banner414
14 Kasım 2016 Pazartesi 09:19
1546 Okunma
DİYABET HASTALARINA HAYATİ UYARILAR
14 Kasım Diyabet Haftası dolayısıyla gazetecilere açıklamada bulunan Karaman Devlet Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Sülbiye Karaburgu, ‘’Bildiğimiz gibi diyabet kronik hastalıklardan. Çağımızda en çok ölüme sebep olan hastalıklardan birisi. Diyabetin önemi çok büyük çünkü tek başına bir sistem değil tüm sistemleri etkileme potansiyeline sahip bir hastalık. Diyabetin özellikle en çok bilenen 2 formu var, tip 1 ve tip 2 denilen. Tip 1 dediğimiz diyabet daha çok erken yaşlarda, çocuklarda ya da genç erişkinlerde görülen ve mutlaka insülin kullanımını gerektiren diyabet türü. Tip 2 diyabet dediğimiz daha iler yaşlarda görülen, daha çok kilolu bireylerde görülen tip ise hem insülinin hem de oral-anti diyabetik dediğimiz hap formlarının kullanılabileceği tipler. Yaklaşık diyabetin ülkemizde görülme sıklığı son yapılan çalışmalarda yüzde 10’ları geçti hatta yüzde 14’lere vardığı bilinmekte. Diyabetin etkilediği organlar düşünüldüğünde bu hastalığın önemi bizzat çok daha fazla ortaya çıkmakta. Çünkü sadece pankreas ile ilgili bir hastalık değil. Aynı zamanda, gözü, kalbi, böbreği ve tüm damarsal yapıları etkileyen bir hastalık. Özellikle ayakta iyileşmeyen yaralar, damarsal problemler sebebiyle olan ayak yaraları hatta extemin talebi kaybına yani ayağın bacağın kaybına gidebilecek sonuçlara neden oluyor. Bu sebeple diyabetin önemi çok büyük. Son dönem böbrek yetmezliği dediğimiz diyalize giren hastaların çoğunun diyabetik olduğunu biliyoruz. Bu yüzden diyabetin önlenmesi bu açıdan önemli. Yine kalp krizi geçiren, kalp hastalığı olan hastaların çoğunda diyabet olduğunu biliyoruz. Bu açıdan diyabet çok önemli. Ve görme kayıpları, gözdeki damar etkilenerek bizzat diyabetin görme kaybı olan insanların birçoğunda sorunlu faktör olduğunu görüyoruz. Bu yüzden diyabetin önlenmesi ve mücadele önemli. Diyabet tedavisinde insanların bazı önyargıları var, bunları kırmak çok önemli. Bir kere diyabet kronik bir hastalık. Eğer diyabet varsa ömür boyu diyabet hastasıyız bunu bileceğiz. Diyabet açısından bir kere diyetimize tam uyacağız. Düzeltmek için çaba harcayacağımız en önemli faktörlerden ilki diyet. Diyetimizi, egzersizlerimizi yapacağız, mutlaka verilen ilaçları düzenli bir şekilde kullanacağız, ilaçları mutlaka doktor kontrolünde ve diyabet eğitim hemşirelerimizin kontrolünde, özellikle ilk kontrolden itibaren diyabet eğitim hemşirelerimiz diyabetle ile ilgili gelişebilecek, komplikasyonda yani diyabetin sonuçları, şeker düşmeleriyle mücadele hakkında ve tedavinin nasıl uygulanacağı konusunda insanlara bilgilerini veriyorlar ve düzenli takiplerle hastalarımızı yönlendiriyorlar.  İnsanların bu açıdan diyabet hemşirelerimiz ile işbirliği içerisinde çalışmaları gerekiyor. Tek koldan, tek başına diyabet tedavi edilmez.  Tedaviye uyum en baştaki kuralımız. Sonrasında hastaların düzenli takibe gelmesi, düzenli olarak göz kontrollerine gitmesi çok önemli. Bir kişi diyabet tanısı konduğu anda görmeyle ilgili problemler, böbrek ile ilgili problemleri başlamış bile olabilir. Mutlaka hastaların böbrekten protein kayıpları, böbrek fonksiyon bozuklukları, görme ile ilgili problemlerin olup olmadığı, ayaklarında yaraların olup olmadığını mutlaka sorgulamak gerekir. Bu konuda insanları bilinçlendirmek, çevremizdekileri bu konuda uyarmamız gerekir. Kalp hastalıklarına sık sebep olması nedeniyle özellikle diyabetik olan ve yaşı 40’ın üzerindeki olan insanların kardiyoloji kontrollerine düzenli gitmesi özellikle göğüs ağrısı, sporla ya da ani eforlarla gelen nefes darlıklarında ve göğüs ağrılarında mutlaka kontrole gitmesi gerektiği konusunda insanları bilinçlendirmemiz lazım.’’ dedi.
GEBELİKTE DİYABETE DİKKAT
Karaman Devlet Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Sülbiye Karaburgu, gebelerde diyabete çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, ‘’Gebelikte diyabet var. Özellikle insanların yanlış yönlendirildiği bir konu. Çünkü gebelikte insanlar maalesef şeker yükleme testinin kendilerine zarar vereceği şeklinde bir yanlış inanışa sahipler, kesinlikle böyle bir şey yok. Dünya Endokrin Cemiyetleri, Avrupa Endokrin Cemiyeti, Türk Endokrin Cemiyeti ve kadın doğumla ilgili dernekler dâhil hepsinin ortak görüşü gebelikte şeker yükleme testinin yapması gerektiğidir. Çünkü, gebelikte tanı almış bir diyabeti bilebilirsek hem anne açısından hem de bebek açısından karşılaşabileceğimiz sorunlarla mücadele edebiliriz. Gebelikte ortaya çıkan diyabetin çocuklarda akciğer gelişiminde olumsuz etkileri olabileceğini bilelim. Çocuk doğduktan sonra şeker düşmeleri yaşayabileceğini bilelim. Bu sebeple gebelikte diyabetin tanısı ve tedavisi önemli. Farkına varılmayan geç kalınıp sonradan üzüntüye sebep olan olayların önüne geçmek adına gebelikte şeker taraması yaptırıp mutlaka bunu sorumlu kişilerle paylaşıp düzenli takibe girmesi gerekir. Gebelik okulumuz var. Gebelikteki diyabet seyri ve şeker takipleri hakkında diyabet eğitim hemşirelerimiz gebelerimizi bilgilendiriyorlar. Bu konunun önemini kendilerine vurguluyorlar. Tekrar üstüne vurgulayarak söylüyorum. Gebelikte mutlaka şeker yükleme testini yaptıralım.’’ şeklinde konuştu.
‘’İNSÜLİN KORKULACAK BİR TEDAVİ DEĞİLDİR’’
Karaman Devlet Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Sülbiye Karaburgu, insülin tedavisinin korkulacak bir tedavi olmadığını dile getirerek, ‘’ Diyabetle ilgili sözün özü şudur. Diyabet kronik bir hastalıktır. Mutlaka sistemik bir çalışma gerektirir. Hekim, hasta ve diyabet eğitim hemşiresinin beraber çalışmasını gerektiren bir hastalıktır. Tüm sistemleri etkileme potansiyeline sahip, ömür boyu sürecek bir hastalıktır. Bu yüzden düzenli takip önemlidir ve ilaçların, özellikle insülinin korkulacak bir tedavi olmadığını, en güvenilir, en zararsız tedavi yöntemlerinden birisi olduğunu, insüline karşı negatif bakışın yapılmaması gerektiğini vurgulayayım. Hastanemizde ayrı zamanda diyabet okulumuzda var. Diyabet eğitim hemşirelerimiz tarafından ayda bir hastalara özellikle diyabetle ilgili diyabetin kompikasyonları ile ilgili diyabetle mücadele ile ilgili eğitimlerin verildiği, diyetisyen ve fizyoterapist arkadaşlarımızın da eğitime katıldığı toplantılarımız düzenlenmekte. Özellikle halkımıza da bu konuda bilgilendirmek ve gerekli bilgileri almak üzere de eğitim hemşirelerine başvurmalarını özellikle belirtmek istiyorum.’’ dedi.
 
Yorumlar

banner327

banner315

banner356

banner412

banner411

banner405

banner337

banner296

banner406

banner64