması son derece önemli" dedi.

Vali Düzgün, "Aile içi şiddetin aslında temel nedeni toplumumuzda var olan sadece kendi toplumumuzda değil dünya toplumları arasında var olan erkeğin kadına göre üstün olarak kabul edilmesi ve erkeğin kadına karşı bir baskı, bir zorlama uygulamasını kendisine bir hak olarak görmesi. Bu nedenle bilinç altındaki bu duygunun bu düşüncenin öncelikle yok edilmesi, kadınında erkekle beraber eşit bir birey, eşit bir insan olduğunun kabul edilmesi son derece önemli. Onun için toplumda da uygulanan bu tür şiddetlerin kadına karşı erkekler tarafından şiddetlerin de kabul edilmemesi, yabancı bir erkeğin sokakta yada çalışma mekanında yada herhangi bir mekanda bir kadına yönelik yapmış olduğu şiddet ne kadar yadsınıyorsa ve ne kadar cezalandırılması gerektiği düşünülüyorsa ne kadar uygunsuz olarak kabul ediliyorsa aile içinde de yine aile bireyleri tarafından kadına yönelik şiddetin de aynı şekilde yadsınması, cezalandırılması ve toplum tarafından da kabul edilmemesi son derece önemli" ifadesinde bulundu.

"Tabi şiddet denilince sadece bunu fiziksel şiddet olarak algılamamak gerekir çünkü fiziksel şiddetle beraber kadının hor ve hakir görülmesi, arkadaşlarının yanında, çocuklarının yanında ona küçük düşürücü sözler söylenmesi, cinsel şiddet uygulanması, fiziksel şiddet, psikolojik şiddet hatta mali şiddet uygulanması onun ihtiyacı olan bazı harcamaları yaparken onunla ilgili olarak kısıtlamaya gidilmesi de aslında kadına yönelik şiddetin farklı türlerinden olduğunu düşünebiliriz" diyen Vali Düzgün, "Tabi, kadına yönelik şiddetin engellenmesine yönelik ülkemizde aslında çok ciddi yasal düzenlemeler ve çalışmalar yapıldı. Başta 6214. 6284. Sayılı ‘’Ailenin Korunması Ve Kadına şiddetin Önlenmesi’’ kanunu gereği ve 3 yıl önce kurulan Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığının konunun üzerinde çok ciddi bir şekilde durması konuyla ilgili ciddi teşkilatlanmalar ve organizasyonlar yapılması da kadına karşı şiddetin önlenmesinde ülkemizde yapılan önemli çalışmalar olduğunu düşünüyorum" diyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Özellikle ailesinden, eşinden yada yakınından şiddet gören kadınların devlet tarafından koruma altına alınması, korumayla birlikte ileri seviyede şiddet uygulanması durumunda erkeğin eve yaklaşmaması tarzında bazı tedbir ve önlemlerin alınması da aslında bu konuda ülkemizde çok ciddi ve başarılı çalışmaların olduğunu göstermektedir. Örneğin elimizde son 3 yıl içerisinde alınan tedbir kararı sayısınca toplam 9523 kişinin hakkında tedbir kararı alınmıştır ve bunlardan sadece 420’si yani %5’lik bir kısmı alınan tedbir kararını ihlal eden davranışlarda bulunmuştur. Buda göstermektedir ki alınan tedbir kararlarını %95’lik bir oranda başarı sağlamakta kadının ve ailenin korunması yönünde de ciddi bir başarı elde edilmektedir. Tabi ailesi tarafından şiddet gören kadınların, kızların, .çocukların da devletin himayesi altında barınmaları onların başlarını sokabilecekleri, sığınabilecekleri konuk evlerinin de ülkemizde giderek yaygınlaştığını görüyoruz. Gerek Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız bünyesinde gerekse belediyelerin açmış oldukları konuk evlerinde de kadınların en azından belli bir süre başlarını sokabilecekleri, eşinden şiddet gördüğü zaman akşam tekrar eve dönmek zorunda olmayıp sığınabilecekleri bir evin bulunması da kadına karşı şiddetin azaltılması ve önlenmesi yönünde alınan önemli tedbirlerden birisidir.

Tabi tekrar eşiyle birleşemeyecek durumda olan kadınlarımızın da ciddi bir ekonomik gelire sahip olmaları kendilerinin de aile bütçelerini temin edebilmeleri bakımından da yine kadın konuk evlerimizde barınan ya da barınmayıp da bizden destek alan kadınlarımıza gerek Halk Eğitim müdürlüklerimiz gerekse İş-kur müdürlüklerimiz aracılığıyla onlara bir mesleki istihdam sağlamak mesleki becerilerini geliştirmek amacıyla bu kurumlarımız tarafından kurslar verilmekte ve onlara aile bütçelerine katkı sağlayabilecekleri bir gelir remin etmeleri bakımından da önemli bir destek sağlanmaktadır. Aslında sadece kadınların değil erkeklerin de bu konuda, aile içi şiddet ve kadına şiddet konusunda eğitilmeleri uyarılmaları bununla ilgili tabi bazı eğitimlerden geçirilmeleri de son derece önemli. Toplumsal rehabilitasyon merkezlerimiz aracılığıyla zaman zaman bu tür eğitimler yapılıyor ama bunların ötesinde aslında Türkiye’de özellikle yapılması gereken önemli bir kurumlardan ve müesseselerin birisinin de evlilik okulu olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insanın hayatında verdiği çok önemli iki karar vardır. Bunlardan birisi iş seçimi diğeri ise eş seçimidir. Her ikisinden de belli bir süre sonra dönmek mümkün değildir. Dönülse bile çok olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle evlenecek çiftlerin evlenmeden, evlendikten kısa bir süre sonra ya da öncesinde gerek belediyelerimiz gerekse halk eğitim merkezlerimiz tarafından evlilik okuluna benzer bir okuldan birkaç hafta sürebilecek olan kurslardan geçebilmek suretiyle bu sertifikayı ala alanlara bu eğitimin verilmesinin ve nikahın kıyılmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Gerek çocuk yetiştirilmesi konusunda gerek çiftlerin birbirleriyle olan ilişkileri ve yakınlarıyla olan ilişkileri konusunda bu eğitimin verilmesinin şiddet sonucu kendilerinin alabilecekleri cezaların ve yaptırımların çiftlere öğretilmesinin de aile içi şiddetin azaltılması ve mutluluğun sağlanması konusunda çok önemli olduğunu düşünüyorum."

İl Jandarma Komutanı Albay Halil Uysal ise seminerde yaptığı konuşmasında, "Kadına yönelik şiddetin önlenmesi sağlıklı bir toplum yapısına kavuşma hedefimize büyük katkı sağlayacaktır. Kadının kendisini güvende hissetmesi ve şiddet görme korkusunun ortadan kaldırılması jandarma olarak bizlerinde en önemli hedefidir. Kadına yönelik şiddet toplumun bütün kesimlerinde ortak ve kararlı bir mücadelesi ile önlenebilecek bir durumdur. Her ne şekilde olursa olsun ve ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin kadına yönelik şiddet kabul edilemez ve sadece kadınların sorunu olarak görülemez. Bu sorunun ortadan kaldırılması hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.