(özel Haber) Eskişehir Ebolayla Mücadele İçin Hazır

Sağlık Bakanlığı tarafından “ebola” virüsüne müdahale konusunda Türkiye’de belirlenen referans hastaneler arasında yer alan Eskişehir Devlet Hastanesi’nde 6 adet tek kişilik özel oda, ebola şüphesi ya da tanısı taşıyan hastalara...

(özel Haber) Eskişehir Ebolayla Mücadele İçin Hazır

banner390
Sağlık Bakanlığı tarafından “ebola” virüsüne müdahale konusunda Türkiye’de belirlenen referans hastaneler arasında yer alan Eskişehir Devlet Hastanesi’nde 6 adet tek kişilik özel oda, ebola şüphesi ya da tanısı taşıyan hastalara müdahale için hazırlandı.

Sağlık Bakanlığı tarafından “ebola” virüsüyle mücadele konusunda Türkiye’de belirlenen referans hastaneler arasında yer alan Eskişehir Devlet Hastanesi’nde 6 adet tek kişilik özel oda, ebola şüphesi ya da tanısı taşıyan hastalara müdahale için hazırlandı. Dünya genelinde yaklaşık 8 bin kişinin taşıdığı tespit edilen “ebola” virüsüne karşı hazırlanan odaların zemininden yatağına, yatak çevresindeki eşyalardan ekipmanlara kadar her şey dezenfekte edilebilecek malzemelerden oluşuyor. 60 derece sıcaklıkta 30 dakikada inaktive olabilen virüs şüphesi ya da tanısı taşıyan hastalar ve müdahale edecek personel için oda girişinde ve içerisinde tek kullanımlı maskeler, eldivenler, su geçirmeyen önlükler, gözlükler ve ayak koruyucu malzemeler yer alıyor.

“ÖZEL ÜNİTEDE TÜM EKİPMANLAR HAZIR”

Hazırlanan özel ünite ile ilgili bilgi veren, Eskişehir Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Kaçkar, ünitelerin girişi ve içerisindeki tüm ekipmanları yerleştirdiklerini söyledi. Hastanenin referans olarak belirlenmesi hakkında konuşan Uzm. Dr. Kaçkar, “Sağlık Bakanlığının ebola için referans hastanelerden biri de Eskişehir bölgesi için Eskişehir Devlet Hastanesi olarak belirlendi. Bu doğrultuda bizler böyle bir hasta ile karşılaştığımızda hem diğer vatandaşları, hem hastaları, hem de sağlık çalışanlarını korumak için bir takım önlemler alarak uygulamak için düzenlemeler yaptık. Hastanemizin bir katında tek kişilik odaları olan serviste, 6 odayı bu amaç için gerektiğinde kullanmak üzere düzenledik. Personelin bu hastalara yaklaşmadan önce, ebola virüsü hastalığı şüphesi ile gelen hastaya yaklaşmadan önce haber verilmesi ve personelin bu doğrultuda koruyucu ekipmanlarıyla hazır olarak beklemesi gerekir. Çok yakın temas olmayacaksa standart cerrahi maskeyi, sekresyon kanama ya da kan sıçrama riski varsa koruyucuyu gözlüğü, saç derimize bulaşmaması için bone takmamız gerekir. Hastanın çevresel temasından virüs bulaşımını engellemek için su geçirmez önlüğü giymek gerekir. Alkol bazlı el antiseptiği ile eller ovalandıktan sonra eldivenler giyerek hastaya bu şekilde yaklaşmamız lazım. Kan vücut sekresyonu bulaşını engellemek için ise su geçirmez ayak koruyucular edinmemiz gerekir. Hazırladığımız ünitede ekipmanımızı hazır bulunduruyoruz. Hasta odasına girmeden donanımları giymiş olarak içeri girip, işlem bittikten sonra tıbbi atık kovasına atarak oradan çıkması gerekiyor” dedi.

“EBOLA ŞÜPHESİ YA DA TANISI TAŞIYAN HASTAYA TEK PERSONEL HİZMET VERECEK”

Ebola şüphe ya da tanısı bulunan hastalara mümkün olduğunca tek personelle hizmet verileceğini ifade eden Uzm. Dr. Kaçkar, “Ebola, zincir şekilden bulaşabilecek bir hastalık ve bunu önlemek için mümkün olduğu kadar şüphe bulunan hastalara en az kişi ile hizmet vermek öneriliyor. Tek bir hemşire ya da tek bir hasta bakımı yapacak kişi ile ve mümkün olduğu kadar odaya giriş çıkışları da en aza indirmek gerekiyor” diye konuştu.

EBOLA NEDİR? NASIL BULAŞIR?

1960’lı yılların başından bu yana varlığı bilinen ebola virüsü hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Kaçkar, hastalığın belirtileri ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Ebola virüs hastalığı, aslında 1960’lı yıllardan bu yana varlığı bilinen ama daha çok Afrika’da görüldüğü için tüm dünyayı ilgilendiren böyle bir salgına dönüşmediğinden dolayı çok üzerinde durulmayan bir virüs hastalığı. Sistemik bir enfeksiyona yol açıyor. Belirtileri başlangıçta ateşle birlikte halsizlik, kırgınlık gibi pek çok enfeksiyonda karşılaşabileceğimiz belirtiler ama sonrasında hastalık ilerleyip ölümcül tablolara neden olabiliyor. Hatta ebola virüsüne bağlı ölümlerin yüzde 80’lere kadar ulaştığı biliniyor. Ebola virüsünün bizim için önemli hale gelmesi 2013 yılının son aylarında bir salgının başlaması ve şuan 8 bin kadar doğrulanmış vakanın dünya üzerinde var olması, bunları da yaklaşık yarısının ölümle sonuçlanması tüm dünyada endişe ve paniğe sebep oldu.”

“HACDAN GELDİKTEN SONRA ATEŞLENEN HASTALAR EBOLA ZANNEDİLEBİLİYOR”

Ebola virüsünün Afrika’dan köken alan bir hastalık olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Kaçkar, “Belirtileri birçok virüs hastalığına benziyor. Bunu ayırt etmek için bazı testlerin yapılması gerekli. Bu virüse bağlı antijen ve antikor dediğimiz spesifik elemanların fark edilmesi ya da tespit edilmesiyle virüsü tanıyabiliyoruz. Her ateşli hastada eboladan mı şüphelenmeliyiz? Her yurtdışına gitmiş kimsede böyle bir telaş olmalı mı? Aslında bu Afrika’dan köken alan bir hastalık. Kişinin özellikle son 21 günde Batı Afrika ülkelerine bir seyahat öyküsü veya oraya gitmiş biriyle teması yoksa bu ateş nedeni başka bir hastalıkla ilişkilidir diye düşünmemiz gerekir. Burada en önemli konu, Afrika’ya seyahat ya da Afrika’ya seyahat eden birisi ile temas etmiş olması. Aksi takdirde özellikle son günlerde hacdan gelip ateşle bize başvuran hastalar oluyor, onlar da başka bir viral hastalığa yakalanmış olabiliyor ancak ebola zannedilerek bir kargaşa yaşanabiliyor” ifadelerini kullandı.

“VİRÜS, SEYAHAT ÖYKÜSÜ OLAN HASTALARDAN ALINAN KAN ÖRNEKLERİYLE TESPİT EDİLEBİLİYOR”

Ebola virüsünün henüz spesifik bir tedavisi bulunmadığını dile getiren Uzm. Dr. Kaçkar, “Hastalığın belirtileri pek çok hastalıkla benzer olduğu için seyahat öyküsü olanlardan alınan kan örneklerinden tespit edilebiliyor. Bu hastalık birçok tedavi yaklaşımları olmakla birlikte çok spesifik bilinen bir tedavisi yok. Tedavi çalışmaları ve denemeleri var. Fakat kesin başarı elde edilmiş bir güncel tedavisi yok. Ancak hastalık organ yetmezlikleri ile seyretiği için ona yönelik müdahale etmek gerekiyor. Daha önceki ebola kanamalı ateşi dediğimiz hastalıktan farklı olarak bu 2014 salgınından sonra fark edilen vakaların yüzde 50’sinin kanamayla seyrettiği görülmüş, ölüm oranı da yüzde 80’lerden yüzde 50’ler civarında ölüm var. Her iki vakadan birini kaybetmek de çok yüksek bir oran. Bu nedenle bunun yayılmasını mümkün olduğu kadar önlemek. Asla esnek davranmamamız gerekiyor. Ülkeler de bu konuda oldukça titiz. Virüs dış ortamlara, dezenfektanlara, ısıya, ultraviyoleye oldukça duyarlı. Fakat insandan insana geçişi çok kolay olması, bizim için bir dezavantaj oluşturuyor. Bu yüzden koruyucu ekipmanların mutlaka hasta ya da hasta çıkartılarıyla hatta hastanın çevresel yüzeylerle temas etmeden önce hazır hale gelmemiz gerekiyor. Mümkün olduğu kadar hasta ile temas eden personel sayısını minimalize etmemiz gerekiyor. Bu önlemler doğrultusunda bir yol izlememiz gerekir” şeklinde konuştu.

“DOĞRU TANI VE ÖNLEMLERLE DOĞRU MÜCADELE EDİLEBİLİR”

Ebola virüsünün çok dirençli ve zor baş edilen bir virüs olmadığını aktaran Uzm. Dr. Kaçkar, “Virüs aslında çok dirençli, zor baş edilen bir virüs olmamakla birlikte, insandan insana kolay bulaşıyor olmasıyla, hastalık oluştuktan sonra ölümcül seyretmesi ve ağırlık seyretmesi itibariyle herkesin şuan korktuğu bir virüs ama biz koruyucu önlemleri standartlara uygun yaparsak bir sorun yaşamamamız gerekir. Doğru tanıyıp, hastadan şüphelenip, sonrasında gereken önlemleri alarak doğru mücadele edebiliriz” diye belirtti.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.