Bir kul ki eğer edebi yoksa yoktur hiçbir şeyi o Kul’un
Hiçbir şeyi olmayana,  faydası yoktur hiçbir  OKUL’un                              

Ne ilginç değil mi? Ya da ne kadar üzücü.İnsanların çocuğunu okula gönderirken akla karayı seçiyor olması. Acaba bu okulun müdürü nasıl? Öğretmeni iyi mi ? Mahalle tekin mi ? Arkadaşları düzgün mü olacak? Servis şoförü terbiyeli mi? Ya servis de ki çocuklar? Acaba internet kafe var mıdır okulun yakınlarında? Oraya en yakın okul hangisidir acaba? Evet okul. Adı üstünde okuma denen güzelliğin içinde baştan aşağıya yıkanılacak olan o güzelim  mekan.Okul…              Efendim…Zat-ı âliniz hangi mektebi bitirme lütfuna mazhar olma liyakatine haizsiniz bilmiyorum ; ama bildiğim bir şey var ki edep denen o en güzel hazineden değil kaşık kaşık, bir katre bile yudumlamak nasip olmadı ise eğer, tüm okuduklarınızı koyun bir tartıya. Koyun ki edepten yoksun olmanın hafifliğini kendi gözlerinizle görün  boylu boyunca.Yok estağfurullah edep bizim eksik olan yanlarımıza en büyük yamadır; gerisi bir tutam kitap ve kuru bir diplomadır diyenlerdenseniz, helalı hoş olsun aldığınız ve sattığınız her ne varsa…              


Hani bir söz vardı basit ama birileri için bir kaç günlüğüne de olsa  bir o kadar önemli olmuş bir söz. “Mesele ağaç meselesi değil arkadaş hala anlayamadın mı”. Onların meselesi bizim meselemiz olamaz ama bizimde  meselemiz , mesele zannettiklerimizin asıl meselemizin  olmadığıdır. Evet mesele o değil. O değil mesele ey yönetenler. Ey anneler .Ey babalar. Şu dünya denen sui mekanda kendimize mesele addettiğimiz yüzlerce şeyin, aslında berhava işler olduğu gün gibi ortada iken hala çalıyı tepeden sürümeye çalışmaktır yaptıklarımız.            


 İlk cümleden beridir mesele de mesele. Sözün sonu nereye varacak bende merak etmedim değil. Ama anlatmaya çalıştığım şey, üstü açık evlerimize hırsız girmesin diye taktığımız kilitlerin bir işe yaramıyor olduğudur. Nasıl mı? Yıllardır Yüce Türk Milleti olarak yaptığımız şey -ki herkes için geçerli olmasa da- konuşmak. Evet konuşmak. Efendim. Mutlu bir evlilik için şunları şunları yapın. Doğalgaz faturasını düşük  ödemek isterseniz şu yalıtımı deneyin. Çocuğunuz kitap okumuyorsa şöyle yapın. Aracınızla az yakıt tüketimi için bu yöntemi deneyin. Kızınız cep telefonu ile çok mu oynuyor. O zaman şu cezayı uygulayın. Eşiniz size eskisi kadar değer vermiyor mu. O’na şunu alın.Yada şu sözlerle hitap edin.            


Daha binlerce mesele. Peki ya sonuç. Değişen hiçbir şey yok.Ve olmayacaktır da.Neden mi? Gayet basit. Siz adam gibi bir idareci değilseniz. Dürüst bir müteahhit değilseniz. Bir annenin yapması gereken asıl şeyleri hala yapmadı iseniz. Baba olarak babalık görevlerinizi yıllar sonra hatırladı iseniz.Yüksek bir mevkide iken adam kayırmayı normal olarak görüyorsanız. Hız yapana ceza yazıp kendiniz hızlı giden bir emniyet mensubu iseniz. Satarken pahalıya;alırken ucuza almak en önemli düsturunuz olmuşsa. Kadın olarak bir kadının eşine karşı asli vazifesi nedir’i dizilerden öğreniyorsanız.Bir koca olarak yapmanız ve yapmamanız gereken şeyleri hala önemsemiyorsanız.

Almadıysanız,olmadıysanız, kalmadıysanız vs,vs. Derme çatma önlemlerle hiçbir yere varmazsınız. Varamıyoruz vesselam.

          Peki o zaman çözüm ne? Bilmiyorum katılır mısınız. Diyorum ki.Baba yatarken edepli;anne kalkarken edepli olsa.Edepli ailenin çocuğu dolmuşa binerken edepli;dolmuşçu dolmuşu kullanırken edepli olsa.Mimar çizerken edepli;müteahhit yaparken edepli olsa.Öğretmen anlatırken edepli;öğrenci dinlerken edepli olsa.Usta üretirken edepli; esnaf satarken edepli olsa.Kanun koyanlar hem o kanunu yaparken hem de kendileri de uygularken  edepli olsa. Bu misal yüzlerce çoğaltılabilir.Velhasıl edep denen şey asıl meselemiz olsa. Hayatımızda ki onlarca şifreye gerek kalır mıydı.Namaz vakti camiye giden esnaf dükkanını kilitler miydi.Çocuğunu okula gönderen veli-adı üstünde okul- çocuğunun halini bu kadar merak eder miydi.İşe başvuran kimseler torpil aramak için kapıları aşındırır mıydı.Alan aldığına ;satan sattığına şüphe ile bakar mıydı.Bu kadar yazıya,çiziye,yasaya,yönetmeliğe ve sonradan uydurma yöntemlere  gerek kalır mıydı acaba .Tabi ki kalmazdı.Hele ki okunan, yazılan, yapılan, edilen onca şey heba olmazdı sanki. Ezcümle, edepli bir insan olmak ya da olmamak, bütün mesele.