Ak Parti Sur İlçe Teşkilatı 3’üncü Olağan Kongresi Yapıldı

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kürt kimliğinin bir etnik kimliğin içine sığdırılacak kadar küçük olmadığını belirterek, bu kimliğin nereden çıktığı belli olmayan bir anlayışa yenik düşmeyeceğini ifade etti. Türkiye, Irak,...

Ak Parti Sur İlçe Teşkilatı 3’üncü Olağan Kongresi Yapıldı

banner390
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kürt kimliğinin bir etnik kimliğin içine sığdırılacak kadar küçük olmadığını belirterek, bu kimliğin nereden çıktığı belli olmayan bir anlayışa yenik düşmeyeceğini ifade etti. Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de bölgenin en büyük ve güçlü enerjisinin Kürtler olduğunu vurgulayan Ünal, Türkler ve Kürtlerin ittifak içerisinde olduğunu ve bu ittifakın yitirilmesiyle Türkiye’nin bütün iddiasını kaybedeceğini kaydetti.

AK Parti Diyarbakır Sur İlçe Teşkilatı 3’üncü Olağan Kongresi yapıldı. Bir düğün salonunda gerçekleştirilen kongreye, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mine Lök Beyaz, Cuma İçten, Galip Ensarioğlu, Süleyman Hamzaoğulları, Oya Eronat, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Kutbettin Arzu ve çok sayıda partili katıldı. Bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan kongrede, Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in mesajları okundu.

Kongrede konuşan AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, partilileri Türkçe ve Kürtçe selamladıktan sonra, AK Parti’nin 13 yıldır hizmet verdiğini söyledi. Altaç, “İnşallah 2071’e kadar bu ülkeye hizmet etme şerefine nail olacağız. Bu hareket sadece bir hizmet hareketi değil, aynı zamanda bir dava hareketidir. 77 milyon insanımızı, vatandaşımızı bir görme, hizmet etme aşkı ile yola çıkmış bir davanın fertleriyiz. 13 yıl önce bu ülkede yola çıkarken, milletimizin beklediği ve özlediği bir duyguyu harekete geçirdik. 2001’de bu ülkede yola çıkarken nelerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye siyasi tarihini ve Türkiye devletini 2002 öncesi ve 2002 sonrası olarak herkesin değerlendirmesi gerekiyor. 2002 öncesinde ekonomide, siyasal ve toplumsal yaşamda görülen istikrarsızlık ve güvensizlik ortamı 2002’den sonra tamamen tersine dönmüş ve ülkemizde yaşayan bütün vatandaşlarımız huzur ve güveni beraber yaşamaya başladılar” dedi.

“MUHALEFET TÜRKİYE’Yİ BÖLDÜ”

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten ise yaptığı konuşmada muhalefeti eleştirdi. Doğuyu ve batıyı ayırıp, ülkeyi sadece batıdan gören muhalefeti ne Diyarbakır’da ne de Çınar ve Bismil ilçelerinde göremediklerini belirten İçten, “Çünkü onlar zaten buraları bölmüşler. Böldükleri için de buralara uğrayamıyorlar. Ama 12 yıldır hem birliğimizi hem beraberliğimi tek ifade eden ve buna sahip çıkan AK Parti’nin bizzat kendisidir. Bu davada yol alanlara teşekkürlerimi ve minnettarlığımı iletiyorum” diye konuştu.

İSRAİL’E TEPKİ

İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa’ya saldırılarına ilişkin eleştirilerde bulunan İçten, “Son bir hafta içerisinde terörist, katil ve işgalci İsrail bizim ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’ya yönelik bir tacizde bulundu. Ve ben 27 şehit ve sahabesinin olduğu yer olan Diyarbakır’dan katil ve terörist İsrail’e bir serzenişte bulunmak istiyorum; ey terörist İsrail! Siz Selahattin Eyyübi ve Fatih Sultan Mehmetleri çok özlediniz. Ama bizler de sizin yaptığınız ötekileştirmelere ve mazlumlara yaptığınız zulümlere asla müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“SÜRECİ HASSASİYETLE SÜRDÜRÜYORUZ”

Kongrede konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ise, çözüm süreci ve Kobani’ye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Birlikte kazanılan bir savaşın sonunda genç bir cumhuriyetin kurulduğunu vurgulayan Ünal, ama cumhuriyete sahip çıkanların tek tipçi bir anlayışla yeni bir kimlik inşa etmeye kalkıştığını söyledi. İnşa edilen bu kimliğin siyasi ve hukuki olduğunu anlatan Ünal, “Bu kimlik tarihsel ve sosyolojik bir kimlik değildi. Öyle zamanlara geldik ki 1980’den sonra Diyarbakır, o ruhu olan şehir, ölülere bile işkence edildiğine şahit oldu” diye konuştu.

Son 12 yıldır birliktelikle bir şeyin inşa edildiğini anlatan Ünal, “Adeta bir kuyumcu hassasiyeti ile bir arkeoloğun kazı yapar gibi fırça ve kaşıkla büyük bir hassasiyetle ama yavaş yavaş işler. Bütün bu sürecin kritik dönemeçlerini bir bir kat ederek devam ettiğimiz bir yolculuk var. Bu yolculuk 90 yıl önce dağılan bu coğrafyadaki kardeşliği, birliği ve beraberliği yeniden inşa etme sürecidir” şeklinde konuştu.

“KÜRT KİMLİĞİ ASLA YENİK DÜŞMEYECEK”

Bir Kürt kimliğinden bahsedildiğini ve Kürt kimliğinin bir etnik kimliğin içine sığdırılamayacak kadar küçük olmadığını vurgulayan Ünal, şöyle devam etti: “Kürt kimliğinin içine peygamber sevgisini koymazsanız, Yunus’u, Süleyman’ı koymazsanız, Feqiye Teyran’ı, Ahmede Hani’yi, Sezai Karakoç’u koymazsanız o kimliğin bir anlamı kalır mı? Bugün Kürt kimliğini Marksist-Leninist bir düşünceye hapsetmeye, etnik bir yapının içine hapsetmeye çalışanlar sanıyorlar mı ki o Kürt kimliği, kadim kimlik, hikayesi, tarihi, coğrafyası ve kültürü olan o kimlik, bu nereden çıktığı belli olmayan bu anlayışa yenik düşecektir? Asla yenik düşmeyecektir. Bu tarihin akışına aykırıdır.”

“TÜRK VE KÜRT İTTİFAKI BİTMEMELİ”

İktidara geldiklerinde OHAL ile ret, inkar ve asimilasyon politikalarını kaldırdıklarını dile getiren Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ve kendimize bir gündem belirledik. Burası önemli çünkü bugün HADEP, BDP, HDP ve örgüt çizgisindekiler öyle bir rüzgar estiriyor ki bunlar mücadele etmişler, bunların ettiği mücadele sonunda da AK Parti bunlara haklarını vermiş gibi. Hayır, biz tarihdaşlık ve vatandaşlığın hukuku ile büyük medeniyetin sorumluluğunu yerine getirmek, birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi inşa etmek için bu yola çıktık. Birilerinden korktuğumuz, çekindiğimiz için değil. Bu topraklardaki büyük kardeşliği yeniden inşa etmek için yola çıktık. Eğer biz kardeşliği yeniden inşa etmezsek bu toprakların nasıl paramparça olacağını çok iyi biliyoruz. Kobani neden önemlidir? Neden Kobani’de bu kadar büyük bir güç oyunu oynanıyor. Halep 3,5 yıldan beri direniyor ve Esed, Halep’i acımasızca bombalıyor. Neden Halep konuşulmuyor? Eğer insanlığın üzerinde yükseldiği değerler üzerinden meselelere bakacaksak Halep’i de, Kobani’yi de, Türkmenlerin içinde bulunduğu durumu da, İdlib’i de, Haseki’yi de, Hama’yı da, Humus’u da konuşmak gerek. Neden ısrarla birileri Kobani’yi konuşmak istiyor. Irak’ta, İran’da, Suriye’de ve Türkiye’de bölgenin büyük ve güçlü enerjisi Kürtlerdir. Osmanlı Devleti bünyesinde Arnavut’undan Sırp’ına, Yunan’ından Bulgar’ına, Arap’ından Türkmen’ine ve Kürt’üne kadar büyük bir milletler topluluğudur. Osmanlı’nın bütün ittifakları maalesef tek tek kayboldu. Bugün bu ümmetin ittifakı içinde olan iki büyük halkı var. Türk halkı ve Kürt halkı. Bu ittifakı bitirdiğiniz anda bu ümmet bölgedeki bütün iddiasını kaybeder.”

Konuşmaların ardından tek listenin girdiği seçimlerde güven tazeleyen mevcut başkan Şafak Yontürk yeniden başkanlığa getirildi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.