(özel Haber) Asaletin Simgesi Yüzyıllardır Yaşatılıyor

Zonguldak’ın Devrek ilçesinde Osmanlı’dan bu yana üretimi sürdürülen Devrek Bastonu, dünya çapında ünlendi. El işlemeli Devrek Bastonu, makineleşmeye karşı yaşatılma mücadelesi veriyor.Devrek ilçesinde avukatlık mesleğini sürdürürken...

(özel Haber) Asaletin Simgesi Yüzyıllardır Yaşatılıyor

banner390
Zonguldak’ın Devrek ilçesinde Osmanlı’dan bu yana üretimi sürdürülen Devrek Bastonu, dünya çapında ünlendi. El işlemeli Devrek Bastonu, makineleşmeye karşı yaşatılma mücadelesi veriyor.

Devrek ilçesinde avukatlık mesleğini sürdürürken bastonculuğa merak salan Rüştü Çelebi, Osmanlı Dönemi’nden bu yana yaşatılmaya çalışılan Devrek Bastonunu yeniden dünyaya tanıtmak için kolları sıvadı.

Yıllarca el işlemeleriyle yaşattığı Devrek Bastonunu sadece Türk liderlerine değil dünya liderlerine de hediye olarak gönderen Rüştü Çelebi, dünyaca ünlü baston ustası babası Munteka Çelebi’nin izinden giderek yaşamını sürdürdü.

Uzun yıllar “Asaletin Simgesi” olarak bilinen Devrek Bastonu’nun yaşatma çabalarını sürdüren Rüştü Çelebi (51) 2013 yılında hayatını kaybetti.

O DA BABASININ İZİNDEN GİDİYOR

Rüştü Çelebi’nin İngilizce Öğretmeni olan ablası Gülsen Çelebi ise öğretmenlik mesleğinin ardından baba mesleğini eline aldı. Gülsen Çelebi, uzun bir dönem boyunca babası Munteka Çelebi, ağabeyi Rüştü Çelebi gibi kendisi de atölyelerinde el emeği üretilen Devrek Bastonunu yaşatıyor.

İlk üretilen bastonun ‘yılan figürlü’ olduğunu hatırlatan Gülsen Çelebi, “Devrek Bastonu deyince bu atölyenin kuruluşundan bahsetmek zorundayım. Aslında kökeni çok yıllar öncesine gitmekle beraber yeniden canlandırılışı, Türkiye ve dünyada duyuruluşu bu atölye sayesinde oldu. Osmanlı Dönemi’nde Mısır savaşlarıyla birlikte buradan giden askerler bastonla tanışıyor. Bu yörede ağaç işleri oldukça yaygın ama bir sürü ekonomik nedenden, bir sürü diğer nedenlerden dolayı yıllarca kapalı kalıyor. İlk bastonun orijinal modeli yılan figürüdür. Yılan figürünün de zaten antik çağlardan beri süre gelen bir hikayesi var. İnsanlığa ömür verdiği, hayatı zenginleştirdiği, bereket getirdiğidir” diye konuştu.

AVUKATLIKTAN BASTON USTALIĞINA

Ağabeyi Rüştü Çelebi sayesinde kurulan atölyenin 30 yıldır faaliyetini sürdürdüğünü ifade eden Gülsen Çelebi, makineleşme karşısında el emeği ürettikleri bastonu yaşatma mücadelesini şöyle anlattı:

“Babam normal bir iş yaparken böyle bir bastona merak sarmasıyla birlikte bu atölye kuruldu. 30 yıldır bu atölye çalışıyor. Sadece el işi yapıyoruz. Manda boynuzunu kullanıyoruz, hayvanın ön ayak kemiklerini kullanıyoruz. Atölyemizin en önemli özelliği Cumhuriyet döneminde Topkapı Sarayı’nda tek eseri olan kişi babamdır. Tüm dünyaya bu atölyeden baston gitti. Beyaz Saray, Prens Charles ve diğerlerine hediye edildi. Yıllardır bir çaba sarf ediyoruz. El emeği olarak, emeğimizin karşılığını her zaman alamıyoruz. Çünkü bizim de karşımıza alternatif torna çıktı. Makineleşme çıktı. El emeği hemen hemen hiç yapılmıyor. El emeği yapılmıyor ama bakanlar el emeği diye torna işlerini alıyorlar. Bu tarz problemlerimiz var. El emeğinin gerçek değeri görülmüyor.”

30 yıllık baston ustası Çetin Karabaş ise Kızılcık ağacının dallarından üretilen Devrek Bastonu’nun yapılış hikayesini anlattı. Karabaş, baston üzerindeki işçiliğin uzamasıyla üretilen baston sayısında değişiklik olduğunu sözlerine ekledi.

“Asaletin Simgesi” Devrek Bastonu ise 40 TL ile 2 bin TL arasında alıcı buluyor.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.