Böbrekleriniz Artık Daha Güvenli

Doç.Dr Yalçın Solak ve Diyaliz Ekibi İle Böbrekleriniz Daha Güvenli

Böbrekleriniz Artık Daha Güvenli

banner390
 Bu haftaki tanıtım birimimiz: Diyaliz Ünitesi.
Diyaliz Ünitemiz; her hastaya ayrı ilgisi, evden alıp eve bırakma aracı, yeni alınan cihazlar ile kendinden söz ettiren ve çalışmalarıyla göz dolduran bir servisimiz, eğitimli ve kalifiyeli çalışanlarıyla güler yüzlü hizmetin tam adresi olmaya devam ediyor. Hastanemizde Doç. Nefroloji Uz. Dr. Yalçın SOLAK’ ın sorumluluğunda hizmet veren Diyaliz Servisimiz, hastalara her türlü konforu ve tedaviyi sağlamanın haklı gururunu yaşıyor. …. hastaya hizmet veren Diyaliz Servisi Doktoru ve ekibi sizleri böbreğinizi korumaya davet ediyor.

KRONİK BÖBREK HASTALIĞI

Kronik böbrek hastalığı maalesef sık görülen ve eksik tanı konulan bir hastalıktır. Hastalığın önemi, tedavi edilmediği durumda ilerleyici olması, önemli derecede kalp hastalığına ve bu hastalıktan ölümlere neden olabilmesi, aslında basit tanı koyma tekniklerinin olması ve etkin hastalık ilerlemesini yavaşlatıcı tedavi seçeneklerinin mevcut olmasından kaynaklanmaktadır. Ülkemizde yapılan bir saha taraması çalışmasında değişen evrelerde olmakla birlikte kronik böbrek hastalığının sıklığı yaklaşık %15 olarak saptanmıştır. Yani sokaktaki her 100 insandan 15 inde bir derece böbrek hastalığı mevcuttur. Tanı konulup etkin şekilde tedavi edilmediği durumda bu kişilerin bir kısmı böbrek fonksiyonlarını tamamen kaybederek diyaliz hastası olmakta, daha büyük bir kısmı ise kalp hastalıpğı başta olmak üzere çeşitli komplikasyonlar nedeniyle hayatlarını kaybetmektedirler.

Kronik böbrek hastalığının en önemli sebepleri arasında yüksek tansiyon ve şeker hastalığı sayılabilir. Bu iki hastalık diyalize başlayan hasta grubunda sebeplerin aşağı yukarı %80’ini oluşturmaktadır. Özellikle tansiyon ve şeker iyi kontrol ve tedavi edilmediği durumlarda böbrek fonksiyonları zaman içerisinde giderek bozulmakta, bir noktadan sonra bu bozulma ve diyaliz tedavisine gidiş durdurulamamaktadır.

Kronik böbrek hastalığı ile mücadelenin ilk adımını tanı konulması oluşturur. Halk arasında kısaca “üre” olarak bilinen serum üre ve kreatinin değerleri ve idrar tetkiki aslında kronik böbrek hastalığına kolayca tanı konulmasını sağlayan tarama testleridir. Başka hekimlerde farklı nedenlerle yada check-up amaçlı istenen testlerde anormallik bulunması durumunda bu hastaların mutlaka nefroloji hekimlerine yönlendirilmeleri büyük önem taşımaktadır. Özellikle kimlerin kronik böbrek hastalığı riski taşıdıklarının bilinmesi ve bu grupların taranması önemlidir. Yukarıda da bahsedildiği gibi yüksek tansiyon ve şeker hastalığı olanlar, kilo fazlası olanlar, sigara kullananlar, tekrarlayan böbrek taşı düşürme öyküsü olanlar, ailesinde böbrek hastalığı öyküsü olanlar, yoğun ve uzun süre ağrı kesici kullanımı olanlar, yaşlılar ve kalp hastalığı olan kişiler böbrek hastalığı açısından risk altındadırlar. Diyabetik hastaların şeker kontrollerinin düzenli yapılması, diyabet ilaçları ile yeterli şeker kontrolü sağlanamayan hastalarda insülin tedavisi ile şekerin kontrol edilmesi önemlidir. Çoğu kez hastalar ilaç aldıktan sonra herşeyin yolunda gittiğini düşünmekyte, şeker bakmamakta ve kontrollerine gitmemektedirler. Şeker hastalarının belli aralıklar ile endokrinoloji polikliniği kontrollerine gitmesi ve böbrek hastalığı saptananların mutlaka nefroloji kontrollerine de gelmeleri büyük öneme sahiptir. Yine yüksek tansiyon

(hipertansiyon) herzaman tek bir ilaç alımı ile kontrol edilemeyebilir. Hastaların tercihen üst koldan kan basıncı ölçen bir tansiyon ölçüm cihazı edinmeleri ve kan basınçlarını düzenli olarak kendilerinin ölçmesi önemlidir. Tuzsuz yemek kan basıncı düzenlenmesinde çok önemlidir. Çok tuzlu yiyen hastalarda ilaçlara direnç gelişmekte kan basıncı yeterli oranda azaltılamamakta ve kalp ve böbrek komplikasyonları gelişebilmektedir.

Bir gelenek haline gelen “çok su içme” önerisi artık belli durumlar dışında eskisi kadar desteklenmemektedir. Özellikle kalp hastalığı ve ödemleri olan hastalara aşırı su içip böbreklerini korumalarının önerilmesi sakıncalıdır. Özellikle bazı hastalar kendilerini zorlayarak günde 5-6 litre su içmektedirler. Böbrek taşı olan hastalar ve çok sıcak ve nemli günler haricinde aşırı su içmenin böbrek sağlığı üzerine olumlu etkisi bildirilmemiştir. Yaşlı, şeker hastalığı olan hastalar romatizmal hastalıkları dolayısı ile NSAID adı verilen , böbrek, karaciğer, mide ve kalbe yan etkileri bulunabilen ağrı kesici iltihap azaltıcı ilaçları sıklıkla kullanmaktadırlar. Bu ilaçlar günlük olarak düzenli kullanılırlarsa böbrek hastalığına yolaçabilirler. Özellikle vücutta sıvı kaybı olan dönemlerde, yaşlı ve diyabetiklerde bu ilaçlar kullanılmamalı, çok gerekli ise yakın gözetim altında ve kısa süre ile kullanılmalıdır.

Yapılması gerekli olanlar:

1. Düzenli egzersiz ve kilo verme

2. Tuzsuz diyet

3. Kan basıncı ve şekerinin iyi kontrol edilmesi

4. Böbrek hastalığı açısından yukarıda sayılan risk gruplarında olan hastaların taranması (idrar ve kan tahlili ile)

5. Doktor önerisi olmadan rsatgele ağrı kesici ilaç kullanılmaması

6. Yeterli miktarda sıvı (ne az nede fazla) alınması

7. Sigaranın bırakılması

Böbrek hastalığının engellenmesi ve mevcut hastalığa erken tanı konup gerekli önlemlerin alınması açısından önemli adımlardır.

DOÇ. DR. YALÇIN SOLAK

NEFROLOJİ UZMANI

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.