Ak: “yaşama Hakkı İhlal Ediliyor”

Mersin Barosu Genel Sekreteri Kamil Veli Ak, son yapılan yasal düzenlemelerle geçmişte temel hak ve özgürlüklere en çok zarar veren uygulamalarda olağanüstü hal mevzuatının dahi gerisine gidildiğini öne sürdü.Mersin Barosu İnsan Hakları...

Ak: “yaşama Hakkı İhlal Ediliyor”

banner390
Mersin Barosu Genel Sekreteri Kamil Veli Ak, son yapılan yasal düzenlemelerle geçmişte temel hak ve özgürlüklere en çok zarar veren uygulamalarda olağanüstü hal mevzuatının dahi gerisine gidildiğini öne sürdü.

Mersin Barosu İnsan Hakları Merkezi, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Uyarınca Yaşama Hakkı” konulu panel düzenledi. Baro Gökdelen Hizmet Birimi’nde düzenlenen panele, Mersin Barosu Genel Sekreteri Kamil Veli Ak, İnsan Hakları Merkezi Başkanı Ali Nezhet Bozlu ve avukatlar katıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan Genel Sekreter Kamil Veli Ak, günümüzde temel hak ve özgürlükler bakımından Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun hiç de iç açıcı olmadığını söyledi. Ak, “İnsan Hakları Derneği verilerinde, 2014 yılının ilk 11 ayında 21 kişinin yaşamını yitirdiği, 502 kişinin yaralandığı, Kasım 2014 itibariyle cezaevlerinde toplam 154 bin 197 tutuklu/hükümlü/hükümözlü kişi sayısının bin 984 olduğu, cezaevlerinde intihar, işkence ve kötü muamele, kaza, ihmal, hastalık, mahkumlar arası kavga gibi nedenlerle en az 38 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edilmektedir. Aynı verilere göre temel demokratik haklarını kullanan binlerce yurttaş gözaltına alınmış, 68’i çocuk 881 kişi tutuklanmıştır” dedi.

“SON YASAL DÜZENLEMELERLE TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDE GERİYE GİDİLDİ”

6572 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda temel hak ve özgürlükler aleyhine önemli değişikler yapıldığını da anımsatan Ak, “Keza Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı da TBMM’ye sunulmuştur. Tüm bu yasal düzenlemelerle makul şüphe, arama, gözaltı, tutuklama, dinleme, müdafiin dosyayı incelemesi gibi geçmişte temel hak ve özgürlüklere en çok zarar veren uygulamalarda olağanüstü hal mevzuatının dahi gerisine gidilmekte, kolluğun silah kullanma yetkisi mala zarar verme suçlarına dahi genişletilmektedir” diye konuştu.

Türkiye’de yaşama hakkının ihlal edildiğini öne süren Ak, “Ülkemizde Soma’da 301, Ermenek’te 18 işçinin yeraltına diri diri gömülmesi, gösterilerde gereksiz ve orantısız güç kullanılmak suretiyle çok sayıda göstericinin öldürülmesi, artan kadın cinayetleri gibi örnekler, insanın en temel hakkı olan yaşama hakkının çok sık bir şekilde ihlal edildiğini göstermektedir. İşte Mersin Barosu İnsan Hakları Merkezi, Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılan ‘Baro İnsan Hakları Merkezlerinin Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi’ kapsamında kuruldu. İnsan Hakları Merkezimiz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları hususunda bilgi birikiminin arttırılması yoluyla sözleşme hükümlerinin iç hukuka uygulanabilirliğinin arttırılmasını hedeflemektedir” ifadelerini kullandı.

Panelde daha sonra Mersin Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Bozlu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Yaşama Hakkı başlıklı 2. maddesine ilişkin prensipler konusunda bir sunum yaptı. Yaşama hakkının milletten millete, dinden dine değişemeyeceğini, bu anlamda bir milli hukuk olmadığını söyleyen Bozlu, şöyle devam etti: “Yaşama hakkına herhangi bir müdahale olduğunda devletin olumlu yükümlülükleri, olumsuz yükümlülükleri ve usulü yükümlülüklerinin hukuki testlere tabi tutulmaktadır. Çünkü devletin yaşamı koruma gibi bir yükümlülüğü, gereksiz ve orantısız güç kullanarak öldürmeme yükümlülüğü vardır. Ölüm olayları karşısında devlet faili bulacak güçte bir soruşturma yürütmeli, bu soruşturma ölenin yakınlarına açık olmalı ve katılımları sağlanmalıdır.

Türkiye, daha önce etkin soruşturma yapmama, orantısız güç kullanma, yaşam hakkını koruyacak önlemleri almama nedenleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkum edilmiş ve bir takım yasal iyileştirmeler yapılmıştı. Ancak son yapılan yasal düzenlemeler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine ve içtihatlara tamamen aykırıdır.”

Panelde ayrıca avukatlar Arma Umran Yiğit, stajyer avukat Ufuk Can Mahanoğlu, Yıldız Koca, Gülçin Yılmaz, Ezgi Özkan ve Derya Demir birer sunum yaptılar.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.