Chp Parti Meclisi Üyesi Zekeriya Temizel:

CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven ve CHP Parti Meclisi Üyesi Zekeriya Temizel, çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Karabük’e geldi.Partisinin Karabük İl Başkanlığı’nda gazetecilere açıklamalarda bulunan CHP Parti Meclisi Üyesi ve eski...

Chp Parti Meclisi Üyesi Zekeriya Temizel:

banner390
CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven ve CHP Parti Meclisi Üyesi Zekeriya Temizel, çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Karabük’e geldi.

Partisinin Karabük İl Başkanlığı’nda gazetecilere açıklamalarda bulunan CHP Parti Meclisi Üyesi ve eski Bakan Zekeriya Temizel, CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in Kastamonu’da söylediği sözlerine ilişkin olarak, "Kendi görüşü bile olsa doğru olmayan bir görüştür. Kesinlikle partimizin çatısında bir akıntı ve sızıntı söz konusu bile değildir. CHP demokratik bir partidir. İnsanlar demokratik haklarını kullanırken, oturup da altında oturdukları çatıdan başlamalarını da bir demokratik hak olarak görmemek gerektiği düşünülür" dedi.

Kastamonu’da dün katıldığı bir konferansta Birgül Ayman Güler’in iddialarının sorulması üzerine Temizel, "Kendi görüşü bile olsa doğru olmayan bir görüştür. Kesinlikle partimizin çatısında bir akıntı ve sızıntı söz konusu bile değildir. CHP demokratik bir partidir. İnsanlar demokratik haklarını kullanırken, oturup altında oturdukları çatıdan başlamalarını da bir demokratik hak olarak görmemek gerektiği düşünülür. Dolayısıyla bunu hangi koşullarda dedi bilmiyorum. Böyle bir olayı da duymadım da. Partinin Mehmet Bekaroğlu tarafından yönetildiği iddiasını parti meclis üyesi olarak buradan bütün açıklığım ile kesinlikle kabul etmiyorum. Böyle bir olay da yoktur zaten" diye konuştu.

"MANTIKLA BAĞDAŞMIYOR"

"Daha dün partiye gelmiş bir insanın bugün partiyi yönetiyor olması demek mantıkla bağdaşmadığı gibi o partiye olan inancı sarsma anlamını taşımaktan başka bir şey ifade etmez" diyen Temizel, şöyle konuştu:

"Ciddiye alınmaması gereken bir olay. Bu nasıl bir parti olmalı ki üstelik cumhuriyet ile yaşıt olan bir parti. 2 gün önce gelen birisi ‘partiyi yönetiyor’ deniliyor. Bu partinin organları var. Genel başkanı ve yardımcıları var. Ne şekilde yönetileceği, hangi kararlar ile yönetileceği ve kararların ne şekilde alınacağı da belli. Demek ki sinirli bir hale veya ne bileyim tutarsızlık denilen olay bazen kendiliğinden oluşabiliyor olduğu gibi. Kendisi değerli bir insandır. Olayı da çok net görmek gerekiyor. Hangi koşullarda ne dediği ve cümleleri arka arkaya bağlandı. İnsanların bazen söylemediği şeylerden inanılmaz şeylerin ortaya çıktığını görüyoruz. Kesinlikle bunlar gerçekler ile ve partimizin şuan ki konumu ile uzaktan yakından tanımlama değildir. Bunu bu netlikte söyleyebilirim."

"PARTİMİZ HERKESE AÇIK"

Aynı soruya CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven ise "Bizim partimiz baştan beri herkese açık bir partidir. Her görüşte ve düşünüşten kişilerin mutlaka partimize katkıları olacaktır. Tek bir bakış açısı ile gitmemizi düşünemezsiniz. Birçok görüşün olması gereken bir partiyiz. Bunu da yürütüyoruz. Arkadaşlarımız da demokratik haklarını kullanarak her konuda tartışıyorlar. Buradaki sıkıntı medyaya yansıdığı zaman belli kısımlarının alınıp onların sürekli olarak işleniyor olması. Okuyan, duyan vatandaş ve yurttaşlarımızın onun üzerinde düşüncelerini yürütüyor olması. Tümüyle diğer görüşlere de yer verilse medyada konuşulsa bu endişeler bu sıkıntılar yaşanmayacaktır diye düşünüyorum. O görüş kendi görüşüdür. Partiyi bir kişi yönetiyor gibi bir algının oluşturulması yanlış olmaktadır" cevabını verdi.

"PARALEL YAPI" OPERASYONU SORUŞTURMASI

Bir gazetecinin “Paralel yapı operasyonu” soruşturması sorulması üzerine ise Güven, şu cevabı verdi:

“Bunu tek bir şekilde düşünmemek lazım. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu da bunun bir ‘darbe’ olduğunu iletti. Medyaya ve gazetecilere yapılan bir korkutma girişimidir. Bunu gerçekten bir sivil darbe girişimi olarak düşünmemiz gerekiyor. Bir zamanlar bunlar yapılmıştı. Sabahın erken saatlerinde insanlar ne olduğunu bilmeden evlerinden alınarak götürülüyorlar. Böyle bir şeyin yaşanmış olması doğru değil. Hükumetin bunu uygulaması ve hukuk devletinde böyle bir şey düşünülemez. Burada esas olan medyaya baskıdır. Bu baskının ortaya çıkmış olması ve netleşmiş olmasıdır. Bu açıdan son derece yanlıştır. Burada gazete ve medya kuruluşu hangisidir önemli değil. Burada önemli olan yapılan iş üzerinden ve uygulanan yöntem üzerinden gitmek doğrudur.”


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.