TBMM Başkanı Çiçek:

YOZGAT (AA) - TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Bir devlet varsa aynı zamanda orada güvenli yargı olmak mecburiyetinde. Yargı mensubunun cemaati, cemiyeti, partisi, şusu busu olmaz" dedi.Çiçek, AK Parti Yozgat İl Başkanlığı'nca Yozgat Belediyesi...

TBMM Başkanı Çiçek:

banner390

YOZGAT (AA) - TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Bir devlet varsa aynı zamanda orada güvenli yargı olmak mecburiyetinde. Yargı mensubunun cemaati, cemiyeti, partisi, şusu busu olmaz" dedi.

Çiçek, AK Parti Yozgat İl Başkanlığı'nca Yozgat Belediyesi Nohutlu Tepe Sosyal Tesisleri'nde düzenlen "Yeni Türkiye ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması" programında yaptığı konuşmada, memleketi Yozgat'ta başladığı siyasette 50 yılı doldurduğunu söyledi.

Yaptığı konuşmanın bir manada teşekkür konuşması olduğunu ifade eden Çiçek, “Siyasi hayata gireli tam 50 yıl olmuş. 50 yılı geride bıraktım. Siyasetten anlaşılan bir parti bünyesinde, bir partiye bağlı olarak yapılan işleri, o dar kavramda bir siyaset anlayışıdır. Esas olan siyaseti öğretmenlerimizden, hocalarımızdan, yazılanlardan bildiğimiz, okuduğumuz şu ki; ülkeniz için, milletiniz için çalışmak, gayret etmek, devletimizi daha güçlü, milletimizi daha mutlu yapabilmenin adıdır esas siyaset" diye konuştu.

Çiçek, milletin son 100 yılda kazandığı üç önemli kazanım olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

"Bunları iyi hatırlamak lazım. 7 Haziran seçimleri var. Aklımız fikrimiz 'o ne dedi, bu ne dedi, şu ne dedi, asgari ücret ne kadar artar, oradan ne gelecek, buradan ne gelecek', şu, bu. Bunları söyleyen söylesin. Siz bunları dinleyin, kendi vicdanınızla, kendi aklınızla tartın. Kediye de bakın, ete de bakın, hesabınız neyse ona göre yapın. Ama evvela siyaseti yaparken devlet ve millet açısından yapmak, biraz parti kimliğimizin üzerine çıkarak bunları yapmak gerekir. Öyle yapmadığımız takdirde bu siyaset kısır siyaset olur." 

Devletin her zaman güçlü olması gerektiğini vurgulayan Çiçek, "Bu coğrafyada zayıf düşen, güçsüz düşen toplumların yaşam şansı yok. O zaman siyaseti yaparken ister partililer olarak ister partilerin dışında, sivil toplum olarak sizler de siyaset yapıyorsunuz. Belirli amaçlarla bir araya gelmişsiniz. Dolayısıyla, devleti daha güçlü, milleti daha güçlü hale getirecek değerlendirmeleri yapmak, siyasetin maksatlarını yapmak gerekecektir. Bunu yapmadığımız takdirde bizden evvelki kavimlerin, toplumların, milletlerin akıbetine uğrarız” ifadelerini kullandı.

-"Siyaset devlet ve millet için yapılır"-

Çiçek, siyasetin devlet ve milletin menfaatleri için yapılması gerektiğini belirterek, ''(Oğlumu sağlığa yerleştir, kızımı liseye koy, ötekini özel idareye aldırın)... Bunun adı siyaset değildir. Artık siyaseti bunlardan kurtarmamız gerekiyor. Siyasi değerleri de özel iş olarak anlamamak gerekiyor. Bunu yaparsa iyi, bunu yapmazsa kötü, değil. Devlet için, millet için ne yapıyor ona bakmak lazım. Böyle bir siyaset ibadet olur. 50 yıllık süre zarfında da bunu yapmaya çalıştım" diye konuştu.

Ülkelerin gelişmesinde üniversiteler büyük görev düştüğü anlatan Çiçek, üniversitelerin proje üreten eğitim yuvaları olduğuna dikkati çekti.

Çiçek, şöyle devam etti:

"Onlar bilime yönelecek, bu ülkenin gençlerini iyi yetiştirecek. Kendi değerleri açısından bilim açısından, çağın beklentileri açısından. Bunu yapamadıkları takdirde en büyük sorumluluk onlardadır. Üniversitelerimiz artık rektör seçimi için, dekan seçimi için kulis yapmaktan ilim yapmaya vakit bulamaz hale geliyorlar. Bu çabadan, bu gayretten, bu işlerden de bir an evvel kurtulmaları gerekiyor. Proje üreten hangi ilde görev yapıyorlarsa o ülkenin, o ilin motoru olma konumuna gelmeleri gerekir. Eğer 'Yozgat geri kaldı, geri kalıyor' diye konuşuyorlarsa bunun 2006 yılından sonraki sorumlusu üniversiteler olur. Biz her türlü desteği verdik, vermeye de çalışıyoruz."

-"Vaatlerde hesabı siz yapın"-

  Çiçek, seçim zamanların bir vaat zamanı olduğunu bildirerek, şunları söyledi:

"Vaat bol ama kaynak meselesine gelince bir polemik başlıyor. Onlar polemiği yapadursunlar, ona hiçbir şey demem, herkesin ifade özgürlüğü var. Ama hesabı yapacak olan sizsiniz, sizler iyi hesap yapın, iyi düşünün, iyi taşının günü birlik kestirme çözümlerin olmadığını bilin. Bunu bilin ki Türkiye yanlış yollara düşmesin. Bir ülke gerçekten gelişmiş ülke olmak istiyorsa, güçlenmiş bir ülke olmak istiyorsa, hasımlarına ve rakiplerine karşı iri ve diri bir ülke olmak istiyorsa şu dört şartı yerine getirmesi lazım. Bunlardan bir tanesi siyasi istikrardır. Bu lafı çok duyuyorsunuz, çok duyacaksınız, bu bir parti sloganı değil. Bir partinin iktidara gitmek için söylediği vaat değil. Türkiye’nin olmazsa olmazıdır. İstikrar olmadığı takdirde bizim gelişme imkanımız son derece kısıtlı oluyor, son derece sınırlı oluyor, istikrarın, siyasi istikrarın bozulmaması lazım. Siyasi istikrar için, istikrarı için, ekonomik istikrar önemli, bir arabanın dört lastiği var. Bir lastiği siyasi istikrar, ikinci lastiği ekonomik istikrardır. Ekonominin istikrarını bozacak yanlışları ne siz talep edin ne de bu yanlış yapacakları fırsat verin, bedelini siz ödersiniz.”

 İkinci istikrarın hukuk istikrarı olduğunu vurgulayan Çiçek, şöyle konuştu:

“Şunun bilinmesi lazım; devlete güven, yargıya güvendir. Bir ülkenin yargısı o ülkenin bağımsızlığının alametidir. Bir ülkede bağımsız yargı varsa orada bir bağımsız devlet var demektir. Çünkü Türk milleti adına yargılama yapıyor yargı. Biz de Türk milleti adına yasama görevini yapıyoruz. Hükümetler de Türk milleti adına yürütme yapıyor. Dolayısıyla yargıya güven devlete güvendir. O sebeple zaman zaman yaşadığımız sebeple, bu ülkede ordunun da yargının da yedeği yoktur. Bu kanaatimde en ufak bir değişiklik yok. Yaşananlardan sonra daha çok bu fikre sahibim. Bir ülkenin yargısının ve ordusunun yedeği olmaz, benim yedeğim var, belediye başkanının yedeği var, seçim yapılır, başkası gelir. Ama ordunun ve yargının yedeği yok. Bunlar bizim iki önemli göz bebeğimizdir, iki önemli kurumumuzdur. Bu iki kurumun üzerine titrememiz gerekiyor.”

- "Yargı mensubunun cemaati, cemiyeti olmaz"-

Çiçek, yargıya güvenin bir başka açıdan önemli olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bir ülkede kamu düzenini nasıl sağlayacaksınız? Benim sizinle, sizin devletle ihtilafınız var, bunun kararını kim verecek, kim çözecek bunu? Bir ülkenin yargısı çözecek. Yargıya güven olmazsa o zaman bu toplumda adalet olmaz. Bu toplumda bir kısım yanlış yollara tevessül edenler çıkar. Onun için yargı devlete güvenin en önemli tezahür alanıdır. Bir devlet varsa aynı zamanda orada güvenli yargı olmak mecburiyetinde. Yargı mensubunun cemaati, cemiyeti, partisi, şusu busu olmaz. Yargı hukuktan, uluslararası hukuktan izafesini alır. Yargının doğrusu budur. Buna uygun hareket ettiği takdirde bundan ülke kazanır, hepimiz kazanırız. Kararını verirken, kanun tanımaz, nizam tanımaz, mensubiyetine göre, aidiyetine göre karar vermeye çalışırsa emin olun oraya da yanlış yapmış olur, ülkemize de yanlış yapmış olur.

Türkiye maalesef içinden çıkılması fevkalade zor bir kaosun içerisine sürüklendi. Üç yıl, dört yıl siyasetin gündeminden düşmeyen gerginliklere, kutuplaşmalara, ayrışmalara sebebiyet veren, şimdi deniliyor ki 'Türkiye’de kutuplaşmalar var'. 4 yıldır ben Meclis Başkanı oldum başladık bu davalara, görevim bitiyor Türkiye’de gerginlik varsa, sıkıntılar varsa belli davalar üzerinden Türkiye’nin yaşadığı çok sert, çok acımasız siyasi tartışmalar var.” 

Dördüncü istikrarın da bürokratik istikrar olduğunu belirten Çiçek, "Tekerleğin dördüncüsü de bürokratik istikrardır. Çünkü alet işler el övünür, devleti çalıştıran bürokrasidir. Siyasetçi hedef koyar, geri kalanını bürokrasi döndürecek çarkı. Bunun ehil olması lazım, size göresi, bana göresi, bizdeni, sizdeni olmaz. Emaneti ehline vermek ilmin gereğidir, aklın gereğidir. Dinin gereğidir” yorumunu yaptı. 

-"Mevcut anayasa kavga çıkartan bir anayasadır"-

  Hukuki istikrarın en temel ayaklarından birinin, yeni bir anayasa ihtiyacı olduğuna değinen Çiçek, şöyle devam etti:

"Memnuniyet verici taraf herkesin 'yeni bir anayasa yapacağız' demesidir. Yeni bir anayasa yapalım diye hayatımın en önemli zamanını bu işe ayırdım. Bu anayasa ile Türkiye yoluna devam edemiyor, edemez. Bugünkü hal çok kötü haldir. Bugünkü anayasal sistem, kastettiğim odur. Bu sistem kavga çıkarmaya meyillidir. Devletin organları arasında seninle benim arasında değil. Bugünkü anayasal sistem kesinlikle kavga çıkarır. Geçmişte kavga çıkardı. Bir anayasa fırladı Türkiye 10 senede belini doğrultamadı. Hükümetle cumhurbaşkanı arasındaki kavgada. Dolayısıyla söylediklerimi bire bir yaşamış bir insan olarak söylüyorum. Bu sistemde Türkiye yoluna devam edemez. Hükümet kavgaları kurumlar arası kavga, erkler arası kavga Türkiye’ye çok şey kaybettiriyor. Bunun mutlak suretle değişmesi lazım." 

-"Başkanlık sisteminin içeriğini tartışmak gerek"-

Yeni bir anayasa tartışmalarının yapıldığını, bunun ise güzel bir gelişme olduğunu dile getiren Çiçek, şunları kaydetti:

"Bu hayra alamet. Ama bunu sonlandırmak lazım. Burada temel bir ayrılık var.  Ne diyor bir partimiz, başkanlık sistemi. 'Koalisyonlar olmasın' diyor vesaire. Bu gerekçeler ile başkanlık sistemi diyor. Bazı partilerimiz de başkanlık sistemi diyor. Ama benim üzüldüğüm nokta biz sistem tartışması yapıyoruz derken şahısları tartışıyoruz. Konuyu değil, konuşulanı tartışıyoruz. Başkanlık sistemini Özal gündeme getirdi. Özal tartışıldı. İçeriğini tartışmadık o zaman, tartışmış olsaydık toplum olarak bilgi sahibi olmuş olurduk.  Sonra Sayın Demirel gündeme getirdi. O zaman da Demirel’i tartıştık. Yine konunun içeriği boşlukta kaldı. Şimdi yine başkanlık sitemi. Bir sonuca varacaksak önce içeriğini tartışmamız lazım."

Ülkenin 50’li yıllardan sonra çok partili sistemle yönetildiğini ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:

"Demokrasimizin zaman zaman sıkıntıları oldu, aksaklıkları oldu. Eksikleri oldu. Bugün de var. Ama şunu unutmamak lazım, demokrasinin üç ayağı var. Bu üç ayağından ikisi Türkiye’de noksan. Bu iki ayağı el birliğiyle inşa etmemiz gerekiyor. Birisi hukuk ayağı. İyi kötü kanun, nizam var. Eksikse düzeltiyoruz. Ama iki ayağın birisi ahlak ayağı diğeri kültür ayağı. Ahlak ve kültür yönünden demokrasiye takviye etmezseniz kanun çıkartıp bu toplumdaki aksaklıkları, sıkıntıları sizi, bizi rahatsız edecek başkaca şeyleri ortadan kaldıramazsınız. 5 savcı, 10 hakim, 100 polis ile bu toplumda ahlak ikame edemezsiniz. Burada hepimize düşen görev var. Evvela kestirme yol aramayacağız bir iş için."

-"Torpil dediğimiz illet kanserden daha kötü bir mikroptur"-

Çiçek, 2014 yılında Meclis'e gelen ziyaretçi sayısının 540 bini geçtiğini bildirerek, "Şu torpil dediğimiz illet emin olun bir toplumu, bir devleti çürüten kanserden daha kötü bir mikroptur. Hak kalmıyor, hukuk kalmıyor, insaf kalmıyor, ondan sonra 'memlekette o niye olmuyor, şu niye olmuyor' diyoruz. Ehliyeti de ortadan kaldırıyor. Liyakati ortadan kaldırıyor. Devleti çürütüyor. Devlete güveni çürütüyor. Ondan sonra 'o şöyle olursa, bu böyle olursa' diye insanlar ciddi bir iç rahatsızlık yaşıyorlar” diye konuştu.

Çiçek, 7 Haziran’da yapılacak seçimlerin ülkeye hayırlı uğurlu olmasını dileyerek “Allah devletimize milletimize zeval vermesin” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.