Hükümet Sözcüsü Arınç’tan ’çözüm Süreci’ Açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm sürecine ilişkin, "Türkiye’de can ve mal güvenliği olmayacaksa ister çözüm süreci olsun ister başka birşey olsun hiçbirşeyi tartışmayız" dedi.Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü...

Hükümet Sözcüsü Arınç’tan ’çözüm Süreci’ Açıklaması

banner390
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm sürecine ilişkin, "Türkiye’de can ve mal güvenliği olmayacaksa ister çözüm süreci olsun ister başka birşey olsun hiçbirşeyi tartışmayız" dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, gazetecilerin sorularını cevapladı. Çözüm sürecine ilişkin bir soruya Arınç, "Sayın Başbakanımızın bugün itibarıyla neredeyse iki ayı doldu, iki aydan bu yana Sayın Başbakanımız çözüm süreciyle kamu düzenini birbirinin karşıtı olmadığını yani çözüm süreci olacaksa bir şeklide bunlara müsamaha gösterilmesi gerektiğine ilişkin yanlış bir kanaatini düzeltmeye çalışıyor. Çözüm süreci farklı birşey. Türkiye’de asayişi ihlal eden veya terör olaylarına düşünen, şiddet olaylarının yaygınlaşma istikameti göstere hiçbir olaya müsaade edilmemesi, kamu düzeninin mutlak anlamda sağlanması ayrı bir konudur. Şüphesiz toplumsal olaylar, gösteri ve toplantı yürüyüşleri yapılabilir, kanun nasıl el verdiyse o konuda en geniş anlayışı temsil ediyoruz ama 6-7 Ekim olaylarında rastladığımız gibi cana ve mala bilerek ve isteyerek kasteden ve pek çok insanımızın ölümüne yol açan olaylar tamamen terör ve şiddet olaylarıdır. Bunların azına da çoğuna da tahammülümüz yoktur. Dolayısıyla Türkiye’de çözüm sürecinin de başka şeylerin de herşeyin önünde beliren şey insanımızın huzur ve güvenlik içinde yaşaması, asayişi bozacak hiçbir olaya, terör ve şiddet olayına izin ve imkan verilmemesidir. Başbakanımız her defasında söylüyor ve mitingde de açıkça ifade ediyor. Çözüm süreci var diyerek bunları meşru, haklı göstermeye çalışan hiçkimseyi dinlemeyiz, samimi bulmayız. Bu ne HDP ne de bir başkası için geçerlidir ama hepimizin anlaması gereken şudur, Türkiye’de can ve mal güvenliği olmayacaksa ister çözüm süreci olsun ister başka birşey olsun hiçbirşeyi tartışmayız. Dolayısıyla bunun içine ne dahil diye sormayın herşey dahil. Çözüm süreci çok önemlidir, hükümemizi bunun için iki yıldan bu yana aklıyla, mantığıyla bir yol haritası için çalışmaktadır ama bu hiçbir zaman Türkiye’de insanımızının sokağa çıkarken korku endişe duyması için yeterli bir sebep değildir. O iş başka bir iş ama kamu düzeninde insanların mutlu yaşaması ayrı bir iş. Gencecik insanlarımızın şehit edilmesi, insanların sokağa korkuyla çıkması bunların hiçbirisini tartışamayız. Çözüm süreci ayrı bir konudur, siyasi bir konudur. Onu mümkün olduğu kadar kanunları yasal çerçeveye oturtarak götürmeye çalışıyor ama bunun karşılığı olarak bu işlerin yapılmasını hiçbir zaman anlayışla karşılayamayız. Tek maddemiz odur, kamu düzeninin teessüs edilecek ondan sonra da çözüm sürecinde adımlar daha süratle atılacaktır, Sayın Başbakanımızın sözlerini ayrıca yorumlamaya gerek yok" karşılığını verdi.

PEŞMERGELERİN GEÇİŞİ

Arınç, peşmergelerin geçişi ile ilgili olarak, "Suriye’deki olaylar her zaman yakın gündemimizde ama geçtiğimiz günlerde ben ve arkadaşlarım bu konuda yapılabilecekleri söyledik. Kobani’de yaşanan olaylara kayıtsız kalamayız. IşİD’in orada yaşanan insanları yurtlarından etmesini, onların canlarına, mallarına zarar vermesini arzu etmeyiz. Türkiye, Kobani’den kaçan, can kaygısı taşıyan 200 bin civarında insana da kuacağını açmıştır Hangi dini inançtan, mezhepten olduğuna bakmadanEzidiler de dahil olmak IŞİD’in zulmüne uğrayan herkese kapılarını açmıştır. Bunun dışında silahlı kuvvetlerimizle ve güçlerimizle Kobani’ye girmek ne bizim düşüncemizin içindedir ne de orada yaşayanyarın düşüncesidir. Oradaki hükümet, basın toplantı ve açıklamalarında bizden silahlı asker istemediklerini sadece silahlı insanların geçişine izin verilmesini verilmesini istediklerini bilyoruz. PYD’in başkanından Peşmergenin bakanından başka türlü duyabilirsiniz. gelse gelse 150 kişi gelse yeter demişlerdi. Başka şeylerde olmuştur. Amerika’nın attığı silahlar bir şeklinde Işidin eline de geçmiştir, ortalık biraz daha karışmıştır. Bizim Kobani’ye müdahale konusunda söylediğimiz şeyler var, Suriye’ye müdahale konusunda söylediğimiz bir tek şey var Suriye’nin içindeki muhalif güçler bu konuda çalışma yapabilir. İster Özgür Suriye Ordusu, ister Suriye’nin kendi yerli halkından bir muhalif grup. Zaten Suriyenin içinde olan meseleye kendiliğinden müdahale edebilir ama PYD’nin başındakiler buna da mesafeli yaklaşıyorlar veya Kuzey Irak’ta bölgesel yönetimin peşmerge güçleri denilen silahlı güçleri buraya müdahale etmek istiyor, böyle bir davet almışlarsa, bunun Türkiye üzerinde yapılması mümkün olacaksa o zaman biz elimizdeki hukuki imkanlara bakarız, nitekim baktık da. Kuzey Irak’taki bölgesel yöntemle Türkiye’nin ilişkileri iyidir. Karşılıklı anlayışa dayanmaktadır. Bu anlayış aynı zamanda terörle mücadele de ortak bir anlayışı ifade ediyor. Dolayısıyla, elindeki silahlı güçlerin Kobani’ye gitmesi gerekiyorsa böyle bir talep olmuşsa bu peşmerge güçlerinin sıfatı, hukuki konumu nedir? Bunu geçtiğimiz günlerde Irak anayasasını belli bir maddesi bölgesel bölgelerin askeri güçlerinin Irak merkezi yönetiminin de askeri gücü sayılacağı hatta bunların özlük hakları bakımından Irak Merkezi Hükümetinden maaş ve destek almaları anayasa emrindedir" dedi.

Arınç, açıklamasını şöylü sürdürdü: "Peşmerge denilen güçler Irak Kuzeyinde bölgesel yönetimin silahlı güçleridir, ama bunlar Merkezi hükümetinin anayasasında Irak Merkezi hükümetinin de yasal güvenlik güçleri konumundadır. Bizim hem Irak merkezi hükümetiyle hem de Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimle ilişkilerimiz bulunduğuna göre, 2 Ekim’deki Başbakanlık tezkeresi 300 e yakın oyla kabul edildiğine göre o zaman tezkere bize bu gücü veriyor mu diye bakacağız. Tezkerenin son bölümünde de yabancı ülkelerin askeri güçlerini hükümetimiz tarafından belirlenecek usul ve esaslarla bir miktar Türkiye’den bulundurulabileceği de karar altına alınmıştır. Meclisin verdiği yetkiyi bu şekilde sınırlı olarak usul ve esaslarını Türk hükümetinin belirlemesi suretiyle kullanılması mümkündür. Böyle bir yetkimiz var, bu yetkimizi kullanabilir bu yetkinin ne zaman nasıl kullanılacağını size bir senaryo anlatır gibi söylemem. Bu, mutlaka talep halinde Türkiye hükümetinin de kabul etmesi halinde uygulanabilecek bir yöntemdir, hukuki dayanağı vardır. Meclisimizden verilen yetki bunu kapsamaktadır."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.