Davutoğlu-renzı Ortak Basın Toplantısı…(2)

Başbakan Ahmet Davutoğlu, İmralı heyetinin 4 maddeli bir taslağının olduğu tartışmalarına ilişkin, "Bahsettiğiniz konular kesinlikle bu görüşmeler esnasında gündeme gelmemiştir. Gündeme gelmemiş konuları gündemdeymiş gibi ele almak,...

Davutoğlu-renzı Ortak Basın Toplantısı…(2)

banner390
Başbakan Ahmet Davutoğlu, İmralı heyetinin 4 maddeli bir taslağının olduğu tartışmalarına ilişkin, "Bahsettiğiniz konular kesinlikle bu görüşmeler esnasında gündeme gelmemiştir. Gündeme gelmemiş konuları gündemdeymiş gibi ele almak, tartışmak sürece zarar verir” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile İtalya Başbakanı Matteo Renzi, Başbakanlık Merkez Bina’da ortak basın toplantısında yaptıkları açıklamalar sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı. AB müzakereleri çerçevesinde açılan fasılların sorulmasına ilişkin Renzi, "18’inde de AB zirvesi düzenlenecek. Bu, bu seneki AB zirvesi bir gün içinde gerçekleştirilecek. Zaman vermek gerekirse bunu 13 Ocak olarak İtalyan dönem başkanlığı sona erecek. O vesileyle genişlemenin önemini bir daha vurgulayacağım. Türkiye biliyorsunuz çok uzun yıllardan beri süregelen süreçten bahsediyoruz. 13 Ocak’ta bu fasılların açılması için tekrar İtalya’nın kararlılığını teyit edeceğim" diye konuştu.

Bir gazetecinin, "Birleşmiş Milletler’in Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Suriye’de Esat hükümeti, muhalif güçler ve IŞİD terörü arasında sıkışmış vatandaşlar için ’dondurulmuş bölgeler’ oluşturulmasını önerdi. Neler söyleyeceksiniz" sorusuna Davutoğlu, "Staffan de Mistura’nın planı konusunda görüşmeleri devam ediyor. Kendisine daha önceki görevlerinden de yakın tanıyoruz. Ankara’ya gelerek Dışişleri Bakanlığımızla görüşmeler yaptı. Daha önce de birçok kez ateşkes yapılması konusunda çaba sarf ettik. Maalesef Suriye rejimi hiçbir zaman verilen bu sözlerine sadık kalmadı. Ateşkesi birkaç saat içinde yaptığında genellikle bölgeyi boşaltmak için kullandı ve sonra saldırılarına devam etti. Dondurulmuş bölgeler Suriye’de kalıcı bir statüko oluşturulma yönünde olacak olursa, bu hem doğru ve hem de sürdürülebilir bir şey değil. İnsani gerekçelerle süreç ve bir barış perspektifi olacak şekilde süreç işletilecekse bunları değerlendiririz. Halep ve çevresinde son derece ağırlaşmış bir insani durum var. İnsani duruma yardımcı olacak her türlü çalışmayı Türkiye destekler. Güvenli bölge ise insani konularda ülkelerin kendilerini güvende hissettikleri belli alanlarda değil sadece dondurulmuş değil o bölgede bir şekilde güvende olmaları. Mülteci akınlarının bu anlamda kesilmesi. Biz her türlü yeni fikre açığız. Somut bir şekilde geldiğinde tekrar değerlendiririz" cevabını verdi.

“İTALYA’YA YATIRIM YAPMALARI İÇİN TEŞVİK EDECEĞİZ”

Türkiye’nin dünya ekonomisinin büyümesiyle ilgili projelerinin sorulması üzerine Renzi, "Yarın İstanbul’da biz Türkiye’de önemli yatırımları olan birçok şirketle birlikte olacağız. Kendilerini teşvik edeceğiz. İtalya’ya yatırım yapmaları için teşvik edeceğiz. Bu yatırımlara istihdam sağlamaya çalışıyoruz çünkü bunları İtalya için bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. İtalya birkaç yılda ekside büyüyen bir ülke. 2014’de 0.5 eksideyiz. Diğer ülkelerle olan farkı kapatmaya başladık. Önümüzde bir eksi işareti var, bunu kaldıracağız. Sendikalarla birlikte sosyal bir diyalog çerçevesinde yürüteceğiz. Önemli olan ülkemize yatırım yapmak isteyen insanlarla görüşmek istiyorum. Protestoların, grevlerin olması son derece doğaldır. Bizler hükümetler olarak büyük bir saygıyla yaklaşmamız gerekir. Son zamanlarda sendika başkanı ile altyapı bakanı arasında bir tartışma oldu. Bunun giderilmesini diliyorum. Benim grev yapanlarla aynı fikirde olmamam bunun gayrimeşru bir hareket olduğunu göstermez. Ben grevin sağduyu içinde geçeceğine eminim. önemli olan onlara da saygı göstermek. Biz, ülkeyi olumlu yönde onlar için de değiştireceğiz. Önemli olan tartışmaların seviyeli bir şekilde gerçekleşmesi. Az önce bir Bakanımla sendika başkanı arasında. Bu gibi çatışmaların önümüzdeki saatlerde çözüme kavuşmasını umuyorum" açıklamasında bulundu.

KÜRESEL KRİZ

Aynı soruya Davutoğlu, "Biz de kolaylıklar diliyoruz gerek hükümete gerek sendikalara. G-20 bağlamında aslında Avustralya’da geniş kapsamlı toplantılarda bu konular ele alındı. Her sorun dünya ekonomisinin büyümeye dönük olarak yeni bir momentumu ortaya çıkarma ihtiyacı. Dünya ticaretindeki artış da normal artışın çok gerisinde dolayısıyla bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin dünyada talebin artırılması, enflasyonun da kontrol edilmesi şeklinde araçlar bulmak. Kalkınma bağlamında dünya çoğunluğunun da bu sürecin parçası ılınması için ilişkilerin taşıdığı önemi vurgulayacağız. İstihdam ve gelir adaleti konusuna ağırlık vereceğiz. Önemli olan tüm dünya ekonomilerin ortak kader içinde olduğunu görerek, Türkiye dönem başkanlığı süresince bu konuları ele alacak. Diğer ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaşmasına çaba sarf edeceğiz. Kalkınma modelleri konusunda da ağırlık vereceğiz. Küresel kriz herkesin kaderini etkiliyor. Hep beraber bu krizden çıkmanın yollarını bulmalıyız" karşılığını verdi.

İMRALI HEYETİNİN 4 MADDELİ TASLAĞI

Başka bir gazetecinin, "İmralı heyetinin 4 maddeli bir taslağının olduğu, yol haritasında ’özerlik ve genel af’ başlıklarının da yer aldığı belirtildi. Bu konuyla, HDP kanadından gelen açıklamalarla ilgili neler söyleyeceksiniz" sorusuna Davutoğlu, "Daha önce de birçok kez vurguladım. Bu tür şeylerin çok dikkatli yürütülmesi icap eder. İki şeyden uzak durulması lazım, birincisi şiddet ve nefret dilinden uzak durulması lazım. Geçen hafta üzerinde özellikle vurguladığım husus buydu. İç güvenlik reformu bağlamında da kesinlikle iç güvenlik reformu özgürlüklerin korunması içindir. Toplantı ve gösteri yapma hakkı herkesin hakkıdır. Bu hakkı sağlamak devletin görevidir, herkes barışçıl her türlü gösteriyi yapabilir. Herkes istediği sayıda kişiyi toplayıp görüşlerini ifade edebilir ama şiddete başvurduğu andan itibaren bu bir suçtur. Yeni yasada da toplantı ve gösteri yürüyüşleri teminat altına alınıyor ve herhangi bir durumun şiddet kullanarak diğer insanların gösteri yapma hakkının ortadan kaldırılmasına imkan vermemek açısından bazı tedbirler uyguluyor. Bu süreçte başarı isteniyorsa hepimiz için çözüm süreci asli bir meseledir, iç barışımız geleceğimiz için önemlidir. Burada şiddet dilinden herkesin uzak durması lazım. İkinci de yürüyen ve yapılan gelişmeler için de basına yorumlarda bulunmak doğru bir yöntem değil. Her görüşmeden sonra sürekli gündemi meşgul eden yorumlar yapmak yerine önemli olan netice olarak kalmak. Bahsettiğiniz konular kesinlikle bu görüşmeler esnasında gündeme gelmemiştir. Gündeme gelmemiş konuları gündemdeymiş gibi ele almak, tartışmak sürece zarar verir. Hepimizin iç barışı sağlayacak ve bütün toplumda genel kabul görece şekilde bu süreci benimsetecek bir yöntemde mutabık kalmamız lazım. Kesinlikle bu konuların basın üzerinden konuşulması doğru değil, bundan sonra da önümüzdeki dönemde bu konuda mesafeler alındığı kamuoyuna verilmesi gereken bilgileri biz veririz" cevabını verdi.

Bir soru üzerine Renzi, "İtalya çok önemli bir reform sürecine girdi. 9 ayda biz anayasayı, seçim sistemini, vergi sistemini, eğitimi, çalıma piyasasını, okul eğitim reformu çok önemli. Çünkü bu ülkemizin geleceği. Bazen tabii aksaklıklar oluyor. Dün bir komisyonda milletvekili meclisinde anayasa değişikliği görüşebilirken hükümetimiz muhalefet tarafından yenilgiye uğratıldı ama bunu bir şekilde kapatacağız. Bizim amacımız sağlam bir çözüme ulaşmak, geçici bir çözüme ulaşmak. Dün aksi yönde fikir beyan eden milletvekilleri pişman olduklarının da beyan ettiler” dedi.

"(AB SÜRECİ) LOKOMOTİF-VAGON ÇERÇEVESİNDE GÖRMÜYORUZ"

Yabancı bir basın mensubunun, "AB önceden lokomotifti, Türkiye vagondu. Şimdi sanki tam tersine döndü, Avrupa Birliği hala Türkiye’nin çıkarına mı" sorusunu Davutoğlu, "Türkiye AB bağlamında güzel bir soruydu. Genel süreçte gözlenen değişim çerçevesinde. Şartlar ne kadar değişirse Türkiye’nin AB’de stratejik birliği stratejik bir konudur. Türkiye, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır. AB hedefinde bu anlamda herhangi bir değişiklik olmamıştır. 15 sene öncesine göre AB’den ekonomik beklentilerimiz fazlaydı. Küresel krizden sonra Türkiye 6 milyon istihdam yarattı. Her ne surette olursa olsun Türk ekonomisi AB ekonomisinin bir parçasıdır, dolayısıyla aynı gemideyiz. Lokomotif falan ilişkisi yok, ilişkilerimiz eşikler arası ilişkidir. İlişkilerimiz hele hele bütün Avrupalılar olarak geleceği inşa etme ilişkisidir. Geçmişte de bir lokomotif vagon çerçevesinde görmüyoruz, bugün de görmüyoruz. Hep beraber Avrupa kıtasında barışı sağlamak, Ortadoğu üzerinden Ukrayna’ya giden kuşakta Türkiye ile AB ortak meydan okumalarıyla karşı karşıya. Türkiye ile AB içinde çok daha etkin bir politika takip etmek her iki taraf için de mümkün olabilirdi. Türkiye ile AB ilişkisi herkese kazanç sağlayacak ilişkidir. Bütün dünyaya kültürel barış ve uyum mesajı verecek bir ilişkidir. AB üyeliğimiz bu konudaki ısrarla takip edeceğimiz stratejik konudur. Her zaman İtalya bizimle oldu bu yolda. Avrupa’da birlikte olacağız inşallah" şeklinde cevapladı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay da toplantıda hazır bulundu.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.