Ak Parti’li Tunç’tan Açıklamalar

TBMM Adalet Komisyonu Sözcüsü ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, TBMM Başkanlığı’na sunulan iç güvenlik ve özgürlükler reformunun hayata geçtiğinde, vatandaşların günlük hayatıyla ilgili devrim mahiyetinde değişimler yaşanacağını...

Ak Parti’li Tunç’tan Açıklamalar

banner390
TBMM Adalet Komisyonu Sözcüsü ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, TBMM Başkanlığı’na sunulan iç güvenlik ve özgürlükler reformunun hayata geçtiğinde, vatandaşların günlük hayatıyla ilgili devrim mahiyetinde değişimler yaşanacağını belirterek, “Ayrıca toplantı ve gösteri özgürlüğünü yok etmeye çalışan vandallara karşın etkin tedbirlerin alınması sağlanacak” dedi.

İç reformlar, dış temaslar, yurt içi seyahatlerle dolu, AK Parti felsefesini yansıtan iki hafta geçirdiklerini ifade eden Tunç, geçen hafta Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yurt dışında olması ve kendisinin de Bartın’da olması nedeniyle grup toplantısı yapamadıklarını anımsattı.

Önceki gün Öğretmenler Günü olduğuna işaret eden Tunç, 81 ilden gelen öğretmenlerle buluştuğunu, kucaklaştığını belirtti. Tunç, ülkenin her köşesinde, gelecek nesillerin yetişmesi için gece gündüz çalışan öğretmenleri tebrik ederek, Öğretmenler Günü’nü kutladı, başarılar diledi.

Tunç, 12 yıllık iktidarları döneminde milli eğitime önem verdiklerini dile getirerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçeden aldığı payın, bakanlıklar arasında hep ilk sırada yer aldığını vurguladı. Tunç, "Milli sıfatı, sadece iki bakanlıkta var; Milli Eğitim ve Milli Savunma. Bu şu demek; bir ülkenin savunması, bir ülkenin istikbali ancak eğitim ile sağlanabilir. Eğitimini teminat altına alan milletler, aslında bekalarını da teminat altına alırlar. Eğitimi ihmal edenler, ne kadar güzel programlar hazırlamış olurlarsa olsunlar, o programlar, projeler kağıt üzerinde kalır, uygulamaya geçemez. 62. Hükümet programında, yeni hamle dönemi başlatırken en temel esas olarak, insan kaynağının etkin ve verimli değerlendirilmesi anlayışını temel ilke olarak kayıtlara geçirdik" diye konuştu.

İktidarı devraldıklarında 458 bin 496 olan öğretmen sayısının, şu anda 851 bin 854 olduğunu bildiren Tunç, öğretmen kadrosunu neredeyse iki kat artırdıklarını kaydetti. Tunç, ocak ayında eğitim seferberliğinin kadrosuna, 15 bin yeni öğretmen daha atayacaklarını ifade etti.

Tunç, iç reform bağlamında önemli bazı projeleri, geçen 14 gün içinde tamamladıklarına işaret ederek, iş sağlığı ve güvenliği paketinin, Avustralya ziyaretinin öncesinde açıkladığını anımsattı. Tunç, işçi, emekçilerin iş sağlığı ve güvenliğini teminat altına almaya kararlı olduklarını belirterek, bu çerçevede Madencilik Yasası ile ilgili değişiklikleri de içeren taslağı tamamladıklarını, bunu da önümüzdeki günlerde TBMM gündemine taşıyacaklarını söyledi.

Kişisel verilerin korunması konusunda insan hakları bağlamında son derece önemli bir kanunu, Genel Kurul’da görüşeceklerini aktaran Tunç, "Kişisel verilerin korunması kanunu son dönemde birilerinin saptırmaya çalıştığının aksine, AB normlarına göre kişilerin, kendi özel bilgilerinin korunması ve hiçbir kurum ya da kişinin, herhangi bir tarafın bu verilere ulaşımının engellenmesi, erişimin ancak kişilerin rızasıyla sağlanmasını temin eden tam bir insan hakları reformudur. Bu da insan haklarına dayalı siyaset anlayışımızın bir karşılığı olarak memleketimize, milletimize hayırlı olsun" diye konuştu.

İÇ GÜVENLİK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KORUNMASI REFORM TASARISI

İç güvenlik ve özgürlüklerin korunması reform tasarısını da dün Meclise sunduklarını anımsatan Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bununla sağlamak istediğimiz temel amaç insan hakları ve özgürlüklerin korunması için onun ayrılmaz bir parçası olan ve zemini teşkil eden güvenlik şartlarının sağlanmasıdır. Bu açıdan iç güvenlik ve özgürlüklerin reformu hayata geçtiğinde hem vatandaşlarımızın günlük hayatıyla ilgili devrim mahiyetinde değişimler yaşayacağız hem de toplantı ve gösteri özgürlüklerini istismar ederek, aslında toplantı ve gösteri özgürlüğünü yok etmeye çalışan vandallara karşı da en etkin tedbirlerin alınması sağlanacak. Bu fark Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin farkıdır. Bu farkı oluşturan AK Parti kadrolarıydı, gurur duyuyorum. Önümüzdeki dönemde nice farkları gerçekleştireceğimiz konusunda da milletimize söz veriyorum. Siyasi istikrarın devamı, o toplantıda da ortaya çıktı ki rasyonel ekonomik politikaların uygulanmasının olmazsa olmaz şartıdır. Orta Vadeli Program, 10 yıllık program, sektörel dönüşümler dediğinizde bütün bu dönüşümleri, programları, projeleri düşünen, tasarlayan, plan haline döken irade ile onu gerçekleştiren iradenin aynı olması şarttır. Aksi halde ülke, 1990’lı yıllardaki gibi yaz-boz tahtasına döner. Biz 2023 derken, aslında bir güçlü iradeyi de milletimize, dünyaya ilan etmiş olduk. İnşallah 2023’e kadar bu kadrolar, bu farkı oluşturmaya devam edecekler ve daha sonrasında makro ekonomik istikrarı sürdüreceğiz.”

Tunç, ikinci önemli boyutun makro ekonomik istikrar olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: "Siyasi istikrar olabilir ama siyasi istikrar içinde makro ekonomik istikrar temin edilmemişse, ekonomik göstergeler hem iç hem dış piyasaya umut ve güven vermiyorsa, güven unsuru yoksa, zaten siyasi istikrarı da muhafaza edemezsiniz, bu birbirine bağlıdır. Siyasi istikrar olmazsa makro ekonomik istikrar olmaz, makro ekonomik istikrar olmazsa siyasi istikrar zeminini kaybeder."

Tunç, makro ekonomik istikrarın, ülkede temsilcisi, uygulayıcısı ve teminatı olduklarını dile getirdi.

Zirvede muhatap oldukları, gelişmiş ülkelerde de gelişmekte olan ülkelerde de ortak özelliğin, makro ekonomik istikrar ve dünya ekonomisi konusundaki görüş ayrılıkları olduğuna işaret eden Tunç, şunları kaydetti:

“Bazı ülkeler anti enflasyonist politikaları öne çıkartırken, bazı ülkeler dünyada talep artırımını öne çıkaran görüşler beyan ettiler. Biz söz aldığımızda, bu ikisinin birlikte gerçekleştirilmesi halinde dünya ekonomisinin genişleyeceğini paylaştık. Çünkü bizim istediğimiz, dünyada talebin artmasıdır. Bu sağlanmadıkça dünya ticareti gelişemez. Yüzde 8 civarında gelişen dünya ticareti, son 3-4 yıldır yüzde 3 civarında gelişiyor. Bu bizim üzerimizde de baskı oluşturuyor ama anti enflasyonist politikalardan taviz verilirse, bu sefer dünya ticareti öylesine iç denge sorunları yaşar ki gelişimini, ülkede rahat şekilde hissetme imkanımız olmaz. Bundan sonra, önümüzdeki seçim döneminde ve daha sonra da Türkiye, bu ikisini birlikte yapmaya kararlıdır. Hem reel sektörü destekleyen, büyüten, özellikle dış talebe dayalı kalkınmayı sürdüreceğiz hem de içeride bütçe, mali disipline dayalı makro ekonomik istikrarı ve anti enflasyonist politikaları da sürdüreceğiz.”

KURULAN ŞİRKET SAYISINDA ARTIŞ

Tunç, eylülde cari açığın 2.2 milyar dolar olduğuna işaret ederek, ilk 9 ayda cari işlemler açığının bir önceki yılın aynı dönemine göre 18,3 milyar dolar azalarak 30,8 milyar dolara gerilediğini kaydetti. Tunç, ilk kez cari açıkta bu ölçüde düşüş trendi gördüklerini ifade ederek, ekonomilerindeki en kırılgan noktası olan cari açığa dönük olarak aldıkları önlemlerin sonuç verdiğini gösterdiğini söyledi.

Ekimde kurulan şirket sayısının, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,4 arttığını belirten Tunç, şirket sayısının artmasının ekonomide canlanmanın ve özel sektörün ekonomiye duyduğu güvenin işareti olarak değerlendirildiğini vurguladı. Yüzde 24,4 artışın, ekonomide yeni dönemle ilgili ümitli beklentilerin yaygınlaştığını gösterdiğini kaydeden Tunç, yılın ilk 10 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre açılan şirket sayısının yüzde 18,5 arttığını, kapanan şirket sayısının yüzde 11,2 gerilediğini anımsattı. Tunç, bunun da ekonomide canlılık işareti olarak önemli olduğunu dile getirdi.

Ocak-Ekim döneminde 47 bin 495 şirket kurulurken, kapananların çok daha düşük düzeyde kaldığını ifade eden Tunç, bu olumlu seyri kararlılıkla politikalarında sürdüreceklerini anlattı.

Tunç, “Milletten güç aldıkça, ekonomimiz kalkınmayı sürdürecek. İnsani kalkınmanın temel taşlarını dokumaya, döşemeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.