Hdp’li Kaplan’dan Sayıştaty Raporlarına Sert Eleştiri

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Sanki çatışma sürüyor, operasyon oluyor gibi operasyon tazminatı almaya devam etmişler, Biz burada çözüm için Meclis’te elimizi taşın altına koyarken, hükümet kendi emrindeki polisine barış döneminde...

Hdp’li Kaplan’dan Sayıştaty Raporlarına Sert Eleştiri

banner390
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Sanki çatışma sürüyor, operasyon oluyor gibi operasyon tazminatı almaya devam etmişler, Biz burada çözüm için Meclis’te elimizi taşın altına koyarken, hükümet kendi emrindeki polisine barış döneminde para ödemiş (operasyon tazminatı), bu hükümetin vicdanı yok" dedi.

Kaplan, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında dün Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmelerine başlanan 473 milyar liralık 2015 yılı bütçesine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sunum yaptığını ve bütçe takviminin belirlendiğini dile getiren Kaplan, "Bütçe hakkı her yurttaşın Hazine’ye koyduğu her kuruşun denetlendiği en temel hak ve özgürlüktür. Bu açıdan maalesef bu yıl da bütçeyi denetim hakkı ortadan kaldırılmıştır. Bu Sayıştay denetim raporlarıyla da ortadadır. Çünkü Sayıştay, Meclis adına denetim yapar oysa ki iktidar kendi yandaşlarını Sayıştay’a seçtirmek suretiyle Meclis’in bir denetim organı olmaktan çıkarmış, hükümeti aklayan bir Sayıştay’a çevirmiştir. Yani bir ’Ak Şayıştay’la karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı.

Askeri ve güvenlik harcamalarıyla ilgili Sayıştay raporlarını eleştiren Kaplan, "MİT Müsteşarlığı’yla ilgili bakıyoruz, topu topu 4 sayfa. Eğer bunun adı raporsa, buna rapor deniyorsa, kusura bakmayın bunlar rapor nedir bilmiyor. Bunlara rapor dersi vermek lazım" dedi.

İçişleri Bakanlığı’nın bütçesine ilişkin hazırlanan Sayıştay raporunun da 4 sayfa olduğunu vurgulayan Kaplan, "Rapor yazmak çok rahat, bilgisayar icat edildikten sonra kes-yapıştır yapıyorsunuz, adını değiştiriyorsunuz, veriyorsunuz. Meclis’e sunulacak ciddi bir şey bulamamışlar. Bu Sayıştay, Meclis’in Sayıştay’ı mı?" diye sordu.

Jandarma teşkilatıyla ilgili raporu da eleştiren Kaplan, "Burada daha fazla 8 sayfaya çıkmış. Biliyorsunuz bir çözüm sürecine girdik. 2013 Ocak ayı itibarıyla 2014 yılına kadar çatışmasızlık dönemi oldu. Operasyonlar yok, yani geri çekilme dönemi başlamış ama Jandarma’da bakıyoruz. Birini örnek vereceğim, Van Jandarma Komutanlığı, 1 milyar 473 milyon 203 bin 73 lira yolcu taşıma, teçhizat, bakım-onarım ve tüketim masrafı. Yani çatışmalı yıllarda ne ise aynı rakam devam etmiş. Yani raporda şöyle bir tespit var. 2013’te Van’da ciddi bir olay olmadı ama bu rakamlar niye var? Bir bulgu koymuşlar" ifadelerini kullandı.

"BARIŞ DÖNEMİNDE OPERASYON TAZMİNATI ALMIŞLAR"

Kaplan, Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine yönelik Sayıştay raporlarını ise, şunları kaydetti: "Güvenlik paketi bugünlerde alt komisyonda görüşülüyor, makul şüphe hali var, önleme adı altında operasyonlar yapılacak. Bu raporda biraz daha kalınca veriler var. Neden emniyette güvenlik paketi Alman polisi esinlenerek yapılmış ortaya çıkaracağız. Çok basit örneklerle gideceğim. Birinci bulgu, biliyorsunuz paralel soruşturmalarına da yansıdı. Taltif ödemeleri, örnekleme yöntemiyle incelemişler, bakmışlar ki sık sık ödeme yapılmış ve rutin uygulama haline gelmiş, herkes yapmış.

İlginç bir şey daha 2013-2014’te çatışma olmayınca operasyon oluyor mu? Özel harekat operasyon timleri alanlara çıkıyor mu? Yok. Sanki çatışma sürüyor, operasyon oluyor gibi operasyon tazminatı almaya devam etmişler. Operasyon tazminatı ödeniyor arkadaşlar. Biz burada çözüm için Meclis’te elimizi taşın altına koyarken, hükümet kendi emrindeki polisine barış döneminde para ödemiş, bu hükümetin vicdanı yok. Operasyon tazminatı ödenmesiyle ilgili mevzuatı açmışlar, personel yerine bütün personeli kapsayacak şekilde dağıtmışlar. Yani mutfakta patates doğrayan da elinde silah arazide gezen de masa başındaki memur da operasyon tazminatı almış. Var mı böyle bir hukuk. Şimdi anlıyorsunuz son olaylarda neden ortalık karıştırılıyor."

"POLİSLERE SEYYAR GÖREV TAZMİNATI VERİLMİŞ"

Trafik denetleme ve şube müdürlüklerinin kestiği cezalara ilişkin trafik polislerine "seyyar görev tazminatı" verildiğini belirten Kaplan, "Keyfi kesilen cezalara AK Parti hükümeti seyyar görev tazminatı vermiş. Bu vatandaşın akçesini bu kadar hoyratça kullanan bu hükümet güvenlik yasalarını bunun için çıkarıyor. Peki 3 yıldır Suriye’ye ilişkin her gün çıkıp konuşuyorlar, Özgür Suriye Ordusu’na verilen silah ve teçhizatın miktarı, envanteri, rakamı nedir? Bütçede yok" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun "1.5 milyon Suriyeli’ye 5 milyar liralık yardım yapıldığı" yönündeki sözlerini hatırlatan Kaplan, " Şimdi soruyorum, bu da bütçede yok, rakamları açıkla. Hangi kalemden verdin, nereye verdin, kime verdin. Yoksa Katar’dan para mı aldın? Başka yerden kara para mı alıyorsunuz, başka yerlerden kara para muslukları mı var?" diye sordu.

Geçtiğimiz dönemlerde açıklanan Orta Vadeli Programı (OVP) da eleştiren Kaplan, "Sayın Bakan dün sunuşlarında söylüyordu, ’Bu bütçe seçim bütçesi değil’ diyordu. Bal gibi seçim bütçesi, her şeyiyle seçim bütçesi. Açıkları kapatmak için özelleştirmeye tam gaz verilecek. Bütün şeker fabrikalarını ve para edecek her şeyi özelleştirip satacaklar ki bu seçimdeki açığı kapatabilsinler" dedi.

"AK PARTİ HÜKÜMETLERİNDE SARI MODASI BAŞLADI"

Ekonomik gidişatta müteahhitler hak-edişlerini hükümetten alamadıklarını öne süren Kaplan, "AK Parti hükümetlerinde sarı zarf modası başladı. Sarı zarfla bir müteahhit bankalara gider, bürokratlara gider iş bitirir, hak-edişini alır o da kazanır, diğeri de kazanır. Buna kazan-kazan politikası diyor AK Parti hükümeti, bütçeye hakim olan politika bu oldu. Kurlar dalgalanmıyor, kurlarda fırtına esecek. Euro ve dolar karşısında lira her geçen gün değer kaybederken FED’in politikası karşısında Merkez Bankası’nın yüzde 8’lerde faiz politikasıyla hangi okyanusa açıldığını bilmiyor hükümet. Bu hükümetin tanımlamasını yaparsak aynı şöyle: ’Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete’, ya döner ya dönmez. Bu hükümetin ekonomi politikası bu" şeklinde konuştu.

"CUMARTESİ ANNELERİ 500 HAFTADIR KAYIP ÇOCUKLARINI ARIYOR"

Kaplan, Cumartesi Anneleri’nin 500 haftadır kayıp çocuklarını aradıklarını belirterek, "Tek bir şey istiyorlar adalet, kayıplar bulunsun. Kişilerin gözaltında kaybolmasıyla alakalı Birleşmiş Milletler’in sözleşmesini Türkiye halen imzalamamış. Bu ayıp bu kara leke hükümetin alnında duruyor. 2006’dan bu yana Meclis’te bunu defalarca gündeme getirmemize rağmen AK Parti hükümeti bunu yapmamış. Şu an 500. hafta Meclis’te grubu olan bütün partileri bu sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum" dedi.

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Kaplan, "Çözüm sürecinde 200 sayfalık bir yol haritasından bahsediliyor. Siz şahsen gördünüz mü yol haritasını?" sorusuna, "Sayın Selahattin Demirtaş da giden arkadaşlar da öyle bir şey olmadığını söylediler. Sadece başlıkları içeren 1 sayfalık sekreterya, gözlem heyeti, müzakere heyeti gibi. Buna hükümet yol haritası diyorsa bir şey diyemeyiz. Hükümeti bu konuda biraz daha samimi ve ciddi olmaya davet ediyorum" cevabını verdi.

"Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sekreteryayla ilgili grup başkanvekilleri heyetinin de değiştirilebileceğin söylüyor, nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Kaplan, "Çözüm sürecinin bir hedefi var. Devasa bir sorun, 30 yıllık çatışma sürecini sonlandırmak. Biz bunu Türkiye’nin demokratikleşmesi olarak görüyoruz. Böylesi hassas konularda görüşen tarafların birbirlerine karşı azami derecede saygılı ve yapıcı olması gerekir, pozitif davranması gerekir. ’Ben yaptım, ben ettim, ben seçtim, istediğimi yaparım’ teptipçi anlayışı diyalog biçim değildir, monolog biçimidir. Eğer monolog biçimiyle bu çözümler mümkün olsaydı dünya örneklerinde kendini gösterirdi. Onun için çözüm süreci çok hassas bir konudur, heba edilmeyecek bir konudur. Herkesin diline daha çok dikkat etmesi gerekir" karşılığını verdi.

Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Saray’ın düzenlenecek 29 Ekim Resepsiyonu’na katılıp katılmayacağına yönelik soru üzerine, "29 Ekim resepsiyonuna ben katılmam, partimi bilmem. Ben Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan olarak, söylüyorum, Kobani duruşu, dili ve yöntemi nedeniyle Cumhurbaşkanlığı’nın Cumhuriyet Resepsiyonu’na, Beştepe’ye katılmam" dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.