Mhp Lideri Bahçeli’den ’14 Aralık Operasyonu’ Açıklaması

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne paralel bir yapılanma nüfuz etmişse, yasa ve anayasa aykırı olacak biçimde gayri meşru bir organizasyon kurulmuşsa, buna göz yummak, buna izin...

Mhp Lideri Bahçeli’den ’14 Aralık Operasyonu’ Açıklaması

banner390
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne paralel bir yapılanma nüfuz etmişse, yasa ve anayasa aykırı olacak biçimde gayri meşru bir organizasyon kurulmuşsa, buna göz yummak, buna izin vermek büyük bir vebal, vatana ihanetle eşdeğer büyük bir suçtur. Ayrıca paralel kavram ve karmaşası müphem bir kisveden müdrik bir kıvama acilen getirilmelidir” dedi.

MHP Lideri Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin 14 Aralık 2014 tarihinde yeni bir operasyon ve gözaltı dalgasıyla uyandığını söyledi.

Sosyal medyadan duyurusu yapılan ve faillerinin kimliklerine kadar deşifre edilen soruşturma sürecinin bir anda gündemi allak bullak ettiğini sözlerine ekleyen Bahçeli, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “devletin egemenliğini ele geçirmek amacıyla örgütsel yapı oluşturmak” iddiası çerçevesinde, başta İstanbul olmak üzere, 13 ilde toplam 31 şüpheli hakkında arama ve göz atı uygulaması gerçekleştirildiğini anımsatan Bahçeli, “Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Samanyolu Televizyonu Yayın Grubu Başkanı, dizi film senaristleri, yapımcılar, yönetmenler, bir kısım polis ve polis müdürleri isnat edilen vahim suçlamalara maruz kalmışlardır. 12 Aralık 2014 Cuma günü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 116’ncı maddesinde yapılan ‘makul şüphe’ değişikliği ilk meyvesini vermiştir. 17-25 Aralık ‘Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması’nı kapatan yandaş Sulh Ceza Hakiminin, bir kez daha devreye girerek hukuku siyasi amaçlara eklemlemeye çalışması ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur” diye konuştu.

Bahçeli, gözaltına alınan kişilere, 2009-2010 yıllarında Tahşiyeciler ismiyle anılan gruba iftira atmak, suç ve delil uydurup kumpas kurmak, silahlı terör örgütü kapsamında sahtecilik yapmak suçlamalarının yönetildiğini ifade etti.

“ÇİFTE STANDARTTIR”

Bu durum karşısında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kumpas kurulmasıyla ilgili somut itiraf ve ihbarların kayda değer görülmediğini, hatta ciddi ve önemli sayılmadığı anlaşıldığının altını çizen Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:

“Tahşiyecilerin kumpas kurbanı olduğu sonucuna varan ve bu maksatla hukuku harekete geçiren siyaset zihniyetinin, Türk askerine yönelik ağır tahrik ve tuzak konusunda çekimser davranması en açık tabirle çifte standarttır. AK Parti Hükümeti, uzunca bir süredir rüşveti perdelemek, yolsuzluğu gündemden düşürmek, dikkatleri başka yön ve taraflara çekmek için adalet cinayetleri işlemektedir. Bir yıldır iktidarın sığınağı ve propaganda aracı olan ‘paralel devlet’ söylemiyle ahlak ve hukuk ilkeleri taammüden çiğnenmektedir. AK Parti, muhalif sesleri kısmak, hür basını susturmak, ifade ve haber alma hürriyetini engellemek için tüm gücüyle uğraşmakta, tüm gücünü kullanmaktadır.”

“PAYLAŞILAMAYAN, ANLAŞILAMAYAN, GERÇEKTE NELERDİR, HANGİ KONULARDIR?”

Demokrasi ve hukukla yönetildiğine inanmak istedikleri Türkiye’nin, bir medya organına baskın düzenlenmesinin, gazetecilerin, dizi film yönetmenlerinin suçlamalarla gözaltına alınmaları izaha muhtaç bir garabet olduğunu dile getiren Bahçeli, darbe davalarında görülen usulsüzlük ve haksızlıkların bir benzerinin tekrarının çok hazin ve çok düşündürücü olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da eleştiren MHP Lideri Bahçeli, “17-25 Aralık’ta foyası ortaya çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, gerçekleri bastırmak, doğruları öğütmek, dürüstlüğü mahkum etmek için başlattığı inkar ve saldırı kampanyası artık çok tehlikeli boyutlardadır. Erdoğan’ın, yıllar yılı yediği içtiği ayrı gitmediği çevrelere ‘inlerine gireceğiz’ diyerek acımasız ve çok şiddetli tepki göstermesi esasen ruhundaki panik ve korkunun tezahürüdür. Nitekim ileri demokrasi sözleri ilkel bir hesaplaşmaya dümen kırmış, normalleşme beyanları namert ve nankörlüğü alttan alta teşvik etmiştir. Erdoğan’ın 25 Ocak 2012 tarihinde; hakkı, hukuku ve demokrasiyi savunduğunu gururla söylediği, Türkiye’nin vizyonunu genişletip ufkunu açtığından övgüyle bahsettiği Zaman Gazetesi’ni girilecek ‘in’ seviyesine düşürmesi ibretlik bir sondur. Çok değil, yaklaşık üç yıl evvel, Erdoğan tarafından ateşte açan çiçek gibi görülen, muhteşem eser olarak takdim edilen, bu toprakların sesi ve nefesi olarak ülkemizin fikir ve medya dünyasına renk kattığı ileri sürülen bir gazete bugün fitne kaynağı olarak sunulmaktadır. Ne olmuştur da, yılarca aralarından su sızmayan, gizli bir protokole imza atmışçasına bir ve beraber hareket edenler şu günlerde iki ayrı husumet kampında mevzilenmiştir? Paylaşılamayan, anlaşılamayan, uzlaşılamayan gerçekte nelerdir, hangi konulardır?” şeklinde konuştu.

“GÖZ YUMMAK VATANA İHANETLE EŞDEĞER BÜYÜK BİR SUÇTUR”

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 17-25 Aralık’ın arkasındaki gerçek gücü üst akıl olarak tanımlamasının, cemaat yapılanmasını da maşa olarak tarif etmesinin teferruatlı şekilde açıklanması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’ye son 1.5 yıldır içeriden ve dışarıdan operasyon yapan mihrakların kimler olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın millete anlatması, herkesi bu kapsamda aydınlatması gerektiğine vurgu yapan Bahçeli, “Korku imal ederek bir yere gidilemeyecektir. Korkuluk inşa ederek, yapay tehdit ihdası yaparak demokrasi, özgürlük ve kişisel haklar korunamayacak; milli beka, milli onur ve milli birlik teminat altına alınamayacaktır. Cumhurbaşkanı ve Hükümet’in açık tavrına karşı, yıllarca birçok konuda birlikte hareket etmiş, adeta koalisyon ortağı gibi davranmış cemaatin ve Pensilvanya’da mukim sayın Gülen’in AK Parti’yle olan ilişkileri her yönüyle teşhir etmesi artık kaçınılmaz bir sorumluluktur. Bu itibarla Türkiye sıkıştığı cendereden, girdiği darboğazdan, nerede duracağı ve nasıl biteceği belli olmayan karanlık bir güzergahtan çıkarılmalı, şaibelerden kurtarılmalıdır. Ülkemizi ‘oh olsun’ çılgınlığıyla, ‘eyvahlar olsun’ çığlığından çekip huzura, istikrara ve demokratik düzene kavuşturmak sorunlara sebep olanların asli görevi olmalıdır. Aksi halde gelişmelerin seyri, gidişatın yönü her açıdan felakettir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne paralel bir yapılanma nüfuz etmişse, yasa ve anayasa aykırı olacak biçimde gayri meşru bir organizasyon kurulmuşsa, buna göz yummak, buna izin vermek büyük bir vebal, vatana ihanetle eşdeğer büyük bir suçtur. Ayrıca paralel kavram ve karmaşası müphem bir kisveden müdrik bir kıvama acilen getirilmelidir. Erdoğan’ın bir yıl önce, ‘ne istediler de vermedik’ sözleriyle sitem ettiği cemaate bugün düşman kesilmesi, 12 yıllık iktidar döneminde yan yana, kucak kucağa dururken birden bire paralel tezlerine sarılarak darbe seferine çıkması en başta milletimizi kandırma, kir ve pası örtme teşebbüsüdür. Şayet paralel devlet varsa, paralel virüs devlet bünyesine bulaşmışsa bunun sorumlusu, bunun suçlusu muhataplarından önce Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti Hükümetleridir. Yalana, riyakarlığa, istismara ve saptırmaya kanacak yoktur” dedi.

“ALLAH’TAN KORKMALARI KENDİ HAYIRLARINADIR”

Millet iradesine tam bir bağlılık ve sadakat gösterilerek önümüzdeki yılki milletvekilliği genel seçimini sükûnet, emniyet ve istikrar içinde yapılması gerektiğine dikkat çeken Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:

“Türkiye ihanet ve hırsızlıkla hesaplaşmadan, adaletsizlik ve hukuksuzlukla yüzleşmeden, geçmişteki kirli ilişkilerden arındırılmadan düzlüğe çıkamayacaktır. Kimin suçu varsa, kimler sahip oldukları yetki ve imkanları kötüye kullanmışsa hukuk önünde hesaba çekilmelidir. Millet vicdanı ancak bu şekilde müsterih olacak, temiz siyaset, temiz yönetim, tertemiz bir toplum ancak bu sayede ortaya çıkacaktır. Bu kapsamda gecikmeye ve ötelemeye tahammül yoktur. Hukuka sığmayan fiil ve eylemlerden dolayı millet ve tarih önünde makul ve somut delillerle şüpheli olanların kuldan utanmıyorlarsa Allah’tan korkmaları kendi hayırlarınadır. 17-25 Aralık’a misilleme yapmak için 14 Aralık’ı icat edenler, kendi üzerlerinde atılı duran, peşlerini bir gölge gibi takip eden yolsuzluk suçlamalarından kurtulmak için adaletin huzuruna çıkacak haysiyet, cesaret ve namusu gösterebilmelidirler. Zaman alsa da, bedel ödense de, hak kayıplarına ve mağduriyetlere neden olsa da rüşvet ve yolsuzluğa adı karışanlar eninde sonunda adaletin soluğunu enselerinde hissedeceklerdir. Bugünkü meseleyi Hükümet-Cemaat kutuplaşmasına irca edenler, siyasileşmiş, tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmiş yargıya umut bağlayanlar yanıldıklarını, yanlış yaptıklarını mutlaka anlayacaklardır. Türk milleti altına itildiği ağır yükü ya kaldıracak ya da ezilecektir. Milli varlığımıza göz dikenler, egemenlik haklarımızı menfaat karşılığı önüne gelene devredenler ya bertaraf edilecek; ya da ruhumuza, kökümüze, değerlerimize diş bileyenler kademe kademe zafer elde edeceklerdir. Her şeye rağmen, ümitsizliğe gerek yoktur. Zira bu kara düzen, bu hayasız devran Allah’ın izni, milletimizin yardım ve desteğiyle çok yakında son bulacaktır.”


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.