Başbakan Yardımcısı Akdoğan:

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, paralel yapıya değinirken, "Burada insanların dini esir alınmıştır. Bu konuda din adamlarına da çok iş düşüyor. Buradaki bu çekirdek yapı içinde kullanılıyor ve o esaretten çıkamıyorlar. Çünkü...

Başbakan Yardımcısı Akdoğan:

banner390

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, paralel yapıya değinirken, "Burada insanların dini esir alınmıştır. Bu konuda din adamlarına da çok iş düşüyor. Buradaki bu çekirdek yapı içinde kullanılıyor ve o esaretten çıkamıyorlar. Çünkü dinini kaybedecekmiş gibi bir yanlış algı üretilmiş" dedi.

Kanal 24'teki Kulis programında, gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Akdoğan, paralel yapı ile ilgili bir soru üzerine, bu grubun milli bir yapı olmadığının aşikar olduğunu söyledi.

Daha önceden de bu tür bir vesayet yönetiminin olduğunu ifade eden Akdoğan, şöyle konuştu:

"Bunu diğer derin devlet yapılanmaları yapıyordu. Biz bunların hepsini tasfiye ettik. Sonra bunlar çıktılar. Dış bağlantılar çok güçlü. 'Bunun arkasında süper güçler var' demek de olmaz, ama bir takım mahfiller var. Bir yerli, milli bir yapı, grup, bir organizasyon, gidip de kendi ülkesini batıracak bir şey içine girer mi? Sen terörist gibi göstermeye çalışıyorsun. Suriye'ye yardım götüren MİT'in tırını durduruyorsun ve kendi ülkeni teröristlere yardım eden bir ülke pozisyonuna düşürmeye çalışıyorsun. Ya da işte askerdeki birçok operasyonları biliyorsunuz. Milli, yerli bir yapı, böyle bir şey yapmaz. Bu ancak başka bir amaca hizmet etmek için yapılacak bir şeydir."

Akdoğan, paralel yapının "Türkiye" veya "millet" diye bir derdinin olmadığını kaydederek, bunların kendi menfaatlerini hakikatin merkezine koyan, her yolu mubah gören, karşıdaki her şeyi kurban edilebilir gören anlayışa sahip olduğunu ifade etti. 

- "Burada insanların dinini esir almışlar"-

Bunun ilahiyatçılarca çok tartışılması gerektiğini ifade eden Akdoğan, şunları kaydetti:

"İnsanlar nasıl böyle zombilere dönüştürülüyor, nasıl robotlara dönüştürülüyor? Yani burada insanların dini esir alınmıştır. Bu konuda din adamlarına da çok iş düşüyor. Buradaki bu çekirdek yapı içinde kullanılıyor ve o esaretten çıkamıyorlar. Çünkü dinini kaybedecekmiş gibi bir yanlış algı üretilmiş. Bu yaptıkları şey, her yolu mubah görme anlayışı, başka birtakım aslında geçmişte dini görünümlü yapılar içinde de vardı. 1990'lı yılların sonunda mesela... Onlar da kendilerini merkeze koyuyorlardı, istediklerini cezalandırıyordu, istediklerine, istediklerini yapabiliyordu. Çünkü varsa yoksa kendi gelecekleri, kendilerinin güç kazanmasıydı. Bunun öncelikle masaya yatırılması lazım, dini açıdan. Tek tek baktığınızda iyi gibi görünen insanlar var ortada. Kendine mübah görmediği şeyi o mekanizmaya, o yapıya mubah sayıyor ve normal sayıyor. Her türlü kötülüğü yapabiliyor, hiçbir sınır tanımadan. Şimdi bu gerçekten hastalıklı bir durumdur. Böyle baktığımızda aslında daha karmaşık bir problem var önümüzde. Her açıdan bununla hukuk içinde mücadele etmek lazım, kriminal boyutları ile mücadele etmek lazım, arka plandaki felsefesi, dini anlayışı, bununla ilgili din adamlarının bir şey ortaya koyması lazım. Çok boyutlu bir mücadele vermek gerekiyor."

Akdoğan, yeni Türkiye'yi kurmak için derin devlet, paralel devlet, KCK türü yapılanmaların devre dışı bırakılması gerektiğini belirterek, "Bu tür olaylar bunun önemini daha da ortaya koyuyor. Bunlar 'Yıkılmadım, ayaktayım' görüntüsü vermeye çalışıyor. Son operasyon aslında 'kırık kolla sağa sola vurmak' gibi bir şey. Kendileri kaybeder. Yani devlet hep 18 yaşındadır, hep güçlüdür, ayaktadır. Buna karşı gereken mücadeleyi de sonuna kadar verir" dedi.  

- "Biz şehidimizin bir kanına 550 milletvekilini değişmeyiz" 

Akdoğan, Ağrı'daki terör saldırısında neler yaşandığına ilişkin soru üzerine, olayın çarpıtıldığını ve "şenlik" adı altında halkın, silahlı gruplarla buluşturulduğunu söyledi. 

Teröristlerle kucaklaşma şöleninin kabul edilemeyeceğini dile getiren Akdoğan, halkı silahlı gruplarla buluşturmadaki kastın seçim sürecini silah üzerinden baltalamak olduğunu ifade etti.

Akdoğan, bu durumun insani ve hukuki hiçbir yönünün bulunmadığını söyledi ve şöyle devam etti:

"Bunu bize normal göstermeye çalışıyorlar. Devlet orada göründüğü zaman sen bunu provokasyon sayacaksın. Bunu bize kimse kanıksatamaz. Orada eline silah alıp dolanan provokasyon yapıyor. Geçmişte çözüm sürecinde birtakım sıkıntılar yaşandı. Kobani olaylarından sonra çok ciddi bir ihtiyaç olarak, kamu düzeni güvenliğinin sağlanması gündeme geldi. İç güvenlik paketini bu yüzden çıkardık. Bunlar çözüm sürecini zehirleyen şeylerdir. Bu kabul edilebilir bir şey değildir."

Gerilimlerin hiçbir zaman hükümete yaramayacağını belirten Akdoğan, "Bir tane şehit gelse, Allah muhafaza, bunun siyasi getirisini, götürüsünü geçtik, şehidimizin bir kanına 550 milletvekilini değişmeyiz. Daha değerlidir şehitlerimizin kanı, canı. Biz bu süreci gencecik fidanlar toprağa düşmesin diye başlattık. Böyle baktığımızda bu niye bize yarasın? Böyle bir siyasi hesap yapmak ayıp bir şeydir. Çözüm süreci seçimlere kurban edilecek bir mesele değildir" ifadesini kullandı. 

- "Önemli olan örgütün silah bırakması"

Akdoğan, çözüm sürecinin durakladığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, ilgili kurumların gereken çalışmaları yaptığını söyledi.   

"HDP'nin çözüm sürecine ilişkin tavrının seçimden sonra ne olacağına" ilişkin soru üzerine Akdoğan, son dönemdeki tavırların sürece fayda sağlamayacağını ifade etti. 

Akdoğan, şunları kaydetti: 

"Ben kendimize inanıyorum, iyi niyetle sonuca ulaşmaya çalışıyoruz. Biz nihai sonuca ulaşmak zorundayız. Yeni Türkiye'de böyle bir soruna yer yok, yeni Türkiye'ye yakışmıyor, bu büyük bir prangadır ayağımızda, bundan kurtulmak gerekiyor. Önemli olan örgütün silah bırakması. Türkiye'de demokrasi artık her türlü sorunu konuşacak, çözecek bir noktaya geldi, kapasiteye ulaştı. HDP'liler her şeyi konuşuyorlar artık. Mecliste konuşmadıkları bir şey yok. Bırakın konuşmayı, eylem yaptılar. Kürsünün önüne oturdular, eylem yaptılar, daha ötesi yok."

Kılıçdaroğlu'nun "Biz sadece HDP ile görüşürüz" sözlerini hatırlatarak, "Biz kimle görüşüyoruz?" diye soran Akdoğan, "Hükümet, siyaset kurumu siyasi aktörlerle görüşüyor. İstihbarat birimleri herkesle görüşür, bu geçmişte de görüşülüyordu. Sen 'Sadece siyasi aktörü muhatap alırım' diyorsan, hükümeti neden muhatap almadın bu süreçte? Biz Meclis'te çözüm süreci komisyonu kurduk, AK Parti, HDP ve üyelerle. Birçok adım atıldı. Hangisine destek oldun? Hangisine bir söz söyledin? Hiçbir zaman çözümün bir parçası olmak için çaba göstermedin. Senin çözüm süreci diye bir mefkuren var mı? Senin bu konuda politikan belli değil" şeklinde konuştu.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.