Başbakan Davutoğlu Nevşehir’de (2)

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Biz her Muharrem ayında Hazreti Hüseyin’i böyle anarken Hazreti Ali olmadan Alevilik konuşuluyorsa önce Alevi kardeşlerimizin dur demesi lazım" ifadelerini kullanarak Dersim’in modern bir Kerbela olduğunu söyledi.Başbakan...

Başbakan Davutoğlu Nevşehir’de (2)

banner390
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Biz her Muharrem ayında Hazreti Hüseyin’i böyle anarken Hazreti Ali olmadan Alevilik konuşuluyorsa önce Alevi kardeşlerimizin dur demesi lazım" ifadelerini kullanarak Dersim’in modern bir Kerbela olduğunu söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Biz Hüseyni bir yoldayız. Mazlum gördüğümüzde onu bağrımıza basmadan gözümüze uyku girmez. O emanetten sapmak ihtimali varsa Allah bize o anı yaşamayı haram eylesin. Bizim için Ehliyet’e saygı budur. Bizim bu değerlere sahip çıkmamız insan olmamızdan kaynaklanıyor. Ortak geleneği benimsememizden geliyor. Bu ortak gelenekten bir an saparsak vay halimize, vah halimize. Biz her Muharrem ayında Hazreti Hüseyin’i böyle anarken Hazreti Ali olmadan Alevilik konuşuluyorsa önce Alevi kardeşlerimizin dur demesi lazım. Hazreti Ali ve Hazreti Hüseyin’i anmadan Aleviliğe sahip çıktıklarını söyleyenler ikrarını bozmuş olurlar. Hacıbektaş Veli Horasan erenlerindendir. Horasan erenleri bir ruhun tarih içindeki yürüyüşüdür. 2 yıl önce Hoca Ahmet Yesevi’nin huzuruna vardığımda çilehanesine girdim ve tefekkür ettim. Oraya huşu ile varılır. Üzerinizde size edilen emanetler o makamlara hürmetle kazanılır. Düşündüm, nasıl bir ruhani yürüyüş ki, her biri gittikleri yerde aynı mesajları verdiler. Horasan erenlerinin geleneği Anadolu’da başlı başına bir geleneğin, kültürün oluşmasına zemin hazırladı. 13. Yüzyılı anlamayan Osmanlı’yı ve Cumhuriyeti anlayamaz. Müslüman-Hristiyan, Alevi Sünni ayrımı yapmadan herkesin ortak kültür içinde yaşadığı bir zamandır. Biz onlara çok şey borçluyuz. Hangi meşrepten olursa olsun Horasan erenlerini yad etmeden geçemeyiz. Babam Ahmed-i Sani derdi bana. Hoca Ahmet Yesevi’nin adının Ahmed-i Sani olduğunu öğrenince Anadolu’da insanların ona benzesin diye bu ismi koyduklarını öğrendim. Bizim meselemiz bütün bu geleneğe sahip çıkmaktır. İhtilaflar acılar yaşanmışsa bunu tümü ile kökten halletmenin, bütün vatandaşların eşit olduğu bir ülke inşa etmenin yolunda omuz omuza çalışmamız lazım. Biz aşık olmaya geldik, biz bu geleneğin tümüne aşık olduk. Allah Aşık olmayı herkese nasip etsin. Kim ki Alevi Bektaşı geleneğini Hazreti Ali’den ayırmaya kalkar, o an işte en büyük zaafın içindedir. Bu irfanı anlamakla bu yolu bir şekilde 21. yüzyıla taşımakla yükümlüyüz. 21. yüzyılın Hacıbektaş-ı Veli’ye çok ihtiyacı var. Eline silah geçirenin Vandalizm ile başkasına hükmetmeye çalıştığı bir yerde, kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışılan yerde, din adıyla işlenen cinayetlerde ister İŞID ister ESAD modeliyle hepsi Hazreti Hüseyin’in büyük davasının karşısında yer alıyor. Biz o nedenle mazlumun yolunda olmaya ahdetmişiz. Bütün bu gelenek bizim. Hepsinden ilham alıyoruz. Bu ortak paydadan bu güne gelirken çok büyük acıların şu veya bu şekilde devam ettiğini biliyoruz" ifadelerini kullandı.

"Bir misafiriniz olarak söylüyorum, Biz hem köklü bir geleneğin takipçileriyiz, hem de modern evrensel insan haklarına dayalı çağdaş bir devletin insanlarıyız" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çağdaşlaşmayı tek tip toplum inşa etmek olarak görenler yavaş yavaş bu çoğulculuğu yok etmeye başladılar. Tek tipçi yaklaşımlar bizde etnik temelde bazı vatandaşlarımızı ayrımcı politikalarla birbirinden ayırmaya çalıştılar. Yanlış uygulamalar kadar, sanki bu tek tipçilik uygulamaların getirdiği yıkımları karşı taraf yapmış gibi karış taraf yapmış gibi yapmak da yanlıştır. Irkçılık Türk ırkçılığı da olsa yanlış Kürt ırkçılığı olsa da yanlıştır. Dersim olayı, 15 yıl içinde bu devletin Başbakanı Dersim dolayısıyla bütün bu milletten özür diledi. Cumhuriyet tarihinde kimse o döneme ait yanlışları kimse söylememişti. Akademisyenlerin bile o dönemi nasıl korku ile anlattıklarını ben bilirim. Şimdi samimiyet ve açıklık vaktidir. Şimdi o dönemin tek parti temsilcileri de özür dilemeli. O gün modern Kerbela’ydı. Bir tek canın tek bir tüyü zarar görecekse bizim için her makam ve her mevki boştur. Aşık Mahsuni yaşıyor olsaydı o dönem Başbakanımızın özür dilemesine bir şiir ile cevap verirdi. Bütün Alevi dostlarımız da o dergahın gönüllü yolcuları olsunlar."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.