Sivilce Her Yaşın Problemi

Akne, halk arasındaki deyimiyle sivilcenin önemli bir cilt hastalığı olduğuna dikkat çeken Acıbadem Eskişehir Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, sivilcelerin yalnızca ergenlikte değil, ileri yaşlarda da görülebildiğini...

Sivilce Her Yaşın Problemi

banner390
Akne, halk arasındaki deyimiyle sivilcenin önemli bir cilt hastalığı olduğuna dikkat çeken Acıbadem Eskişehir Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, sivilcelerin yalnızca ergenlikte değil, ileri yaşlarda da görülebildiğini söyledi.

Sivilce sıklıkla 13-14 yaşındaki ergenlik döneminde görülse de ileri yaşlarda da sivilcelere rastlanabildiğini dile getiren Dr. Sağlam, “İleri yaşlarda bu cilt hastalığı ile karşılaşıldığında doktora başvurulsa da ergenlik döneminde, bu dönemin normal belirtisi kabul edilip doktora başvurulmamaktadır” dedi. Dr. Hülya Sağlam önemli bir estetik problemi olan hatta zaman zaman ciddi sağlık problemlerine, kalıcı izlere yol açabilen sivilcelerin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini vurguladı.

AKNE NEDİR

Akneyi bireylerin yüzde 85’inin yaşam boyunca az veya çok sayıda karşılaştıkları halk arasında “sivilce’’ olarak bilinen bir cilt hastalığı olarak tanımlayan Dr. Hülya Sağlam, “Akne, kıl folikülü ve buna bağlı yağ bezlerinin inflamasyonu sonucu oluşan komedon, papül, püstül, nodul ve skar (iz) bırakabilen kronik bir hastalıktır. Sıklıkla yüzde, burun kenarında, alında, çenede, yanaklarda, omuzlarda, göğüste, sırtta ve saçlı deride görülür” diye konuştu.

AKNE NASIL OLUŞUR

Akne oluşumunun birçok sebebi olduğuna değinen Dr. Sağlam, bunları şöyle açıkladı:

“Örneğin, androjen hormonlarının yüksek oluşu veya bireyin bu hormonlara aşırı duyarlılığı (reseptör fazlalığı) akne oluşumuna neden olmaktadır. Bu durum sebase yağ bezlerinde yağ salgısının artmasıyla folikülde aşırı keratin sentezi ve sebum birikmesi sonucu, folikül ağzının tıkanması ile oluşur. Klinikte açık komedon dediğimiz toplu iğne başı büyüklüğünde beyaz kabarmalar, sonrasında ise kızarıklıklar ve kabarıklıklar oluşur. Daha şiddetli akne nodül ve kistik yapılar görülür”

HASTALIĞI NELER TETİKLİYOR

Hastalığın; kalıtsal, hormonal ve çevresel faktörlerden tetiklendiğini ifade eden Sağlam şunları söyledi:

“Çevresel faktörler arasında beslenme, hijyen, spor, aşırı terleme, nemli ortam sayılabilir. Birçok hastalıkta olduğu gibi stres de vücutta kortizon salınımına neden olarak akne oluşumuna yol açar. Genetik olarak yağlı bir cilde sahip bir kişi, aşırı fast food tüketimiyle birlikte çikolata, cips gibi yağlı gıdalarla beslendiği takdirde sivilcelerinde artış gözlenir. Erişkin dönemlerde akne problemi yaşayan kadınlar mutlaka hormon tetkiklerini yaptırmalıdırlar çünkü bu tür aknelerin oluşumunun hormonlara bağlı olması yüksek olasılıktadır. Polikistik over sendromlu kadınlarda akne, tüylenme ile görülür. Bu tarz bir akne problemi yaşayanlar mutlaka Deri Hastalıkları Uzman Doktoru kontrolünde tedaviye başlamalıdırlar.”

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Sağlam akne tedavi yönetimlerini ise şöyle sıraladı:

“Akne tedavisi, bazen aylarca, bazen de yıllarca sürebilir. Tedavi uzun süreceği için hasta uyumu çok önemlidir. Her hastaya, kişiye özel tedavi uygulanılmalıdır. Hafif, orta ve şiddetli sivilcelerin tedavi seçenekleri birbirinden farklıdır. Hemen hemen hepsinde de medikal ilaçların yanı sıra dermo-kozmetik ürünlerin kullanımının yeri vardır. Beraberinde kurallarına uygun yapılan cilt bakımları kimyasal ve karbon peeling gibi işlemlerle hastaların kısa sürede sivilce problemleri kontrol altına alınması mümkündür.”

FRAKSİYONEL LAZER

1996 yılından beri güvenle kullanılan fraksiyonel lazerlerin, kozmetik dermatolojide kullanımının son yıllarda giderek arttığına dikkat çeken Sağlam, “Bu lazer sistemi, cilde uygulandığında cildin bir bölümünü etkilerken, diğer alanlar sağlam kalır. Yani uygulamadan etkilenen alanda, ciltte kontrollü hasar oluşturulur. Geri kalan sağlam cilt dokusu, kısa zamanda hasarlanan alanı onarır. Her seansta yaklaşık yüzde 20 kadar cilde etki edildiğinden fraksiyonel lazer adı verilmiştir” ifadelerini kullandı.

Uygulama sonrası, bir yıl boyunca kolajen oluşumunun devam ettiğini aktaran Sağlam, “Dolayısıyla yöntemin, göz ve dudak çevresindeki yüzeysel ve ince kırışıklıkların yansıra, çok derin kırışıklıkların tedavisinde bile etkili olabilmektedir. Ayrıca leke tedavisinde ve akne izlerinin yok edilmesinde, gözeneklerin sıkılaştırılmasında kullanılmaktadır. Deri renginde açılma, canlanma, parlaklık sağlar ve ton farklılıklarını düzenler. Yara, yanık, jilet ve cerrahi izlerin giderilmesinde tüm dünyada yaygın kullanım alanı bulmuştur” şeklinde konuştu.

YAZ AYLARINDA ERTELENMELİ

Cilt yenilemenin genellikle 3-5 seans gerektirdiğini aktaran Sağlam, şöyle konuştu:

“Tedavi edici etkileri 6 ay ile 1 yıl arasında devam eder. 3-4 haftada bir tekrarlanır. Seanslar ortalama 15-20 dakika sürer. Uygulama sonrası ilk 24 saat yüzde kızarıklık ve yanma hissi olsa da nemlendirici kremlerle geçmektedir. Nadiren yüzeysel kabuklar görülebilir, bu kabuklanmalar iz bırakmadan en geç 3-5 gün içinde iyileşir. İlk gün yüzün yıkanmaması, 3 gün içinde de makyaj yapılmaması önerilmektedir. Uygulama sonrası yüksek faktörlü güneş koruyucular kullanılmalıdır. Yaz aylarında, güneşten korunma tam yapılamayacağı düşünülerek, tedaviler ertelenmelidir."

NORMALDEN 200 KAT DAHA FAZLA EMİLİYOR

Dermaroller yöntemi hakkında da bilgi veren Sağlam, şunları kaydetti:

“Uygulamada, silindirik bir tamburun üzerine dizilmiş son derece ince ve özel olarak hazırlanmış 200 kadar çelik iğneden oluşan bir cihaz ile ya da dermapen olarak bilinen çok sayıda atış yapan bir cihaz yardımı ile deride çok sayıda gözle görülmeyecek delikler açarak, derinin kendi onarımını sağlayan trombositler yardımıyla tetiklenmesi amaçlanmaktadır. İşlem sonrasında hastanın şikayetine yönelik belirlenen serum uygulanır. Bu madde içeriği normalden 200 kat daha fazla emilerek etkinliği artırır. Dermaroller, saç kök hücre, leke ve akne izleri tedavilerinde uygulanmaktadır. Akne izleri tedavisi steril ortamda yapıldığında hiçbir sorun teşkil etmeyen son derece etkili ve popüler bir yöntemdir. Kişinin ihtiyacına göre haftada bir ya da ayda bir uygulanabilir. İşlem sonrası hafif bir kızarıklık olup ertesi gün okula işe dönülebilir. Ayda bir 4-8 seans uygulanır.”

KİMYASAL PEELİNG VE KARBON PEELİNG

Kimyasal ve karbon peeling işleminin akne tedavisinde etkili ve güvenli yöntemlerden biri olduğunu hatırlatan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, “Hafif bir kızarıklık dışında, yara ve kabuklanma olmadan akne sorununun çözümünde, tedaviye destek sağlar” dedi. Karbon peeling işlemi ile yağ bezlerinde yağ salınımının azaltıldığını kaydeden Sağlam, “Hem ağrısız, hem de kalıcı olan bu işlem sayesinde, ısı etkisi ile akneye neden olan bakterilerin ortadan kaldırılması, gözeneklerin daraltılması, kolajen dokunun canlandırılması, cildin yenilenmesi mümkündür. Yaş, cinsiyet gözetmeksizin herkes için uygulanabilen bu yöntem, ortalama yarım saat sürmektedir. Ağrı ve sızıya yol açmayan, enjeksiyonsuz yapılan yöntemin uygulama sayısı, ciltteki soruna göre en az 1, en fazla 10 seanstır. Ayrıca yapılan işlem sonucunda günlük yaşama hemen dönmek mümkündür” diye konuştu.

KISA SÜREDE ORTADAN KALKIYOR

Her cilt tipinde uygulanabilen karbon peeling hakkında da bilgi veren Sağlam sözlerini şöyle sürdürdü:

“Karbon peeling, güneşin bıraktığı lekeleri, ciltteki akneleri, sivilce izlerini, cildin eskiyen kolajen tabakasını, çevresel ve genetik pek çok faktörün olumsuz etkilerini çok kısa sürede ortadan kaldırmakta ve tek uygulama sonrasında dahi cilde parlaklık kazandırabilmektedir. Meyve asitleri kullanılarak gerçekleştirilen bu işlem, cildin yıpranmış tazeliğini ve parlaklığını kaybetmiş üst tabakasının soyularak dökülmesi sağlar. Böylece daha canlı, daha sağlıklı yeni bir tabaka ortaya çıkar. Sağlıklı sonuç alınabilmesi için işlem ayda bir ila dört seans kadar uygulanabilir.”

İLAÇ TEDAVİSİ

Dr. Sağlam, ilaç tedavisi ile ilgili ise şu bilgileri verdi:

“Retinoidler, şiddetli aknelerde ancak Deri Hastalıkları Uzman Doktoru kontrolünde kullanılabilen ağızdan alınan bir ilaçtır. A vitamini olan bu ilaçta en sık karşılaştığımız sorun cilt ve özellikle de dudak, burun ve göz mukozalarındaki kuruluktur. Bu hastalarda belli dönemlerde kan kontrolü yapılarak karaciğer fonksiyonları değerlendirilmelidir. Bu ilaca bağlı yan etkileri azaltmak için kişiye uygun dudak koruyucu kremler ile yüz için bakım kremleri kullanılmalıdır. Aynı zamanda tüm akne hastalarında olduğu gibi akne izlerinin artmaması, güneş lekelerinin oluşmaması ve hassaslaşan cildin mutlaka cilt tipine uygun yağ içermeyen güneş koruyucuları ile UV ışınlarından korunması sağlanmalıdır.”


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.