“1. Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, yaşanan son hadiselerin, Latin Amerika ülkelerindeki Müslümanlar karşısında mahcubiyet duymalarını sağladığını belirterek, “Bu hadiseler batıda büyük bir islamofobiyi oluşturduğu halde,...

“1. Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi”

banner390
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, yaşanan son hadiselerin, Latin Amerika ülkelerindeki Müslümanlar karşısında mahcubiyet duymalarını sağladığını belirterek, “Bu hadiseler batıda büyük bir islamofobiyi oluşturduğu halde, Latin Amerika’da islamofobinin olmaması dikkat çekicidir” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği “1.Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi”, Conrad Otel’de başladı. Zirvenin açılışına Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Latin Amerika’daki ülkelerden dini temsilciler katıldı. Toplantıda konuşan Prof. Dr. Mehmet Görmez, dünyanın her yerinde Müslümanların zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Bu zorlukların, bu fırtınaların dinmesi hepimizin duasıdır. Fakat yine onlar bizim bilincimizi açmaya vesile olabiliyorlar. Bitmeyen dostluklar kurmak için bir araya geldik. Dertleşeceğiz ama dertlerimizi gittiğimiz yerlere taşımak niyetinde değiliz” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Görmez, İslam dünyasının, tarih boyunca Latin Amerika’daki Müslüman varlığına karşı dört büyük mahcubiyeti olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: “Latin Amerika’daki Müslümanların atalarına karşı ilk mahcubiyetimiz Endülüs’ten bu topraklara göçen Müslümanlara karşı İslam dünyasının merkez devletlerinin herhangi bir şey yapamamış olmasıdır. Biz onlara yuva olmadığımız gibi dönüp ‘bunların akıbeti ne oldu’ diye sormayı da ihmal ettik. İkinci mahcubiyetimiz yakın tarihe aittir. Batının sömürgeleştirme ve köleleştirme politikaları neticesinde Afrika kıtasından toplanan Müslüman köleler bu kıtaya getirildiler. Batının kendi refahını artırmak için insan yerine koymadığı bu kardeşlerimize ne yazık ki sahip çıkmadık. Üçüncü mahcubiyetimiz Osmanlı coğrafyasından bu topraklara göç eden insanlarımızla ilgili olmuştur. Alturko adını taşıyan Müslüman topluluklar ciddi asimilasyon politikalarına maruz kaldılar. Bu kardeşlerimiz de bu topraklara göç ettikten sonra onlara sahip çıkamadık. Dördüncü mahcubiyetimiz aslında bütün insanlığın ortak mahcubiyeti. O da vatandaşları ellerinden alınan, yerlerinden yurtlarından edilen Filistinli kardeşlerimiz, farklı ülkelerde kendilerine vatan aradılar. Vatanları çalınan, vatanları ellerinden alınan Filistinliler Latin Amerika’daki ülkeleri kendilerine vatan kıldılar. Bu zulüm hala devam ediyor. Bir an önce Mescid-i Aksa ve Filistinlilerin kendi özgürlüklerine kavuşmalarını niyaz ediyoruz. Yıllar boyu onların da yaralarına merhem olamadık, insanlık bugün de ilimizi acıtmaya devam eden bu soruna hep duyarsız kaldı. Aslında beşinci bir mahcubiyet de bu topraklarda sonradan İslam’la tanışan nice Müslümanlar var. O Müslümanların da pek çok ihtiyaçları ve sorunları var. Ama bugüne kadar bu sorunlara da el uzatma imkanına sahip olamadık. Bu toplantıyı 5 asır gecikmiş toplantının telafisi olarak görüyorum.”

Latin Amerika’nın mazlumiyetinin, egemen sisteme entegre olmayışından geldiğini kaydeden Görmez, “Bu mazlumiyet hali bu topraklarda din ayrımı yapmaksızın herkesi kuşatan bir durumdur. Yoksa bir dine mensubiyetten kaynaklı maddi bir sıkıntıdan ve dini özgürlüklerin engellenmesinden bahsetmek mümkün değildir" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Mehmet Görmez, bugüne kadar Latin Amerika Müslümanlarından habersiz oluşlarının bir mazeret olmaması gerektiğini belirterek, “Yaşamakta olduğumuz son hadiseler bizi Latin Amerika ülkelerindeki Müslümanlar karşısında mahcubiyet duymamızı sağlamaktadır. Yaşanan bu hadiseler batıda yani Amerika ve Avrupa’da büyük bir islamofobiyi oluşturduğu halde Latin Amerika’da islamofobinin olmaması dikkat çekicidir. Bizler ’Batı’ derken hiçbir zaman Latin Amerika ülkelerini kastetmeyiz. ’Batı’ kavramı coğrafi bir tanımlama olmaktan ziyade bir duruş ve tutumu içerir. Bu duruşun tarihsel kökenleri vardır. Batı sömürgeciliği, vahşi kapitalizmi ve kendisi gibi olmayanlara bir yaşam dayatmayı simgeler hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.