Kılıçdaroğlu Antalya’da (2)

CHP’nin TBMM Grubu 5. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir bakan çıkıp, ’Maden ocağını kapatıyorum, 50 kişi arayıp araya adam sokuyor’ diyorsa o bakanın yapacağı tek şey...

Kılıçdaroğlu Antalya’da (2)

banner390
CHP’nin TBMM Grubu 5. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir bakan çıkıp, ’Maden ocağını kapatıyorum, 50 kişi arayıp araya adam sokuyor’ diyorsa o bakanın yapacağı tek şey vardır, görevinden ayrılmak" ifadelerini kullandı.

Antalya’nın Belek bölgesinde düzenlenen CHP’nin TBMM Grubu 5. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Taşeron sistemini getiren kim, yaygınlaştıran kim? İktidar değil mi? Hep beraber sorgulayacağız. Sizin haklarınızı sadece ve sadece CHP koruyor. Altını çiziyorum. Taşeron kardeşlerimizin hakkını sadece ve sadece CHP söylüyor ve koruyor. En son Anayasa Mahkemesi’nin kararı çıktı. Taşeron işçi sendikaya üye olduğu için işinden atılırsa işveren 16 maaş tazminat ödeyecektir. Şimdi senin oyunu, kararını bekliyor. Senin yolunu açtım. Sendikalaşmanın önünü açtım. Şimdi güç birliği yapmanın zamanıdır" dedi.

"O KOLTUKTAN AYRILACAKSIN"

Bir ülkenin akılla yönetilirse gelişip ve düzeleceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Akılla yönetmenin bir başka aralığı daha vardır. Siyasi sorumluluğun temelinde siyasi ahlak yatar. Bir bakan çıkıp, ’Maden ocağını kapatıyorum, 50 kişi arayıp araya sokuyor’ diyorsa o bakanın yapacağı tek bir şey vardır, görevinden ayrılmak. Cumhuriyet erdem ve faziletse o koltuktan ayrılacaksın. Yer altında umutla beklediğimiz ailelere ve işçilere saygı duyuyorsan oradan ayrılacaksın. ’Burada ölen işçilerin sorumluluğu bana aittir’ diyeceksin" şeklinde konuştu.

Bir devletin akılla yönetilmesi gerektiğini yineleyen CHP lideri, "İşin özü budur. Çalışanların hakları korunmalıdır. O haklar sadece bizim ülkemize has değildir. Yer altında ya da denizde ya da yer üstünde çalışsın, her işin standartları vardır. 1995 yılında yer altında çalışan maden işçileri için bir sözleşme var. 2014 yılındayız ama bu sözleşme Meclis’ten geçmedi. Maden işçisi kardeşlerime sesleniyorum. 1995’ten bu yana bu sözleşme parlamentoya neden gelmedi, bunu sormalısın. Senin çıkarını savunmayana, seni korumayana oy vermeyeceksin" açıklamasını yaptı.

"BÖYLE DÜZEN ORTA ÇAĞDA BİLE YOK"

Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bir işçinin ve emeğini vahşi kapitalizme nasıl teslim edebilirsiniz? Her yerde toplu ölümler. Bartın Amasra’da toplu ölümler. Yer altında çalışan işçinin yer üstüne çıkıp ekmek yemesini yasaklayan zihniyeti nasıl savunacaksınız? Vahşi kapitalizmde emeğin sınırsız sömürülmesi vardır. Çağdaş Türkiye diyoruz. Hangi onurlu Türkiye’den bahsediyoruz? Alın terinin korunmadığı bir ülkede ne onurundan bahsediyorsunuz? Soma’daki işçinin vardiya sistemi bile yer altında değişiyor. Hiçbir şekilde ara yok. Böyle bir düzen Orta Çağ’da bile yok. Bunlar devleti yönettiklerini sanıyorlar. Bir ülke böyle yönetilemez."

Akılla yönetilen bir ülkede siyasetçilerin önce ‘insan’ dediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Siyaset insan ve insanın mutluluğu için yapılır. Bunlar yandaşlarına ve ceplerine bakıyorlar. Böyle bir siyaset anlayışıyla Türkiye hiçbir zaman karşı karşıya gelmedi. İlk defa 21. yüzyılda karşı karşıya geldik. Biz Cumhuriyet’i bunun için kurmadık. Eğer siz bunu yapmayıp köle bir sistem kuracaksanız bütün emeklerimiz boşa gitmiş demektir. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırdık. İlk kez Türkiye tarihinde bir parti çoğulcu sisteme geçti. İktidarı kaybetmeyi demokrasinin zaferi olarak nitelendirdi. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen kişi Mustafa Kemal’dir. Vesayeti kabul etmeyen bir zihniyete sahibiz biz. Düne kadar kendileri de vesayetten şikayet ediyorlardı. 12 Eylül döneminde yapılan yasaları değiştirelim, dedik. Bizim bu talebimizi görmediler. Çağ dışı bir vesayet var demokrasimiz üzerinde. Koltuklarında oturup işsizliği ve sorunları görmezden gelen bir yapı içinde bunlar nasıl olup da iktidar oluyor? Ben de size soruyorum. Neden iktidar oluyorlar? Çünkü toplumu inanç ve etnik kimlik olarak ayrıştırıp kafalarını karıştırıyorlar. Sen bizdensin diyorlar ve oyunu başkasına vermeye engel oluyorlar. 21. yüzyıl başında Orta Çağa geri döndük" diye konuştu.

"HUKUK İKTİDARIN SOPASI DEĞİLDİR"

Sözlerine, "O zaman bize bir görev düşüyor" şeklinde devam eden Kılıçdaroğlu, "Ülkesini seven, geleceği düşünen, çocuğunu seven her yurttaşın düşünmesi gereken bir şey. İnanç ve etnik kökenli temel siyasete karşı duracağız. Bunu yaptığımız zaman demokrasiye, Cumhuriyet’e katkı vereceğiz. Ortak akılla bilimle yönetilir bir devlet. Sokaktaki vatandaşlar belli. Yandaşlar eşit koşulda değil. 2 TL çaldı diye garibanın çocuğu 15 yıl cezayla yargılanıyor. Ayakkabı ve yatak odasındaki kasalarda milyarlarca dolar çalanlar, ellerini kollarını sallayarak geziyor. Hırsızlığın prim yaptığı bir düzen olabilir mi? Bu düzeni yıkmak zorundayız. Bu düzene karşı mücadele etmeliyiz. Hem vesayetten söz edip hem de demokrasiden söz edeceksin. Ben söylerim, onlar gereğini yaparlar. Hukuk iktidarın sopası değildir" ifadelerini kullandı.

Herkesi düşünmeye davet eden Kılıçdaroğlu, "Bunu düşünüp anlatacağız. Çok partili rejim varmış gibi görünüyor. Vali ne diyor, ’Ben iktidarın valisiyim’ diyor. Devletten beslenenlere bakın. Siyasal iktidarın beslemelerine bakın. Biliyorlar ki o zaman vermemiz gereken söz bu. Buna CHP iktidarında asla izin vermeyeceğiz" dedi.

"YARGI SOPA OLDU"

İçte ve dışta sürekli düşman oluşturulduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlar Hitler’in taktikleridir. O tablo Almanya’yı felakete götürdü. Korkarım ki bu tablo da Türkiye’yi felakete götürecektir. Toplumun da bunu bilmesi lazım. Yargıyla oynuyorlar. Yargıyı sopa olarak kullanıyorlar. Biz savcıları haksızlığa uğrayan vatandaşları savunur diye bilirdik. Savcılar şimdi hırsızlık yapanları korur hale geldiler. Deniz Feneri’yle başladılar ve şimdilerde 17 Aralık sürecini kapatmaya çalışıyorlar. İstedikleri kadar uğraşsınlar. Bir tek CHP’li ayakta kalsa sen bunu kapatamayacaksın. Şimdi yeni bir paket getiriyorlar. Diyorlar ki, ’Bundan sonra bir kişi hakkında soruşturma açmak için makul şüphe yeter.’ Makul şüphe varsa senin mal varlığına el koyabilirim. Seni hapse atabilirim ve sen avukat bulacaksın ve hakime gizlilik kararı aldıracağım. Senin avukatın o dosyanın içinde ne olduğunu bile bilemeyecek. Böyle bir durum Hitler’in bile aklına gelmedi. Şu anda senin hakkını ve demokrasiyi kim savunuyor? CHP. Bu hükümetin ömrü bitmiştir. Halkına baskı yapan bir iktidarın ömrü bitmiştir. Kanun çıkarıp rakiplerini mağdur etmek istiyor. Kanunlarla hiçbir baskısı ayakta kalmamıştır. Türkiye’de yeni bir arayış başlamıştır. Tüm yurttaşlara sesleniyorum; otur, düşün ve hareket et. Adında cumhuriyet olan ve batı uygarlığına taşıyan bir siyasal parti var. Önce insan diyen bir siyasal parti var. Süreç bu süreçtir. Bize de sevgili yurttaşlarımıza da görev düşüyor. Görkemli onurlu günlerimize yeniden dönmemiz lazım."

"İZİN VERENLERİN HESABINI SORACAĞIZ"

Yabancı askerlerin Türkiye’den geçmesine değinen Kılıçdaroğlu, "Ben kendi ülkemin topraklarına yabancı bir askerin postallarının değmesini istemem. Ben bu durumdan rahatsızım. Buna izin verenlerin hesabını soracağız. Eğer bunu yapmazsak bu ülkenin her zaman başı derde girer. Bugün AKP Türkiye’nin başını belaya sokan ve sorun üreten bir iktidar haline gelmiştir. Gelin hep beraber sorunları çözelim. Buradan sözümüzdür. Mademki 91’inci yılını kutladık Cumhuriyet’in, o nedenle Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıracağız. Kitap yazdı, düşünce ve insanlar düşündü diye hapse atma olmamalıdır. Bunun gereğini yapacağız. Madem evrensel hukuk diyoruz, o zaman iş güvenliğiyle ilgili bütün standartları kendi ülkemize getireceğiz. 12 yıldır iktidardalar, işsizliği çözemediler ve işsizlik arttı. Herkesin oturup düşünmesi lazım, yer altında uygun olmayan koşullarda insanlar neden çalışıyor" dedi.

"BİZİM İNSANIMIZ İŞSİZ, ONLARA İŞ BULMAYA ÇALIŞIYORLAR"

15 milyon Suriyelinin Türkiye’de bulunduğuna da değinen Kılıçdaroğlu, "Bizim insanlarımız işsizken onlara iş bulmaya çalışıyorlar. Bakkal Mehmet efendinin oğlu işsiz. Dışarıdan adam getirip iş bulacağız. Suriyeli gelip, iş yeri açıp vergi vermeden kazanacak" dedi.

Birlik ve beraberliği işaret eden Kılıçdaroğlu, "Türkiye’nin sorunlarına kilitleneceğiz. Önümüzdeki süreç içinde toplumu rahatlatacak projeleri toplumun önüne koyacağız. Yandaşlar kazansın diye değil vatandaş kazansın diye çalışacağız. Dış politikada düşmanlık için değil, bütün komşularımızla huzur olsun diye, bu hedeflerle, ilkelerle yola çıkacağız. Bir ve birlik olacağız. Umutsuzluk var belli kesimlerde. Bizim tarihimizde ruhumuza umutsuzluk yakışmaz. Bu ülke işgal altındayken bile umudunu kaybetmemiştir. Bir tek parti adaleti var. Mücadelenin zor olduğunu biliyorum ama biz CHP’yiz. Ülkeyi aydınlığa çıkaracak tek partiyiz. Toplumun he kesimine gideceğiz. Eşitlik, barış, alın teri, huzur, ortak aklı egemen kılma üzerine siyasetimiz olacaktır" ifadelerini kullandı.

CHP’li tüm milletvekillerinin ve MYK üyelerinin katıldığı toplantıda Kılıçdaroğlu, eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile yan yana oturdu.

Kılıçdaroğlu daha sonra sel felaketinin yaşandığı Manavgat ilçesine geçti


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.