Lösemi Bulaşıcı Değildir

Mersin İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Mustafa Kemal Başaralı, lösemili hastaları sosyal ve psikolojik destek ile yüzde 85’lere varan oranda iyileşmenin sağlanabileceğini belirterek, "Lösemili çocuklar, etraflarındaki insanlardan, havadan mikrop...

Lösemi Bulaşıcı Değildir

banner390
Mersin İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Mustafa Kemal Başaralı, lösemili hastaları sosyal ve psikolojik destek ile yüzde 85’lere varan oranda iyileşmenin sağlanabileceğini belirterek, "Lösemili çocuklar, etraflarındaki insanlardan, havadan mikrop almamak ve korunmak için maske takmaktadırlar. Lösemi bulaşıcı değildir. Her şeyde olduğu gibi moral desteği büyük önem taşır" dedi.

Lösemi hastalığı ile ilgili açıklama yapan Doç. Dr. Mustafa Kemal Başaralı, löseminin bir kan hastalığı olduğunu halk arasında kan kanseri olarak bilindiğini söyledi. Çocukluk çağındaki kanser vakalarının yüzde 35’ini lösemiler oluşturduğu kaydeden Başaralı, "En çok 2-5 yaşlarındaki çocuklarda görülür. Bu dönem çocuklarda lenf dokusunun en yoğun olduğu dönemdir. Çocuklarda görülen lösemiler hücre cinsine göre, akut lenfoblastik lösemi ve akut myeloblastik lösemi olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir. Türkiye’de her yıl 16 yaşın altında bin 200- bin 500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir. Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Sitogenetik ve moleküler tekniklerdeki yeni gelişmelerle, genetik yatkınlıklar, radyasyon, hamilelik esnasında sigara içmek, alkol ve uyuşturucu kullanmak, hamileliğin ilk 3 ayında röntgen çektirmek, benzen ve türevleri, böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden olabilecekleri çalışmalarla gösterilmiştir. Herhangi bir etkiyle kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, beyin ve merkezi sinir sistemini tutmaktadır" diye konuştu.

LÖSEMİNİN BELİRTİLERİ

Löseminin belirtilerinden de bahseden Başaralı, "Ateş, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, nedensiz burun ve cilt altı kanamaları, kansızlık, lenf bezlerinde büyüme, karaciğer-dalak büyümesi olabilir. Ayrıca yayıldığı organlara ait belirtiler olarak baş ağrısı, kusma, karın ağrısı, görme bozuklukları görülebilir. Bu belirtilerle müracaat edilen çocuk hematoloji uzmanlarınca yapılan muayenede; çoğunlukla karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde genişleme, kanama bulguları tespit edilebilir. Tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Lösemi hastalığının tedavisindeki temel prensip kemik iliğindeki ana kan hücrelerinde oluşan blast adı verilen hücrelerin çoğalmasını durdurmak ve sonrasında normal kan elemanlarının yapılmasını sağlamaktır. Lösemi, son derece uzun, zor ve pahalı bir tedavi gerektirmektedir. Lösemi tanısı alan vakalara belirli aralıklarla verilen çok sayıda ilaç ve kemoterapi tedavisiyle 2.5 yıl kadar süren bir tedavi uygulanır. Bu tedavi sonucunda yüzde 70-85 oranında tamamen iyileşme sağlanabilir. Yalnızca yüzde 5 oranındaki vakalarda ve uygun durumlarda kemik iliği nakli yapılabilir. Türkiye’de kemoterapi ve kemik iliği nakli batı ülkeleri standartlarında, başarıyla yapılmaktadır" şeklinde konuştu.

"LÖSEMİ BULAŞICI DEĞİL"

Ailelerin çocuklarını lösemiden koruyabileceğini vurgulayan Başaralı, "Ailelerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, çocuklarının olabildiğince dengeli beslenmesini sağlamak, katkı maddesi içeren yiyeceklerden uzak tutmaktır. Kanserojen tüm gıdalar her türlü kanseri oluşturabilirler. Anne sütü çok koruyucudur. Beslenme çok büyük önem taşımaktadır. Kemoterapinin yan etkileri nedeniyle ağızdan beslenme bozulmaktadır. Ayrıca mide barsak sistemini koruyan mukoza hücreleri de yok olmaktadır. Kolay sindirilebilen, kaloriden zengin, steril beslenmeye dikkat edilmelidir. Lösemili çocukların tedavileri boyunca ağız ve vücut temizlikleri çok önemlidir. Normalde bulunan bakteriler ve fırsatçı mikroorganizmalar vücut direncinin çok düştüğü dönemlerde yaygın enfeksiyonlara neden olurlar. Yine anal bölgesinin, el ve ayakların her zaman temiz tutulması gereklidir. Kullanılan çamaşırların, giysilerin, yatak çarşaflarının, havluların, çatal kaşık vs.nin özenle yıkanması ve sık değiştirilmesi gereklidir. Ayrıca tedavinin ikinci basamağı olarak hasta ve ailelerine hastalık hakkında bilgilendirme yapılarak sosyal ve psikolojik destek ile hastalarda yüzde 85’lere varan oranda iyileşmenin sağlandığı belirtilmektedir. Lösemili çocuklar, etraflarındaki insanlardan, havadan mikrop almamak ve korunmak için maske takmaktadırlar. Lösemi bulaşıcı değildir. Her şeyde olduğu gibi moral desteği büyük önem taşır. Umudun hep yükseklerde olması zorunludur. Yaşam bağları ne kadar kuvvetli olursa tam iyileşme de o oranda çabucak sağlanır" ifadelerini kullandı.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.