Mhp Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu:

MHP Grup Başkan Vekili ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Peşmergenin Türkiye üzerinden geçirilecek olmasının anayasal suç oludğunu söyledi.Halaçoğlu, düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.MHP...

Mhp Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu:

banner390
MHP Grup Başkan Vekili ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Peşmergenin Türkiye üzerinden geçirilecek olmasının anayasal suç oludğunu söyledi.

Halaçoğlu, düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP Grup Başkan Vekili Yusuf Halaçoğlu, “Özellikle Güneydoğu’da, Suriye ve Irak bölgesinde Türkiye’nin sıkıntıları var. Kobani’yi bahane ederek 35 ilde meydana gelen olaylarda bin 113 binanın, kan merkezlerinin ve okullarının yakılıp yıkıldığı belirlendi. Bin 177 araç yakıldı. 6-10 ekim arasında meydana gelen olaylarda 32 vatandaş hayatını kaybetmişti, sayı 47’ye çıktı. Basına da yansımayan olaylar var” dedi.

Halaçoğlu, hükümetin şantajla karşı karşıya olduğunu belirterek, “3 PKK’lı öldürüldü. Ciddi çatışmalar var ama politika icabı hükümet akil insanları çağıran ve çözüm sürecinin provokatörlere rağmen süren bir politika takip ediyor. Provokatör dedikleri doğrudan doğruya PKK’dan başka bir şey değil. Ayaklanma provalarının temelinde KCK yatıyor. Bu KCK çözüm süreci çerçevesinde serbest bırakıldı. Hükümet şantajla karşı karşıya. Öcalan’ın 15 Ekim’e kadar süre verdiğini biliyorsunuz. Çözüm süreci adı altında sekreterya verecekler. Öcalan’ın şartlarının iyileştirilmesinden söz ediliyor. Ömür boyu hapse mahkum olmuş ve 40 bin kişinin katili olan bir kişinin bu pozisyona gelmesi hükümetin yaptığı yanlış politikalarının göstergesi olarak önümüze çıkmıştır” diye konuştu.

Halaçoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Yapılan yanlış hareketin ortadan kaldırılması gerekirken devam edilmesi hayret verici. Kobani meselesi ön plana çıkarılarak yapılan ayaklanmada, buna karşılık olmak üzere güvenlik paketi ortaya sunuluyor. Bu paketlerde MHP’nin tasvip ettiği konular ve tasvip etmediği konular var. İnsanların mallarını yağmalayan konularda cezaların artırılması taraftarıyız. Daha da ağırlaştırılmalı. Caydırıcılık unsuru olacak bir cezanın ortaya getirilmesi lazım. Masum insanların hak ve hukukunu gözetmeden onları da gözaltına alabilecek bir hareketi kabul etmek mümkün değildir. Polis devletine gidecek bir Türkiye’yi kabul etmek mümkün değil. Hükümetin ileri demokrasi dediği bu olsa gerek. İnsanların mülklerine sahip olmaları en tabii hakkıdır. Hükümet bu gibi konularda hukuku hiçe sayan bir tavır sergiliyor. Anlaşılan 12 yıl hareket ettiği paralel yapıyı cezalandırmak istiyor. Kim kanunlara aykırı davranıyorsa hukuk çerçevesinde hakkından gelmek gerekir. Polis devleti ile mücadele edemezsiniz.

Adil bir hukuk sistemini muhakkak getirmeniz lazım. Siyaseten HSYK üyelerinin nasıl seçileceği gibi birtakım yanlış politikalar içine düşmüştür. Hukuka da siyaset bulaştırılmıştır. Hukuk herkes için gerekir. Ülkelerin ayakta kalmasının en önemli direği siyaset üstü bir hukuk sistemi kurmaktır. Aksini yaptığınız takdirde o devleti ayakta tutamazsınız. Maalesef bu konuda büyük bir sıkıntı yaşanmıştır. Hükümet yanlısı ve paralel yanlısı diye alternatifli bir seçim yapılmıştır. Seçilen hakimlerimizin illaki tarafgir olduklarını düşünmüyorum ama siyasete alet ettiğiniz takdirde bu hakimler ne kadar adil karar verecek olursa olsun birçok kesim siyaseten karar verdiğine inanacaktır. Hakimler ve hukuk adamlarımız da siyasete alet edilmesinden nasibini alacaklardır."

"Ağustos 28’de Cumhurbaşkanının yemininden itibaren yeni bir hükümet yapılanması meydana gelmiştir" diyen Halaçoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmuştur. Bu tarihten itibaren partiler üstü bir konumda bulunması gerekirken Meclis’e hangi kanunların gelip gelmeyeceğine karar veren bir tavır takınıyor. Cumhurbaşkanları Meclis’e gelmeden önce tavır takınmazlar. Bu iş Başbakana aittir. Başbakan bu konularda sessiz kalmaktadır. Son derece hatalı ve yanlış bir yönetim biçimi sergilenmektedir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında yapılan değerlendirmelerde tenakuz söz konusu. Bir saat önce Peşmergelerin Türkiye’ye girmeyeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı, bir saat sonra Obama ile görüştüğünü ve Peşmergelerin Türkiye’den geçeceğini ve bununla ilgili olarak da Obama’ya teklifte bulunduğunu söylüyor. Kobani ABD’nin sınırlarında değil, ‘Peşmergelerin Türkiye’den geçmesini teklif ettim’ derken, ABD’deki peşmergelerin Kobani’ye geçmeleri için Obama ile bilgi alışverişi yapmış pozisyonunda olmuyor. Türkiye’nin sınırlarında olan bir bölgeden Obama’ya nasıl teklif götürüyor? Obama mı karar veriyor buna? Eğer Cumhurbaşkanının söylediğine bakacak olursak. Ama diğer taraftan Cumhurbaşkanı PYD’ye yardımın PKK’ya yardım olduğunu söylüyor. ABD’nin de bölgeye silah yardımı yapmasını tenkit ediyor. Ama diğer taraftan da Peşmergelerin geçişine teklifte bulunduğunu söylüyor. O zaman Peşmerge kime yardıma gidiyor? PYD’ye yardıma gidiyor. PYD’ye yardım hani PKK’ya yardımdı? O zaman Cumhurbaşkanı PYD’ye yardım ile PKK’ya yardımı sürdürüyor. Kimin ne yaptığı belli değil, hükümet burada da dış politikada da eline yüzüne bulaştırdı her şeyi. Bu pozisyonda Türkiye’nin ne yapacağını bilmez hale geldi. Peşmergelerin Türkiye üzerinden geçmesi anayasal suçtur, anayasal suç işleniyor. Hükümetin böyle bir yetkisi yok. Hükümet kanunlara ve hukuka saygısızlık göstermektedir. Peşmergelerin istediğiniz zaman listesini alın oraya siz teslim edin. Bunlar kaydı olmayan silahlarla gidiyorlar. Silahlarının hangisini orada bırakıp bozuk silahla dönüp dönmediğini bilemezsiniz. Yarın bu silahlarla PYD ve PKK Türkiye’nin karşısına çıkacaktır. Burada da hükümet yanlış bir politika izliyor. ABD yukarıdan PYD’ye silah attı. Onun karşısında PYD’yi meşru hale getirdi. PYD meşru olursa PKK da meşru oluyor. İster istemez Türkiye Peşmergelerin geçmesine izin verdi. Irak’tan sonra Suriye’de de bağımsız Kürdistan ve Akdeniz’e uzanan bir yapılanma var. Bunun arkası Türkiye’dir. Sayın başbakan, ’İnce bir satranç oyunu oynamaktayız’ dedi ama veziri, kalesi ve atı oyun dışında kalmış. Kaybetmeye mahkumsunuz. Yarın ‘şah-mat’ derler size.

Tezkere sırasında Suriye’de güvenli bölge oluşturulmasını istediklerini belirten Halaçoğlu, "Türkiye’nin yapacağı tek bir yol kaldı, onu zamanında yapsalardı belki bu duruma düşmeyeceklerdi. Türkmenleri silahlandırmadılar. PKK ve PYD gibi bir örgüt değil IŞİD, öylesine rastgele bir toplanmış örgüt değil. Temelini Irak eski ordusunun oluşturduğu bir örgüttür. Bunlar Katar’dan ve Suudi Arabistan’dan maddi destek alıyorlar. Oynanan oyun tek taraflı değil. Satranç oyunu bu bölgede çok ciddi bir şekilde oynanıyor. Tezkere sırasında Suriye’de güvenli bölge oluşturulmasını istemiştik. Bugün Suriye’den Türkiye’ye sığınmış 1 milyon 800 bin insan var. Birçoğunun nerede olduğu belli değil. Çözüm sürecinin bittiğini herkes biliyor, hükümet de biliyor. Olayları KCK’nın organize ettiğini herkes biliyor. Biz MHP olarak hiçbir zaman ülkücü gençliğin sokağa çıkarılmasını kabul etmiyoruz. Genel Başkanımızın da kesin talimatı var. Sokağa çıkmak, Türkiye’yi parçalamak ve Türkiye’de kan gövdeyi götürecek bir ortam sağlamak demektir. Devletin polisi ve askeri gücü, bu bozguncuların üstesinden gelmek zorundadır. Bunun için vardır onlar. Bugün Türkiye’de kaç kişi Türkiye’nin huzur içinde olduğunu iddia edebilir? Kaç kişi, ’Ekonomik sıkıntı içinde değilim’ diyebilir. Her birimiz şu an 7-8 bin dolar borçluyuz. Türkiye’nin borçları 580 milyar dolara ulaştı. Bu önümüzdeki yıl ödeyeceğimiz borç 150 milyar dolarlar civarındadır. Bunu nasıl karşılayacaksınız?" şeklinde konuştu.

"Önümüzdeki seçimlerde Türkiye’yi bu hale getiren iktidardan Türkiye’nin kurtulacağını düşünüyoruz" diyen Halaçoğlu, "Doğu’da korucular enselerinden vurularak şehit ediliyorlar. Artık o bölgelerde asayiş kalmamıştır. Asker taş yağmuruna tutuluyor. Artık öylesine rahat hareket eder hale geldiler ki, bunu gidip orada görmek lazım. Söylediklerim, olanların yüzde 50’sini oluşturuyor. İş yerlerinden haraç topluyorlar. Birçok okulda eğitim yapılamıyor. Bütün bunları göz önüne alarak diyorum ki Allah sonumuzu hayır getirsin" ifadelerini kullandı.

Sultan Alparslan’ın mezarının yeri konusunda sorulan bir soruya ise Yusuf Halaçoğlu, “Savunma Bakanı İsmet Yılmaz Bey, Kültür Bakanlığı Müsteşarı idi. Onun döneminde birlikte Türkmenistan’a gittik. Ben daha önceden bununla ilgili olarak çalışmalar yapmıştım. Mezarın yerini yüzde 99 derecesinde tespit etmiş durumdayım. Şimdiki Cumhurbaşkanı Başbakan iken, Alparslan’ın mezar yerini bulduğunu söylemişti ve türbe yapacağını söylemişti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, ‘5 yerde arıyoruz, henüz bulmadık’ demişti. Anladım ki bunu siyaseten kullanacaklardı. Gelip benden bununla ilgili herhangi bir şey istemediler. Türbe yapacaklarmış. Türbenin nasıl olacağına dair resim olmadığı için türbe yapamazlar. Bunu siyaseten kullanacaklarını düşündüğüm için söylemedim. Yerini tespit etmiş bir ilim adamına gelinir, MHP’ye girdim diye ilmi sıfatımı yitirmiş değilim, gerekli bilgi alınır, komisyon içinde yer alır ve yapılır. Demek ki bunu siyaseten yapacaklar” cevabını verdi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.