Bakan Bozkır, Ab’ye Katılım İçin Ulusal Eylem Planı’nı Açıkladı

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, madenlerin standartlarının AB standartlarına yükseltilmesiyle ilgili olarak, “İşçi, işveren, yerel yönetimler, müfettişler, kim varsa, bunun sosyal kültür içinde düşünmeleri ve...

Bakan Bozkır, Ab’ye Katılım İçin Ulusal Eylem Planı’nı Açıkladı

banner390
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, madenlerin standartlarının AB standartlarına yükseltilmesiyle ilgili olarak, “İşçi, işveren, yerel yönetimler, müfettişler, kim varsa, bunun sosyal kültür içinde düşünmeleri ve kazaları önleyici tedbirleri almaları önem arz etmektedir” dedi.

AB Bakanı Bozkır, Avrupa Birliği Bakanlığı’nda AB’ye Katılım için Ulusal Eylem Planı’nı açıkladı. Bakan Bozkır, Ulusal Eylem Planı’nın Türkiye’nin siyasi reform sürecini ve katılım sürecinde yaşanan sosyoekonomik dönüşümün devamını sağlayacağını söyleyerek, 2008 yılında Katılım Ortalığı belgesi yayınlandıktan sonra ulusal program yayınlandığını hatırlattı. Bozkır, 2010-2011 dönemi için Eylem Planı hazırlandığını belirterek, bunun güncellenmesinin ihtiyacının doğduğunu ifade etti. AB’ye Katılım için Ulusal Eylem Planı’nın iki aşamadan oluştuğunu belirten Bozkır, “Eylem Planı’nın birinci aşamasında müzakere fasıllarında Kasım 2014-Haziran 2015 döneminde uyumlaştırılması öngörülen birincil ve ikincil mevzuat ile kurumsal yapılanma ve diğer çalışmalara ilişkin öncelikler yer almaktadır. AB’ye Katılım için Ulusal Eylem Planı’nın 2015-2019 dönemini kapsayan ikinci aşamasının ise Kasım ayında sizlerle paylaşacağız” dedi.

Ulusal Eylem Planı’nın Türkiye’deki siyasi reformları ve mevcut sosyoekonomik dönüşümün sürdürülmesi ve güçlendirilmesine yönelik önceliklerini ortaya koyan yol haritası olduğunu kaydeden Bozkır, şunları dedi:

“Eylem Planı, önümüzdeki dönemde AB sürecinde atacağımız adımları, hem mevzuat uyumu hem de kurumsal ve idari yapılanmalar çerçevesinde somut bir biçimde göstermektedir. Her bir müzakere faslı altında hangi kanunların ve hangi ikincil düzenlemelerin çıkacağı Eylem Planı’nda ortaya konmuştur. Ayrıca, çıkarılacak düzenleme ile hangi AB mevzuatına uyum sağlanmasının öngörüldüğü, düzenlemenin amacının ne olduğu, hazırlıkların ne aşamada olduğu, düzenlemeden hangi kurumun sorumlu olduğu ve düzenlemenin ne zaman yayımlanacağı ayrıntılı bir şekilde belirtilmektedir.”

Ulusal Eylem Planı’nın bir nevi garanti belgesi olduğuna işaret eden Bozkır, “Önümüzdeki dönemde Meclis’in çalışma takvimi el verdiği takdirde siyasi reform sürecimiz kapsamında oldukça önemli kanunlar çıkartacağız. Bunlar arasında 23. Yargı ve Temel Haklar ile 24. Adalet, Özgürlük ve Güvenlik fasılları açısından kritik öneme sahip ’Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’, ‘Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kanunu’, ‘Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulmasına Dair Kanun’ ve ‘İnsan Ticaretiyle Mücadele ve Mağdurların Korunması Kanunu’ yer almaktadır. Ayrıca 2009 yılında uygulamaya konulan ‘yargı reformu stratejisi´dünyada ve ülkemizde yaşanan yeni gelişmeler dikkate alınarak, değişen koşularla ve yargının ihtiyaçlarına göre güncellenecek. Bu çerçevede daha önce Reform İzleme Grubu olarak adlandırılan yapı Reform Eylem Grubu olarak isimlendirilerek, siyasi reform sürecinde etkinliğinin arttırılması öngörülmektedir” şeklinde konuştu.

Bozkır, Türkiye’nin AB standartlarına ulaşması için yeni mevzuat çıkarılması gerektiğini söyleyerek, “Kanun yapımı kadar önemli olan, hatta daha fazla önem arz eden husus mevzuatın uygulanması ve hayata geçirilmesidir. Kanunlar, yönetmelikler, tebliğler ancak etkin bir biçimde uygulandığında anlam kazanır. Mevzuatın uygulanmasında bürokrasinin sorumluluğu büyüktür. Ancak bu bir toplumsal sorumluluktur; bir kültürdür, yaşam biçimidir. Bunun için Türkiye’de yaşayan her kesime, her bir bireye önemli görevler düşmektedir” diye konuştu.

Bakan Bozkır, açıklamadan sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. Madenlerin AB standartlarına yükseltilmesi konusundaki çalışmalarla ilgili mevzuat açısından bir eksiğin olmadığını ifade eden Bozkır, şöyle devam etti:

“Zihinsel dönüşüm çok önemli. Son kazalarda sorumlu aramaktan ziyade, kaza meydana gelmeden önce bütün sosyal aktörlerin kazaları önleyici tedbirler konusunda çalışması önemlidir. İşçi, işveren, yerel yönetimler, müfettişler, kim varsa, bunun sosyal kültür içinde düşünmeleri ve kazaları önleyici tedbirleri almaları önem arz etmektedir. Eğitim en önemli bir konudur. Avrupa Birliği fonlarının bütün bu sosyal aktörlerin birlikte ve bunun yürütecekleri eğitimleri için kullanmaları konusunda çaba sarf ediyoruz.”

ILO 176’nın en kısa zamanda kabul edileceğini belirten Bozkır, alınacak önlemlerle kazaların azaltılacağını belirtti. Siyasi aktörlere düşen sorumluluklar konusunda Bozkır, “Yasa ve mevzuatı çıkarmaktır. Bütün bu sosyal aktörlerin görevlerini yerine getirmesini sağlamaktır. Yeni bir bakış açısıyla bunun sadece belli kesimin sorumluluğunda yürümeyip, bütün sosyal aktörler tarafından yürütülmesini sağlamaktır” ifadelerini kullandı.

Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülen yeni yasa tasarısına yönelik olarak Bozkır, “Henüz daha ilerleme kaydetmedi. Her konuda olduğu gibi Avrupa Birliği müktesebatına, Avrupa Birliği yerleşmiş ilkelerine uyum açısından telkinlerimizi olacaktır. Bizim AB Bakanlığı olarak bütün çıkan yasalarda Avrupa Birliği müktesebatı uyumu bakımından mutlaka görüşümüz olacaktır” ifadelerini kullandı.

İngiltere Başbakanı Cameron’ın ‘Kıbrıs sorunu çözülmeden Münhasır Ekonomik Bölge olamayacağı’na dair açıklamalarına yönelik olarak ise Bozkır şunları söyledi:

“Münhasır Ekonomik Bölge bir ülkenin kendi açıklamalarıyla ortaya çıkacak bir kavram değildir. Bunun karşılıklı mutabakat içerisinde çıkması gerekir. Türkiye’ye 40 mil mesafede bir Kıbrıs adasının varlığını kabul edenlerin, koskoca Türkiye’nin de Akdeniz’e bakarken Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin olduğunu göz ardı etmemeleri gerekir. Ayrıca adada mevcut olan veya mevcut olacak olan bütün doğal kaynaklar adanın tamamına aittir. Dolayısıyla hasbelkader adanın yarısının hakimiyken, adanın tamamıyla ilgili olarak üyelik hakkını elde etmiş bir Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tüm kaynaklarına sahip çıkmasını Türkiye kabul edemez. Bu konuda mutlaka ve mutlaka tüm kaynakların adanın tamamına ait olmasının takipçisi olacağız. Bu sağlanıncaya kadar görüşlerimizi en güçlü şekilde dile getireceğiz.”


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.